17 Nisan, 2026 09:49:57 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Koza  (Okunma sayısı 61 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Amaya Glory

  • Şifacı
  • 2. Seviye
  • İleti: 3
  • 251 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Amaya Glory
  • Güç Puanı: 19
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Hilal
  • Meslek: Hogwarts - Şifacı
  • Cemiyet: -
  • Biçim Değiştirme Gücü: 6
  • Lanet Gücü: 3
  • Tılsım Gücü: 7
  • İksir Kabiliyeti: 14
Koza
« : 11 Nisan, 2023 17:53:43 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Genç kadın dolabını açtı ve istediği parşömeni aramaya başladı. Kendi kendine, bir ara her şeyi düzenlemeliyim demeden edemedi. Her şey karmakarışıktı ve aradığını kolayca bulamıyordu. Sonunda sarı yıpranmış parşömeni bulduğunda gülümsedi, hem düzenlemeliydi hem de artık böyle yıpranmış kağıtları kitaplarına geçirmeliydi. Derin bir nefes alıp parşömendeki talimatı okumaya başladı. İçeriğine göz gezdirirken kaşlarını çattı ve telaşla malzemelerin olduğu dolaba yöneldi. Eğer yanlış hatırlamıyorsa iksirin en önemli maddesi yoktu, yanıldığını umarak hızlıca malzemelerini araştırırken cidden olmadığını anladı. Yapacağı iksir bir zehirdi, bu yüzden içeriğinde bulunan malzemeler her yerde bulunan malzemelerden değildi ve müşterisi daimi müşterilerinden olduğu için yapamam diyerek kaybetmek de istemiyordu. Dudağını dişleyip aptallığına bir lanet göndermeden edemedi. Parşömeni tekrar yerine koyup kimseni ulaşmaması için dolabın o gözüne sağlam bir kilit büyüsü yaptıktan sonra ellerini beline dayadı. Müşterinin dediğine göre birkaç güne yapılmalıydı, ki zaten iksirin dinlenmesi için 2 gün gerekliydi, acilen yapması lazımdı ve gerekli malzemelerinden birinin olmaması hiç iyi olmamıştı. Annesinden gidip isteyemezdi, minik kızının tehlikeli şeylerle ilgilendiğini duymak onu derinden yaralardı. En sonunda pek istemediği bir yol alan gidip satıcısından almaya karar verdi. Bitkiyi satan tek satıcı vardı tanıdığı ve pek de tekin bir yerde satmıyordu. Ellerini belinden çekip omzunu silkti, galiba yapabileceği başka bir şey yoktu.

Pencereden yavaş yavaş batan güneşe baktı ve tedirginliği arttı. 25 yaşında bir kadının orada olması zaten tehlikeliydi, yavaş yavaş havanın kararıyor olması bu duruma hiç hoşluk katmıyordu. Sarı dalgalı saçlarından elini geçirdi ve offlayarak nefesini verdi. En azından hızlı olursa geceye kalmayabilirdi. Üstündeki mavi elbisenin dikkat çekeceğini düşünerek siyah elbisesini ve kapüşonlu siyah pelerinini çıkardı. Üstündekileri değiştirip kendisine aynada bakmayı eksik etmedi. Sarı saçları gereksiz dikkat çekiyordu, kapüşonunun onları saklayacağını umarak kendine motive etti. Aynanın yanında bulunan asasını eline aldı ve dikkatle baktı. Muggleların bol bol bulunduğu bir yere gidiyordu, cadı olduğunu saklamakta çocukluktan beri iyiydi. Asasını pelerinin astarında olan saklı cebine koydu, eğer zorda kalırsa kullanacaktı. Kullanmamayı umarak odasından çıktı. Beşinci kattaki odasından çıkıp odasının kapısına da bir kilit büyüsü uyguladı. Yabancıların özelini karıştırması pek hoşlandığı bir şey değildi. Hogwarts'tan çıkıp cisimlenebileceği bir yere kadar yürüdükten sonra derin bir nefes aldı, genellikle cisimlendiği yere gidecekti bu sefer de. Çıkmaz sokak olduğu için genellikle kimse uğramaz ya da sarhoşlar olurdu. Sarhoşlara da halüsinasyon gördüğüne inandırmak oldukça kolaydı. Tekrar bir kez daha nefesini aldığında cisimleniverdi.

