-
[justify]“On yedi ocak tarihli Carmilla/Cwénhild Muirghéal duruşması.”
Özenli sarı bukleleri omuzlarına dökülen kadının tok sesi mahkeme salonunda yankılandı. Katip anında not almaya başlamıştı. “Carmilla Davası ve Büyücülük Yasalarına karşı işlenmiş suçlardan ötürü."
Alton-Victorian desenlerin fazlaca kullanıldığı, koyu kırmızı kadife duvarları olan mahkeme salonuna gergin ve bir o kadar da heyecanlı bir hava hâkimdi. Amfiteatr biçimindeki salon bir duruşma için fazlasıyla kalabalıktı, koyu mor cüppeler giyen Büyüceşura üyeleri dışında pek çok cadı ve büyücü gelmişti, o büyük anı, aylardır aranan bir terörist olan kendine Carmilla adını takmış cadının layığını bulduğunu kendi gözleriyle görmeye. Victorine, çoğu kişinin yalnızca içindeki kaos boşluğunu doldurmak için burada olduğunu biliyordu, Britanya’da adalet duygusu taşıyan insan kaldığına dair herhangi bir inancı yoktu. Uğultuyu bastırmak için tokmağı ile bir kez masaya vurdu ve sözlerine devam etti kaldığı yerden.
“Mahkeme Yargıçları: Victorine Odette Boleyn, Büyüceşura Hakimi; Elliot Hamish Hawkins, Büyüceşura Baş Büyücüsü; Amybeth Jessica Enfield, Büyüceşura Kıdemli Üyesi. Mahkeme Savcıları: Raiden Minamoto, Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi Çalışanı; Cornelia Barthélemy, Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi Çalışanı. Savunma tarafı Alexander Turner.”
Asil kadın, bir kez daha sertçe vurdu tokmağını. İki Seherbaz Cwénhild Muirghéal’i içeri getirdi, başının üstünde uçan iki Ruh Emici vardı ayrıca, kadının sorun çıkarmayacağını garantilemek adına alınmış bir önlemdi bu. Victorine, kadının zihnindeki kaotik enerjiyi içeri adımlar adımlamaz hissetmişti, ilginç bir duruşma olacak gibiydi. Salondaki uğultu tekrar başlamıştı, yuhalayanların yanı sıra hayranlıkla ıslık çalanlar bile vardı içlerinde.
“Söz, suçlamalar için iddia makamındadır. Raiden Minamoto, sizde.”
[/justify]
-
[justify]Cwenhild duruşmasında iddia makamı olarak görevlendirilmesi ardından üstüne gelen sadece iş yükü değildi. Carmilla’yı kendisine bir tehlike olarak gören dış ülkelerin bakanlıklarının beklentileri de üzerine yığılmıştı kadının. Carmilla isminin kullanılışından bıkmıştı Raiden. Delirdiği belli bir kadının bu kadar büyültülmüş olmasını saçma buluyordu. En sonunda bir dönemler seherbaz olan bu kadın elbette delirmiş hali ile tehlikeliydi. Ama durumun abartılıyor olduğu da belliydi Raiden’e göre.
Cwenhild’in ellerinde kanıt bulunduran suçlarının onu Azkaban’a atmaya yeterli olduğu kanaatindeydi Raiden. Fakat işini doğru yapmak yerine tam yapmak isteyenlerdendi o. Söylemeyi planladığı şeylerin arasında sadece birkaç köylü büyücünün iddiaları da vardı. Gerçek olduğu kesin olmayan şeyleri de sunmaktan çekinecek birisi değildi. İddia makamında yanında bulunacak Cornelia bunun hakkında ne düşünürdü bilmiyordu. Ama Hogwarts yakınlarında bir öğrenciye affedilmez lanet ile işkence eden bu kadının suçlarının cezasını çekmesini canı gönülden istiyordu.
