17 Nisan, 2026 09:11:24 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Darren Shan

Sayfa: 1 [2] 3
16
Birleşik Krallık / Ynt: Sıcak şarap
« : 08 Haziran, 2022 15:28:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
''Bu kimin umurunda'' derken güldü ve kendi kendine şarkı söylemeye başladı, Alessia'nın sesi güzeldi, şarkı söylemekten çekinmiyordu. Bu sırada yavaş yavaş dans etmeye başlarken sırıttı. Bir anlığına duraksadı ''Bana eşlik etmez misiniz modern dünyacı Bay Black.'' dedi gülerek, ıslak sarı saçları yüzünün önüne geliyor olsa da bunu umursamıyordu. Şarkı söylerken kendi kendine dans etmeye devam etti. Uzun süredir olmadığı kadar mutlu hissediyordu garip bir şekilde. Yağmur kendisini gerçekten mutlu etmişti.

17
Birleşik Krallık / Ynt: Sıcak şarap
« : 08 Haziran, 2022 15:22:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
''Neden olmasın.'' dedi ''Yağmur çok güzel yağıyor öyle değil mi?'' dedikten sonra aklına gelen şey ile bir anda ayağa kalktı. Çantasından 50 dolar çıkarıp (kesinlikle iki için fazla olan) Feanor'un elini kaptı ''Gel'' dedikten sonra Feanor'u peşinden çekiştirerek dışarı çıktı. Yağan yağmurun altına gelmişlerdi. Yağmur saçlarını ıslatırken gülümseyerek yukarı baktı ve hafifçe güldü ''Yağmuru çok seviyorum...'' dedi mutlulukla. Yeşil gözleri bir kez daha heyecan ve mutlulukla parlarken Feanor'a baktı ''hey, hiç yağmurun altında dans ettin mi?'' diye sordu sırıtarak.

18
Birleşik Krallık / Ynt: Sıcak şarap
« : 08 Haziran, 2022 15:15:55 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Feanor'un dediğini durdurduğunu gördüğünde güldü. Gülerken bir anda gök gürültüsünün duyulması ile irkildi. Bir anda gelen gök gürültülerinden nefret ederdi. Ama yağmur hoşuna giderdi. ''Bilmem, daha yeni geldim... Bu sabah... Sanırım iki hafta kalırım.'' dedi. ''Fransa'da Paris'te kalıyorum evet. Hoş, küçük bir evim var orada. Fransa'yı çok seviyorum.'' dedi, Fransa'ya aslında hiç gitmemiş olması ironikti... ''Buralarda önerebileceğin hoş oteller var mı? Çünkü açıkçası ilk görüp girdiğim otel berbat...'' diye sordu yalanının daha inandırıcı olması için.

19
Birleşik Krallık / Ynt: Sıcak şarap
« : 08 Haziran, 2022 15:06:53 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
''Yani açıkçası kendime bir dahi demeyi sevmem.'' dedi, kendi hakkında övünmekten her zaman nefret etmişti. Hatta aksine kendisini değersiz görüyordu ama konu bu değildi... ''Hmm, üzücü olmuş ha? Ama olsun eminim ki çok başarılısındır.'' dedi sakince. Ardından ''Evet tatile geldim, uzun süredir gelmiyordum.'' dedi, yalan söylemekte sarhoşken çok beceriksizdi. Sürekli bakışlarını kaçırıyordu ''İngiltere şey ıı'' yabancılar İngiltere'nin neyini bu kadar güzel görebilirdi? Düşündü. ''Güzel.'' diyebildi sadece.

20
Birleşik Krallık / Ynt: Sıcak şarap
« : 08 Haziran, 2022 14:58:50 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Gelen soru ile içinden küfretti, bunun altından nasıl sıyrılacaktı? Muggle üniversiteleri nasıldı? ''Iıı'' dedi kararsızlıkla ''Y-yurt dışındaki bir üniversitede... Evet, evet Fransa'da... Iııı'' yine duraksadı ''İngiliz dili ve edebiyatı...'' dedi sahte bir 'kendinden emin' gülümseme ile. ''Ah, açıkçası bu kadar erken yaşta profesör olmam benim de garibime gidiyor evet, çok çalıştım... Yaşıtlarımdan çok daha ilerideydim bazı konularda...'' dedi, bu işten sıyrılmak düşündüğünden de zordu.

