17 Nisan, 2026 09:31:45 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Marcus Lloyd

Sayfa: [1]
1
Yetişkin Postası / Marcus Lloyd | Posta Kutusu
« : 20 Nisan, 2022 12:29:52 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

Postalarınızı buraya yazabilirsiniz...

2
Mali-Phali-Ty-Co Pub / Ynt: Drinks and Wines
« : 06 Nisan, 2022 22:26:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karnına bir anda küçük bir acı girdi genç adamın. Sol eliyle diyafram boğluğunu sertçe bastırıp karşısındaki kadın karşısında asil bir duruş sergilemeye çalıştı. Canı her ne kadar acısa da karşısında bulunan bayan, önemli birisiydi. Ellerini kenara attı ve birazcık daha uğraştı karın ağrısı geçsin diye. Daha sonrasında masasına gelen sıcak kahve ile rahat bir 'oh' çekti. Her ne kadar o, içki istese de kahve olması da iyiydi.Yavaş ve naif yudumlarla içini ısıtmaya çalıştı. Dışarıda deliler gibi kar yağarken, bu ikilinin içeride olması da bir şanstı sonuçta. Kadının verdiği cevap ve soruya karşılık sessiz kalamazdı. Önündeki bardaktan büyük bir yudum daha alıp konuşmaya başladı. "Baijiu, bir Çin içkisi. Ama kahve de iyi gider bu havada. Ve evet, Vuruculuğa yeni geçtim. Adım da Marcus. Ben de seninkisini hatırlıyor gibiyim ama tam emin değilim."

Bir süre sessiz kaldılar. Dışardaki soğuk, Marcus'un içerisine öyle bir işlemişti ki bir bardak kahve yetmemişti bile. İkincisini de aldıktan sonra sessizliği bozmak için el attı. "Sen ne iş yapıyordun Bakanlık'ta?" Biraz garip bir soruş biçimi olmuştu. Sanki kırk yıllık asker arkadaşıymış gibi. Ama çekinmek, kendisine hiç yakıştıramıyordu bunu. Bu yüzden ağzına gelen ilk şeyi söyletdi genç adam. Sonuna kadar da arkasında dururdu. Tekrardan bardağından bir yudum aldı ve cevap beklemeye başladı.

3
Mali-Phali-Ty-Co Pub / Drinks and Wines
« : 04 Nisan, 2022 21:25:33 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
1865, Ocak Başları...

Kışın ortalarında olma sebebiyle hava epey soğuktu. Çok fazla üşümüş olmasa da içini ısıtması gerekiyordu. Sıcak ve güzel bir içki, tıpkı duş almış kadar rahatlatırdı Marcus'u. Bu yüzden, yerden iki parmak yüksek olan karla kaplanmış zemin üstünde, uzun ayak izleri bırakarak yürümeye devam etti. "Ah! Buralarda bir yerde bar olması lazım. Yoksa donup gideceğim bu lanet yerde," İçinden sürülerce küfürler savursa da en sonunda Çatlak Kazan'ın yakınlarında bir yer bulmuştu. Çatlak Kazan'a gitmeyi tercih etmiyordu. Pek fazla küçük veled vardı orada. Mali-Phali-Ty-Co Pub ise ilk defa görmüştü sanırım. Ya da dikkatini çekmemişti hiç. "Sonuçta içki satılan bir yer, yani umarım..."

