17 Nisan, 2026 09:39:10 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Gabriela Black

Sayfa: [1]
1
Mag Mell - Bar / Geleceğe Dair
« : 14 Ağustos, 2022 14:40:01 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Hayatı bugüne kadar hiç bu kadar sıradan olmamıştı. Kendini hayal edebileceği son noktataydı. Bir işi vardı, bir ailesi, sorumluluğunda olan üç çocuk... Aslında bakıldığında herkesin hayalini düşlediği, sıradan, mutlu bir yaşam tablosu gibi görünüyordu. Gabriela'nın ise istediği son şeydi herkesin düşledikleri. Hogwarts'tan mezun olurken sıradan bir hayat yaşamamaya yemin etmişti. O ana kadar tüm hayatı sıradandı zaten. Kardeşlerinin gölgesinde büyümüş silik bir karakter...
Her şeyi değiştireceğine dair kendisine bir takım sözler vermişti. Fakat hayat onu yine belli başlı sorumlulukların altına itmişti zorla. Yiğenlerini her şeyden çok sevmeseydi belki işler biraz daha kolay olabilirdi ama onların sorumluluklarını üstlenmek zorunda hissediyordu kendini. Bu da onu istemediği hayata sürüklüyordu. Sadece işine ve eve odaklanmış, son zamanlarında kendine bile vakit ayırmıyordu bu genç yaşında. Pek arkadaşı kalmamıştı çevresinde. Abisi ile de sık konuşmuyorlardı bu aralar. Evde yalnızlığında boğulmaktansa, bunu dışarıda yapmayı tercih ederek kendini dışarıya attı.

 Daha önceden çok değerli bir dostu ile birlikte gelmişlerdi Mag Mell'e. Bakanlıkta çalışmaya yeni başlamışlardı o sıralar. Sarı saçlı, beyaz tenli güzel bir kızdı İsabelle. İkisi de gençliğin verdiği ateş ile kıpır kıpır ve heyecanlılardı. Seherbaz olmak ikisininde hayallerini süslemişti öğrencilik yıllarından beri. İsabelle2e baktığında Gabriela aynaya bakıyormuş gibi hissediyordu. Hayalleri, hedefleri, ideolojileri aynıydı. Yaşam tarzları birbirine benziyordu. Görevlerine olan aşkları da onları birbirine bağlayan en büyük etkendi. Buraya sık sık gelir, birlikte vakit geçirirlerdi. Fakat İsabelle'de gizemli bir hava vardı her zaman. Her zaman her şeyi anlatmadığı çok kesindi. Son zamanlarda ortadan kaybolmaya başlamıştı ara sıra. Gabriela ile bir araya geldiğinde ise hiçbir şey anlatmamayı tercih ediyordu. Fakat Gabriela onun yüzündeki korku ifadesini sezebiliyordu. O neşe dolu İsabelle'in yerini endişeli biri almıştı artık. Son günlerde başka ülkelerden söz etmeye başlamıştı sıkça. Buradan uzaklaşmak ve başka bir yerde hayata başlama fikri Gabriela'nın kafasındaki İsabelle'den, yani eski İsabelle'den çok uzaktı. Bundan bir hafta sonra da tamamen ortadan kaybolmuştu. Gabriela onu bulmak için çok çabalasa da İsabelle artık hiç var olmamış gibiydi. Asasını bile geride bırakan İsabelle'e ne olduğunu hiçbir zaman bilemedi. Gabriela da ne zaman kötü hissetse Mag Mell'e gelir, eski günleri hatırlayarak onu anardı.

İçeri girdiğinde dikkat çekici güzelliğinden olsa gerek birkaç göz üzerine yapıştı. Etrafına bakıp boş bir yere oturdu. Kafası pek yerinde değildi. Bakışları oldukça boştu. "Ya gördün mü İsabelle, güya iz bırakacak büyük işler yapacaktık," dedi kendi kendine, sinir bozucu bir ses tonuyla. Buraya gelmeden önce ateş viskisini biraz kaçırmıştı. Gabriela'nın alkol eşiğinin pek iyi olduğu söylenemezdi. Uzun boylu zayıf bir adam yanına kibarca yaklaştığında, "Her zamankinden Freddy" dediği an adam başını tamam anlamında sallayarak oradan uzaklaştı. Gabriela ise başını öne eğerek gözlerini kapadı ve düşüncelerinden arınmaya, kendini rahatlatmaya çalıştı. 

