17 Nisan, 2026 09:13:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Harper Shaw

Sayfa: [1]
1
Karakter Talepleri / Ynt: Diğer Talepler
« : 28 Mayıs, 2022 20:59:56 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bazı planlar var ama karakter hakkı yok diyerekten sadece iki tane RP yazdığım ancak iki tane de olsalar kaleme aldığım RP'leri çok sevmemden mütevellit bu talebi yazdığıma üzülerekten emekliye ayrılmak istiyorum efenim'. :')

2
Birleşik Krallık / Londra Bulutlarının Üzerinde
« : 18 Şubat, 2022 13:57:40 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Londra'nın üzerini sarmalayan kara bulutların tepelerinden yansıyıp şehre ulaşamayan dolunayın ışığı, gökte kıvrılarak süzülen bir iskambil kartının bembeyaz bir ışıltıyla kamaşmasına sebep oluyordu. Rüzgara teslim olmuş bir şekilde sert kıvrımlarla ilerleyen ve bu dönemeçlerle özgürlüğüne ulaşmayı deneyen kartın, Karo Kızı'nın hemen önce tam olarak bulunduğu, an içerisindeyse birkaç santim ötesinde kalan yerden lanetli bir ışık huzmesi geçti ansızın, üzerinde kızıl bir kamaşmaya sebep olarak. Ardından ışık huzmesi daha da ilerledi, süpürgesinin üzerinde uçan Elmaslar Kraliçesi'ne ulaşma hedefiyle.

Harper, lanetli parıltı üzerine doğru gelirken süpürgenin çevresindeki kavramasını biraz gevşetmiş ve bedenini, başı aşağıya sarkacak pozisyona salmıştı. Vücudundan daha da aşağı süzülen koyu renkli dalgalı saçları, altındaki ay ışığıyla parlayan bulutları yalamaya, ıslanmaya başlamıştı. Bu esnada kendisini hedeflemiş olan sersemletme laneti, hedefini bulamamış bir şekilde ilerlemeye devam etmişti hemen önce bulunduğu konumdan.

-Hadi ama Jack, altı üstü ufak birkaç numara yaptım! Böylesine acımasız olma, ha? Hatırım için?

Cisimlenme konusunda bir hayli beceriksiz olan kadın, yaptığı vurgunun ardından süpürgesine ulaşabildiği anda ortalıktan kaybolmuş olmayı umuyordu. Fakat masasındaki Jack isimli lanet herifin teki ısrarcı çıkmış ve vestiyerden süpürgesini kaparak takip etmeye koyulmuştu kendisini.

-Üç saattir aynı masadayız be kadın, adım Jack değil!

-Hadi ya, bence siyah ceketinin altındaki tüm o kaslarla tam bir Jack'sin, karı kırışmaya ne dersin?

-Bunu yamuk yapmadan önce düşünecektin. Ve adım Oscar lanet olsun, Incendio!

-Büyünü tuttursan bile iki metre aşağı insem sönecek ateşlerin, kafan briç oynamaktan ziyade anca bl...

-Stupefy!

-Sakin, neredeyse beni vuruyordun be! Neyse, kafan da anca blackjack oynamaya yeter. Ne kadar ütüldün gece boyunca?.. Jack!

-Kaltak karı! Diffindo!

Süpürge kullanmak konusunda hem kabiliyet hem de ekipman olarak avantajlıydı, vücudunu hızlı bir manevrayla kurtarmıştı yeşil ışık huzmesinin etkilerinden. Bu hareket yeterli olmamıştı ama. Avantajını kaybetmişti ansızın beklemediği bir şekilde. Son model Meşemızrak 65 süpürgesinin arkasındaki çalıların üçte biri lanetin etki alanında kalmış, aldığı hasar sonucu dengesini ve hızını önemli ölçüde kaybetmeye başlamıştı. Denge, denge... Rodeo haline gelmişti süpürgenin üzerinde kalmayı başarmak. Düşerse bu yükseklikten... Hayır, düşünmemeliydi bu ihtimali. Denge... Karşılık mı vermeliydi Jack'e? Vurgun yapmaktı tek amaç, böylesine bir düello? Kesinlikle hayır; üstelik savaşmayı da iyi beceremezdi ki. Kızıl ışık huzmesi geliyor; kaçmalı ve dengelisini korumalı, düşmemeli. Düşmek?..