Kadının Britanya Büyücü Dünyası için ortaya koyduğu tehlike çok büyüktü. En azından insanlar böyle görüyordu. Orman içinde fiendfyre atan bu kadın kim bilir bundan sonra dışarı salınsa neler yapardı diye düşünenler vardı. Böyle bir şeyin olması gizlilik yasalarının ihlali durumuna burandan da diğer bakanlıklarla oluşacak bir gerilime kadar gidebilirdi. Çoktan gerginlik yeterince varken ve Prusya’da bir bakanlıkla halletmesi gereken bir işi varken daha fazla gerilim istemiyordu Raiden. Bu daha fazla iş yükü demekti onun için. Delirmiş ve kendisine de yarardan çok zararı olan bir kadını Azkabana tıkmıyorlar ya da St Mungo’ya yatırmıyorlar diye daha fazla iş yükü çekmek istemiyordu.
İşte bu yüzden kaç aydır bakanlıkta sunduğu çekingen ve güçsüz kadın tavrı üzerinde değildi. Buna rağmen pek de kendine güvenmiyordu bu duruşma konusunda. Tek istediği işi bitirip sonrasında üzerine daha fazla iş yükü çıkmayacak bir karar çıkmasını sağlamaktı. Duruşma başlayıp da iddia makamı olarak konuşmasına girdiğinde tek amacı buydu.
“Sayın büyüceşura üyeleri ve bakanlığımızın diğer birçok değerli çalışanı, bu davada ben Uluslararası Sihirsel İşbirliği dairesinden Minamoto Raiden ve Sihirsel Yasal Yaptırım dairesinden Cornelia Barthelemy İngiltere Sihir Bakanlığını temsil ediyoruz. Karşımızda gördüğümüz Cwenhild Muirgheal’in tüm büyüce dünyayı tehlikeye attığı ve bir terörist olduğu açıkça ortadadır. Tutuklanmayı daha öncesinde reddettiğini ve birçok noktada büyücü ve cadıların hayatını tehlikeye attığını biliyoruz. Affedilmez lanet kullanmış olduğu üzerine tanığımız da bulunmakta. Hogwarts gibi geleceğimiz olan çocukların yetiştiği, tarihi yılları aşmış bir okul yakınlarında bir değil iki defa okulun sınırlarına yaklaşarak öğrencileri tehlikeye attığı bilinmekte. Böyle bir teröriste yakışan cezanın verilmesini sağlayacağınıza, yani suçlu Cwenhild Muirgheal’in Azkabana atılmasını sağlayacağınıza karşı güvenim tamdır.”
Son kısımda büyüceşura üyelerine dönen Raiden konuşmasının bitmesiyle yerine ilerledi.[/justify]
-
Dükkana gelip beni zorla yıkanmaya zorlayan Merlin üyeleri ölü Chadwick’in yanından beni çekip çıkarmışlar ve Carmilla denen ruh hastası karının avukatlığını yapmam için görevlendirmişlerdi. Bir sürü şey anlattılar ama dinlemedim. Dedim hallederiz. Halletmediğim bir şey söyleyin bana? Evet, hayatımın düzeni. AMA OLSUN! Gittik Azkaban’a bu kadını koymuşlar bi hücreye. Anlatsın bana bir şeyler diye gelmiştim aslında ama şok oldum yüzünü görünce. Bu kadın baloda birlikte görev yaptığımız Cwénhild denen seherbazdı. O da kimliğini değiştirmiş baksana. Nereden nereye. Bunun bulunduğu hücrenin parmaklılarına yaslanıp “Naber?” dedim gülerek. “Beni gördüğüne sevineceğin aklından geçer miydi?”
1 haftalık bir hazırlıktan sonra -ki nefret etmiştim düzenli çalışma durumundan- sonunda vakit geldi çattı. Ben haftalardır duş almamıştım, bir yıkandım çıkan kirleri görmeniz lazımdı! Yep yeni kıyafetler yollandı hizip tarafından ve pırıl pırıl bir genç adam olarak Bakanlık’a adımımı attım. Cornelia’nın şu halimi görmesi lazım! O kadar sevinir ki takım elbise + taranmış saçlarla gezdiğime. Parfüm kokuyorum parfüüüm... Önüme gelen herkese kocaman gülümsüyor selam veriyorum falan. Yanımda da hizipten bir iki yetkili abi var adları zerre umrumda değil. Birlikte çıktık mahkeme alanına yuvarlak bir alanda toplanmış herkes. Abi tam olmam gereken yer burası! Sahnedeyim ve bir sürü de seyircim var.
