17 Nisan, 2026 10:07:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Şüphe  (Okunma sayısı 64 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Balian d'Ibelin

  • Hogwarts Profesörü
  • 11. Seviye
  • İleti: 67
  • 56 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Balian d'Ibelin
  • Güç Puanı: 17
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: tunahan
  • Meslek: Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği
  • Biçim Değiştirme Gücü: 25
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, Seviye 3
Şüphe
« : 20 Nisan, 2023 23:23:03 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Büyücü: Adras d'Ibelin

Yunanistan

Yıllar, beraberinde getirdiği başarı ve başarısızlıklardan çıkarılan başarı tohumlarıyla birlikte geçip giderken, vücudun buna verdiği tepki yorgunluk ve yaşlanma oluyordu. Günler geçip giderken vücutta yaptığı tek olumlu değişim beyinde yani tecrübeler ve anılarda kendini gösteriyordu; tabi her şey yolunda giderse. Seksen yaşını geçen Adras, bu konuda çok şikayetçi olmasa da, yaşlanmış olmanın getirdiği sorumluluklarla geçiriyordu son yıllarını. Yaşlı adam sona doğru yaklaştığı hissine kapılmıştı bu günlerde. Hayatı boyunca tırmandığı başarı merdivenindeki en yüksek basamağa çıkmaktı hissettiği son, ölüm değildi. Bu doğrultuda, çoktan genişleyen ufkunu sonunda somut olarak da genişletebilmişti. Dünyanın bir çok yerine gerek siyasi gerekse ekonomik olarak, küçük ama etkili dokunuşlarla, isterse birbirine katıyor isterse de kendince bir düzene sokuyordu. Bu konuda ki en büyük hedefi, ileride daha büyük sorunlara yol açacağını düşündüğü, Türkleri ikna ettiği Kıbrıs harekatının gerçekleşmesiydi. Silahlar ve para hazırdı, geriye sadece diplomatik yönden birkaç kelam etme aşaması kalmıştı. Buda zaten işin en kolay ama can alıcı kısmıydı. Bu stratejik hamle sayesinde Anadolu'ya ve Balkanlar'a birçok açıdan müdehaleye erişimi olacaktı.