21
Birleşik Krallık / Ynt: Sıcak şarap
« : 08 Haziran, 2022 14:51:44 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
''Vay be, umarım beni de mutlu eder... Hayır aksine hoşuma gitti.'' dedi, iş sorusu gelince bir an duraksadı. Nasıl bir muggle'a 'Büyücü ve cadı okulun da sihirli yaratıkların bakımı deresinin profesörlüğü yapıyorum' diyebilirdi ki. Bu yüzden sadece profesörlük yapıyorum diyerek işin altından sıyrılacaktı, hem bu hiç göze batmayan bir cevap olurdu. ''Profesörlük yapıyorum. Peki ya sen?'' diye sordu sakince.

22
Birleşik Krallık / Ynt: Sıcak şarap
« : 08 Haziran, 2022 14:42:56 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
'Sihir veya büyü diye bir şey yok' dediğinde bir an gülmemek için kendini zor tuttu. 'Bir muggle ile konuşmak...' diye geçirdi içinden. ''Yani, bilemiyorum... Belki vardır.'' dedi gülerek. Ardından çakmağı aldı. Sigarayı dudaklarına yerleştirip sigarayı yaktı ve çakmağı Feanor'a verdikten sonra içine çekti. Anında öksürmeye başladı ''Düşündüğüm gibiymiş...'' dedi kendi kendine, garip bir şekilde hoşuna gitmişti aslında. Gerçi öksürmeye de devam ediyordu... Kendini durdurup hafifçe güldü. Zümrüt yeşili gözleri parlıyordu.

23
Birleşik Krallık / Ynt: Sıcak şarap
« : 08 Haziran, 2022 11:23:15 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Feanor'u büyük bir dikkatle dinledi, dediklerini aklına not etti. Kendi yaşlarındaki birine göre çok daha bilgili ve mantıklı konuşuyordu ki bu kendisini açıkçası şaşırtmıştı. Feanor'un sözleri ile bir süre kendi aklında dediklerini sorguladı. Hayatına giren iyiliklerin farkında mı değildi? Sadece bencillik mi yapıyordu... Bilemiyordu, bunu sonra düşünmek üzere karar vermişti. Sonuçta şu anını düşünmek ile harcarsa karşısındaki adam ile konuşması aksardı. ''Sanırım hayatımda duyduğum en mantıklı konuşmalardan birini yaptın az önce... Haklısın, belki de öyledir. Bir şey değişmeyecek olsa da bunu biliyor olmam... Nasıl denir... Beni rahatlattı? Evet, evet beni rahatlattı. Gerçi son kısımda... Arkadaş edinmekte pek iyi değilimdir. Bunun için fazla içe dönük biriyim sanırım.'' dedi, son kısmı daha çok mırıldanmış olsa da anlaşılabilirdi. ''Sadece çocuklar ile iletişim kurmayı severim. Bazen yetişkinlerden daha mantıklı konuşuyorlar, olaylara olan bakış açılarını seviyorum. Klasik bakış açılarından bakmaktan çok kendi bakış açılarını yaratıyorlar adeta.'' dedi hafif bir gülümseme ile, içkisinden birkaç yudum daha aldı. Ardından Feanor sigara paketini uzattığında bir süre kararsızlıkla sigara paketine baktı. Hayatında hiç sigara içme gereği duymamıştı. Ama bu gün biraz değişikliğin olabileceğini düşünüyordu. Paketten bir sigara alıp kendinden hiç emin olmayan bakışlarını sigaraya dikti. ''Iıı'' dedi kararsızlıkla. ''Hayatımda hiç sigara içmedim...'' diyerek itirafta bulundu ''Ne yapmam gerekiyor?'' diye sordu çekingence bakışlarını Feanor'a çevirerek. Utandığı için yanakları hafiften kızarmıştı.

24
Birleşik Krallık / Ynt: Sıcak şarap
« : 07 Haziran, 2022 22:28:07 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
''Memnun oldum Feanor, evet Alessia diye okunuyor...'' dedi, ardından adamın dedikleri ile hafifçe güldü. ''Olsun, gereksiz olsa da komik bir rastlantı.'' dedi. Gelen soru ile afalladı. ''Eh, çünkü hayat bana her zaman bir şey kazandırmak yerine bir şeyleri elimden aldı. Ve artık bunu toparlamaya çalışmak beni yoruyor.'' diyerek cevap verdi. Yüzündeki gülümseme hafiften silinmişti ''Gerçi bu çalışmayacağım anlamına gelmiyor ama yine de... Bazen hayata çok sinirlenirken buluyorum kendimi... Şimdi de o zamanlardan birindeyim işte.'' dedi. Feanor'un gözleri çok ilgisini çekmişti. Soluk gri gözleri bazılarına korkunç gelebilecek olsa da kendisinin hoşuna gitmişti. ''Gözlerin çok güzel...'' dedi sessizce.