Cisimlendiğinde etrafına baktı ve kimsenin olmadığını görünce tuttuğu nefesini verdi. Güneş bugünlük görevini bitirmek üzereydi ve bu yüzden ortalık kararmıştı ancak göz gözü görmyor da değildi. Kapüşonunu saçlarına örtüp sarılarının tamamen kapandığından emin oldu, kapüşonu sayesinde yüzü de fazla gözükmüyordu, elbisesinin altına korse giymemiş olmaması ve tüm bedenini kaplayan pelerini sayesinde çok dikkatli bakılmazsa kadın olduğu anlaşılamıyordu. Emin adımlarla yürümek zorundaydı, Amaya da aynen böyle yaparak korkusuzca ancak dikkatli adımlarla hava kararmadan çıkmaz sokaktan çıktı. Kalabalık caddede bir süre yürüdükten sonra satıcının olduğu ara caddelere doğru yol aldı. Gittikçe sokaklar daralıyor, insanlar azalıyor, olanları ise tekinsizleşiyordu. Birkaç cadde daha kalmıştı ki birden 'şşt' diye bir ses kulaklarını doldurdu. Dudağını dişlemeden edemedi, ya duracak ya da sanki hiç umursamamış gibi yapıp yürümeyi tercih edecekti. O da yürümeyi seçti ancak bir kez daha aynı ses duyulmuş ve adım sesleri ona doğru gelmeye başlamıştı. Korkuyordu ancak belki de ona doğru gelmiyordu ya da bir şey düşürmüş, onu verecekti birisi. Yine duymamış gibi yaparak adımlarını hızlandırdı, eğer bir kez daha aynı sesi duyarsa koşmaya başlayacaktı. Adım sesleri iyice yaklaşırken belki de koşmanın doğru zamanı gelmiştir diye düşündü ve tam hazırlanıyorken ensesinde iğrenç kokular gelen bir nefes hissetti ve ardından hızlıca kolundan çekilip arkasına döndürüldü. Tam çığlık atacaktı ki kendisini durdurmayı başarabildi neyse ki. Kadın olduğu anlaşılmamalıydı, anlaşılmazsa parasını verip gidebilirdi ancak anlaşılırsa asasını kullanmak zorunda kalacaktı.

Karşısında ondan daha kısa ve ona iğrenç gözlerle bakan bir adam vardı, nefesinden gelen kokularla öğürmeden durmak çok zordu. Amaya kendini tutarak yüzünü hızlıca çevirdi. Böylece yüzünden ne olduğu anlaşılmayacaktı. "Yüzünü göstersene bakalım bize. Kız mısın, erkek misin anlayalım." Amaya onu duymamış gibi yaptı ve kolunu tutan kola baktı, eğer hızlı hareket edebilirse ondan kurtulabilirdi. Hızla kolunu adamın kolundan kurtarıp koşmaya başladı. Koşmaya başlarken kapüşonu arkasına düşmüş ve sarı saçları özgürlüğüne kavuşmuştu.

"Tutun şu kızı" O iğrenç adamın dedikleriyle gözlerini kocaman açtı. Amaya onu tek zannediyordu ancak galiba yanında birkaç kişi daha vardı. Nereye gittiğini bilmeden koşmaya devam etti. Sağ, sol, tekrar sol derken karşısına birden birkaç adam çıkmış ve ona sinsi gülüşleriyle bakıyorlardı. Amaya hızla arkasına dönüp geldiği yönden geri dönecekken arkasında da aynı gülümsemeyle bakan insanlar olduğunu gördü. Köşeye sıkışmıştı ve bu sefer on kişi vardı karşısında. Hızla batan güneş ise ona hiç yardım etmiyordu, birkaç metre uzaklıktaki lamba sadece adamların birkaç ayrıntısını görmeye yarıyordu. Az önceki adam, diğerlerinin arasından çıkıp önüne kadar geldi ve ona iyice sokuldu. Amaya kendini kusmamak için tutmak zorundaydı, böyle iğrenç bir adamın ona bu kadar yaklaşmasını bir süre unutacağını düşünmüyordu. Adamın yüzü Amaya'nın boynuna geldiği için boynuna doğru yüksek sesle konuştu. "Bu gece eğlencemiz ayağımıza geldi." Amaya yavaşça elini pelerininin astarına doğru götürdü, iğrenç adamların gülüşmelerini duymamaya çalışıyordu. "Bana bulaşmayın, yoksa yapacaklarımdan ben sorumlu değilim." Karşısındaki adamlar öncekinden daha büyük kahkahalar atarken Amaya da yüzüne bir gülümseme kondurmuştu. Sadece uygun zamanı bekleyecekti.
« Son Düzenleme: 11 Nisan, 2023 18:17:18 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Amaya Glory »