Ama şimdi Adras'ın ilgilenmesi gereken, yıllardır aklında bulunan, bir mesele vardı. Belki de yüzleşmeye, tekrar anıların tazelenmesine katlanmaya yetecek gücü ancak kendinde bulabilmişti. Tırmandığı o basamakların en üstüne çıkmak üzere olduğunu hissetmeye ihtiyacı vardı sanki. Karşısında dikilen yaşlıca adamın hemen yanında duran uzun, büyük ve üstü örtülü gizli hazineye ulaşmasının vakti gelmiş gibi hissediyordu. "Bay d'Ibelin, ettiğiniz tarife uygun çizdim." dedi hemen yanında duran, kendi yaptığı tablonun yanında dikilen adam. Adras'ın uzun zamandır hissetmediği duyguları yansıtan gözleri merakla üstü örtülü tabloya çevrildi. Bakışlarından dışarı taşan heyecanı ve korkuyu geçen onca yıldan sonra ilk defa tecrübe ediyordu. Yunanistan'da oldukça ün yapmış bir sanatçıyı bulup ödediği yüklü miktarda ki para, sahip olacağı hazineden kat kat daha değerliydi. Sanatçı yaptığı eserin mükemmelliği ile yeterince övünemediğinden, düşündüklerini vücut diline yansıtmış, dünyanın en harika şeyini yaratmış bir tavırla kasılıyordu. "Sizin için önemli biri olmalı." dedikten kısa süre sonra tabloyu açığa çıkarmak için üzerindeki örtüyü yavaşça aşağı doğru çekti. O andan itibaren yaşlı adamın bakışlarına hakim olan duygular yerini hayranlığa, aşka ve özleme bırakmıştı. Büyülendiği şey resimden çok resmin içindekiydi. "Sofia..." dedi resme yaklaşırken sesi kısık çıkmıştı. Yavaşça kalkan sağ elini resmin çeşitli yerlerinde gezdirirken konuşmaya başladı "Saçları güneş ışığı değdiğinde nasıl güzel parlardı. Kıvrıla kıvrıla beline kadar inerdi." dedi parmak uçlarıyla sanki gerçekten onun yumuşacık saçlarının arasında geziniyormuş gibi "Ten rengi o kadar beyazdı ki, saflığın vücut bulmuş haliydi." bu sefer ressamın beyaz fırça darbeleriyle renklendirdiği yüz hatlarında gezindi parmakları. "Bu beyaz elbisesi vardı üzerinde o gece..." aklına dolan o kötü anıyla birlikte geri çekti ellerini sanki görünmeyen bir aleve dokunmuş gibi. "Hangi gece Bay d'Ibelin?" merakla soru soran ressama çevirdi hiddetle parlayan gözlerini. Yanlış bir şey sorduğunu sanan adam korkuyla birkaç adım geriye giderken "Bir tane daha yaptım...." telaşla arkada duran, biraz daha küçük boyutlardaki diğer bir tabloyu gösterdi. Bunun da üstünde bir örtü vardı. "... yani size hediyem olsun, hiç bir maddi beklentim yok." konuşurken kelimelerin aslında o an korkuyla ağızdan döküldüğü belliydi. Adamın hediyeden ziyade daha fazla maddi bir beklenti içerisinde ikinci bir tablo daha yaptığını adı gibi biliyordu Adras. Bakışları ressamın açmak üzer olduğu diğer bir resime kilitlendi. İlkinin aksine biraz daha yakından ve daha detaylı görünüyordu. Biricik Sofia'sının güzelliği yine yakıp geçmişti Adras'ı. Dıştan söylemese de iyi iş çıkartmıştı ressam. Matthew en iyisini bulacağını söylemişti ve başarmıştı demekki. "Tamamdır gidebilirsin." dedi otoriter sesiyle. Resimler güzelce çerçevelenip ait oldukları duvara asılmayı bekleyeceklerdi bir süre. "Ödemeyi ne zaman alırım." dedi ressam gitmeden önce. Aslında o an bir şeylerin ters olduğunu, resimleri çizenin bu adam olmadığını sezdi. Sesini çıkartmadan az önce içeri giriş yapan Matthew'e doğru bir bakış attı. "Matthew, ilgilenirsin." dedi bu sefer sadık adamıyla konuşuyordu.   




Çevrimdışı Bartemius Rosier

  • Bakanlık Çalışanı
  • 5. Seviye
  • İleti: 19
  • 718 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Bartemius Rosier
  • Güç Puanı: 15
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Emre
  • Meslek: Seherbaz
  • Cemiyet: -
  • Biçim Değiştirme Gücü: 5
  • Lanet Gücü: 12
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 5
  • Özel Yetenek: Zihinbend, Seviye 2
Ynt: Şüphe
« Yanıtla #1 : 26 Nisan, 2023 18:09:37 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Büyücü: Matthew Silver

Günü çok güzel başlamıştı. Güzel bir kahvaltı etmiş ve işlerin yolunda olduğunu kontrol etmişti. Geriye günlük posta kontrolü kalmıştı sadece. Baykuşların gelip mektupları teslim etmek için beklediği odaya girdi. Bugün çok fazla mektup yoktu ancak içlerinde öyle bir mektup vardı ki aklını başından alacak düzeydeydi. Elindeki zarfları birer birer açıp okuduktan sonra Alpheus'un imzasını taşıyan mektubu aldı. Adras'ın torunundan gelen bir mektuptu. Aralarında çok fazla mektup trafiği olmazdı bu yüzden şaşkınlıkla mührü kırıp okumaya başladı. Kelimeler su gibi akıp giderken mektupta yer alan bir isme takıldı. Elizabeth Handerson. Bu isim ona hiç yabancı gelmiyordu. Kaşlarını çatıp düşünmeye başladı. Sonra avucunun içiyle alnına vurup bir hışımla oturduğu yerden kalktı ve arşiv odasına gitti. Elizabeth Handerson. Bu isimle ilgili tüm dosyaları aratıyordu ancak eline geçen tüm dosyalar en fazla bir yıl eskisine dayanıyordu. Bir geçmişi dahi yoktu Elizabeth Handerson'ın. Gazeteci olduğunu konusunda söylediği tüm şeyler bir yalandı demek ki. Yumruğunu masaya vurup bağırdı. Kandırılmışlardı ve kandırılmak onun hoşuna ne kadar gitmiyorsa Adras'ın daha da gitmiyordu.