25
Birleşik Krallık / Ynt: Sıcak şarap
« : 07 Haziran, 2022 22:06:42 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Sessizce adamın hareketlerini inceliyordu, konuşmaya başlaması ile bakışlarını adamdan ayırmadı. Omuz silkti ''İnsanların kaba anlayışı kişiden kişiye değişebilecek bir şey sonuçta değil mi?'' dedi ve gelen içkisinden birkaç yudum alıp hafifçe güldü. Gerçi gülüşü çok kederli çıkmıştı... ''Ah, kendimi tanıtmayı unuttum.'' dedikten sonra elini adama uzattı '[cvolor=yellow]'Alessia Estella Vieira.''[/color] dedi sakince. İnsanlar ile tanışması genelde bu kadar samimi olmazdı, hatta insanlar ile tanışmak istemezdi bile. Ama biraz içki ile kişiliği değişebiliyordu. Daha dışa dönük, flörtöz birisine bürünüyordu. Ve bundan şikayetçi değildi, bazen biraz değişiklik gerekliydi.

26
Birleşik Krallık / Ynt: Sıcak şarap
« : 07 Haziran, 2022 21:56:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[Npc Cadı - Alessia]

Bir süredir çekingence etrafına bakınarak sadece içiyordu. Bir kenarda kendi kendine gülüşen gençler, bir yanda aynı şekilde büyük ihtimalle geçmişin tatlı nostaljisi hakkında konuşan ihtiyarlar, bir de kendisi gibi kafa dağıtmak adına içenler vardı. Buraya gelme nedenini hatırladı, geçmişi bir kez daha zihnini ele geçirmişti. Bir saniye bile olsun aklından çıkmıyor, deli etmek istercesine zihninde dönüp duruyorlardı. Alessia ise bir kez daha içkiye başvurmuştu. Çok iyi hatırlıyordu, bir arkadaşı bir gün 'içmek yerine insanlar ile konuşmalısın' demişti. Alessia buna cevap olarak 'dertlerini bir insana anlatmak sana bu kadar basit bir şey olarak gelebilir ama dertler belki de bir insanın en derindeki sırlarıdır... Ve ben sırlarımı başkalarına göstermeyi sevmem, bunu sadece güçsüz insanlar yapar.' diyerek yanıtlamıştı. Bu cevabının hala arkasında duruyordu. Tabii kendisi içip başkaları ile takılıyordu ama bu sadece flört etmekten ibaretti kendisi için, flört etmek kesinlikle içinde kapalı tuttuğu tüm keskin bıçak etkisi veren dertlerini başkalarına anlatmaktan iyiydi. Sonuçta gecenin sonu ağlamak ile değil, tatlı bir sahte aşk ile biterdi. Etrafına bakınırken gözüne taburelerden birinde oturan bir adam çarptı. Elindeki boş kadehi masaya yerleştirdikten sonra yavaşça ayağa kalktı ve adamın yanındaki tabureye geçip biraz daha içki siparişi verdi. Ardından yanındaki adama baktı, saçları dağılmıştı, yorgun görünüyordu. Ama basit bir yorgunluk değildi bu. Hayat yorgunluğu gibiydi... ''Hayat çok kaba değil mi?'' dedi hafif buruk bir sırıtış ile. Şimdiden hafiften sarhoş olduğu için aklına tek giriş cümlesi olarak bu gelmişti. Adamın kendisini garipsememesini umuyordu. Yüzünün önüne gelen beyazımsı sarı saçlarını eli ile kulağının arkasına iteledi ve zümrüt yeşili gözleri ile adama bakmaya devam etti.

