Büyücedünya RPG

İngiltere Büyücedünyası => Hogwarts Giriş Katı => Hogwarts => Büyük Salon => Konuyu başlatan: Diana Destinee - 06 Ağustos, 2022 23:44:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866

Başlık: Kaos İkilisi
Gönderen: Diana Destinee - 06 Ağustos, 2022 23:44:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Sohbahardı. Hogwarts'ta geçirdiği beşinci yılı hepi topu 7 hafta önce başlamıştı. Hava henüz tam anlamıyla soğumamıştı ve insanı yalnızca gökyüzünün tepesindeyken incecik savurmaya yetiyordu, o kadar. Yaklaşık on dakika öncesinde güçlenmeye başlayan bacaklarını süpürgesinden çekmişti. Geçirdiği üç sene boyunca müsabakalara katılmayıp seyirci kitlesinin arasına sinmeyi tercih etse de beşinci sınıfın kaynayan kanı onu ittiren bir güç olarak sahalara sürüklemişti.

Bacakları, üzerinde durduğu süpürgeyi sıkmaktan olsa gerek bir ipliği andıran kasılmalarla sızladığı sırada bileğindeki tokayı saçlarına geçirmekle meşguldü Diana. Ensesindeki saç telleri sırılsıklam olmuş, şakaklarından inen tutamlar suratına yapışmak konusunda çekince duymamıştı. Beş tur boyunca sürekli birilerini takip edip ellerindeki topları kapmaya çalışmak en azından bu cadı için fazlasıyla yorucu olmuştu. Hatta öyle ki bir anlığına öylece çıldırmış, aslen bir çingene gibi olduğu yerde coşkuyla bağrınmaya başlamıştı. "Ver şu topu be!" diye çemkirmişti Slytherin öğrencisi bir kızın suratına. "Elimden alıp kaçmaya çalışıyorsun, görmüyorum sanma!"

En nihayetinde tüm bu koşuşturmacalar sona erdiğinde süpürgeyi çimenlerin üzerinde sürüklerken dudaklarını büzdü. Peşinden koşup Adrian'ın formasını çekiştirerek büyücüyü yavaşlatmaya çalışırken gözlerini kısarak yanındaki kalabalığa baktı. Pek ala, Slytherin'li bir çok arkadaşı vardı fakat şu an için keyfini ikiye ancak tek durum özellikle de haz etmediği tiplerin damarına basmaktı. Bu, onun için bir fırsattı.

Büyük Salon'a girene dek Adrian'ın kolunu sürekli dürtüklemişti. Bu bir nevi hazılık aşamasıydı. Genç çocuğun kendisine bu bağlamda  destek olacağını biliyordu. Adrian, Diana'dan da daha fazlaydı. Diana işi belki de gurur incitecek boyuta getirmezdi fakat Adrian'ın bu konuda çekince duyacağından şüpheliydi. Adımını koca kapının ardından atar atmaz -biraz da böbürlenme ile kabararak- "Hey millet!" dedi dikkat çekmeye çalışarak. Yavaşça kendi masasına doğru ilerlerken peşin sıra gelen Slytherin grubuna bakarak cümlelerinin devamını getirdi. "Bilin bakalım kimler bugün küçük yılanları yuvalarına soktu?" dedi. Gülerken en azından Diana'yı yakından tanıyanların gönül kırıcı bir gülüş ve tavır takınmadığını bilirlerdi. Onun derdi, işi devamlı çatışmaya çevirenler ve kendisine ipekten bir kumaş sallayanlardı. Bilhassa tam da bu anda sevmediği cadı kızarmış yüzünü ekşiterek suratına yaklaşmaya çalışırken "Sahanın ortasında kuyruğuna basılmış gibi bağıran sendin!" diye düşmanlık bilediğinde yüzü yalnızca birkaç saliseliğine düşmüştü. Saçını lastikten kurtarıp Adrian'ı dürtüklerken "Görüyor musun?" dedi göz devirerek. "Başarısızlığını bana kakalamaya çalışıyor."



*rp out: Başlık konusunda üstün yeteneksiz biri olarak, üzgünüm. Bundan ötürü bu başlık her an revize edilmek üzere hazırlanmıştır efendim.^.^
Başlık: Ynt: 5 Tur ve Geveze İkili
Gönderen: Adrian Hodge Harlow Darkworm - 07 Ağustos, 2022 01:06:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Beş tur boyunca Slytherin sümüklerinin peşinden koşturduğu için suratı kızarmış,saçları sırılsıklam halde soluklanıyordu Adrian. 'Quidditch takımına giren kafan batsın.' diye söylenen iç sesine hak vererek oyuna devam etti. Önceki yıllarda "Quiditch'e girer miydin?" sorusuna dalga geçerek cevap verebilecekken şu an takımda olması kahverengi saçlı için çok trajikomik bir durumdu.