Adras'ın odasına doğru çabuk adımlarla ilerledi. Kapıyı çalıp içeri girdiğinde bir kaç zaman önce bulduğu ressamın eserlerini Adras'a gösterme anı ile karşılaştı. "Matthew, ilgilenirsin." Yaşlı kurdun sesi ressamın ücreti ile ilgili mali işlerin halledilmesini söylüyordu. Ressama baktı. Adras'tan ürktüğü belliydi. Yaşlı kurt onu korkutacak bir harekette bulunmuştu demek ki. Soğuk bakışları ile ressamın içini deldi. "Dışarı çık." Sesi soğuk ve nefret doluydu. Ressam ikiletmeden dışarı çıktı ve kapıyı çekti. Adras bir sorun mu var dercesine bakıyordu Matthew'a. Elindeki mektubu alıp masanın üstüne bıraktı. Sonra arkasını dönüp resimlere göz gezdirdi. Adras mektubu okurken kafasını bu tablolara vermek istemişti. Bulduğu ressam gerçekten harika bir iş çıkarmıştı. Tablolar oldukça canlı ve parlak renklerle doluydu. "Kim bu Bay d'Ibelin?" diye sordu. Sorusuna cevap alamayacağını biliyordu ancak yine de merakına yenik düşmüştü. Oldukça güzel bir kadının tasviriydi bunlar. Adras'ın hayatındaki birileri olması gerek diye düşündü. Belki çok fazla kurcalamadığı özel hayatı ile ilgili biriydi. Eşi dostu belki de kızı. Ancak Adras'ın hikayesini pek bilmezdi. Sormaya cesaret de edememişti, aslında pek merak ettiği de söylenemezdi. Kendisine ve Adras'a birer bardak viski doldurup bir bardağı Adras'ın masasına koyup karşısındaki koltuğa oturdu. İçindeki bir anlık öfke yavaş yavaş dinmişti. Mantıklı şekilde düşünebiliyordu artık. Elizabeth Handerson isimli ziyaretçi büyük ihtimalle Elizabeth Handerson değildi ve gazeteci olduğu ihtimali de gittikçe azalıyordu. Mektubunu ilk aldıklarında kadın hakkında ayrıntılı bir araştırma yapmamıştı ancak nasıl olur da kandırıldığını bir türlü anlam veremiyordu. Oysa her adımlarını ayrıntılı bir şekilde planlarlardı. Özellikle de Matthew bu tarz işlerde şansa bakmaz, şansını kendi yaratırdı. Yine de bu hatayı yapmaları onlar için eğer geri dönüşü olan bir hataysa tecrübe olacaktı. Bardağındaki viskiyi bitirip şakaklarını ovuşturdu. Düşünmek başını ağrıtmıştı. Ellerini dizinde birleştirip Adras'ın ona cevap vermesini bekledi. O bir şey söylemeden bu konu hakkında hareket etmesi doğru olmazdı, edemezdi de. Cevabı beklerken bakışlarını yine tablolara çevirdi. İyi bir ressam bulabildiği için kendisiyle gurur duymuştu.

Çevrimdışı Balian d'Ibelin

  • Hogwarts Profesörü
  • 11. Seviye
  • İleti: 67
  • 56 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Balian d'Ibelin
  • Güç Puanı: 17
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: tunahan
  • Meslek: Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği
  • Biçim Değiştirme Gücü: 25
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, Seviye 3
Ynt: Şüphe
« Yanıtla #2 : 27 Nisan, 2023 17:27:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Büyücü: Adras d'Ibelin

Matthew'in sorduğu sorunun yanıtı aslında geçmişinde saklıydı. Resimler,  geçmişinin hem huzur hemde acıyı barındıran yansımasıydı. Adras bu kalbini  parçalayan bu duyguların neden olduğu kişiyi resmettirmişti. Genç müdürün doldurup önüne bıraktığı bardaktan küçük bir yudum aldı ve boğazından aşağıya kayan çarpıcı keskin tadın keyfini çıkardı bir süre. Seksen yıllık hayatının çok kısa bir bölümünü mutluluk içerisinde geçirebilmişti, geriye kalan onca aylarda ve günlerde hissettiği acının, kaybettiği mutluluğunun portresiydi bu resimdeki kız. Adras için, Sofia hem mutluluk hem de acı demekti.

