1
Okul Müdürünün Ofisi / Ynt: Çocukları Pistten Alalım
« : 08 Nisan, 2023 22:56:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]
Ayaklarını birbirine dolayıp ellerini dizleri üzerinde kenetlerken çocuklardan gözlerini aralıklarla kaçırıyor, küllük üzerinde yanan sigara çöpüne yan gözle bakıyordu. Profesör Harrington kendisinin yanında bir profesörü görevlendireceğini söylediğinde biraz olsun rahatlamıştı, omuzlarındaki kaskatı duruş gevşeyip yerini ince bir sıcaklığa bırakmıştı. İki iri yarı oğlanla bir asa sayesinde baş edebilirdi muhakkak ancak faili meçhul her bir sorunun cevabının genç büyücülerde saklı olduğu gerçeği yüzüne su gibi çarpında tedbiri elden bırakmak istemiyordu. Bu noktada yalnız görevlendirildiği için bir hayli yanlış buluyordu konumunu aslında. Lakin bakanlığın işinin başından aşkın olduğu şu zamanlarda herkesin bir sorumluluğu üstleniyor olması da su götürmez bir gerçekti. İhraç edilen çalışanlar bir yana bir çok mevki değişikliği de su altından konuşulur olmuştu.
Profesör d'Ibelin'i bekleyip okul müdürünün naçizane yakınmaları ve öğütlerini dinlerken ister istemez göz devirmek zorunda kalmıştı. Doğrusu ya saygı duyulacak bir büyücüydü ancak bu öğütlerin sırasının şimdiki zaman olduğunu düşünmüyordu Emma. Sonrasındaydı. Acısı taze olan bu çocukların geride kalanları olmayışı yüzlerine çarptığında hiçbir öğüt kulaklarına küpe olmayacaktı.
Kapı yavaşça açıldığında içeriye önce bir profesör ardından da Melvin girmişti. Melvin'in dudakları sımsıkıydı, Emma'nın az önceki öfkeli ve suçlayıcı bakışından nasibini almışçasına birbirine yapışmıştı. Profesör üzerindeki cübbeyi -belki de parka denmeli- düzeltirken sırtını dikleştirip okul müdürüne gözlerini dikmeden hemen öncesinde Emma'nın bakışları adamla karşılaştı. Karşılaştı karşılaşmasına da bu ilk bakış değil gibiydi sanki. Gözünün büyücüyü bir yerden ısırdığına adı kadar emindi. Bakanlıkta mı karşılaşmışlardı; belki bir dükkanda veyahut okulda... Yaşları birbirine uzak sayılmaz, olsa olsa birkaç sınıf farkları olacak kadar yaş farkı kaldırırlardı. Dudaklarını aralayacakken sustu. Merakını elbet giderirdi. Yeri ve zamanı olmayan soruların vakti değildi.
Elindeki görevlendirme belgesini Profesör Harrington'a uzatırken çocuklara ve bilhassa Profesör d'Ibelin'e dönüp "Sihirli Taşımacılık Dairesi'nden bir kere kullanmak üzere özel olarak yaptırdığımız bir anahtar ile gideceğiz. Bundan ötürü ki öğrencileri kesinlikle bırakmamaya özen göstermeliyiz." diyerek büyücülere baktı. Sessizlerdi. Kendisini dinlediklerinden dahi emin değildi. Dalgın iki oğlanı anahtarda sürüklenirken yere çarpıp kaybetmek istemezdi. "Eadwig Boleyn'e ben refakat edebilrim. Sizden de Samuel Boleyn'e refakat etmenizi rica edeceğim." diyerek konuşmasını bitirdi. İlgili imzaları alıp Bay Harrington ile vedalaşırken üslubunu ve tutumunu korumaya özen göstererek yaşlı adamla kısacık tokalaşıp odadan çıktı.
Hogwarts'ın uzun koridorunda boylu boyunca yürürken dışarıdaki diğer öğrencilerin kendilerine karşı bakışlarından rahatsızlık duymuştu. Bu rahatsızlık kendisi için değil, öğrenciler içindi. Yedi yılını harcayıp ezberlediği kestirme çıkışlarla okul bahçesini bulduğunda ardındaki üç büyücünün kendisini takip etmesine izin verdi. Aynı zamanda üzerindeki ceketin iç bölmesine yerleştirdiği tekerleği andıran minik halkayı parmakları ile kavrarken adımlarını yavaşlattı. Etrafa bakındı. Pek de kimsenin peşlerine takılmasını istemezdi. "Bir anahtarla daha önce yolculuk yapmışsınızdır diye tahmin ediyorum ancak yapmadıysanız da... Halkanın etrafını sıkıca tutmanızı rica edeceğim sizlerden. Lütfen bırakmayın, kendinizden olmak istemezsiniz. Gözlerinizi kapatabilirsiniz. Kısa bir süre sonra bakanlığa varmış olacağız." diyerek altın rengi sarmalı öne doğru uzattı. Hepsinin birden yavaş yavaş bu demire dokunmasını izlerken hazır olduklarında gözlerini kapattı. Sıradaki durak Britanya Büyü Bakanlığı idi.