Parlama zamanın geldi Das.
Hizipçiler tarafından uzatılan kahveyi alıp içmeye başladım herkes otururken. İddia makamı olarak adlandırıldıkları yere baktığımda bir çançinçon, bir de- LAN? Cornelia? İçtiğim kahveyi burnumdan püskürtüp öksürmeye başladım. Arkamdan pıt pıt vuruldu ve elime peçete tutuşturuldu. Teşekkür ederek aldım peçeteyi. Ağzımı sildikten sonra elimi salladım kankaliçem bana baksın diye. Göz kırptım sonra tam bir kımıl zararlısı olduğumu düşündüğünü belli eden bakışlarına karşın. Her yerdeyim kızım ben. Ne sandın beni.
Bir süre sonra mahkemenin başındaki kadın, sanırım hakim diyorlar buna, başladı heyeti ve tarafları tanıtmaya. İşte bilmem ne dairesi çalışanı çançinçon var karşıda. Sıra bana gelince bir şovmen edasıyla öne doğru eğilip selamladım izleyicilerimizi. Oh bebeyim! Kendimi tekrar dirilmiş hissediyorum. Sanki beynim küflenmişti dükkanda boş boş oturduğumda. Artık çat çat karşımdaki kişiyi indireceğim şu tartışmada. Üstelik çinli kadın zeki de olur, ben bunun içinden, bu harika Amerikan zekamla geçince varmayın keyfime. Beni tanıttıktan sonra da ruh emici denen iğrenç varlıklar ile birlikte getirdiler Cwénhild’i. Döndüm buna, göz kırpıp “Sen rahat ol anacım.” dedim. “Kendini bana bırak.”
Hakime hanım ilk sözü çançinçona verdi. Kadın da başladı işte ilk kendini tanıtmaya. Büyüceşuraya da yağ çekti. Benim de çekmem lazım galiba. Sihir Bakanlığını temsil ediyorlarmış. Ulan Cwénhild, nasıl başardın da tüm bakanlığı karşına aldın be kızım. Nasıl yaptın? İşte diyor ki teröristtir bu kadın. Tutuklattırmamış kendini, insanların canını tehlikeye atmış, affedilmez lanet kullanmış, Hogwarts’a dalmış falan... Lan tamam çok da bir şey değilmiş yaptıkları. Ben de çok aşırı bir şey yaptı sanmıştım. Azkabana atılsın dedi en son. Büyüceşuraya da güveni tammış.
[spoiler](https://c.tenor.com/DP615vqUzeAAAAAC/ace-attorney-phoenix-wright.gif)[/spoiler]
Boğazımı temizledikten sonra aşırı sakin hareketlerle “Müvekkilime terörist dememenizi rica ediyorum bayan-” Çançinçon... Neydi lan adı? “Minamoto.” Çok zeki olduğum için asyalıların isimlerini son söylediklerini de biliyorum ayıks. Olduğum yerden kalkıp yürümeye başladım büyüceşura üyeleri beni daha rahat görsün diye. “Sayın büyüceşura üyeleri ve bakanlığın değerli çalışanları. Müvekkilimin geçmişine bakmanızı rica edeceğim. Şuan onu yargılamak isteyen bakanlık çalışanlarının yanında savaşıp tüm büyücedünya için kendi canını tehlikeye atmış olan bir kadın kendisi. Cwénhild Muirgheal! Onun eskiden bir seherbaz olduğunu biliyorsunuz. Çökerttiği suç çetelerini dosyasına bakarsanız görebilirsiniz. Peki bu kadın neden terörist diye adlandırılıyor?” Parmağımla çinliyi gösterdim. “Çünkü siz, evet bakanlık çalışanları siz, görevinizi yapmadınız.” Sustum söylediğim şeyin tepkisini görebilmek için. Tekrar eski yerime, Cwénhild’in yanına döndüm sonra. Ellerimi önümde birleştirdikten sonra “Balo zamanında kendisini tehlikeye atarak, TÜM HERKESİ KORUMAK İÇİN savaşmadı mı? Savaş sırasında İNSANLARI KURTARMAK İÇİN esir düşmedi mi? Peki siz ne yaptınız? O Cadı Avcılarının elinde işkence çekerken bakanlık çalışanları neredeydi? Başka büyücüler, cadılar ve çocuklar ele geçirildiğinde, onunla aynı kaderi paylaştıklarında kimse hiçbir şey yapmıyordu! Peki bunu değiştirmek için kollarını sıyıran kişiye terörist mi denilir? Yoksa KAHRAMAN mı sayın büyüceşura üyeleri? Elinizi kalbinize koyun.”