Oyun devam ederken Diana'nın Slytherin bir kıza bağırdığını duyunca istemsizce kıkırdadı. Koskoca Hogwarts'ta kafalarının uyuştuğunu düşündüğü tek kişiydi Diana. Maç bitiminde şatoya ilerlerken bunu düşünüyordu. 'Hızlı hızlı gideyim de yemek yiyeyim' düşüncesiyle koştururken formasının çekilmesiyle yavaşladı. "Sana da merhaba çirkef kız." Sözleriyle maçtaki duruma atıfta bulunurken yüzünde kocaman bir sırıtış vardı. Normal biri olsa dalga geçmek için türlü şeyler söylerdi ama bunu yanındaki kıza yapamıyordu nedense.

'Belki de kafa yapınız uyuştuğu içindir?'

İç sesini duymadan Diana'nın onu dürtüklemeleri ve ağzındaki sinir bozucu melodili ıslığı öttürmesi eşliğinde büyük salona girdiler. Adrian bu dürtüklemelerin 'hazır ol' anlamına geldiğinin çok az da olsa farkındaydı. Diana "Hey millet, bilin bakalım kimler bugün küçük yılanları yuvalarına soktu?" dediğinde yüksek volümlü bir kahkaha atarak "BİZ SOKTUK DEĞİL Mİ ÇOCUKLAR!" diye bağırdı. Adrian bağırdığında gaza gelen diğer takım üyeleri de Slytherin için aşağılayıcı sözler söylemeye başlamışlardı.

O sırada maç sırasında Diana'nın çemkirdiği kız ona laf atınca kaşlarını kaldırdı. Diana ona bir şeyler söyleyince kıza doğru eğildi ve "Gördüm, gördüm. Birileri rezil olmak istiyor." dedi. Dudağındaki sinir bozucu ıslık eşliğinde yemek yiyen bir Hufflepuff'ın yanına gitti ve özür dileyerek tabağını aldı. Çocuk bir şey diyemeden oradan uzaklaştı ve Diana'ya laf atan kızın yanına gitti. Kız ona tip tip bakarken Adrian birden yemeği kızın kafasından aşağı boşalttı.

"Bu daha başlangıç bebeğim, arkadaşıma hiç bulaşmayacaktın."
Başlık: Ynt: Kaos İkilisi
Gönderen: Diana Destinee - 07 Ağustos, 2022 14:08:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Dikkati, karşısındaki yeşil kıyafetin yoğurduğu cadının penceresinden çıkıp Adrian'ın uzaklaşıyor olmasına gittiğinde kaşları çatıldı. Bu mesafe neyse ki epey kısa sürdükten sonra çocuğun elindeki geleneksel İskoç çorbasına baktı. İçerisindeki lahana, küçük et parçaları, pırasa, turp ve havuç rahatlıkla ayırt edilse de küçük yeşil şeyleri ilk bakışta anlamamıştı. Kendilerine biraz daha yaklaşan kaseye dikkat kesildiğinde masadan çatala boca edilen garnitürün birkaç parçasının da çorba suyuna eşlik ettiğini görünce bir adım geriledi. Bu çorbayı inanılmaz büyük bir zevkle içtiği söylenemezdi. Zira yoğun kokusu ve patatesin saldığı nişastası ağzında yoğun bir katman bırakırdı ve Diana bundan hiç hoşlanmazdı. İçmesinin tek sebebi ise sağlıklı olmasıydı.

Adrian'ın hızlı hareketleri ile çorbanın Slytherinli cadının başından aşağıya dökülen senkronizasyonuna baktığında dudaklarını ısırdı. Bu -en azından şu an için- galiba biraz fazla olmuştu. Fakat bu cadının, Carmilla'nın, daha öncesinde pek çok kişinin canını acıttığı düşüncesini kendisine hatırlatmak zorunda kaldı. Bu bir nevi vicdanını perçinlemek sayılırdı.