Kızıl ışıklar ulaşamadan bedenine salıverdi kendisini kontrolü zor süpürgesinden aşağı, derin bir nefes aldı altındaki kara bulutları yararken. Hava... Burada hava ne kadar güzeldi, sokaklardakinin aksine: Temiz, saf, islerden ve karamsarlıktan uzak... Havası buradaki gibi olsa Londra çok daha güzel bir şehir olabilirmiş aslında. Arkasında kendisini avlamaya kararlı lanet bir sapık olmasa sürmek isterdi bu anın keyfini. Uzunca bir süre. Ama vücudunun her bir milisaniye daha fazla ivme kazandığının farkındaydı. Oyalanmadan asasını kaldırdı ve mırıldandı: "Accio." Gözü tepedeydi, peşindeki adama son hareketiyle büyük bir çalım atmış olsa gerekti. O kas kafalı tepki verememeliydi, en azından süpürgesini elde edene kadar. Tam olarak sonrasında tepki vermeliydi. Başarabilir miydi?..

Süpürgesi belirdi önce, eline yaklaştı, kavrandı. Tam o esnada kara bulutlar üçüncü bir delikle yarıldı ve peşindeki alacaklı belirdi görüş alanında. Fırsat... İstediği senaryo. Süpürgesiyle dimdik havalandı tekrar, yukarı çıkmak üzere bulutları deldi yeniden. Ufak bir detayla. Bulutların arasını terk etmeyecekti. Bu pofidik, kalın ve içinde durduğu her bir saniye üzerindeki elbisenin kumaşını daha rahatsız edici bir şekilde bedenine yapıştıran, aldığı nefesleri boğuklaştıran -ki Londra havasına hala bin basardı- su buharının, yoğun sisin içerisinde beklemeye koyuldu. Süzülürken dengeyi sağlamak daha kolaydı. Birkaç saniye geçti, ortalık sakindi. Usulca asasını çevresinde döndürmeye başlayıp mırıldandı: "Inlusio." Bulutlar arasında soğrulan beyaz ışıklar eşliğinde tılsımı bir kumaş misali bedenini sarmaladı, bedeni gökle bir oldu. Derin bir nefes verdi, aşağı süzülmeye başladı. Eteğinin kemerine bağlı ve ağzına kadar dolu olan minik kumaş çantasını kavradı nazikçe, gülümsedi. Bir yurtdışı seyahatinin daha parası çıkmıştı...

3
Lejant Alanı / Harper Shaw
« : 13 Ekim, 2021 19:00:52 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]
Temel Bilgiler

İsim: Harper Shaw

Dış Görünüm: Kahverengi dalgalı saçlı, kahverengi gözlü, açık beyaz tenli, genellikle renkli elbiseler giyen ve tırnakları birden fazla renkli ojeyle bezenmiş biri.

Kan Durumu: Safkan, daha doğrusu annesi-babası büyücü. Anne tarafında muggle akrabaları vardır.

Doğum Yeri ve Tarihi: Londra, 15 Aralık 1839

Asa: Veela saçı çekirdek, çam ağacı, oldukça esnek, 30 santimetre

Bina: Hogwarts'taki ilk üç senesinde Gryffindor, Ilvermony'e geçtikten sonra Wampus

Meslek: Barmen



Detaylı Bilgiler

Kişisel Özellikler: Renkli kıyafetleri gibi renkli bir kişiliğe sahip bir kadındır Harper Shaw. Kişisel bakım ve dış görünümü, insanın kendisine ve çevresindekilere saygısının bir dışa vurumu olarak gördüğünden her daim giyimine özen gösterir; insanları da giyim kuşamlarına, parfümlerine, makyajlarına göre yargılar. Makyajı, vahşi hayat keşiflerinden ötürü genellikle hafif olmasına karşın bütün günlük rutini ele alındığında her gününün iki saatten uzun bir süresini cildine, makyajına yahut kıyafetlerine harcamaktadır. Elbiseleri, yaşayış tarzından mütevellit hareketi görece az kısıtlayan türden ancak klasik dikimlerine karşın canlı renk tonlarında olur. Broş gibi detaylarla giyimini daha da detaylandırır.