-
[justify]“Ehem” Karşısındaki adamın ismini söylerken duraksamasını fark eden kadın aynı şekilde boğazını temizlemesinin ardından bir anlığına duraksadı. Az önce adam konuşurken suyunu da içmişti tüm rahatlığıyla. Kadının kahraman olduğunu söyleyen adamın yüzüne gülmek isterdi aslında. Fakat biliyordu eğer savunan tarafta olsa o da bu yolu izlemeye çalışırdı.
“Bay Turner müvekkilinize terörist demekte birçok sebebim varken sizin onu kahraman olarak burada sunmaya çalışıyor olmanız sayın büyüceşura üyelerimize saygısızlıktan başka bir şey değildir. Bakanlık üzerine sözlerinizi ise görmezden geleceğim Bay Turner. Çünkü işimizi yapmadığımız üzerine sözlerinizden başka kanıtınız olduğuna inanmıyorum. Cwenhild Muirgheal kanlı cadı Carmilla’nın adıyla anılmak isteyerek ne istediğini hepimize kanıtlamıştır. Böyle bir kadına terörist dememek akılsızca olur.”
Bu sözlerinin ardından büyüceşura üyelerine sorusunu yöneltti.
“Öncelikle sayın büyüceşura üyelerinin izniyle buraya Aethelwulf Ares Caldecott isimli Hogwarts 6. Sınıf öğrencisini tanık olarak çağırmayı talep ediyorum.”
Büyüceşura üyelerinden iznini aldıktan sonra çocuğun içeri girmesini bekledi. Çocuk içeri girdikten ve tanık olarak yerini aldıktan sonra devam etti.
“Bay Caldecott öncelikle bakanlığın yaptığı soruşturmalarda bazı gerçekten sizin için fazlasıyla travmatik olaylardan bahsetmişsiniz. Sorularıma cevap verirken zorlanabileceğinizi biliyorum o yüzden kendinizi rahat hissetmenizi istiyorum. Burada bir suçlu olarak değil Kanlı cadı Carmilla adı ile anılmak isteyen eski Cwenhild Muirgheal’in ilk mağdurlarından birisi olarak bulunuyorsunuz.”
Çocuğu elinden geldiğince rahatlatmaya çalışan sözlerinden sonra devam etti.
“Aralık ayında kara ormanda Carmilla ile karşılaştığınızı ve size affedilmez lanet ile işkence ettiğini söylemişsiniz soruşmanızda. Sizden bilmek istediklerim o gün bir Hogwarts öğrencisi olarak neler yaşadığınızı bir kez daha anlatmanız. Mümkünse detayları atlamamanızı ve öncelikle neden karanlık ormanda olduğunuza da değinmenizi isteyeceğim.”[/justify]
-
(https://cdn.discordapp.com/attachments/881547699093110845/948683284580274236/objection.gif)
-
(https://i.ibb.co/vwzPqdr/giphy-5.gif)
-
[justify]Yasak Orman’da yaşadığı, travmalarını süsleyen o olay için bir kez daha bakanlığa getirilmişti genç büyücü. Bu sefer ifadesini mahkemede verecekti, Büyüceşura’nın önünde, onlarca Büyüceşura üyesinin önünde anlatacaktı başına gelenleri. Bu hikayeyi defalarca baştan anlatmaktan bıkmıştı Ares, bu sefer son olmasını umut ediyordu.