27
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: Belki de son defa!
« : 07 Haziran, 2022 16:01:13 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
İkiziyle birlikte Burkino Faso'nun kuzeyine geldiklerinde kendisi artık cisimlenme konusuna çok alışmıştı fakat ikizi bu işe hala alışamamıştı. Midesini tutan ikizine su vermek için çantasını açtığındaysa Feanor bir yarışa girmiş ve anahtarı bulmak için ileriye doğru koşuyordu. Başlangıçta elinde çantasından çıkardığı su şişesi dururken ikizini garip bir şekilde izledi. Onun amaçsız bir şekilde anahtarı arayışını bir süre izledikten sonra sağ elini havaya kaldırarak '' Feanoooor yanlış tarafa gidiyorsun birinci olmak istiyorsan önce doğru yöne gitmelisin. '' diyerek ikizi gibi kuzeye doğru gitse de kendisi adımlarını doğuya doğru atmaya başladı. Yol boyunca bir süre yürüdüler. Yolun kenarı sanki terkedilmiş gibi duran evlerden oluşsa da buraya geldiğinde evlerde gördüğü insanlar buraların boş olmadığını kanıtlıyordu. Kerpiçten yapılmış sağlı sollu bu ev sırasının sonun geldiklerinde bir iki dakika daha yürüyüp korkuluklarla dolu bir tarlaya geldi. Hangi korkuluğun şapkasının eve dönüş bileti olduğuna anlamaya çalıştı bir süre sonra o korkuluğun dibine duran taşla anladı hangisi olduğunu. Yanına gittiği korkuluğun hasır şapkasına bir süre bakıp arkasını döndü. Feanor arkasından geliyor tarla içinde hareket ederken iyice zorlanıyordu.Korkuluğun yanına geldiğinde biraz nefeslenen ikizini bekleyip '' Hazır mısın? '' diye sordu hala nefes almaya devam ettiğinden kafasıyla onaylayan ikiziyle aynı anda hasır şapkaya dokunduklarında ikisi de şapka ellerinde bir hortuma çekiliyorlardı. Ne kadar cisimlenmeye alışmış olsa da anahtar hala garipsediği bir ulaşım yoluydu. Dünya da bile olduklarına şüphe ettiği bir yerde döne döne gidiyorlardı. Cisimlenmenin anlık gerçekleşmesi alıştıktan sonra karın ağrısı gibi yan etkilerin yok olmasını sağlasa da anahtarın daha uzun süren yolculuğu elde olmadan mide bulantısına sebep oluyordu. Yine de asıl sıkıntısı mide bulantısı değil baş ağrısıydı. Gidilecek yere vardığında başı öyle bir ağrıyor ki beş dakika vücuttaki temel fonksiyonlarının bile çalışmadığını hissediyordu. Ne kadar okuduğu kitaplar bu belirtileri doğrulasa da kendi hissettikleri yazanın bahsettiğinden daha ağır olduğuna emindi. Bu ağrıların üstüne daldığı düşüncelerle anahtarın bitiş zamanlamasını denk getirememiş ve böylece kalenin içine yere çakılmıştı. Bir süre de öylece yukarıyı izleyerek yerde yattı.

28
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: Belki de son defa!
« : 07 Haziran, 2022 15:49:07 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Sorduğu soruların bir kısmının cevabını zaten bilse de ikizinin ağzından bunları duymak için sormuştu fakat Feanor'un verdiği cevaplar ve hareketleri kendisini daha da germeye başlamıştı. Sorduğu sorulara ve yaptığı hareketlere karşılık verse de bunlar pek anlamlı geri dönüşler değildi. Yine de bunu o kadar belli etmemeye çalışıyordu. Onları kurtardım demesiyle buraya gelme sebebini tamamlamış olduğunu da anlamış oldu. Bunun dışında cevap beklerken ayak kendi desteği olmasa yere düşecek haldeydi. Ona bakarken başka şeyler demesini bekliyordu. Cevap beklerken de artık ne yapabileceklerini düşünmeye başlamıştı. Şu ana kadar ikizini bulmaktan başka bir fikri yoktu. Bulduktan sonra ne yapacaklardı. Hava oldukça kararmıştı ama geldiği yolları bildiği için geri anahtarın yanına cisimlenebilirdi. Bu işi kendi yapmalıydı çünkü ikizinin buna pek gücü var gibi durmuyordu. Yine de burada biraz dinlemek isteyebilir diye mağaraya da göz atmıştı içerisi pek rahat gözükmese de yanındaki çantası bu sorunu çözüyordu. İçinde hala bir süre yetecek yiyecek ve gerekli malzemeler vardı. Ancak bunları düşünürken ikizinden bir ses geldiğini ama ne dediğini anlamadı sonra olabilen bütün gücünü vücudunun tamamıyla istediğini anlatmaya çabalar şekilde gitmek istediğini söyledi. Şu an Feanor'un başka bir isteği olmadığını kesin bir şekilde anlamıştı. Onu anladığını belirtmek için bir kaç kez kafasını aşağı yukarı salladıktan sonra ona destek olarak mağaranın çıkışına götürdü. Dışarıya bakıp derince bir nefes alıp bütün odağını buraya geldiği anahtarın olduğu yeri düşünmeye harcadı. Gideceklerinden emin olunca gözlerine kapatıp kendilerini Burkino Faso'nun kuzeyinde olan o alana yola çıkmışlardı.