İkinci sınıftayken barbar bir haydut gibi Carmilla, üç kişilik arkadaş grubunu toplar, yeni gelenlere saldırırdı. Bazı profesörlerden puan kırmak ya da cezaya bırakılmak bir yana, azar dahi işitmezlerdi. Bu tolere edilmenin sonucu her defasında daha çok büyümüştü ve öğrencilerin fobilerini üzerlerine salmak cadının popülaritesini artıran bir numaralı etken olmuştu. Fred, örümcekten mi korkuyor? Şaka dükkanları bunlar için vardı. Cadı yüzünden birkaç öğrenci, karanlık sanatlara karşı savunma ve tılsım derslerinde altlarına işeyerek dersten çıkmak zorunda kalmışlardı.

Çorbanın, cadının kıvrak saçlarından süzülerek yere damlayışına baktı. Yüzünü buruşturarak Adrian'ı dinlerken kıkırdamasını engelleyemedi. Adrian, Carmilla'ya "bebeğim" diyerek mi hitap etmişti yoksa yanlış mı duymuştu? Doğrusu ya, bu genç büyücünün dudaklarının arasından bunu duymak öyle bir ortamda Diana'ya komik gelmişti. Etraftaki gürültünün kalabalığı, çeşitli ses düzeylerindeki kahkaha ve iğrenmeye doğru yol aldığında Carmilla "Sizi pislikler! Mahvedeceğim sizi, göreceksiniz!"  diye tıslarken dudaklarının arasından çıkan kelimeler belli belirsizdi. Saçlarındaki yemek artıklarını temizlerken öfkeyle kükrüyor, yanındakileri de galeyana getirmek için ellerini sağa sola savuruyordu.

Cadıya doğru bir adım attı Diana. Adrian'ı eliyle bir kenara doğru itekleyerek söz hakkı almak istedi. "Şimdiye dek yaptıklarına sayarsın." dedi. "Bu şekilde fena da görünmüyorsun aslında. Yalnızca üzerinde inanılmaz bir koku var Milla. Yemeklerin kokusu bir yana..." dediği sırada gözlerini sol üst çaprazına doğru kaydırdı. "Başarısızlığının kokusu mu demeliydim yoksa?" diyerek dudağını yukarıya doğru kıvırdı. "Ya da seni bu kadar kızdıran şey, aşağılık olarak görmeye çalıştığın insanların seni bir şekilde alt etmeleri mi oldu?" diye sordu. Maçtan -ki yalnızca bir hazırlık maçıydı- on dakika önce tüm ekürilerini yanına toplayan genç cadı, kendilerinin galip oldukları sonuca kendilerini inandırarak Gryffindor takımını manipüle etmeye çalışmıştı. Hatta ilk dakikalar bir cadı ve büyücü Diana'yı quidditch takımındaki toyluğundan vurmaya kalkışarak süpürgelerinin arasına sıkıştırmayı denemişlerdi. Bu yüzdendi Diana'nın en sonunda sabrının taşması, çingenelikle yaftalanması. "Başkasını rezil edeceğim diye düşünmek yerine, bir kendine bak!" dedi uyarı niteliğinde. Adımını tekrardan geriye atıp sırtını dikleştirerek ayakta dikilen kalabalığa baktı. "Siz kendinizi ne sanıyorsunuz? Ucubeler!" Şimdi diğer öğrencilerin bir kısmı da gurur siperliklerini ellerine almış, bağırmaya başlamışlardı; hepsi değil yalnızca Carmilla'nın dört adet ekürisi.

rp out: Geleneksel İskoç Çorbası tarifine Diana mezun olduktan sonra "5 Galleon'a Akşam Yemeği" isimli kitabından ulaşabilirsiniz, belki. Sevgiler. <3
Başlık: Ynt: Kaos İkilisi
Gönderen: Adrian Hodge Harlow Darkworm - 07 Ağustos, 2022 23:14:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Çorbayı kızın kafasından aşağıya döktükten sonra kaseyle bir kez yüzüne vurmuştu. Bu kızı Hogwarts'taki ilk yılından beri tanıyordu ve içindeki şeytana göre bu kız daha fazlasını hak ediyordu, ama bu kadar da ileriye gitmeyecekti. Zevkle kıvırcık saçlı cadıyı süzüyordu.

'Keşke daha önce yapsaymışım.'

Gülmesini engellemek için dudaklarını ısırmaya başladı. Ona kalsa bu cadıyı, ve yandaşlarını, tavanda sallandırır, üzerlerinde hiç beklemedikleri lanetler uygulardı ama bunu yapamıyordu. Bir süre sonra kıvırcık kızın suratına bakmaktan sıkıldı ve etrafa bakmaya başladı. Herkes onlara bakıyor Carmilla'yı işaret edip gülüyordu.