Kalabalık mahkeme salonuna girdiğinde kalp atışlarının hızlandığını hissetti, bütün gözler onun üzerindeydi sanki. Salonun ortasında duran, kızıl saçlı kadınla göz göze geldiğinde ise içindeki o nefret tohumları yeniden canlanmış gibiydi, adaletin yerini bulmasını istiyordu artık. Annesinin kanının yerde kalmamasını istiyordu.
Az sonra söz hakkı ona verilmişti. Derin bir nefes aldı konuşmaya başlamadan önce ve duruşunu dikleştirdi.
“Daha önce Bakanlık’ta verdiğim ifadeye tezat hiçbir şey söylemeyeceğim. Girmemem gerektiği halde Yasak Orman’a gitmiştim, bunun detayının hiçbir önemi yok yanlış olduğunun farkındayım. Orada Carmilla ile karşılaştım, bana Cadı Avcıları’nı öldürdüğünü söyledi, birilerini öldürdüğü kesindi fakat doğru söylediğini nereden bilebilirdim Veritaserum etkisinde konuşmuyordu sonuçta. Ona inanmadım ve ona da bunu söyledim, onun bir katil olduğunu ve annemin katili olduğunu söyledim. Bunun üzerine aramızda bir çatışma yaşandı, yüzümdeki yara izi onun eseridir, sonrasında Carmilla bana Cruciatus Laneti ile işkence etti. Anlatacaklarım bu kadar sanırım, teşekkürler.”
[/justify]
-
[justify]Çocuğun söylediklerini dinlerken sanki ona üzülmüş gibi bir gözünden yaşa akmasını sağladı ve eliyle sildi. Çocuğa olanlar üzücüydü tabii ama ona neydi.
"Ares öncelikle bizimle bunları yeniden paylaştığın için teşekkürler. Affedilmez lanetlerden biri olan Cruciatus Laneti ile işkenceye uğradıktan sonra bunu bir kez daha burada anlatabilmiş olman saygı duyulası."
Büyüceşura üyelerinin olduğu tarafına döndükten sonra ise konuşmaya devam etti.
"Bu kadarın yeterli olduğunu düşünüyorum. Tanığa savunma soru sormaya devam edebilir."[/justify]
-
Tüm anlatılanları tek kaşım havada, tek elim belimde dinledim. Bizim çinli hala terörist diyor, büyüceşuraya saygısızlık ediyorsun diyor. Ancak bunları yemezler canımın içi. Cwénhild bir kahramandır. Burada bir suçlu varsa o da işini yapmayan bakanlıktır. Terörden mi yargılanıyor abi bu kadın? Daha demin insanların canını tehlikeye attı da, affedilmez lanet kullandı falan diyordu. Nereden terörist oldu durduk yere. Yani bırakalım konuşsun tabi hakkıdır. Cwénhild’in yanına biraz fazla gitmişim enseme enseme ruh emici denen hayvanın soğukluğu gelince biraz öteye kaçmak zorunda kaldım. Bunlar da Ares diye bir çocuğu tanık olarak çıkardılar. 18 yaş üstü olmadığı için bir itiraz ettim ama reddedildi. Söylenilene göre bu çocuk bizim kızın ilk mağdurlarındanmış. Aralık ayında buna affedilmez lanet atmış. Ya bu ne boş iştir. Tamam bundan verin cezasını bari. Durduk yere de çocuğa atma lanet be kadın. Neden karanlık ormandaydın diye sordu çinlimiz. Çocuk da anlattı işte boş boş geziyormuş. E bu çocuk da kurallara uymayan bir kanunsuz. Yasak Orman neresi ola ki? Neyse çocuk da söylenileni anlattı işte. Annemin katili falan diyor bir de. Söylediler bana ama bunları. O gazeteci kadının, bir nevi ben neden olmuştum, ölümünü de bizim kadından soruyorlar diye. Çinlinin işi bitince ben çıktım ortaya.