29
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: Belki de son defa!
« : 07 Haziran, 2022 15:36:09 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
İkizi onu sarsması sonunda kalkmış ve bilincinin yerinde olduğunu düşünür şekilde kendisine seslenmişti. Adını ikizinin ağzından duymasıyla vücudundaki bütün yorgunluk kaybolmuş içini uzun zamandır kaybettiği o neşe hissiyle dolmuştu. Bu neşe o kadar fazlaydı ki yüzüne yayılan gülümseme bunu yansıtmaya yetmiyordu. Sınırları zorlayan yanakları acısa bu acı bile kendisine tatlı geliyordu. İkizi duvardan da güç olarak zor bir şekilde ayağa kalkarken kendisi de dizlerinin üstünden ayağa kalkarken ikizine yardım etti. İkisi de ayağa kalktığındaysa ikizinin yüzüne baktı. İkizine diyecek çok şeyi olsa da önce artık içindeki birikmişliğin de etkisiyle ona sımsıkı sarıldı. Bu sarılmayla artık içinde ikizi kaybolduğundan beri biriken bütün duygular bir anda vücudundan göz yaşları aralığıyla artan bir hızla ayrılmaya başladı. Kendisine bile haber vermeden gittiği zaman üzerinden çok uzun zaman geçmişti. Bunu anladığından beri içinde buraya gelmesinin de kendi payının olmasının rahatsızlığı içini hep kemirmişti. Onu sağ salim pek zarar görmemiş halde bulması içindeki o rahatsızlığı alıp götürmüştü. Şu an hem bunun mutluluğunu yaşarken hem de ikizi olmadan geçirdiği yılların üzüntüsünü yaşıyordu.  Hayatta en güvendiği kişi olmadan yaşamasını istemeden de öğrenmişti ve bu hissi tekrar yaşamak istemiyordu.İkizine uzun süre sarıldıktan sonra ondan ayrılıp hala elinde parlayan asasını tutan kolunu yere doğru bakar şekilde tutarken sol kolunun yeniyle gözlerini silse de akan yaşlar durmuyordu ama yüzündeki gülümseme de akan yaşların çokluğu kadar büyüktü. Bu durum da konuşurken komik duracak olsa da yutkunup '' Feanor neden buraya geldin? En azından gelirken bana haber verseydin ki seni bularken sıkıntı çekmezdim. Bütün sene nereye gitmiş olabileceğini düşündüm. Ne kadar kendimi kızsam da bu olayı sana söylediğime bir yandan da seviniyorum. Eğer bilmesem seni nasıl bulacağım konusunda hiçbir fikrim yok. En azından sonunda seni buldum nasılsın iyi misin? Sana bir şey oldu mu? Yapabileceğim bir şey var mı? '' dedi soluksuz bir şekilde beklediğinden de seri şekilde konuşmuşken. Çok fazla soru sormuştu ancak ne diyeceğini bile zor seçerken ağzından çıkan ne varsa söylemişti. Koluyla yüzünü tekrar silerken ikizinden gelecek cevapları sabırsızca beklemeye başladı.