2
Black Malikanesi / Geçmişin izleri
« : 02 Ağustos, 2022 01:47:45 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Zaman her şeyi ilacıdır diye bir söylem alıp başını gitmiş, herkesi de inandırmış kendisine. Gerçekten de söz ettikleri gibi zaman iyi gelir mi her şeye? Unutturur mu insana acılarını, sarar mı yaralarını? Yoksa her şey ilk gün ki derinliğinde, sadece hissi uyuşturucu etkisi yaratıyor gibi, alışmamızı mı sağlıyor? Küçükken her şey insana oyun gibi gelir. Sabırsızsındır, elinde olsa zamanı ileri almak istersin. Büyümek istersin, büyüdüğünde her şeye karar vereceğini, her şeye hükmedebileceğini düşünürsün çünkü. Fikirlerinin saygı göreceğini, dikkate alınacağını, her şeyin daha kolay olacağını...
Halbuki zaman geçtikçe anlıyorsun ki sabırsızlanarak yıllarını boşa harcamışsın. Zaman geçtikçe hislerin ağırlaşmış, yük olmuş kendine. Gerçekler ile yüzleşmişsin, alışmışsın onun tatlı acısına. Zaman dedikleri gibi ilacı mıdır her şeyin gerçekten? Yoksa değerini bilmediğimiz, ellerimizden kayıp giden, sürekli boşa harcadığımız ve yüzümüzdeki çizgiler sayesinde yaşadıklarımızı bize unutturmayan bir lanet midir?

Nora'nın ölümü Feanor'u yıkmasının yanı sıra Gabriela'yı da derinden yaralamıştı. Nora'ya gerçekten değer veriyordu ama yeğenlerinin annesiz büyümesinin doğurduğu acı gerçek Gabriela'nın daha da canını yakıyordu. Onlara karşı duyduğu sevgi hiçbir şey ile ölçüşemezdi. Nora'nın öldüğü gün kendine bir söz vermişti Gabriela, yeğenlerine annelerinin yokluğunu hissettirmemek için elinden geleni yapacaktı. Bu yüzden dönmüştü Black Malikanesine, bir daha geri dönmeyi düşünmediği o eve. Neden istemiyordu ki geri dönmek? Halbuki oldukça mutlu bir çocukluk geçirmişti, güzel günleri olmuştu burada. Annesi ve babasının göz bebeğiydi. Fakat Gabriela bir yetişkin olup evden ayrıldığında anladı, özgürlüğü tattı. Anladı ki kendi hayatını yaşamıyor, kendi kararlarını vermiyormuş bu evde. Küçükken deli gibi rol model aldığı ablası Alissa'nın gölgesinde yaşamış aslında. Onun gibi davranmış, onun eskilerini giymiş, onun oyuncakları ile oynamıştı. Saçını bile annesi onun gibi yapıyordu. Bu durumdan oldukça memnundu o zamanlar. Ablasına aşıktı çünkü. Fakat zamanla fark etmişti aslında onu takip eden bir gölge olduğunu. Slytherin yerine Gryffindor'a seçildiğinde başlamıştı ufaktan bunu fark etmeye. Çünkü kendini bulmaya başlamıştı. Alissa ile farklılıkları göz önüne geldikçe anlamıştı ki Gabriela'nın da bir kişiliği, karakteri, kendine ait zevkleri, yetenekleri vardı. Okul bittiğinde evden ayrılarak kendini bulmaya ve keşfetmeye devam etti. Ablası ile sorunu yoktu, onu yine de çok seviyordu ama sonunda anlamıştı ki o Gabriela'ydı. Kendisi gibi olacak ve kendi fikirlerini yaşatacaktı. Ama gelmişti yine işte odasına. Alissa'nın eski nevresimlerinin serili olduğu yatağına oturmuş, iç çekerek etrafı inceliyordu.   