“İlk olarak bir şeyi kesinleştirelim. Eğer zamanlarına da bakarsanız haberlerin, Bay Caldecott’un annesi, Sadie Caldecott’un ölümünün müvekkilimle alakası bulunmamaktadır. Yazdığı haber sonucu öldürüldü ve bu haber BAKANLIĞIN TOPLATTIĞI Gelecek Postası sayısında Magnus Pearson’ın yazdığı köşe yazısını konu alıyordu. Bu yüzden yine BAKANLIĞIN ÜSTÜNÜ KAPATTIĞI bu cinayeti işleyen kişinin Bayan Caldecott’un da cinayetini işlediği apaçık ortadadır. Magnus Pearson öldürüldüğünde müvekkilim seherbazlık görevindeydi. Yine bakanlık yüzünden eli kolu bağlı olduğu için, bu konuyu araştıramamıştır. Zaten Bayan Caldecott'un cinayetinin de ÜSTÜ KAPATILMIŞTIR.”
Ah ah, tatlı bir kadındı Sadie Caldecott. Ofisine gidip o haberi vermeseydim belki de yaşıyor olurdu. Oğluna gidip “Bay Caldecott.” dedim. “Annenizi yeni kaybettiniz, başınız sağolsun. Bu olay kolayca atlatılacak bir şey değil. Özellikle sizin gibi GENÇ biri için... Tabi ki herkesçe terörist olarak adlandırılan ancak bu sıfat ile alakası olmayan müvekkilimi böyle bir konuda suçlayacaksınız. Annenizin cinayeti araştırılmadığı için nasıl üzüldüğünüzü sadece tahmin edebilirim. Yasak Orman’ın yasak olduğunu biliyordunuz? Neden kurallara uymayı reddettiniz?”
“Gördüğünüz kişinin bu hanımefendi olduğuna emin misiniz? O an mantıklı düşünmenizi engelleyen nefret duygunuzun esiri olmadığınızı nasıl kanıtlayabilirsiniz?”
“Çatışma yaşandığını söylediniz. Ayrıntılarını verir misiniz? Müvekkilim olduğunu sandığınız kişi size saldırdı mı? Orada olma amacı neydi?”
“Cruciatus Lanet’i yüzünüzdeki yarayı oluşturabilecek bir lanet değil ne yazık ki. Bana düşmüşsünüz ve yüzünüzü çarpmışsınız gibi geldi. Ayrıntılandırabilir misiniz?”
-
[justify]Bugün, bu salonda bulunmak bir dejavu hissini uyandırmıştı genç büyücüde, her şey fazla tanıdıktı onun için, bu hissin hoşuna gittiği söylenemezdi. “Öncelikle, davaların üstünün kapatılmasından duyduğum rahatsızlığı ben de sile getirmiştim daha önce, Bay Carter beni sorgularken. Ancak bunu ciddi bir mahkeme propaganda olarak kullanmayı doğru bulmuyorum, efendim.”
Bay Turner’a ters bir bakış attı.
“Dediğim gibi, hatamın farkındayım ve bunun için bir açıklama yapma gereği duymuyorum. Gördüğüm kadının o olduğundan eminim, başkası değildi,” bir anlığına bakışları onunla bakanlığa eşlik eden Karanlık Sanatlar Profesörleri ile buluştu. “–ki onu gören tek kişi de ben değilim. Orada olma amacını belirtmiştim, bana cadı avcılarını avladığını söyledi ancak ortada cadı avcısı falan yoktu ve at adamlar kayıptı. Aramızdaki çatışmanın başlamasının temel nedeni Carmilla’nın beni kışkırtmasıdır. Yüzümdeki iz Cruciatus Laneti ile olmadı tabii ki de, öncesinde Diffindo ile göğsümü parçaladı ve bunu yaparken asası yoktu. Sonrasında işkenceye geçti.”