'Tam istediğim gibi.'

 Kahverengi gözleri tekrar küçük yılanı bulunca öfkeden kudurduğunu görmek, Adrian'ın içindeki haylazın daha da kudurmasını sağlıyordu. "Sizi pislikler! Mahvedeceğim sizi, göreceksiniz!" Kıvırcık kızın bu lafları Adrian'ın gülme isteğini daha da arttırmış, engellemeye çalıştığı kahkahasının patlamasına sebep olmuştu. "Sen mi biz-"  Diana eliyle bedenini ittirince lafını kesmek zorunda kaldı.

Yüzünde p*ç sırıtışıyla Diana'nın söyleyeceklerini dinliyordu. Diana'nın laflarını duydukça "OOOOOOOOO" diye bağırarak takımı ve diğer Gryffindor öğrencilerini gaza getirmeye başladı genç çocuk. Adrian'ın bağırışı sayesinde bütün Gryffindor öğrencileri dikkatlerini ona vermiş, gelecek tepkileri bekliyorlardı.

'Aslında daha beterini hak ediyor egolu yılanlar.'

İç sesine hak veriyordu Adrian. Maç öncesi sanki onlar kazanmışçasına laflar edip bütün takımın sinirini bozmuşlardı. Takım kaptanları olmasa Adrian hepsini oracıkta pataklayacağına emindi. "Hazırlık maçında böyle yapan gerçek maçta neler yapar acaba..." diye mırıldandı.

 Gözleri karşılarında dikilen yılan sürüsünde gezindi bir süre dedikleriyle dudağının içini ısırdı. "Hah! Ucube biz miyiz sersemler? Maç başlamadan kazanmış gibi yapan biziz sanki!" Asasını hızla çekip beşine de ayrı ayrı "Slugulus Eructo!" büyüsünü uygulamıştı. Neye uğradığını şaşıran dört yılan birden sülük kusmaya başlayınca Gryffindor öğrencilerine dönerek "HAK ETTİKLERİNİ BULUYORLAR HAHAHAA!" diye bağırdı.

Asasını masadaki yemeklere doğrultarak "Wingardium Leviosa!" büyüsünü yaptı. Havalanan tabaklar ve yüzündeki şeytani sırıtış iyi şeyler olmayacağının göstergesiydi.

"BİLMEM KAÇINCI HOGWARTS GELENEKSEL YEMEK SAVAŞI BAŞLASIN!"

O andan itibaren büyük salon birbirine girmişti.
Başlık: Ynt: Kaos İkilisi
Gönderen: Diana Destinee - 08 Ağustos, 2022 12:20:57 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
"Ucube"lik yakıştırmasının oltalarına takıldıklarında Diana öne doğru bir adım atmak istese de bu adımı Adrian'ın sesiyle kesildi. Genç çocuk kendisinin önüne geçip bilhassa sözünü kesmeseydi, parmakları şimdi karşısındaki Slytherinli çocuğun saçlarına dolanmış olabilirdi. Yaklaşık bir saat önceki yaşanan o kin dolu böbürlenmeyi yanındaki Gryffindorlu karşı takıma yönelttiğinde ise sırtını dikleştirdi. İşlerin bu raddeye gelmesini beklemiyordu ve sonrasını düşünmemişti bile. Onun kafasında kurduğu senaryoya göre, Gryffindor masasındaki ufaklı tefekli birkaç öğrenciyle birlikte bu konunun üzerinde alay edecekler, iki üç gün sonrasında da yaşanan şeyler herkesin anı defterinden silinip gidecekti. Fakat gittikçe kızışan duygu sarmalı, buna pek de müsaade etmedi.

Adrian, yüksek bel pantolonunun cebinden asasını çıkartıp karşısındaki gruba yönelttiğinde onu engellemeyi denedi fakat yeterince hızlı değildi. Karşısındakiler sırayla ağızlarından çirkin birer sümüklü böcek çıkartmaya başladığında yüzünü ekşitip geri adım atmaya yeltendi. Mesafe koyamayacağını anladığında endişeyle karşısındaki kıza baktı. Hayretler içindeydi ve bir hayli kendisinden tiksinmiş görünüyordu. Kızın ağzından üzerine doğru gelen bir sümüklü böceği göğsüyle karşılayan Diana, parmaklarını dudaklarına götürerek öğürdü. "Kes şunu, iğrenç!" derken yüzünü ekşitti. Ayaklarının önü irili ufaklı böceklerle dolarken dizlerinin arkası ahşap sandalyelere değene dek geri adım atmaya çalıştı. Bu ilk vukuattı.

