Büyücedünya RPG
Genel İşleyiş => Karakter Alanı => Yetişkin Karakter Başvuruları => Konuyu başlatan: Raiden Minamoto - 22 Ekim, 2021 05:29:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
-
[justify]Karakterin Adı ve Soyadı: Raiden Minamoto
Karakterin Yaşı: 35
Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Ailesinin baskısıyla birlikte sürekli kuzenleri ile kıyaslanarak büyüdüğü için birçok konuda fazlası ile hırslıdır. Çoğu zaman konu istediği şeyi elde etmeye geldiğinde gözü kimseyi görmeyen birisidir. İnsanların hakkında ne düşündüğünü umursamaz, hatta insanları direkt umursamaz. Çoğu zaman gözlere tam da bu sebeplerden doğru düzgün konuşmasını bile bilmeyen biri gibi görünür. Keskin dilini açığa çıkarana kadar insanlar onun utangaç olduğunu sanırlar. Tabii kendisinin de bu işine gelmektedir. Çünkü sanılanın aksine küçümsenen biri haline gelmenin yeri geldiğinde en büyük kozlardan biri haline getirilebileceğine inanır Raiden.
Karakterin Kısaca Geçmişi: 1829 yılı sonbaharında fırtınalı bir günde dünyaya gelmiştir. Mahoutokoro mezunu kadın okul sonrası hayatının büyük bir kısmını çeşitli aile işleri için sürekli seyahat ederek geçirmiştir. Aile ismiyle ticaret de yapmıştır bir süreliğine. Ve her tüccar büyücü gibi seyahatleri sırasında birçok ülkenin sihir bakanlıklarının yasaları ile yüz yüze gelmiş, bu bakanlıkların işleyişini görme fırsatı elde etmiştir. Bu senelerde birçok ülkenin büyücü yasalarının açıklarından faydalanmayı öğrenen Raiden tam da tüccarlık yıllarının altın zamanlarına geliyor gibiyken tamamen işi bırakmıştır. Neden çok seviyor gibi durduğu işini bıraktığı sorulduğunda canının sıkıldığını söyler hep. Asıl sebebinin çok başka olduğu düşünülmektedir ama kimsenin de aklına bir anda bırakmasına mantıklı bir açıklama gelmemektedir. Tüccarlığı 1860 yılında bırakmıştır. Ardından da 1864 yılında İngiltere’ye gelmiş ve bakanlıkta çalışmaya başlamıştır. Aradaki 4 senelik boşlukta Japonya’da olduğu düşünülmektedir.
İstediğiniz Meslek: Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi Çalışanı
Karakterinizin Mensubu Olduğu Hizip: Amaterasu Büyücüler Sendikası
Büyü Yatkınlıkları
- Biçim Değiştirme Gücü: 10
- Lanet Gücü: 18
- Tılsım Gücü: 4
- İksir Gücü: 4
Örnek RP:
[spoiler]İlk yetişkin karakter başvurusundakiyle aynı.
Maksat burası boş kalmasın :<
"Dorian..." kendisine seslenen kimden geldiğini o an algılayamadığı yumuşak sesi duyan çocuk, sesin kimden geldiğini ve ona neden seslendiğini umursamadan kafasını yastığına daha da fazla bastırdı. Kendisine seslenen kişi bu hareketinden rahatsız olmuş olacak ki, kafasına Dorian’ın o sırada ne olduğunu bilmediği yumuşak denebilecek bir cisim fırlattı. Uykusunu bölmeye çalışanın kim olduğunu umursamayan çocuk rahat yatağında yatmaya devam etti.
Bir müddet beklemiş olan bu ses bir kez daha sabırlı ve yumuşak bir şekilde çocuğu çağırmıştı. Ama çocuk yerinde bu sefer kıpırdanmadı bile. Kendisine bir kez daha seslenen sesin sahibinin sabrının tükenmeye başladığı belliydi. Ama Dorian’ın umurunda değildi bu. Rahat yatağını sırf kendisine birisi sesleniyor diye bırakacağını mı düşünüyordu bu kişi? Kendisi Dorian’ı hiç tanımıyordu herhalde.
“DORIAN!!! KALK ARTIK TEMBEL HAYVAN! SORUNLU MUSUN NESİN... ON SAATTİR UYUYORSUN YA. ON SAAT NEDİR YA ON.” diye kükreyen kişiyi duyduktan sonra Dorian biraz rahatsızca yerinde kıpırdandı. Ve mırıldandı. “Ne istiyorsun be ayı... Uykumu ne diye bölüyorsun..?” bacaklarını kendine çekip yorganına sarıldı. Sabrını tamamen kaybetmiş olduğu belli olan yaratık haykırmaya başlamıştı.