 Yatağından kalktı ve odasında volta atmaya başladı. Dolabına bir göz gezdirdi. En azından içinde artık kendi kıyafetleri vardı, Alissa'nın eskileri değil. Eh bu da bir şeydir değil mi? Tam o sırada masasının ilk çekmecesinin aralık olduğunu fark etti. Çekmeceyi açtığında içinde günlüğü olduğunu hatırladı. Yüzünde acı bir tebessüm oluştu. Uzun zamandır okumamıştı yazdıklarını. Günlüğü eline aldı ve çiçek işlemeli pembe nevresimine oturdu yavaşça günlüğün kapağını açarken. Yedi yaşındayken başlamıştı yazmaya. Eğri büğrü yazısını kendisi bile zar zor okuyordu. Gerçi yazısı hala güzel sayılmazdı. Günlüğün bazı sayfalarına  Slytherin arması çizmişti. Hogwarts'a gittiğinde Alissa gibi Slytherin'e seçilmek onun hayaliydi. Gabriela bunlara bakarken kendi ile dalga geçermiş gibi bir gülümseme takındı. Sayfaları çevirdikçe anıları gözünün önünde canlanıyordu. Rastgele seçtiği bir sayfada durdu. On yaşında yazdığı bir anı, merak etti ve okumaya başladı.
"Sevgili Günlük,
Uzun zamandır kardeşlerimi göremiyorum. Hepsi mesleklerini eline almış yetişkin insanlar oldular. Ben ise hala Hogwarts kabul mektubunu bekliyorum. Onlara gerçekten çok özeniyorum. Bir yıl sonra Hogwarts'a ayak bastığımdan itibaren onlar gibi olmak için elimden gelen her şeyi yapacağım. Umarım Alissa'nın izinden gidebilirim. Benimle gurur duymasını istiyorum. Umarım bunu başarabilirim. Ben de onlardan biri olmak istiyorum. Belki böylelikle aramızdaki yaş farkı çok sorun olmaz ve daha iyi arkadaş olabiliriz. Belki bu şekilde beni görmezden gelmezler."

Gabriela bu cümleden sonra birden duraksadı. Abilerinden ve ablasından yaşça küçük olması aslında fark edilmeden dışlanmasına sebep olmuştu. Gerçekten de kimse bunun farkında değildi. O küçük anlamaz, o daha küçük bunları bilmemeli, hayır Gabriela gelemez o henüz küçük tarzı cümleler birden kulaklarında yankılanmıştı. Hafiften gözleri dolmuş, ağlamamak için dudaklarını ısırıyordu. Dikkatini daha fazla dağıtmamak için okumaya devam etti,
"Neyse ki özlemimiz son buluyor. Bu akşam ailecek akşam yemeği yiyeceğiz. Annem beni özenle giydirdi ve saçlarımı ördü. Onlara tüm öğrendiklerimi anlatacağım ve Hogwarts hakkında bana tavsiyeler vermelerini isteyeceğim ilk defa. Ben de onların maceralarını can kulağıyla dinleyeceğim. İple çekiyorum."

Okumayı orada bıraktı ve sayfaları çevirmeye devam etti. Zaman ne çabuk geçmişti. Göz açıp kapamış ve bir anda yirmi yedi yaşına gelmişti sanki. Sanıyordu ki büyüdüğünde zaman ona iyi davranacaktı. Halbuki zaman geçtikçe fark etmişti her şeyi. Her şeyin ağırlığını hissediyordu zamanla. Yine de kendini bulmuştu bu zaman içerisinde. Biraz geç olsa da başarmıştı bunu.
Belki de bu şekilde büyümesi gerekiyordu. Bunu tecrübe etmesi gerekiyordu. Çünkü şimdi yeğenlerinin sorumluluğunu üstlenmişti. Bu sayede onların bu şekilde büyümesine izin vermeyecekti. Onların son derece öz güvenli, kendilerinden emin, kendi fikirlerini ortaya koyabilecek ve kendi kararlarını alabilecek, aklı başında bireyler olarak yetişmeleri için elinden geleni yapacaktı.
"Her şeye rağmen, iyi ki yeniden buradayım." dedi tebessümle ve günlüğün sayfalarını karıştırarak anılarına dalmaya devam etti. 

3
Avatar & İmza / Ynt: Avatar Kayıtları
« : 01 Ağustos, 2022 02:13:36 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Gabriela Black- Megan Fox

4
Yetişkin Karakter Başvuruları / Gabriela Black
« : 01 Ağustos, 2022 02:08:09 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakter Başvuru Formu

Karakterin Adı ve Soyadı: Gabriela Black

Karakterin Yaşı:27

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Başarıya takıntılı ve hırslı olmasının yanı sıra yardımsever ve paylaşımcı bir karaktere sahiptir. Oldukça arkadaş canlısı, sevecen, haylaz ve güler yüzlüdür. Dik başlı olması başına her zaman bir bela getirir. Kendi bildiğini okur ve kimseyi dinlemez. Sevdiklerine karşı zaafı vardır. 