Kapının önüne geldiğinde, biraz durup etrafa bakındı. Havadan düşen ufak kar taneleri, genç adamın yüzünün üstüne geliyordu. Ceplerine sokuşturduğu ellerini dışarı çıkartıp yüzünü temizledi ve önüne dönüp kapıyı açarak içeri girdi. Pek sıcaktı burası. Üzerindeki kabanı çıkartıp askılığa yerleştirdi. Kendisine boş bir masa arıyordu ama nafile. Her bir masa doluydu ama birisi hariç. İyice boş olmasa da masada sadece bir kişi vardı. Ağır adımlarla ilerledi büyük mekanın içinde. Genç kadının yanına vardığında konuşmaya başladı. "Beni de yanınızda kabul görür müsünüz acaba?" Cevap gelecekken kızın yüzünü gördi Marcus. Bakanlık'ta seherbazdı. İlk başta söylediklerinden utandı ama kötü bir şey dememişti. Sadece yanına oturmak istemişti. Fakat bu şekilde kısa keserse hoş olmayacağını düşündü ve tekrardan konuşmak için dudaklarını araladı. "Aslında merak ediyorum, burada Baijiu var mı. Tadı oldukça güzel, siz de sever misiniz?" Güzelce toparladı cümlesini. Yavaşça iskemlesini yerleştirdi sandalyeye ve kadının gözleriyle temas kurmaya çalıştı.

4
Birleşik Krallık / Lanet Olsun Sana Charlie
« : 02 Nisan, 2022 22:12:42 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Uzun zamandır büyük bir aksiyon yaşamıyordu genç. Her günü heyecan içindeydi ama bugün farklı şeyler olacaktı. Damarlarında akan safkan kanı, deli gibi dolanıyordu vücudunda. Bakanlık'tan gelen bildirge ile kalbi, sanki kilitli kalmış vücudunun içerisinde fırlayacak gibiydi. Haberi alır almaz hazırlıklara başladı. Üzerine ince kıyafetler ve üzerine siyah cüppesini giydi. Sağ eliyle tuttuğu asası da hazır olunca vakit kaybetmeden yola koyuldu. Aklında çeşit çeşit düşünceler vardı. Nasıl olur da bu suçlu adam Bakanlıktan gizli eşyalar üretiyordu. Ve üstelik deli doluydu bunlar. Muggle silahlarına özenmiş, sersemlet büyüsü atıyordu. Üstelik birçok büyücünün yaptığından çok daha güçlüydü. Kendisine geldi, gözlerini kapattı ve Bakanlığın yakınlarına cisimlendi. Ekip hazırlanıyordu. Marcus, ilk gelenlerin yanına gitti ve sessizce beklemeye başladı. Yaklaşık yedi kişi gideceklerdi baskına. Oldukça heyecanlıydı genç adam. Tıpkı buraya gelmeden önceki gibi. Her geçen dakika sonunda, kalp atış ritmi daha da artıyordu.

Ekip tamamdı. Tamı tamına yedi tane, karanlığın içerisine saklanmış adam vardı. Hepsi tek seferde Birleşik Krallığı içerisinde, suç dehası Charlie'nin mekanının yakınların cisimlendi. Burası, tüm ülkedeki her yerden daha karanlıktı. Tek tük dikilmiş sokak lambaları bile yanmıyordu. En önde giden adamı takip ediyorlardı. En arkadan da Marcus gidiyordu. Beş-on dakika daha yürüdükten sonra, yerin altında kalan mahzenin önüne varmışlardı. Büyük bir sessizlik çöktü ortama. Kim ne yapacaktı onu düşünüyorlardı. Marcus atıldı hemen. "İçeri, ilk ben girerim. Arkadamdan da siz yığılırsınız," dedi. Herkes onayladı bunu kafalarıyla. Ağır adımlarla geçti kapının önüne. Şöyle bir etrafına bakındı ve gözlerini yukarı çevirdi. Yıldızlardan başka bir şey gözükmüyordu burada. Tekrardan işine odaklandı ve asasını sım sıkı tutup bağırdı. "Bombarda Maxima!"

Asanın ucundan çıkan büyü kapıya çarptığı gibi yıkıp geçti her yeri. Mekanın her yeri toz duman içerisindeyken yedi vurucu da içeri doluşmuş, etraftaki büyücüleri yakalıyordu. 'Nerdesin Charlie, NERDESİN!' Sinirli gözlerle bakınıyordu ama yoktu. Tüm odayı dolaşmıştı. En son birisini gördü, camdan kaçmaya çalışıyordu. Tekrardan asasına davrandı ve "Petrificus Totalus!"  diye bağırdı. Adam olduğu gibi yere yığıldı. Koşmaya başlayan Marcus, yerde yatan bedenin iğrenç suratını görünce yavaşladı. Charlie değildi bu. İçinden tonlarca küfürler savururken adamın kol altlarını avuçladı ve diğer suç üstü yakalananların üzerine attı. Hepsi bir köşede sıkıştırılmış halde oturuyordu.

