Genç kadın dolabını açtı ve istediği parşömeni aramaya başladı. Kendi kendine, bir ara her şeyi düzenlemeliyim demeden edemedi. Her şey karmakarışıktı ve aradığını kolayca bulamıyordu. Sonunda sarı yıpranmış parşömeni bulduğunda gülümsedi, hem düzenlemeliydi hem de artık böyle yıpranmış kağıtları kitaplarına geçirmeliydi. Derin bir nefes alıp parşömendeki talimatı okumaya başladı. İçeriğine göz gezdirirken kaşlarını çattı ve telaşla malzemelerin olduğu dolaba yöneldi. Eğer yanlış hatırlamıyorsa iksirin en önemli maddesi yoktu, yanıldığını umarak hızlıca malzemelerini araştırırken cidden olmadığını anladı. Yapacağı iksir bir zehirdi, bu yüzden içeriğinde bulunan malzemeler her yerde bulunan malzemelerden değildi ve müşterisi daimi müşterilerinden olduğu için yapamam diyerek kaybetmek de istemiyordu. Dudağını dişleyip aptallığına bir lanet göndermeden edemedi. Parşömeni tekrar yerine koyup kimseni ulaşmaması için dolabın o gözüne sağlam bir kilit büyüsü yaptıktan sonra ellerini beline dayadı. Müşterinin dediğine göre birkaç güne yapılmalıydı, ki zaten iksirin dinlenmesi için 2 gün gerekliydi, acilen yapması lazımdı ve gerekli malzemelerinden birinin olmaması hiç iyi olmamıştı. Annesinden gidip isteyemezdi, minik kızının tehlikeli şeylerle ilgilendiğini duymak onu derinden yaralardı. En sonunda pek istemediği bir yol alan gidip satıcısından almaya karar verdi. Bitkiyi satan tek satıcı vardı tanıdığı ve pek de tekin bir yerde satmıyordu. Ellerini belinden çekip omzunu silkti, galiba yapabileceği başka bir şey yoktu.
Pencereden yavaş yavaş batan güneşe baktı ve tedirginliği arttı. 25 yaşında bir kadının orada olması zaten tehlikeliydi, yavaş yavaş havanın kararıyor olması bu duruma hiç hoşluk katmıyordu. Sarı dalgalı saçlarından elini geçirdi ve offlayarak nefesini verdi. En azından hızlı olursa geceye kalmayabilirdi. Üstündeki mavi elbisenin dikkat çekeceğini düşünerek siyah elbisesini ve kapüşonlu siyah pelerinini çıkardı. Üstündekileri değiştirip kendisine aynada bakmayı eksik etmedi. Sarı saçları gereksiz dikkat çekiyordu, kapüşonunun onları saklayacağını umarak kendine motive etti. Aynanın yanında bulunan asasını eline aldı ve dikkatle baktı. Muggleların bol bol bulunduğu bir yere gidiyordu, cadı olduğunu saklamakta çocukluktan beri iyiydi. Asasını pelerinin astarında olan saklı cebine koydu, eğer zorda kalırsa kullanacaktı. Kullanmamayı umarak odasından çıktı. Beşinci kattaki odasından çıkıp odasının kapısına da bir kilit büyüsü uyguladı. Yabancıların özelini karıştırması pek hoşlandığı bir şey değildi. Hogwarts'tan çıkıp cisimlenebileceği bir yere kadar yürüdükten sonra derin bir nefes aldı, genellikle cisimlendiği yere gidecekti bu sefer de. Çıkmaz sokak olduğu için genellikle kimse uğramaz ya da sarhoşlar olurdu. Sarhoşlara da halüsinasyon gördüğüne inandırmak oldukça kolaydı. Tekrar bir kez daha nefesini aldığında cisimleniverdi.