Karakterin Kısaca Geçmişi:1839 yılında plansız bir şekilde dünyaya gelen Gabriela Black dördüncü çocuk olarak ailenin en küçüğü idi. Bu sürpriz bebek Lord ve Leydi Black'i oldukça memnun etse de, Gabriela abileri ve ablası ile olan yaş farkından dolayı onlar ile uzun bir süre uyum sorunu yaşamıştı. Fakat Gabriela pek belli etmese de onları her zaman kendine rol model almıştı. Onları görmek için yaz tatillerini iple çekmiş, anne ve babalarına Hogwarts'ta ki deneyimlerini anlatırken onları can kulağı ile dinlemiş ve içten içe onlara her zaman hayranlık duymuştu. Özellikle ondan 12 yaş büyük olan ablası Alissa'ya hayrandı. Onun gibi konuşur onun gibi davranırdı. Onun kocaman Slytherin cüppesini giyip içinde kaybolurdu. O kadar mutlu olurdu ki cüppe büyük olduğu için sürekli takılıp düşse de yüzü gülerdi. Tabi Alissa cüppelerinin çabuk eskimesinden şikayetçi olsa da kız kardeşi çok küçük olduğu için sesini çıkarmamaya çalışırdı.

Gabriela 11 yaşına kadar Hogwarts mektubunun gelmesinin hayalini kurarak büyüdü ve abisi Feanor'un aksine Alissa gibi Slytherin'e seçilmek istiyordu. Kabul mektubu geldiğinde tüm aile Gabriela ile gurur duymuştu. Gabriela kardeşleri ile birlikte okula gitmeyi çok isterdi fakat hepsi çoktan mezun olmuş ve mesleklerini eline alan yetişkin insanlar olmuşlardı. Fakat sonunda Gabriela da her yaz tatilinde eve dönüp tüm ailesine heyecanla anlatabileceği anılar biriktirebilecekti.

Seçmen şapka başına yerleştirildiğinde Gabriela Slytherin diye iç çekerken, şapkanın bunu ısrarla reddettiğini duyması ile Gryiffindor demesi bir olmuştu. O an neye uğradığını şaşırmış bir şekilde Gryffindor masasına doğru ilerledi ve oturduğunda tüm hayallerinin bir anda yerle bir olduğunu farketti. O yaz tatillerinde Alissa'yı dinleyerek büyümüş ve onun gibi olma hayali ile yanıp tutuşmuşken kendini Gryffindor'da bulmuştu. Okuldaki ilk bir ayı bu sebepten ötürü korkunç geçse de sonrasında James, İsabella ve Sam ile kurduğu arkadaşlık sayesinde binasını sevmeye başlamış ve gittikçe aslında Slytherin için uygun olmadığını, seçmen şapkanın çok doğru bir karar verdiğini farketmişti. Derslerinde çok başarılı olduğu kadar oldukça da yaramaz bir kızdı. Şakacı yanını abisi Feanor'dan almış olmalıydı ki büyüdükçe ona benziyor ve en çok onunla iyi anlaşıyordu. Akademik olarak Profesörlerin gözdesi olsa da yasak ve kural bilmeyen Gabriela bir yandan da okulun baş belası olmayı başarıyordu.

Yıllar geçtikçe James, İsabella ve Sam ile aralarında çok güçlü bir arkadaşlık bağı oluşmuştu. Fakat Gabriela James'e karşı farklı hissediyordu. James'in 5. yılda kız arkadaşının olması üzerine ona hiçbir zaman duygularını açıklamamaya karar verdi. Mezun olduklarında İsabella ve Sam ile yolları ayrılsa da James ve Gabriela Seherbaz oldu. Mesleğinde başarılı bir yol çizerken kendi ayakları üstünde durabildiğini de kanıtlamak için ailesinden ayrı yaşamaya başladı. James'e olan duygularını da derinlere gömmüş, artık ona sadece arkadaş gözüyle bakıyordu. Hayattaki en güzel duygunun aşk olduğuna inanıyordu ta ki abisi Feanor'un çocukları olana kadar. Yeğenleri Gabriela için çok değerli bir konumdaydı. Yaşının da diğer kardeşlerine göre daha küçük olmasından dolayı çocuklar ile daha iyi bir iletişim kurabiliyordu. Acı da olsa Feanor'un eşini kaybetmesi onları daha da yakınlaştırmıştı. Gabriela abisine destek olmak amacıyla büyüdüğü Black malikanesine geri dönmüş, tekrardan ailesi ile birlikte yaşamaya başladı.   