Başlarında dikelen diğer Vurucu Sihirbaz, bağırıp çağırıyordu. Charlie'nin nerede olduğunu öğrenmek istiyordu hepsi. Fakat nafile. Ağzını açan yoktu burada. Uzun süren bu soruşturma, pek de istedikleri gibi olmamıştı. "Burada daha fazla durmak zaman kaybı. Üstelik soruşturma yapmak bizim işimiz de değil. Bir an önce bu iğrenç kokulu fare ininden çıksak iyi olur," diye söylendi. Hızlı hızlı toparlandılar ve elleri boş dönmenin üzüncüyle tam geri döneceklerdi ki Marcus'un gözüne bir mektup çarptı. Onca saat nasıl görememişti bunu. Masaya doğru yöneldi. Kağıt parçasını eline aldı. İlk önce etrafına bakındı daha sonrasında da okumaya başladı...

"LANET OLSUN SANA CHARLİEE!"

5
Godric's Hollow / Bir Dolunay Gecesi
« : 02 Nisan, 2022 02:04:20 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yıl 1861, Mayıs 18...

Yeniden bir dolunay gecesiydi. Alışmaya çalışıyordu bu duruma. Henüz altı ay olmuştu ısırılalı ve hala canı yanıyordu. Dönüşümü geçirirken tüm kemiklerinin kırıldığını hissediyordu Marcus. O kadar çok canı acıyordu ki, tarifi yapılamazdı bu hissin. Birkaç kişinin haber vardı, Marcus'un kurt adam olduğundan. Etrafındaki daha fazla insan, genç adamın böyle olup olmadığını belki biliyorlar belki bilmiyorlardı ama bunu kafasına takmıyordu. Düşünmesi gereken daha mühim meseleler vardı. Hayatı boyunca artık bir sihirli yaratık olacaktı. Normalde, yaratıklarla ilgilenirdi işi sebebiyle. Ama bundan gayrı kendisi de bu şekile bürününce ne yapacağını bilemez hale geldi. Gerçekten bilmiyordu.

Ailesi yanında olsa bu durumu nasıl karşılardı? "Bence beni evlatlıktan red ederlerdi. Ama elimde olan bir şey değil ki. O lanet ite ben mi dedim, 'gel beni ısır,' diye. İnsanların düşünceleri umrumda değil aslında. Eğer onlarla uğraşacak olsaydım, Sihirli Yaratıklarla ilgilenmezdim," Son derece hak veriyordu kendisine. Eğer evrendeki büyücülerin fikirlerini dinleyecek olsaysı bu işle uğraşmazdı bile.

Elinde çevirdiği sopa, bir anda kırılıverdi. İstemsizce olmuştu bu. Marcus, hemen kafasını yukarı kaldırdı. Kafasını üstünde, sanki gökyüzünden bir güvercin ona bakarmış gibi Ay da onu izliyordu. "Ah... Başlıyoruz işte!" İçinden hem bir sürü küfürler geçiriyordu hem de kendisini sakinleştirmeye çalışıyordu. Aklında sadece çok az şeyler dolanıyordu. "Düşünsene, bir an aniden annem ortaya çıkıyor. Sanki hiç ölmemiş gibi. Ben buna gerçekten sevinirdim. Hakkım değil mi zaten? Bir kere bile göremedim o kadını. İçim o kadar çok acıyor ki, hiç kimseye de anlatmadım derdimi, anlatamam da... Ben ailem olan tek kişiyle, babamla bile rahatça konuşamazken gidip başka birisine mi dil dökeyim. Ah, hiç gerek yok buna. İnsanları görünce midem bulanıyor, midem bulanınca da sinirleniyorum. Sakinleşmek için oradan uzaklaşıyorum ama yine o canlılar karşıma çıkıyor. Sanki kısır döngünün içine yerleştirilmiştim. Ama bir kere bile olsun şu halima isyan etmedim. Gereksiz bir duygu bence isyankar olmak. Onun yerine içki içmeyi yeğlerim..."