[/justify]
-
Hogwarts'taki öğrencilerinden biri olan Ares'in yanında vasisi olarak bulunuyordu geniş mahkeme salonunda koyu saçlı adam. Üzerinde siyah ceketi, gömleğinin ceketin altından gözükecek bölümü kapatan lacivert fuları ve fularıyla aynı desene sahip lacivert bir cep mendili vardı bugün. Öğrencisinin bugün üzerine yüklenileceğini öngörmek pek güç değildi. Bu sebeple oğlan farkında mıydı bilincinde bile değildi ancak ufak bir jest ile, giyimiyle desteklemek istemişti genç kuzgunu.
Savunma tarafındaki Alexander Turner isimli adamın soru yağmuruysa bunu destekler nitelikteydi. Elini kaldırarak Yargıç Boleyn'den müsaade istedi ve araya girdi: "Vasisi olduğum Bay Caldecott'ın beyanına skeptik yaklaşmakta elbette haklısınız Bay Turner fakat günümüzde fiziksel yaraların basit bir tılsımla dahi iyileştirilebileceğini iyi bilmeniz gerekir. Bu yaranın sizce bir lanet sonucu olmaması mümkün müdür günümüzde bile bu vaziyetteyken? Sizden bir yetişkin ve bir Hogwarts profesörü olarak henüz reşit olmayan öğrencime karşı sorgulama yaparken amacınız haklı veya haksız olsun tutarsız sorular ile kendisinin travmalarının üzerine gitmemenizi ve savunma görevinizi düsturu ile icra etmenizi rica edeceğim."
Sözlerini bitirdikten sonra saçları bukleli kadınla ve diğer yargıçlarla kısa bir göz teması kurarak başıyla ince bir selam verdi, yerine geri yerleşti. Bu sıkıntılı zamanlarda her ne kadar zamanında belasını aramış olursa olsun öğrencisinin daha fazla yıpranmasına ve kırılma ihtimalinin oluşmasına müsaade etmeyecekti.
-
(https://i.ibb.co/SdDp42W/giphy-6.gif)
-
Çocuğun söylediklerini dinledim ellerimi önüme birleştirmiş bir şekilde kafamı da onaylayan bir şekilde sallıyordum her dediğine. Evet, davaların üstü kapatılmıştı. O ölümle alakası olmadığını geçtikten sonra çocuk Yasak Orman’a gittiğini kabul etti. Neresiyse artık orası. Sonra da Cwénhild’i gören tek kişinin o olmadığını söyledi. Cadı avcılarını avlıyormuş. Cwénhild’in bana söylediği üzere yalnızlardı. Yani Caldecott ile karşı karşıyayken başkası görmemişti. Yalan mı söylüyordu bu çocuk göz göre göre? Cwénhild’e bir bakış attım. Gerçekten de başkası yoktu. Tam konuşacaktım ki araya biri girdi izleyenlerden. Saçı inek yalamış gibi arkaya atılmış, yüzündeki ciddi ifadesiyle aşırı sıkıcı bir insana benzeyen bir adamdı konuşan. Çocuğun vasisiymiş. “Hııı...” dedikten sonra dediklerini dinledim. Diyordu ki basit yaralar iyileştirilir, büyü yaraları kalır. Hogwarts Profesörüymüş kendisi. Çocuğun travmalarının da üstüne gidilmemesini falan söyledikten sonra hakime hanıma dönüp “Beyefendi işimi yapmamı engelliyor hakime hanım.” dedim. “Burada suçsuz bir hanımefendinin hayatını esaret altında geçirmesini engellemeye çalışıyorum. Dışarı alabilir miyiz kendisini?”