Yaratıcı bir kişiliktir. İlgi alanı olan sihirli kokteylleri, muazzam bir iksirci titizliği ve renkli sanatçı kişiliğinin sentezinin ürünüdür. Erkeklerin dünyasında orijinal ve kendine yeten bir figür olmayı şovmenlik yoluyla başarmaya çalışır. Bütün bu kişilik özelliklerinin senteziyse kaprisli, kibirli ve sabırsız birisi olmasına sebebiyet vermektedir. Sevmediği kişilerin içkilerini özellikle hedefini "çarpacak" şekilde hazırlamayı sever ve bu içkiler yalnızca alkol değil büyü ürünü olduklarından "çarpma" kavramının skalasının oldukça geniş olduğunu söyleyebiliriz.

Hayatının bir yarısı tüm gözlerin üzerinde olduğu ve sosyal bir kelebek olduğu şovmenlikle geçmesine karşın diğer yarısında medeniyetten uzakta, sihirli canlı türlerine ev sahipliği yapan ormanlarda, çöllerde ya da yeni kokteyl denemeleri yaptığı evinde geçtiği için zaman zaman zihninde kopmalar olup sohbetlerde çevresindekilerin varlığını unutan tavırlar sergileyebilmektedir. Özellikle tadını muhteşem bulduğu yiyecekleri yer veya içecekleri içerken kendisiyle akıcı bir iletişim kurabilmek bir hayli zordur.

Sevdikleri: Yeni tat yahut büyülü etki arayışlarında bulunmak, bu uğurda dünyanın dört bir yanını gezip muhtelif yerel sihirli bitki ve yaratıkları keşfetmek en sevdiği aktivitedir ve hayat tarzı haline gelmiştir. Buna bir yakın ikinci şeyse miksoloji alanındaki kabiliyetleri, hoşsohbetliği, güzelliği veya başka herhangi bir özelliğiyle çevresindeki insanları kendisine hayran bırakmak, onların gözünde çok üstün ve değerli bir kişi muamelesi görmektir. Çalışası olmayan vakitlerde cemiyet ortamlarında olsun, kulüplerde olsun büyücü satrancı oynamayı sever. Romantik oyun tarzını özümsemiş olup şah gambiti gibi kısa vadeli açılışları tercih eder. Ortaya ufak da olsa bir bahis koymadan oynadığı ise çok enderdir.

Sevmedikleri: Yalnız kalmaktan nefret eder lakin yeni malzeme arayışları sebebiyle sürekli düzeninden uzakta, farklı şehir ve ülkelerde bulunur. Bu sebeple gittiği ülkelere gider gitmez bir eşlikçi veya uşak işe alır ve gelirinin önemli bir kısmını buna harcar. Kendisini enerjik ve şovmenvari bir tavırla sürekli çevredeki insanlara ispatlamaya çalışır ancak bu, Harper Shaw için bir maskedir diyebiliriz. Çevresindeki insanların kendisini orijinallikten uzak ya da bayağı görmesinden korkar ve nefret eder. Bu sebeple kendisini tüm satma çabalarına rağmen saygı uyandıramadığı insanlardan çekinir, onları bir bahaneyle sevmediğine kendisini ikna ederek ortamdan uzaklaşır.

Aile Geçmişi: Burası güncellenecek.

Dostları: Burası RP yazdıkça güncellenecek.

Düşmanları: Burası RP yazdıkça güncellenecek.



[/justify]

4
Diğer Dünya Ülkeleri / Sabah Ritüeli
« : 11 Ekim, 2021 01:25:35 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]
Yer: Mauritius
Zaman: Ağustos 1865


Kamp yaptığı döşeli ve genişletme büyülü çadırından dışarı çıkıp yamacına yürüdüğü tepeden büyük bölümü sislerle örtülmüş sualtı meşalelerine yöneltti uykulu bakışlarını genç cadı. Sağ omzunda asılı olan omuz çantasını sol tarafında açıp elini tamamen ezbere bir şekilde belli bir konuma götürdü. Aradığını bulamayan elli bir saniyeliğine duraksadı, gözleri irileşti. "Hayır, hayır..." diye bir mırıltı bozdu doğanın kendine has sessizliğini. Önce dirseği girdi çantanın içine, ardından omzunun altına kadar bütün kolu. Telaş içerisinde aranırken bir anda ince parmakları malum bir keseyi kavradı kadının ve tüm vücudu yeniden dinginliğe kavuştu. Derin bir rahatlama nefesi, soğuktan ötürü rüzgarın etkisiyle her bir damlası yüz yakan yağmur damlalarının arasında beyaz bir bulut oluşturdu.