İstediğiniz Meslek: Seherbaz

Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip: Matushka Üçüncü Enternasyonel

Büyü Yatkınlıkları
  • Biçim Değiştirme Gücü:8
  • Lanet Gücü:13
  • Tılsım Gücü:10
  • İksir Gücü:3

Örnek RP: [spoiler] Dönemin açılmasına birkaç gün kalmıştı. Gabriela heyecanlıydı fakat bir o kadar da tedirgindi. Bu yıl pek sakin geçmeyecek gibi geliyordu ona. Son olan olaylardan sonra uzun bir süre sakinlik hakim olsa da Gabriela bu olay çıkaran gurubun tekrardan gün yüzüne çıkacağını hissedebiliyordu. Kimse ciddiye almasa da Gabriela için tüm bunlar başlangıçtı. Dönem başlamadan önce Gabriela Hogwarts’ı her türlü saldırıya karşı koruma altına almak istiyordu. Bu sebeple ilk olarak sihir bakanını ziyaret edecekti. Pek iç açıcı bir konuşma olmayacağını biliyordu ama yine de müdire olarak dönem açılmadan önce bakan ile bir görüşme gerçekleştirmesi gerektiğini biliyordu. Tam cisimlenmek için hazırlanırken ofisin penceresinde bir baykuş belirmişti. Gabriela yavaşça yaklaştığında annesinin baykuşu olduğunu anladı. Babası öldükten sonra tüm Silverwand ailesi,  küçük abisi Jackson’ın yanına, Amerika’ya taşınmıştı. Orada kendilerine her şeyden uzak, yeni bir hayat kurmaya karar vermişlerdi. Gabriela hariç. Gabriela zorluklardan kaçan biri değildi. Ayrıca tam bakanlık tarafından müdire olarak atandığı sırada burayı terk edemezdi. Üstelik onu burada tutan biri vardı. Baykuşun bileğindeki parşömeni alıp açtı. Annesinin inci gibi yazısıydı.
Sevgili kızım,
Yeni dönemin açılmasına az kaldı. Şimdiden başarılı bir yıl geçirmeni diliyorum. Burada olmanı çok isterdim. William İlvermorny’de Quidditch dersleri vermeye başladı. Sana bunun haberini vermek istedik. Anthony ise MACUSA’da baş seherbaz olarak göreve başladı. Biz iyiyiz, merak etme. Umarım sen de kararından pişman olmazsın güzel kızım. Orada olan saldırılardan haberim var. Lütfen buraya gelmeyi yine de bir düşün. Hiçbir şey için geç değil. Seni çok seven annen,
İsabelle Silverwand
Gabriela okuduktan sonra büyük bir nefes verdi. Annesi sürekli olarak onu ikna etmeye çalışıyordu ve bundan vazgeçmeyecek gibiydi. Abileri için oldukça mutlu olmuştu. ”Bunda döndüğümde cevap veririm,” dedi kendi kendine. Baykuşu içeri alıp pencereyi kapattı. Mektubu da masanın üzerine bıraktı ve bakanlığa gitmek için cisimlendi.

Günler sonra Hogwarts’a geri cisimlenmişti. Bakan ile yaptığı konuşmadan pek tatmin olmamış, Kegan ile yaptığı görüşmenin yarıda kesilmesinden de pek haz etmemişti. Sonrasında Londra’daki evine uğramış ve dönem başlamadan önce biraz kafa dinlemenin iyi olacağını düşünerek kendini birkaç gün eve kapatmıştı. Ofisine cisimlendiğinde kendini yeni döneme tamamen hazır hissediyordu. Fakat döndüğü zaman annesine yazacağı cevap mektubu geldi aklına. Gabriela’nın annesi İsabelle onu sürekli yanına gelmesi için ikna etmeye çalışıyordu. Gabriela bu durumdan oldukça sıkılmıştı. Fakat sonuçta annesiydi, onu kırmak da istemiyordu. Derin bir nefes vererek masasının başına oturdu. Tüy kalemi eline alıp yazmaya başladı.
’Sevgili annem,
İyi dileklerin için teşekkür ederim. Abilerim adına da çok sevindim. Başarılarının devamını diliyorum. Sen de kendine dikkat et, umarım iyisindir. Beni düşünme, ben oldukça iyiyim. Burada önemli bir görevim var ve sonuna kadar da yapmaya hazırım. Belki tatilde bir sürpriz yapabilirim size. Kendinize iyi bakın. Sizi seviyorum.
Sevgiler,’
Mektubu tamamladıktan sonra rulo haline getirerek annesinin baykuşunun bacağına bağladı. Sonrasında onu pencereye çıkardı ve ardından gidişini izledi. Üzerinden büyük bir yük kalkmış gibi hissediyordu. Sonrasında tekrar masa başına oturup yeni dönem için yapılması gereken işlere odaklandı.
[/spoiler]

Sayfa: [1]