26
« : 07 Haziran, 2022 21:56:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[Npc Cadı - Alessia]
Bir süredir çekingence etrafına bakınarak sadece içiyordu. Bir kenarda kendi kendine gülüşen gençler, bir yanda aynı şekilde büyük ihtimalle geçmişin tatlı nostaljisi hakkında konuşan ihtiyarlar, bir de kendisi gibi kafa dağıtmak adına içenler vardı. Buraya gelme nedenini hatırladı, geçmişi bir kez daha zihnini ele geçirmişti. Bir saniye bile olsun aklından çıkmıyor, deli etmek istercesine zihninde dönüp duruyorlardı. Alessia ise bir kez daha içkiye başvurmuştu. Çok iyi hatırlıyordu, bir arkadaşı bir gün 'içmek yerine insanlar ile konuşmalısın' demişti. Alessia buna cevap olarak 'dertlerini bir insana anlatmak sana bu kadar basit bir şey olarak gelebilir ama dertler belki de bir insanın en derindeki sırlarıdır... Ve ben sırlarımı başkalarına göstermeyi sevmem, bunu sadece güçsüz insanlar yapar.' diyerek yanıtlamıştı. Bu cevabının hala arkasında duruyordu. Tabii kendisi içip başkaları ile takılıyordu ama bu sadece flört etmekten ibaretti kendisi için, flört etmek kesinlikle içinde kapalı tuttuğu tüm keskin bıçak etkisi veren dertlerini başkalarına anlatmaktan iyiydi. Sonuçta gecenin sonu ağlamak ile değil, tatlı bir sahte aşk ile biterdi. Etrafına bakınırken gözüne taburelerden birinde oturan bir adam çarptı. Elindeki boş kadehi masaya yerleştirdikten sonra yavaşça ayağa kalktı ve adamın yanındaki tabureye geçip biraz daha içki siparişi verdi. Ardından yanındaki adama baktı, saçları dağılmıştı, yorgun görünüyordu. Ama basit bir yorgunluk değildi bu. Hayat yorgunluğu gibiydi... ''Hayat çok kaba değil mi?'' dedi hafif buruk bir sırıtış ile. Şimdiden hafiften sarhoş olduğu için aklına tek giriş cümlesi olarak bu gelmişti. Adamın kendisini garipsememesini umuyordu. Yüzünün önüne gelen beyazımsı sarı saçlarını eli ile kulağının arkasına iteledi ve zümrüt yeşili gözleri ile adama bakmaya devam etti.