Gözlerini gökyüzüne diktiğinde neler olduğunu anlayamadı. Yukarısı farklı renkte gözüküyordu. Ellerini kaldırıp baktığında, üçer dörder tane pençe gördü. Şaşkınlıkla dona kaldı orada. Kurt adam şekline girmişti ama hiçbir şey hissetmemişti. Bu durum gerçekten ilginçti. Aklında deli gibi düşler vardı. Bu yüzden burada boş boş durarak vakit kaybedemezdi. Tekrardan dört ayak üzerine düştü ve hiç durmadan koşturmaya başladı.

6
Avatar & İmza / Ynt: Avatar Kayıtları
« : 02 Nisan, 2022 01:35:54 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Marcus Lloyd - Keanu Reeves

7
Mag Mell - Bar / Paraselenae
« : 02 Nisan, 2022 01:01:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karanlık sokakların arasında tıpkı bir gölge gibi ilerliyordu Marcus. Üzerine geçirdiği kap kara cüppe, onu gölge gibi göstetiyordu. Tıpkı her zamanki gibi. Fakat bu sefer farklıydı. Asası elinde değildi, cebine yerleştirmişti ve kendine söz vermişti. Bugün o asa, yerleştiği cepten çıkmayacaktı. Neden böyle bir karara vardığını bilmiyordu genç adam ama iyi bir şeydi aslında. Sinirli adamdı ve bu özelliği, işi için hiç iyi bir şey değildi.

"Öfkemi kontrol etmem gerekiyor. Bunca yıllık hayatımda bir gün olsun sinirlenmediğim bir vakit hatırlamıyorum ama bugün başaracağım. Mag Mell'e gidip sakin bir gün geçireceğim. Buna eminim ve kendime söz veriyorum..." Yollarda kendi kendine konuşmayı pek severdi. Ne de olsa yalnızlık yüreğine işlemişti bu adamın. Yapacak bir şeyi yoktu bu durumda. Bu yüzden kendisini barlardan barlara vuruyordu yeri gelince. Şimdi de öyle oluyordu. Hogwarts'tan tanıdığı bir arkadaşının dükkanına gidecekti. Kendisinden üç yaş küçük olsa da iyi bir dostluk vardı iki arasında. Epey zaman olmuştu onunla görüşmeyeli. Merak etmiyor değildi.

Uzun adımlarla dükkanın önüne vardı sonunda. Gökyüzündeki Yarım Ay'ın, nadide inciler gibi beyaz ışığı üzerine işliyordu adeta. Kapıyı, sol eliyle ittirdi ve içeri girdi. Garip bir his vardı sanki. Uzun zamandır burnuna tüstü kokusu gelmiyordu. En son, kaç yaşında olduğunu hatırlamıyor, babaannesinin evinde vardı bu garip kokudan. Her ne kadar kafasının içi karışmış olsa da beğenmişti burasını. Loş ve sessiz ortamı vardı. Etrafı biraz daha inceledikten sonra barmenin olduğu masaya yöneldi. Arkasını dönmüş bir bayan, bardakları ve içkileri kurcalıyordu. "Tabiatta bir koku vardır, bilir misin? Yağmur yağmaya başladıktan sonra güzel bir koku bırakır. Yunan Mitolojisi'nde buna, tanrıların damarlarında akan sıvıya deniyor. Daha doğrusu bu kokunun ismi, o sıvıdan türetilmiş. Seni bilmiyorum ama bence o koku tıpkı İtalyan içkisi Campari kadar güzel. Söyle bakalım sende var mı bundan?" Uzun bir konuşma olmuştu onun için. Biraz garipti ama genç bayanın, kendisini tanıyıp tanımayacağını da merak ediyordu.