-
(https://i.ibb.co/rkSV1LT/giphy-7.gif)
-
Söylediğim reddedildiğinde umursamadan “Yani...” dedim tekrar Ares’e dönüp. “O gece yanınızda biri vardı karşılaştığınızda öyle mi? Tek gören kişi siz olmadığınıza göre... Üstelik gördüğünüz kişiye ilk sizin saldırdığınızı kabul ediyorsunuz. Kışkırtıldım diyerek. Size o gece artık kim büyü attıysa, belli ki kendisini savunmuş. Gayet tabi annenize olanların öcünü birinden çıkaraktınız. Vasinizin söylediği üzere TRAVMAnızdan dolayı daha fazla soru sormaya gerek duymuyorum.”
Hakime hanıma dönüp “Savunmanın tanıkla işi bitmiştir.” dedikten sonra tekrar yerime geçtim diğer tanığı getirmelerini beklemek için.
-
Gri ceketli ve kalem etekli kadın, kumral saçlarının tepesindeki fötr şapkayla oynadı tepesinin kaşınmaya başlaması üzerine. Dünyaya nam salmış bu büyücülüğün gizliliği gediğinin suçluluğunun kesinleşmesi bir hayli önemliydi konseyleri için. Aslında bu salona gelene kadar tüm iddiaların spekülasyon olması ihtimali de mevcuttu fakat savunma makamının suçlamaları reddetmek yerine doğrudan eylemleri kahramanca göstermeyi denemesi eylemlerin de facto kabulü idi. Yanındaki tepesindeki saçlar ceketi gibi simsiyah olan çalışma arkadaşına döndü ve biraz fısıldaştılar. Sonrasında not defterini hışırdattı bir süre.
Sanık Carmilla, resmi adıyla Cwénhild Muirghéal, üzerine yöneltilen suçlamaları reddetmiyor. Şu ana kadar aldığımız raporlar isabetli gözüküyor.
Britanya büyüceşurası, böylesine muazzam bir terör tehdidinin infaz kararını bir hafta boyunca alamayarak popülizm ekseninde rasyonellikten uzak davranışlar sergilemektedir.
Somut kanıt eksikliği karşısında büyüceşuranın karar mekanizmasının zayıflığı ortaya konulmuştur.
Sihirsel denetimlerin eksikliği veyahut zayıflığı, Birleşik Devletler için Britanya'nın gelecekte benzer senaryolarda bir müttefik olarak güvenilirliğini zedeler niteliktedir.
Karşısında dönen kepazeliğe karşı siniri bozulmuş bir şekilde elindeki tüy kalemi çevirirken yanındaki dostuna doğru fısıldadı: "Bu İngilizlerin gerçekten çay içmek dışında bir olayı yok. Bakanlıkları barışa fazla alışmış."
-
[justify]Ard-arda gelen konuşmalar ardından suyunu yudumlamayı bıraktı. Cornelia ile konuşmalarının ardından kararını almıştı. Adımları büyüceşuranın önüne gelip konuşmaya başladı. “Bay Caldecott’a daha fazla sorulacak sorumuz yoksa birkaç şey söylemek istiyorum. Carmilla adını kullanan teröristin avukatının bu konuyu yalanlaması hiçbir şeyi değiştirmemektedir. Kendisinin Carmilla ismini kullanması ve tüm Büyüce Dünyaya korku salması bile başlı başına onun nasıl birisi olduğunu ve amaçlarını kanıtlar haldedir. Birçok ülkeden gelen duyumlarımız da buna işaret ediyorlar.”
Derin bir iç çekmenin ardından yapmak istemediği bir şeyi yapacaktı. Daha fazla olaylar istemediği bir yönde ilerlemeden bunu istemesi en iyi karar olacaktı.
“Sayın büyüceşura üyelerinin izniyle duruşmanın başka bir güne ertelenmesini rica ediyorum.”[/justify]
-
(https://i.ibb.co/SDS617Z/giphy-8.gif)
rp out;
Haftaya pazartesi (7 Mart oluyor galiba) devam ediyoruz aksi belirtilmediği sürede sihirli günlerr