Sert rüzgar, yağmur ve dağ havasının uykulu halinden ayıltamadığı kadın, az önceki kriz sebebiyle yalnızca birkaç saniye içerisinde kendine gelmişti. Çantasında bulamadığı ilk anki tepkilerine bakılırsa kendisi için ölüm kalım meselesi arz eden mor renkli bez keseyi açtı ve içindeki “değerli”lerini görünce yüzünü tüm kapalı havaya karşın ışıl ışıl kılan bir gülümseme kapladı. Manikürlü işaret ve orta parmaklarını hassas ve narin hareketlerle, bir kelebeğe dokunmaya çalışırcasına keseye daldırdı ve kesenin içinden çıkarttığı, muazzam bir hassasiyetle kavradığı kahverengi küreyi kapalı günün kısıtlı ışığıyla manzaraya karşı dikkatlice süzdü. “Seni İngiltere’de unuttum sandım hayatım,” diye mırıldandı ve topçuğu ağzına attı. Güne, hazırlaması bir hafta süren özel brendili çikolatalarıyla başlamak gibisi yoktu…

Brendi ve çikolatanın yanı sıra özel bir malzemesi vardı bu şekerlemelerin: Çin ateş topu saçı. Saçlarının muazzam dalgalarının ve parlaklığının ardındaki yirmi yedi sırrın en önemlilerinden biri, her sabah güne başladığında istisnasız olarak bir adet tükettiği bu atıştırmalıktı. Erik şarabından yapılma ev yapımı brendisinin çikolatayla birleşiminin muazzam, mayhoş harmonisini tadarak güne başlaması da neşeli bir insan olmasının ardındaki otuz üç sebepten biri olabilirdi.

Yanındaki ve bu ülkeye geldiği bir önceki gün işe aldığı eşlikçisi, şaşkınlıkla kendisini süzüyordu. Koyu renk saçları ve kendine has ten rengiyle Hintli olduğu bir hayli belirgin olan adam birkaç saniyelik sessizliğin ardından ancak söze girebilmişti: “Efendim, yardımcı olabileceğim bir şey var mı?“ Belki de yıllardır İngiliz işverenler ile çalışmış adamın aksanı, tüm yontulmalarına karşın memleketini belli eder cinstendi. Muhtemelen o ana kadar çevresinde olan her şeyi unutmuş olan Harper, şaşkın bir halde kendisine seslenen figüre döndü. Birkaç saniye boyunca ağzındaki muhteşemliğin keyfini ince bir gülümseme eşliğinde sürdürdü. Her bir saniye, yanındaki geçici uşağı için muhtemelen daha garip hale geliyordu ancak gözlerinin içine bakmakta olan kadının dikkatini daha fazla çekebilme ihtimali yoktu ki. Adamın çaresiz bekleyişi, yaklaşık yirmi saniyenin sonunda nihayete ermişti. Gülümsemesi büyüyen kadın hiçbir şey olmamış, yirmi saniyedir garip, tepkisiz bir transta değilmiş gibi karşılık verdi kavruk tenli uşağına: “Ah, evet. Çadırımı topla, biraz sirga yumurtası toplayacağız...”
[/justify]

5
Avatar & İmza / Ynt: Avatar Kayıtları
« : 03 Ekim, 2021 04:35:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Harper Shaw - Victorian Lady by Rebecca Brown TIK

Karakter başvurusu yapıldı.