Çevrimdışı Uldin Buzkurdu

  • Büyücü
  • 3. Seviye
  • İleti: 8
  • 524 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Uldin Buzkurdu
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Mesut
  • Meslek: Büyücü
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 15
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 3
Ynt: Uldin ile Tanışma
« Yanıtla #1 : 11 Nisan, 2023 19:04:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ak Saçlı Şaman yardım ettiği adamın evine dönmüştü ve burada dinleniyordu. Bu adam ve kardeşi ile ahbap olmuşlardı, onlarla geçirdiği vakitlerden Britanya'da ki durum hakkında çok şey öğrenmişti. Geçen gece dövüştükleri kişilerin Cadı Avcıları olup olmadığı ise belli değildi. Kurtardıkları kardeş bu konuda yarım yamalak bir şeyler anlatmaktan öteye gitmiyor, doğru düzgün bilgi vermiyordu. Sorulduğu zaman hatırlamaya çalıştığında başının çok ağrıdığını söylüyor ve çekiliyordu.
Uldin koltukta oturmuş başını tutuyordu. Eski ve yıpranmış bir halı, odanın merkezine yerleştirilmişti. Duvarlar, sarımsı beyaz renkte boyanmış ve birkaç yerinde küçük çatlaklar vardı. Ahşap zemin, geniş tahta tahtaları ile kaplı ve kısmen aşınmış görünüyordu. Balkon kapısı sonuna kadar açıktı ve perdeler rüzgardan uçuşuyordu, gün batmak üzereydi ve güneşin kızıl ve sarı karışımı ışıkları odanın içine yumuşak bir şekilde yayılıyordu. koltuğunun karşısında büyük bir şömine yer alıyordu. Şöminenin üstünde, birkaç mumluk ve biblo sergilenmişti. Şöminenin etrafında, yüksek sırtlı iki adet koltuk ve birkaç küçük sehpalar vardı. Balkon kapısının hemen yanında, küçük bir çay masası ve yanında birkaç sandalye yer alıyordu. Bay Çatlak Kafanın oteline göre burası oldukça güzeldi, aslında kıyaslandığında her yer Çatlak Kafanın otelinden güzel olabilirdi elbette.
yan odadan minik ayak sesleri duydu, şimdi karşısında bembeyaz tüyleri ile kurdu duruyordu. Dün gece bitmeden büyük kardeş gidip kurdu geri getirmişti. Uldin onun başını okşayarak;
“Nasıl gidiyor Joan, keyfin yerinde mi?” diye sordu. Sonra masanın üzerinde duran metal tabakayı aldı ve içinden bir dal sigara çıkarıp dudaklarına götürerek yaktı. Tabaka Tomoe Gozen'e aitti ve üzerinde Japon güneş sembolü vardı. O zamanlarda nadiren içerdi ama bu memlekete geldiğinden beri sıklığı artmıştı. “Biliyorsun en kısa zamanda gidip teslim olmalıyız.” elini alnına götürerek mırıldandı. Birkaç dakika geçmişti ki kurt birden havlamaya benzer sesler çıkarmaya başladı, genelde havlamaz bazen ulurdu. Uldin elini alnından çekti ve “Sorun nedir?” diye sordu. Kurt balkona bakarak havlıyordu, Uldin balkona yürüdü ve çevresine bakındı, kısa sürede yaşanan olayı anladı.

Atletli ve ağzında sigaralı bir şekilde!! Aşağıya gözlerini kısarak bağırdı. Ağzında ki sigaradan ötürü kelimelerin harflerini tam çıkaramıyor ve sesi kirli bir şekilde geliyordu. Tıpkı dayılar gibiydi.