"İnsanlar genellikle kendileri için en önemli olan şeyin değerini, o kişiyi yada nesneyi kaybetmeden anlayamıyorlar. " viskisinden bir yudum daha aldı ve açıklamasına devam etti "Kaybetmenin yarattığı boşlukla ve sersemlikle yaşamak zorunda kalıyorsun bir süre. Tabi zamanla o boşluk doluyor, sersemlik yerini daha başka duygulara bırakıyor." aslında anlattıklarının kendisiyle alakası yoktu, Adras resimdeki o kızın değerinin zaten farkındaydı işte asıl sorun da buydu " Ama senin için çok değerli olduğunu bildiğin ve o değeri sonuna kadar hissettiğin bir şeyi kaybetmek...." sözünü yarıda kesip biraz düşündü yaşlı adam, duygularını kelimeye dökmeye pek alışık değildi "bana kalırsa asıl başa çıkılamayacak olan bu." diyerek bitirdi sözlerini. Hissettiklerinin yarısını bile anlatamamıştı ama bu kadarını anlatması bile mucizeydi. Daha fazlasını bilmesine gerek olmadığını düşünüp son bir yudumla viskisini bitirdi. "Bu resimleri çerçevelet ve boş odaya as ikisini de." emir verirken aklına takılan ikinci bir konu üzerinde düşünmeye başlamıştı bile, Matthew'in şuan başka işlerle ilgilenmesi gerekirken burada bulunması ilginçti. Önemli bir şey olmadıkça işini bırakıp gelmezdi. Soru sormadı fakat genç müdüre, meraklı ve açıklama bekleyen bakışlarını çevirdi. Buraya geliş sebebini söylemesi için ona vakit tanıyordu.   

Çevrimdışı Bartemius Rosier

  • Bakanlık Çalışanı
  • 5. Seviye
  • İleti: 19
  • 718 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Bartemius Rosier
  • Güç Puanı: 15
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Emre
  • Meslek: Seherbaz
  • Cemiyet: -
  • Biçim Değiştirme Gücü: 5
  • Lanet Gücü: 12
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 5
  • Özel Yetenek: Zihinbend, Seviye 2
Ynt: Şüphe
« Yanıtla #3 : 27 Nisan, 2023 17:40:49 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Büyücü: Matthew Silver

Adras'ın sözleri içine işlemişti. İnsan gerçekten de bir şeyleri kaybetmeden anlamıyordu değerini. Matthew'da yaşamıştı buna benzer bir duygu durumu. Çok sevmezdi zamanında kendi köyünü. Bir kaç arkadaşı dışında kimsesi yoktu aslında. Ancak o gün alevler içinde görünce sahip olduğu her şeyi, işte o zaman değişmişti her şey. Bu sefer içinde acı büyümüştü. Sevmediği evini özlemiş, içinde bitmek bilmeyen bir pişmanlık yeşermişti. Büyük bir eksiklik ve intikam duygusu ile kaçmıştı oradan. Şimdi geri bakınca 13 yaşındaki o öfkeli gencin yerini kendi ayakları üzerinde durabilen bir adam almıştı. Korkak çocuğun yerini gözü kara bir insan almıştı. Adras'ın ders niteliğindeki cümlelerini kısa bir emir cümlesi takip etti. Ancak buraya gelme sebebi bu tablolardan daha önemliydi. Adras'da bunu merak ediyordu, bakışları bu merakı dışarı vuruyor ve Matthew'dan anlatmasını bekleyen gözlerle izliyordu.