8
Yetişkin Karakter Başvuruları / Marcus Lloyd
« : 29 Mart, 2022 23:40:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Marcus Lloyd

Karakterin Yaşı: 37

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Zamanında çok acılar çekti ve kendi yaralarını kendisi sarabiliyor. Bu yüzden pek fazla üzülmez, hatta hiçbir şey için duygulanmaz bile. Genellikle soğuk davranır herkese. Arkadaş edinmek, pek onluk değil. Oldukça cesurdur. Görevlerine düşkün bir adam. Başarısızlık, 37 yıllık hayatında sadece bir kere tattı o duyguyu ve büyük bir bedel ödüyor şu anda... (O bir Kurt Adam...)

Karakterin Kısaca Geçmişi: 1829 yılında İngilitere'de doğdu Marcus. Her iki tarafı da Safkan olduğundan dolayı kendisi de öyleydi. Annesini, Marcus doğduğu gün kaybetti. Bu yüzden, hiçbir zaman doğum gününü kutlamadı. Her yeni yaşına girişinde babasıyla yas tutardı. Mezarlığa gidip annesini ziyaret ederlerdi. Bebekliğinde pek bir aksiyon yoktu. Babasıyla beraber tıpkı muggle'lar gibi yaşamlarını sürdürüyorlardı. Ta ki Hogwarts mektubu gelene kadar. İşte tam 1840 yılında tatmıştı mutluluğun nasıl bir duygu olduğunu. Yedi yıllık öğrenimini, Hufflepuff binasında geçirmişti. Halinden memnundu da.

Okuldan mezun olduktan sonra bir süre babasıyla çiftlikte kaldılar. Yaşlı adam, eşini kaybettikten sonra yıkılmıştı adeta. Büyücülük Dünyası'ndan epeyce uzaklaşmıştı. Marcus tutuyordu onu ayakta.

Genç adam Bakanlık'ta çalışmaya başlayınca babasını da yanına aldı. Sihirli Yaratıklar Düzenleme dairesinde işe başladı. On beş yılını aşkın süredir orada çalıştı. Fakat bir gün, yıllardan 1860, soğuk bir aralık gecesiydi. Kendisine verilen bi görev için Bakanlık'tan epey uzakta bir ormana gitmişti. Oldukça vahşi bir kurt adam görüldüğü ihbar edilmişti ve ormanın derinliklerinde geziniyordu. Marcus, elinde asası ile sinir problemleri olan yaratığı arıyorken aniden karın boşluğunda bir acı hissetti. Asasını yere bırakıp eliyle tuttuğu yarasına baktığında dört tane diş izi görmüştü ve oldukça fazla kan akıyordu. Kafasını havaya kaldırıp etrafa bakındığında, çalılıklarım arasında dolaşan siyah tüylü bir şey görmüştü ve ondan saniyeler sonra her taraf karanlık olmuştu. Hayatında ilk defa başarısız olmuştu. Buna her ne kadar üzülmüş olsa da bir daha olmayacağına yeminler ediyordu içinden...

Yıl 1866, günümüz; Yaklaşık on altı yıl olmuştu Bakanlık'ta çalışmaya başlayalı. Henüz elinde bir ünvan yoktu. Bu durumdan her ne kadar rahatsız olsa da beklediği gün sonunda gelmişti. Daha önce hiç haberi olmadığı bir şey ile karşılaşmıştı Marcus. Vurucu Sihirbaz'ların ne olduğunu bilmiyordu ama öğrenecekti elbette...

İstediğiniz Meslek: Vurucu Sihirbaz

Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip: Atta Hür Kahinler Cemiyeti

Büyü Yatkınlıkları
Biçim Değiştirme Gücü: 6
Lanet Gücü: 14
Tılsım Gücü: 8
İksir Gücü: 2
Örnek RP: Beni bilen bilir zaten :d

Sayfa: [1]