6
Yetişkin Karakter Başvuruları / Harper Shaw
« : 03 Ekim, 2021 04:29:35 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Harper Shaw
Karakterin Yaşı: 26
Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Renkli kıyafetleri gibi renkli bir kişiliğe sahip bir kadın diyebiliriz. Kişisel bakım ve dış görünümü, insanın kendisine ve çevresindekilere saygısının bir dışa vurumu olarak gördüğünden her daim giyimine özen gösterir; insanları da giyim kuşamlarına, parfümlerine, makyajlarına göre yargılar. Elbiseleri her daim hareketi görece az kısıtlayan türden ve klasik dikimlerine karşın canlı renk tonlarında olur. Broş gibi detaylarla giyimini daha da detaylandırır. Yaratıcı bir kişiliktir. İlgi alanı olan sihirli kokteylleri, muazzam bir iksirci titizliği ve renkli sanatçı kişiliğinin sentezinin ürünüdür. Erkeklerin dünyasında orijinal ve kendine yeten bir figür olmayı şovmenlik yoluyla başarmaya çalışır. Bütün bu kişilik özelliklerinin senteziyse kaprisli ve kibirli birisi olmasına sebebiyet vermektedir. Sevmediği kişilerin içkilerini özellikle hedefini "çarpacak" şekilde hazırlamayı sever ve bu içkiler yalnızca alkol değil büyü ürünü olduklarından "çarpma" kavramının skalasının oldukça geniş olduğunu söyleyebiliriz.
Karakterin Kısaca Geçmişi: Büyücü bir İngiliz ailesinin büyük kızı olan Harper, annesinin, küçük yaştayken pek idrak edemediği sebeplerden ötürü Amerika Birleşik Devletleri'ne gitmesinin gerekmesi sebebiyle Hogwarts'taki eğitimini üçüncü yılından sonra bırakmış ve Ilvermony'de öğrenimini tamamlamıştır. Küçüklükten beri iksirlere büyük bir ilgi ve yatkınlık gösterirken tamamen tesadüf eseri 1856 yılında New York'ta ünlü barmen Jerry Thomas'ın bir gösterisine denk gelir. Bu muggle kişisinin sıradan materyallerle yarattığı "büyü"den etkilenen kadın, izlediği şovdan sonraki birkaç gün boyunca gördüklerini ve tattıklarını aklından çıkartamaz ve bir şekilde Jerry Thomas'ın çırağı olarak mekanında çalışmaya başlar. Yaklaşık bir yıl boyunca aldığı eğitimin ardından her ne kadar kendisine kattıklarından dolayı saygı duysa da monoton muggle hayatı içerisinde sıkışmak istemez ve öğrendiklerini, iksir kabiliyetiyle birleştirebileceği, daha renkli bir yol arayışına çıkar. Muhtelif sihirli bitki veya yaratık kaynaklı malzemeleri alkol tabanlı iksirlerle birleştirerek büyücedünyanın içki kültürünü ateş viskisinin ötesine taşımayı hedeflemektedir, bu sebeple muhtelif mekanlarda öğretmeni "Profesör"ün izinden giderek kokteyl şovları icra etmektedir.
İstediğiniz Meslek: Büyücü (Barmen)
Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip: La Fay Şifacılar Topluluğu
Büyü Yatkınlıkları
  • Biçim Değiştirme Gücü: 6 + 1
  • Lanet Gücü: 0
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Gücü: 15 + 2
Örnek RP:
[spoiler=Bir KSKS Dersi]
Sabah, bilinci rüyalar alemini terk eyleyip içinde bulunduğu realiteye açıldığında yapışkan bir his vardı André'nin yanağında. Görünüşe bakılırsa ağzı hafiften aralık kalmış, gece boyunca dudağının kenarından sızan salya yanağıyla yastığı arasında usulca yayılarak ve sonrasında kuruyarak bir tutkal işlevi görmüştü. Çapaklanmış gözlerini zar zor araladığındaysa yalnızca loş alevlerle aydınlanan, zira sabahın körü olması ve kara bulutların kombinasyonu sonucu pencerelerinden zerre ışık almayan yatakhanenin tamamen boş olduğunu fark etmişti.