30
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: Belki de son defa!
« : 07 Haziran, 2022 10:39:52 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Afrika Burkino Faso'ya anahtar sayesinde rahatça gelmişti ama asıl işi geldikten sonra başlamıştı. Burkina Faso'daki kabileleri gezmeliydi ama Afrika tamamen kabilelerden oluşuyordu. Hangilerine gidecekti ki bu iş çok uzun sürebilirdi. Buraya ilk geldiğinde böyle düşünse de ilk gittiği kabileyle işlerin daha hızlı süreceğini anlamıştı çünkü yaşanan olayın üstünden ne kadar zaman geçse de yaşanan olay hala insanların aklındaydı ve korkuyorlardı. Buna da oldukça hak veriyordu. İkizinin en azından yapan kişiyi bulmuş ve işleri düzeltmiş olması sadece onun kendisine güvenini değil bu insanların içindeki korkuyu da yok ederdi. Kabilenin lideriyle yaptığı konuşma da gitmesi gereken kabilenin güneyde olduğunu öğrenmiş ve gündüzleri dinlenme aralıklarıyla ufka cisimlenerek akşamları çantasında dinleniyordu. Uğradığı her kabile de insanlarla konuşmasıyla bir önceki bilgilerin doğru olduğunu teyit ediyordu. Hem de insanlar kendisini garip karşılıyordu. Bir beyaz insanın buraya bu olayı sorması onlara ilginç geliyordu. Kendisine sorular gelse de bunlara aldırmadan yola devam ediyordu. En sonunda ise insanların durmadan bahsettiği kabileye gelmişti.Kabile'ye geldiğinde ikizini insanlara soracaktı. '' Kendisini burada gördüler mi veya olayı araştıran birini duydular mı? '' diye soracak insan arasa da köy de doğru düzgün insan yoktu. Olanlarsa kendisi gelince korkup saklanıyorlardı. Bütün köyü gezmiş sonunda köyde rahat şekilde gezinen birini buldu. Onunla konuşmaya başlamasıyla adam çok umarsız tavırlar sergiliyordu. Bu şu anki durumda sinirini bozsa da bu lanet olası heriften başka konuşmaya cesareti olan yoktu. Kendini tutarak adamı dinlerken adam gevşek ve yavaş konuşmasıyla onu yanında 15 dakika yürütmüştü. Sonunda köyün kuyusuna gelmişlerdi. Adam su doldururken sonunda buraya birinin araştırmaya geldiğini söyledi. Bunu duymasıyla koşarak adamın yanından uzaklaştı. Kesinlikle artık doğru yerdeydi. İleri doğru koşuyordu ama niye koştuğunu bilmiyordu ikizinin burada nerede olabileceğini düşünmeye başlamıştı. Köyde insanlarla kalmadığını kesin olarak biliyordu kalabileceği yerler arasında çevredeki mağaralar olabilirdi. Köy dışında yaşam olan bir yer yoktu çevrede. Kalmak için en mantıklı yer ise mağaralar oluyordu. Adamın umursamazlığıyla kendisine bakmadığını düşünerek gözünün karşısındaki dağa cisimlendi.Dağa cisimlendiğinde önündeki mağaraya gitmek için adım atmıştı ki fazla cisimlendiğinden vücudunun yorgun düştüğünü hissediyordu. Buna rağmen çantasından bir şişe su alarak onu çok hızlı şekilde dikerek içti. Hızlı içmesi sonucu suyun bir kısmı da yüzünden yere dökülüyordu. Şişe boşaldığında şişeyi çantasına geri koyup sağ eliyle yüzündeki suları silip elini kurutmak için çırptı. Kendisine biraz gelmiş hissedip asasını sallayarak '' Lumos '' dedi. Asasının ucunun parlamasıyla yavaşça mağaranın içine girdi. Yarım saat sonra mağaradan çıktığında eli boştu. İçinden nox diyip asasından çıkan ışığı söndürüp ileride ki mağaraya cisimlendi. Bu mağara diğerinden çok daha büyüktü iki saatini harcadığı mağaradan en son istemeden uyandırdığı yarasaların önünden kaçarak kendini girişte yere atmıştı. Üstünden uçarak dışarıya fırlayan yarasalar akın akın mağaradan boşalıyordu. Bir süre yorgunluğunda etkisiyle yarasalar gitse de yerde yatmıştı. Böyle bu mağara da Feanor'a bu mağara da bağıra bağıra gezmişti ama hiçbirinde ikizi yoktu. Artık hava kararmaya başlamışken günün son mağarasına giriyordu ikizini bulamazsa burada kalıp yarın devam edecekti. Mağara'dan içeriye ilk adımını atıp '' Feanor! '' diye bağırmaya başladı. İkinci kez bağıracaktı ki içeri de birini gördüğünü düşünmeye başladı. Burada başka kim olabilir düşünmeye başlayıp adımlarını hızlandırdı. Bu sırada asasını hızlıca sallayarak ucundan ışık çıkmasını sağladı. Işığı karşıya tuttuğunda gözlerine inamamıştı. Asasını tuttuğu koluyla gözlerini ovuşturdu ama karşısındaki görüntü değişmedi. Sonra kendisini nasıl olduğunu bilmediği bir şekilde bir anda ikizinin yanında buldu. Ne yapacağını bilemez halde onu heyecandan hızlıca sallamış olabilirdi. Kendisini gelmesini beklerken dizleri üstünde mağara zemininde bekliyordu.

Sayfa: 1 [2] 3