Cisimlendiğinde etrafına baktı ve kimsenin olmadığını görünce tuttuğu nefesini verdi. Güneş bugünlük görevini bitirmek üzereydi ve bu yüzden ortalık kararmıştı ancak göz gözü görmyor da değildi. Kapüşonunu saçlarına örtüp sarılarının tamamen kapandığından emin oldu, kapüşonu sayesinde yüzü de fazla gözükmüyordu, elbisesinin altına korse giymemiş olmaması ve tüm bedenini kaplayan pelerini sayesinde çok dikkatli bakılmazsa kadın olduğu anlaşılamıyordu. Emin adımlarla yürümek zorundaydı, Amaya da aynen böyle yaparak korkusuzca ancak dikkatli adımlarla hava kararmadan çıkmaz sokaktan çıktı. Kalabalık caddede bir süre yürüdükten sonra satıcının olduğu ara caddelere doğru yol aldı. Gittikçe sokaklar daralıyor, insanlar azalıyor, olanları ise tekinsizleşiyordu. Birkaç cadde daha kalmıştı ki birden 'şşt' diye bir ses kulaklarını doldurdu. Dudağını dişlemeden edemedi, ya duracak ya da sanki hiç umursamamış gibi yapıp yürümeyi tercih edecekti. O da yürümeyi seçti ancak bir kez daha aynı ses duyulmuş ve adım sesleri ona doğru gelmeye başlamıştı. Korkuyordu ancak belki de ona doğru gelmiyordu ya da bir şey düşürmüş, onu verecekti birisi. Yine duymamış gibi yaparak adımlarını hızlandırdı, eğer bir kez daha aynı sesi duyarsa koşmaya başlayacaktı. Adım sesleri iyice yaklaşırken belki de koşmanın doğru zamanı gelmiştir diye düşündü ve tam hazırlanıyorken ensesinde iğrenç kokular gelen bir nefes hissetti ve ardından hızlıca kolundan çekilip arkasına döndürüldü. Tam çığlık atacaktı ki kendisini durdurmayı başarabildi neyse ki. Kadın olduğu anlaşılmamalıydı, anlaşılmazsa parasını verip gidebilirdi ancak anlaşılırsa asasını kullanmak zorunda kalacaktı.
Karşısında ondan daha kısa ve ona iğrenç gözlerle bakan bir adam vardı, nefesinden gelen kokularla öğürmeden durmak çok zordu. Amaya kendini tutarak yüzünü hızlıca çevirdi. Böylece yüzünden ne olduğu anlaşılmayacaktı. "Yüzünü göstersene bakalım bize. Kız mısın, erkek misin anlayalım." Amaya onu duymamış gibi yaptı ve kolunu tutan kola baktı, eğer hızlı hareket edebilirse ondan kurtulabilirdi. Hızla kolunu adamın kolundan kurtarıp koşmaya başladı. Koşmaya başlarken kapüşonu arkasına düşmüş ve sarı saçları özgürlüğüne kavuşmuştu.
"Tutun şu kızı" O iğrenç adamın dedikleriyle gözlerini kocaman açtı. Amaya onu tek zannediyordu ancak galiba yanında birkaç kişi daha vardı. Nereye gittiğini bilmeden koşmaya devam etti. Sağ, sol, tekrar sol derken karşısına birden birkaç adam çıkmış ve ona sinsi gülüşleriyle bakıyorlardı. Amaya hızla arkasına dönüp geldiği yönden geri dönecekken arkasında da aynı gülümsemeyle bakan insanlar olduğunu gördü. Köşeye sıkışmıştı ve bu sefer on kişi vardı karşısında. Hızla batan güneş ise ona hiç yardım etmiyordu, birkaç metre uzaklıktaki lamba sadece adamların birkaç ayrıntısını görmeye yarıyordu. Az önceki adam, diğerlerinin arasından çıkıp önüne kadar geldi ve ona iyice sokuldu. Amaya kendini kusmamak için tutmak zorundaydı, böyle iğrenç bir adamın ona bu kadar yaklaşmasını bir süre unutacağını düşünmüyordu. Adamın yüzü Amaya'nın boynuna geldiği için boynuna doğru yüksek sesle konuştu. "Bu gece eğlencemiz ayağımıza geldi." Amaya yavaşça elini pelerininin astarına doğru götürdü, iğrenç adamların gülüşmelerini duymamaya çalışıyordu. "Bana bulaşmayın, yoksa yapacaklarımdan ben sorumlu değilim." Karşısındaki adamlar öncekinden daha büyük kahkahalar atarken Amaya da yüzüne bir gülümseme kondurmuştu. Sadece uygun zamanı bekleyecekti.