“Bir saniye?!” diyerek fırladı yatağından dağınık saçları yastığının üzerinde yuvarlanmaktan iyicene dağılmış oğlan. Henüz ders programını ezberleyememiş, karanlık sanatlara karşı savunma dersinin özel bir durum sonucu bugüne alındığını anımsıyordu yalnızca. Ancak başka bir özel durum da vardı sanki… Aceleyle komodininin üstünde duran bordo çerçeveli gözlüğünü takarken, önceden gözlüğünün altına yerleştirdiği ve programıyla notlarının yazdığı ders programını almıştı eline: “KSKS SALI, SABAH 08.15, YASAK ORMAN.” Normalden daha erken başlayacağını nasıl unutabilmişti? Yine komodininin üstünde duran gümüşi köstekli saatini aldı hemen, saat 08.10’u gösteriyordu. “Hay, kafamı…” diye mırıldanarak hızlıca lavaboya koştu, gözlüğünü kenara bırakıp yanağındaki kurumuş salyaları temizlemek suretiyle yüzünü yıkadı. Dişlerini fırçaladı, apar topar kıyafetlerini giyinmeye başladı. Üstündeki beyaz gömleğin ve gri süveterin omuzlarını, sarı-siyah kravatının yakasındaki pozisyonunu bile ayarlamaya vakit harcamadan cübbesini üzerine geçirmiş ve çantasını da omzuna attıktan sonra dışarıdaki rezil havanın habercisi olan serin şato koridorlarında koşturmaya başlamıştı.

Devasa kapıdan kendisini dışarı fırlattığında aniden karşılaştığı rüzgar adeta yüz kaslarını dondurmuştu. Rüzgarın hızıyla ivmelenen yağmur damlalarıysa yanaklarını ve boynunun cübbesinden açıkta kalan kısımları bıçak misali kesiyordu. Henüz yaz mevsimi yeni bittiğinden kurumamış, ıslanmalarıyla beraber yemyeşil parlayan çimenlerin üzerinde fütursuzca koşuyordu. Ancak yağmurdan kayganlaşan zeminde dengesini kaybetmiş ve sağ adımını adeta bundan sekiz sene sonra muggle dünyasında bir hayli popüler olacak spesifik bir dans hareketinden hallice bir şekilde atmıştı, lakin başarısız bir şekilde. Anında yere kapaklanan oğlan yumuşamış toprağın üzerinde kayarak cübbesinin ve suratının sağ tarafını çimen ve çamura bulamıştı.

Soğuk, rüzgar ve yağmura uyanmaktan daha acılı başka bir şey belki olamayacakken bir de bu hale gelmesine söverek doğruldu, ilk anlarda ritmi bozuk olan lakin zamanla tekrar düzene giren koşar adımlarla Yasak Orman’ın girişine yaklaştı. Derslerini burada işleyecek olmaları başlı başına çekindiriciydi kumral saçlı oğlan için. Çünkü bu, uygulamalı bir ders ihtimali demekti ve ne bu alandaki büyülere dair yatkınlığı, ne de bu büyüleri öğrenmeye dair şevki olan André güç bela geçebilmişti şu zamana kadarki her döneminde dersi. Bir muggle mahallesinde büyümüş olan oğlan için zira beş sene boyunca zorunlu olarak vermesi gereken bu ders, muggle liselerinde tabanca kullanımını öğrenmekten hallice, zalimceydi. Evet, büyücülük dünyasında çeşitli tehlikeler vardı lakin muggle dünyasında da bu tehlikeler yok muydu? Seherbazlar, tehlikeli büyüler ve yaratıklarla uğraşan bakanlık çalışanları zaten bunlarla yüzleşmek için yoklar mıydı? Neden her bir birey bireysel olarak şiddete karşı kendini savunma ve şiddet uygulamayı öğrenmek durumundaydı ki?

İşte tüm bu derse dair tüm motivasyonsuzluğunun yanı sıra böylesine acılı bir şekilde alana gelmiş olmak iyicene hayattan bezdirmişti üstü başı çamur olan genci. Ders alanına geldiğinde herkesin ufak gruplar olarak toplaştığını ve ellerinde birer zarf olduğunu fark etmişti. Öncelikle profesörüne mahcup bir ifadeyle, sessizce özür dileyen bir bakışla kafasını eğdi, ardındansa üstünü temizlemek adına asasını sağ tarafına doğrultup salladı. Ne kaçırdığını öğrenmeye girişmek üzere dikkatini tekrar alana çevirdiğinde ise hiç de iç açıcı olmayan bakışlar taşıyan gözlerin üzerinde olduğunu fark etmişti...
[/spoiler]

Sayfa: [1]