Boğazını temizleyip bardağına tekrar viski doldurdu ve boğazından aşağıya midesini yakan içkinin inmesini bekledi. Öksürüp oturuşunu düzeltti ve söze girdi. "Hatırlarsınız, kısa süre önce bir gazeteci geldi." Biraz duraksadıktan sonra kadının buraya gelirken kullandığı ismi zikretti. "Elizabeth Handerson. Hatırladınız mı? Bugün torununuzdan bir mektup geldi. Bakanlığa alıştığını ve bir sorunu olmadığını söylüyor. Ancak mektubu önemli kılan şey bu değil." Mektubu eline alıp önemli kısmı sesli bir şekilde okudu. "Duyduğunuz gibi, Elizabeth Handerson sıradan bir gazeteci değil, ki büyük ihtimale bir gazeteci de değil. Balian ile olan görüşmesinin içeriğini bilmesem de bunun güçlü bir tahminle sizinle alakalı olduğunu söyleyebilirim." Mektubu geri masanın üstüne bıraktı. "Hakkında daha detaylı bir araştırma yaptım ancak kimliğin sahte olması çok muhtemel. Hakkında pek bilgi yok. Hikayesini doğrulayacak yaşayan bir şahit de bulunmamakta." Arkasına yaslanıp Adras'a düşünmek için biraz zaman tanıdı. Bu kadar konuştuktan sonra yaşlı adamın soluklanmak için zaman ihtiyacı vardı. Biraz bekledikten sonra iki kelime edip yeniden arkasına yaslandı. "Öldürtelim mi?"

Çevrimdışı Balian d'Ibelin

  • Hogwarts Profesörü
  • 11. Seviye
  • İleti: 67
  • 56 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Balian d'Ibelin
  • Güç Puanı: 17
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: tunahan
  • Meslek: Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği
  • Biçim Değiştirme Gücü: 25
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, Seviye 3
Ynt: Şüphe
« Yanıtla #4 : 27 Nisan, 2023 18:14:50 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Büyücü: Adras d'Ibelin

Adras, gençliğinde sezgileriyle ilerleyen yada kalbinin sesini dinleyen birisi olmamıştı. Ne kadar dışarıdan duygularıyla hareket eden birisi olarak görünse de, iş ciddileştiğinde tam tersi olarak aklına uymayan hiçbir hamleye yeltenmezdi. Kalbinin sesini dinlediğinde başına gelenler ona ders olmuştu belki de. Aslında dışarıya verdiği toy ve çoşkulu genç imajını bilerek ve isteyerek oynamıştı orta yaşlarına gelene kadar. Bu sayede rakipleri tarafından küçük görülmüş ve yapacağı büyük hamlelerin tahmin edilmesini engellemişti. Adras için sadece tek bir hamle olurdu; sert ve yıkıcı, rakibini bir anda çizginin dışına itmeye yarayan bir hamle.

Ama yaşı ilerledikçe tecrübelerinden faydalanmayı öğrendi. Rakibinin onu küçük görmesi için vurdumduymaz gibi görünmesine gerek kalmıyordu. Rakipleri de onu oldukça tanımıştı zaten, kanmıyorlardı Adras'a. Tek yapması gereken adım atmak oluyordu ve yolunda ezmesi gereken rakip kalmıyordu. Tabi başarısına başarı katmayı kendine alışkanlık haline getiren Adras, hayatının son demlerinde en yüksek noktaya ulaşmayı istemişti. Bu doğrultuda girdiği yeni dünya pürüzler çıkararak, yine ezilmesi gereken rakipler meydana getirmişti. Bu durumdan çokta şikayetçi değildi tabi yaşlı adam, gençliğinde yaşadığı o ezme duygusunu özlemişti. Önünde duran rakibin kimliği ve amacı da belliydi bu sefer. Her ne kadar ailesinden olsa bile, kendisini kahraman sanan Balian'ın ezilme vakti gelmişti. Matthew'in anlattıklarında onun adı geçmese bile, böyle bir deliliği planlayan ondan başkası olamazdı. Gazeteci kılığında çiftliğe yolladığı o kadını gördüğünde sezmişti bir şeyler. Ama anlam verememişti. Şimdi taşlar yerine oturmuştu. Matthew konuşmasını bitirdiğinde, duyduklarını sindirmek ve düşünmek için zamanı olmuştu. O kadın Truva atından başka bir şey değildi temel olarak. Balian'ın de epeyce güvendiği biri olmalıydı ki çiftliğe kadar göndermişti. Hem çok değer veriyordu hem de çok güveniyordu böyle bir plana onu dahil ettiğine göre. Adras için böyle bir hamleye verilecek kaşılık belliydi aslında. "Öldürtelim mi?"soruyu soran genel müdüründe Adras ile paralel düşündüğü çok açıktı. "Şimdilik bir şey bilmiyormuş gibi yapalım, o gün kadınında istediği gibi ikinci bir görüşme olsun." duraksadı ve eliyle sakallarını karıştırdı "Tabi ayağımıza kadar gelen avımızı da avlamamak olmaz. O kadının o günden sonra bir daha nefes almamasını istiyorum." müdürün az önce sorduğu soruyu onaylamıştı. İstediği cevabı alan Matthew, beklenmedik bu durumla alakalı harekete geçmek üzere planlamalarına başlamış olmalıydı bile.  Oturduğu koltuğunda geriye yaslanırken "Sanırsın Truva savaşlarındayız. Önce Helen sonra da bu kimliksiz Truva atı çıktı karşıma." diyerek aklından geçen ve kendisine oldukça komik gelen benzetmeyi kelimelere dökmüştü. Balian'ın yarattığı bu savaş ortamından birileri galip gelirken birileri yenilecekti ama Adras için keyif veren bir çarpışma olacağı kesindi. Yaşlı adam için sonuç çok açıktı tabi, yenilmek yada tırmandığı basamaklardan inmek gibi bir ihtimal asla yoktu. Son yıllarda oldukça durgun geçen hayatını hareketlendirecekti bu yaşananlar sadece. 