İkinci vukuat ise daha büyüktü. Adrian, yine yarını yokmuş gibi asasını masadaki tabaklara yönelttiğinde saniyeler içinde tümü yer çekiminin zıtlığındaki yerini almıştı. Etrafta uçuşan hayaletler hayretler içerisinde çığlıklar atıyor, "Yüce Merlin aşkına! Hogwarts başımıza yıkılacak!" diyerek sağdan sola uçuşuyorlardı. Birbirlerinin içinden geçiyor, nereye gittiklerinin farkına bile varmadan bazen tabaklara çarpıp ruhlar aleminin git-gelliğine kapılıyorlardı.

Diana normal şartlarda bir yemek savaşına asla hayır demezdi. Fakat bu iki durum, ki özellikle de tabakların şu an havada yolunu kaybetmiş bir baykuş gibi geziniyor olması, onları tamamen haksızlığa sürüklüyordu. "ADRIAN!" diye bağırdı yanındaki çocuğa. Ufak kaos ortamı bir kasırga gibi büyümüş tüm masalara sıçrıyordu. Kimisi bunun sözlü bir tartışmanın devamı niteliğinde olduğunu bilirken kimisi de eğlenebilmek için bu yemek savaşını birilerinin başlatmış olduğunu  düşünüyordu. Diana, kendisinden gittikçe uzaklaşan ve bir orkestra şefi gibi ellerini havaya kaldırıp tabakların hareketini müzikalleştiren büyücüye tekrar seslendi. "ADRIAN! İNDİR ŞUNLARI!" dediği sırada kafasının tepesine yuvarlak bir kase düştü. İçindeki bezelye ve havuç birer top gibi başından aşağıya yuvarlanırken hamurdan yapılmış, tıpkı bir spagettiyi andıran yiyecek saçlarını boyladı. "ADRIIIANNN!" diye bu defa daha güçlü bir şekilde bağırdığında masanın üzerinde, muhtemelen birilerinin üzerinden düşen İskoç yumurtasını -siz ona yumurtalı içli köfte de diyebilirsiniz- avucuna yerleştirip çocuğun kafasının arkasına yapıştırdı. Bir anlığına tüm öfkesi geçip sesi etraftaki gülüşmelere katılarak kıkırdamaya başladı. Kıkırdaması büyüdü, büyük kahkahalara dönüştü. Saçına, tişörtüne, üzerindeki her şeye irili ufaklı, taneli veyahut sulu besinler ulaştığında leş gibi koktuğunun farkındaydı. İşin korkunç yanı, yalnızca kendisi öyle kokmuyordu. Bütün büyük salon, Hogwarts yemekhanesi gibi yemek kokmaya başlamıştı.

Kahkahası kapının dışındaki heybetli görüntüye takılıp, Profesör Marshall'ı gördüğünde söndü, dudaklarını ısırdı. Yüzünde yukarıya doğru bakan çizgiler tek bir hat boyunca düzlükteki yerini aldı. Artık gülümsemiyordu. Elini genç büyücünün sırtına doğru götürdüğünde "Adrian!" diyerek büyük kapıyı göstermeye çalıştı. "Sıçtık biz, sıçtık!" derken onu geriye doğru çekiştirmeye çalışıyordu. Diana, çocuğu öyle kuvvetli savuruyordu ki çocuğun profesörü görüp görmediği bile belirsizdi. "Profesör Marshall geliyor, kaçsana! Acele et biraz!" dediği sırada ayağı yerdeki sümüklü böceklerin salgılarına takıldı ve çocuğun poposunu da üzerine alarak yere düştü. Adrian'ın vücudu altında ezilen etleri bir yana, büyücüyü üzerinden iteklemekle meşguldü. Adrian inanılmaz yavaş hareketlerle anın eğlencesinden kopmaktan kaçınırken bu durum Diana'nın sinirlerini hoplatmıştı. Başları belaya girecekti ve bu büyücü hala asasının bir ucuyla nasıl tabakları havada tutmaya çalışırdı? Öfkeli bir nefesi dışarıya bıraktığında dirseklerinin üzerine doğruldu, çevresindeki gürültü yavaşça azaldığında başını yukarıya kaldırdı. Profesör Marshall, tam da karşısındaydı. Zihninde renkli harflerle bir şimşek ve kelime bulutu çaktı. "İşte şimdi, sıçmanın ta kendisini gördün Diana."