İhtişamlı binanın önüne inerken savrulmaması için Eadwig'in gömleğine doğru uzandı. Oğlanı yakasından tutup yavaşça çekmeye çekerken bir yandan da Profesör d'Ibelin'e ve Samuel'e bakmaya çalışıyordu. Onların da güvenle yanlarına ulaştığından emin olduktan sonra en önden gitmeye başladı. İçerisi her zaman olduğu gibi mahşer günü gibi kalabalıktı. Diğer günlerden tek farkı daha karmaşa dolu, herkesin göze girmek için koşturduğu bir öğleden sonrasıydı. Her zaman bellediği bir duvarın köşesine geçerek asasını çıkarttı. Taşlara çaprazlama bir biçimde vurduğunda gizemli asansör kapısının belirmesine izin verirken bir adım geriledi. Katlar arasında dolaşan asansöre bindiğinde tekrardan Eadwig'in yanına geçti. Refakatçiden çok azılı bir suçlunun kaçmasını gizliden gizliye kaçmasını önleyen bir seherbaz gibi hareket ediyordu.
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi'ne geldiğinde tanıdığı birkaç simaya yalnızca başı ile eşlik etti. Ardından büyük kapının önüne geldiğinde derin bir soluk alıp iki büyücü oğlana döndü. Solgun yüzleri, ürkek fakat bir o kadar da vahşi ve öfkeli tavırları tüm yüzlerinden, yüzlerine yansıyan duygu karmaşasından rahatlıkla okunabiliyordu. "Sizlere burada birkaç soru soracaklar. Çocuk değilsiniz artık. Sizleri sorgulayacaklar baylar. Kulağa rahatsız edici geldiğinin farkındayım ancak bir peri masalı gibi işitmenizin manası yok. Ancak temin ederim ki iki tarafın da soru işaretleri giderilecek." dediğinde bir adım geriledi. Yanlarına gelen daire çalışanına öğrencileri teslim ettikten hemen sonra Profesör d'Ibelin'e dönerek "İsterseniz sizi odamda misafir edebilirim, bu sayede öğrencilerinizi beklemiş olursunuz." diye nazik bir teklifte bulunmaya çalıştı. Teklifinin ardından öğrenciler çökkün omuzları ile kapıdan içeriye doğru adım adım çekildiler.
Kapı büyük bir karanlık ile peşlerinden kapanmıştı. Sorgu, birazdan başlayacaktı.
-bölüm sonu- [/justify]
Ayaklarını birbirine dolayıp ellerini dizleri üzerinde kenetlerken çocuklardan gözlerini aralıklarla kaçırıyor, küllük üzerinde yanan sigara çöpüne yan gözle bakıyordu. Profesör Harrington kendisinin yanında bir profesörü görevlendireceğini söylediğinde biraz olsun rahatlamıştı, omuzlarındaki kaskatı duruş gevşeyip yerini ince bir sıcaklığa bırakmıştı. İki iri yarı oğlanla bir asa sayesinde baş edebilirdi muhakkak ancak faili meçhul her bir sorunun cevabının genç büyücülerde saklı olduğu gerçeği yüzüne su gibi çarpında tedbiri elden bırakmak istemiyordu. Bu noktada yalnız görevlendirildiği için bir hayli yanlış buluyordu konumunu aslında. Lakin bakanlığın işinin başından aşkın olduğu şu zamanlarda herkesin bir sorumluluğu üstleniyor olması da su götürmez bir gerçekti. İhraç edilen çalışanlar bir yana bir çok mevki değişikliği de su altından konuşulur olmuştu.
Profesör d'Ibelin'i bekleyip okul müdürünün naçizane yakınmaları ve öğütlerini dinlerken ister istemez göz devirmek zorunda kalmıştı. Doğrusu ya saygı duyulacak bir büyücüydü ancak bu öğütlerin sırasının şimdiki zaman olduğunu düşünmüyordu Emma. Sonrasındaydı. Acısı taze olan bu çocukların geride kalanları olmayışı yüzlerine çarptığında hiçbir öğüt kulaklarına küpe olmayacaktı.
Kapı yavaşça açıldığında içeriye önce bir profesör ardından da Melvin girmişti. Melvin'in dudakları sımsıkıydı, Emma'nın az önceki öfkeli ve suçlayıcı bakışından nasibini almışçasına birbirine yapışmıştı. Profesör üzerindeki cübbeyi -belki de parka denmeli- düzeltirken sırtını dikleştirip okul müdürüne gözlerini dikmeden hemen öncesinde Emma'nın bakışları adamla karşılaştı. Karşılaştı karşılaşmasına da bu ilk bakış değil gibiydi sanki. Gözünün büyücüyü bir yerden ısırdığına adı kadar emindi. Bakanlıkta mı karşılaşmışlardı; belki bir dükkanda veyahut okulda... Yaşları birbirine uzak sayılmaz, olsa olsa birkaç sınıf farkları olacak kadar yaş farkı kaldırırlardı. Dudaklarını aralayacakken sustu. Merakını elbet giderirdi. Yeri ve zamanı olmayan soruların vakti değildi.