Çevrimdışı Bartemius Rosier

  • Bakanlık Çalışanı
  • 5. Seviye
  • İleti: 19
  • 718 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Bartemius Rosier
  • Güç Puanı: 15
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Emre
  • Meslek: Seherbaz
  • Cemiyet: -
  • Biçim Değiştirme Gücü: 5
  • Lanet Gücü: 12
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 5
  • Özel Yetenek: Zihinbend, Seviye 2
Ynt: Şüphe
« Yanıtla #5 : 27 Nisan, 2023 18:28:15 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Büyücü: Matthew Silver

Küçüklüğünden bu yana tam bir iyilik meleği olarak görmüştü çevresindeki insanlar onu. Ama aslında bu benzetme ile uzaktan yakından alakası yoktu onun. Kafası hep hinliklere çalışıyordu evet ancak bununla birlikte aşırı zeki olan Matthew bu zekasını nedense iyi şeyler yapmak için değil de düzenbazlıklar, dalavereler, yalanlar ve dolanlar için kullanıyordu. Düzenbazlık Tanrısı Loki'nin dünyadaki gölgesiydi sanki. Adras'ın sözleri işlemesi ve bir karara vermesi Matthew'ın kafasında bazı planların çoktan işleme geçmesi için yeteri kadar uzun sürmüştü. "Şimdilik bir şey bilmiyormuş gibi yapalım, o gün kadınında istediği gibi ikinci bir görüşme olsun. Tabi ayağımıza kadar gelen avımızı da avlamamak olmaz. O kadının o günden sonra bir daha nefes almamasını istiyorum." Düşüncelerinin gösterdiği paralellik Matthew'ın hoşuna gitmişti. Aklına ilk olarak Darren gelmişti ancak Darren'ın bu işi kabul edip etmeyeceğini bilmiyordu. Şu sıralar başka işlerle oldukça meşgul gibi görünüyordu. Yine de sormaktan dili aşınmazdı. Sandalyesinden yavaşça doğruldu. Ceketinin önünü ilikleyip çıkmak için hazırlanıyordu ki Adras'ın sözleri ile hafifçe kıkırdadı. Ciddi bir ortamda gelen ciddi ancak komik bir benzetmeydi bu. "Sanırsın Truva savaşlarındayız. Önce Helen sonra da bu kimliksiz Truva atı çıktı karşıma." Yerinde olan bu gönderme nedensizce keyfini yerine getirmişti Matthew'ın. Bu savaşın sonucunda her türlü karlı çıkmayı hedefliyordu. Kim bilir belki de elindeki kartları değiştirir ve hile yapardı. Vicdanı bunda herhangi bir sorun görmüyordu. Kapıdan çıkarken Adras'a geri döndü. "Kendinize iyi bakın. Bu aralar havalar çok sıkıntılı."


-SON-