“OSCAR! GEL VE KALDIR ŞUNU YOKSA ELİMDEN BİR KAZA ÇIKACAK!!!” Ah bu kimdi biliyordu. En başında yumuş yumuş konuşuyor diye tanıyamadığı bu kişi abisi Henry idi. Normal zamanda hiç öyle yumuşak bir ses tonuyla konuştuğunu duymadığı abisi, normal haline dönmek konusunda hızlı davranmıştı. Bir müddet sonra omuzlarına değen yumuşak bir el hissetti Dorian. Kendisini sarsan ellerin sahibi manyak ne diye kaldırmaya çalışıyordu onu tatlı uykusundan? Bunu bilmiyordu, ama önemli bir şeydi herhalde.
“Dorian. Vane. Grayson. Ya şimdi kalkarsın ya da masanın üzerinde şimdi şu anda ellerimi üzerinde gezdirdiğim kameranı... kırarım.” Bu cümleyi kavraması biraz uzun sürmüştü miniğin. Ama anladığı anda hemen yatağından fırlamıştı çocuk. “KALKTIM. KALKTIIIIIIĞM. Lütfen kameramı kırma.” Gün ışığına yavaş yavaş alışmaya çalışan gözleri ile abileri gibi duran iki bulanık figüre baktı Dorian yalvaran gözlerle. Sonra gözleri yerde duran kırık kamerayı buldu. Şimdi daha net gören gözlerini abisi Henry’ninkilere dikti. Bunu yapanın o olduğu belliydi.
“Ahh Dorian bazen o kadar aptal oluyorsun ki... Sanki anneme götürüp düzeltmesini isteyemeyeceksin.” diyen Henry’nin, yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Ne diye gülüyordu bu manyak? Kardeşine acı çektirmek bu kadar mı zevk veriyordu kendisine? “Üfff yüz ifadesine baksana çocuğun Henry. Daha fazla işkence etme miniğe.” Bunu söyledikten sonra odadan çıkan Oscar’ın arkasından “HİÇ EĞLENCELİ DEĞİLSİN!” diye bağıran Henry elindeki asayı kırık kameraya yöneltti ve Dorian’ın duyamayacağı bir sesle fısıldadı. Abisinin asa hareketleri ile kamerasının eski haline dönüşünü izledi çocuk.
“Oh sonunda uyandırabilmişsiniz...” içeri giren annelerinin gözleri önce Dorian’ı sonra ise abisi Henry’i bulmuştu. “Alınacaklar listesini mutfakta masanın üzerine bıraktım çıkmadan onu almayı unutmayın.“ gözleri yeniden Dorian’ı bulan kadın sert bir sesle konuştu. “Hemen hazırlan, zaten planın gerisinde kaldınız.” Çocuğunun yerinden kıpırdamadığını gören kadın “Çabuk ol Dorian. Baban ve ablaların çoktan çıktılar. Daha fazla beklerseniz eve gelemeden önce ek bir şeyler alamaya zamanın kalmayacak.” diyerek odadan çıkmıştı.
‘Ah doğru ya bugün okul için alışverişe çıkacaktık...’ Bir hafta öncesinden ne zaman evden çıkacaklarını ve kimin kimi götüreceğini belirlemiş olan anneleri büyük ihtimalle Dorian’ın uyanamamasına sinirlenmişti. Annesinin dün gün boyu tam olarak kaç defa kimin kimle gideceğini saat, kaçta eve dönülmesi gerekildiğini tekrarladığını bilmiyordu. Ama bu sayı çok defa olsa gerekti. Nede olsa çok çocuklu annelerin kabusuydu okul alışverişi günü. Hele ki o gün onlarla orada olamayacaksa, bugünün kâbus seviyesini neredeyse on ile çarpıyordu işte.
“Üstünü giyin ve şu çok sevdiğin kameranı da yanına al. Fotoğrafını çekebileceğin birkaç şey bulursun belki.” bu sözlerinin içten olmadığı belliydi Henry’nin. Kamerayı durduğu yerden alıp çocuğun kucağına atmış ardından ise alay edercesine gülerek odadan çıkmıştı. O ne derse desin Dorian kamerasını yanına alacaktı. Üzerini en sonunda giyinip kamerasını ve içinde film rulosunun da olduğu küçük kamera çantasını eline aldı, kamerasını çantasının içine yerleştirdikten sonra ise abileri ile evden çıktı.[/spoiler][/justify]
-
Karakteriniz onaylanmıştır. Sivri dilinizle yaratacağınız yahut karşı partinin memnun olmayacağı şekilde, kendi avantajınızla sonlandıracağınız politik krizleri takipteyiz.