Elindeki görevlendirme belgesini Profesör Harrington'a uzatırken çocuklara ve bilhassa Profesör d'Ibelin'e dönüp "Sihirli Taşımacılık Dairesi'nden bir kere kullanmak üzere özel olarak yaptırdığımız bir anahtar ile gideceğiz. Bundan ötürü ki öğrencileri kesinlikle bırakmamaya özen göstermeliyiz." diyerek büyücülere baktı. Sessizlerdi. Kendisini dinlediklerinden dahi emin değildi. Dalgın iki oğlanı anahtarda sürüklenirken yere çarpıp kaybetmek istemezdi. "Eadwig Boleyn'e ben refakat edebilrim. Sizden de Samuel Boleyn'e refakat etmenizi rica edeceğim." diyerek konuşmasını bitirdi. İlgili imzaları alıp Bay Harrington ile vedalaşırken üslubunu ve tutumunu korumaya özen göstererek yaşlı adamla kısacık tokalaşıp odadan çıktı.
Hogwarts'ın uzun koridorunda boylu boyunca yürürken dışarıdaki diğer öğrencilerin kendilerine karşı bakışlarından rahatsızlık duymuştu. Bu rahatsızlık kendisi için değil, öğrenciler içindi. Yedi yılını harcayıp ezberlediği kestirme çıkışlarla okul bahçesini bulduğunda ardındaki üç büyücünün kendisini takip etmesine izin verdi. Aynı zamanda üzerindeki ceketin iç bölmesine yerleştirdiği tekerleği andıran minik halkayı parmakları ile kavrarken adımlarını yavaşlattı. Etrafa bakındı. Pek de kimsenin peşlerine takılmasını istemezdi. "Bir anahtarla daha önce yolculuk yapmışsınızdır diye tahmin ediyorum ancak yapmadıysanız da... Halkanın etrafını sıkıca tutmanızı rica edeceğim sizlerden. Lütfen bırakmayın, kendinizden olmak istemezsiniz. Gözlerinizi kapatabilirsiniz. Kısa bir süre sonra bakanlığa varmış olacağız." diyerek altın rengi sarmalı öne doğru uzattı. Hepsinin birden yavaş yavaş bu demire dokunmasını izlerken hazır olduklarında gözlerini kapattı. Sıradaki durak Britanya Büyü Bakanlığı idi.
İhtişamlı binanın önüne inerken savrulmaması için Eadwig'in gömleğine doğru uzandı. Oğlanı yakasından tutup yavaşça çekmeye çekerken bir yandan da Profesör d'Ibelin'e ve Samuel'e bakmaya çalışıyordu. Onların da güvenle yanlarına ulaştığından emin olduktan sonra en önden gitmeye başladı. İçerisi her zaman olduğu gibi mahşer günü gibi kalabalıktı. Diğer günlerden tek farkı daha karmaşa dolu, herkesin göze girmek için koşturduğu bir öğleden sonrasıydı. Her zaman bellediği bir duvarın köşesine geçerek asasını çıkarttı. Taşlara çaprazlama bir biçimde vurduğunda gizemli asansör kapısının belirmesine izin verirken bir adım geriledi. Katlar arasında dolaşan asansöre bindiğinde tekrardan Eadwig'in yanına geçti. Refakatçiden çok azılı bir suçlunun kaçmasını gizliden gizliye kaçmasını önleyen bir seherbaz gibi hareket ediyordu.
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi'ne geldiğinde tanıdığı birkaç simaya yalnızca başı ile eşlik etti. Ardından büyük kapının önüne geldiğinde derin bir soluk alıp iki büyücü oğlana döndü. Solgun yüzleri, ürkek fakat bir o kadar da vahşi ve öfkeli tavırları tüm yüzlerinden, yüzlerine yansıyan duygu karmaşasından rahatlıkla okunabiliyordu. "Sizlere burada birkaç soru soracaklar. Çocuk değilsiniz artık. Sizleri sorgulayacaklar baylar. Kulağa rahatsız edici geldiğinin farkındayım ancak bir peri masalı gibi işitmenizin manası yok. Ancak temin ederim ki iki tarafın da soru işaretleri giderilecek." dediğinde bir adım geriledi. Yanlarına gelen daire çalışanına öğrencileri teslim ettikten hemen sonra Profesör d'Ibelin'e dönerek "İsterseniz sizi odamda misafir edebilirim, bu sayede öğrencilerinizi beklemiş olursunuz." diye nazik bir teklifte bulunmaya çalıştı. Teklifinin ardından öğrenciler çökkün omuzları ile kapıdan içeriye doğru adım adım çekildiler.
Kapı büyük bir karanlık ile peşlerinden kapanmıştı. Sorgu, birazdan başlayacaktı.
-bölüm sonu- [/justify]