“Lan bırakın kızı! **** Koduklarım.”
adamlar kafalarını kaldırıp balkona baktılar ve “Sen kimsin lan! belanı mı arıyorsun?” dediler.
Uldin orada eline geçirdiği bir saksıyı adamlara fırlattı ve “İndirmeyin beni aşağıya!” dedi.
adam ise saksıdan son anda kurtulmuştu ve saksı parçalanarak  etrafa toprak saçılmıştı. Elini kaldırarak seslendi “İNSEN NOLUR LAN KARI GİBİ KIVIRMA!”
Uldin bunun üzerine sigarayı dudağından çekti ve sigara tutan parmağı ile adamı işaret ederek “Bekle” dedi. Sonra birden apartmandan çıktı, ağzında sigara, üzerinde siyah kumaş pantolon ve beyaz atlet, diğer elinde ise Katana tutuyordu. Sonra adamlar el kol hareketi yaptılar “Eee ne olacak yani?” Uldin kılıcı kılıfından çıkarınca, içlerinden biri güldü ve “Aha bende de bu var!” diyerek iç cebinden bir altıpatlar çıkardı. Sonra ateş etti ama Uldin kurşunu katanası ile ikiye böldü.

Serseriler şaşkındı hep bir ağızdan “Nasıl olur? manyak lan bu!” dediler. Sonra kaçışmaya başladılar ama giderken “Bekleyin siz yeniden görüşeceğiz” demeyi de ihmal etmediler.
« Son Düzenleme: 11 Nisan, 2023 19:24:50 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Uldin Buzkurdu »

Çevrimdışı Amaya Glory

  • Şifacı
  • 2. Seviye
  • İleti: 3
  • 251 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Amaya Glory
  • Güç Puanı: 19
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Hilal
  • Meslek: Hogwarts - Şifacı
  • Cemiyet: -
  • Biçim Değiştirme Gücü: 6
  • Lanet Gücü: 3
  • Tılsım Gücü: 7
  • İksir Kabiliyeti: 14
Ynt: Koza
« Yanıtla #2 : 11 Nisan, 2023 20:29:00 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Amaya tam asasını çıkarıyordu ki birden arkasında bulunan beyaz binadan gelen küfürlü sesle duraksadı. Karşısındaki adamın dikkatinin dağılmasından istifade ederek birkaç adım atıp uzaklaştı ancak hala balkonda duran atletli (?) beyaz saçlı adamı görebiliyordu,birden bu adamın saksı atmasıyla yerinde sıçradı. Deli miydi bu adam neydi, ya Amaya'ya gelseydi saksı, ne olacaktı? Saksıdan gelen topraklar pabucunun önüne kadar gelirken adamın cidden ne yapacağını merakla bekliyordu ve eli ne olur ne olmaz pelerinin içine gitmek için bekliyordu çünkü karşısındaki adam bir deli olabilirdi ve işi daha boktan bir duruma getirebilirdi. Adamlar birbirine laf atmaya başladığında gözünü devirmeden edemedi, cidden işler kötüye gidecekti, beyaz saçlı adam bekle işareti yaptığında ise cidden çıldırma noktasına gelmişti. Sağına soluna bakıp nerenin boş olduğuna baktı, adamlar cidden beyaz saçlı adamı bekliyorlardı. Bundan istifade ederek buradan kaçabilirdi. Yavaşça adımlarını atmaya başladı, hiç tanımadığı bir adama güvenemezdi. Belki de şu an korktuğu için eve kaçmış, Amaya'yı yalnız bırakmıştı.

Birkaç adım daha atmıştı ki binadan kılıçlı olarak çıktı adam. Bu adam ya cidden harika bir şövalyeydi ki öyle gözükmüyordu şu anki haliyle ya da delirmiş bir muggledı. İkinci ihtimal daha muhtemel gözüktüğü için adamı yalnız bırakmaya gönlü el vermedi. Asasını iyice kavrayıp bu deli adamın hareketlerine göre kullanıp kullanmamaya karar verdi.

Serseri adamın birden cebinden silah çıkarıp ateşlemesiyle neye uğradığını şaşırmıştı ancak şaşırdığı daha büyük bir şey vardı: deli zannettiği adam minnacık kurşunu kılıcıyla ortadan ikiye ayırmıştı. Dudakları  'o' şeklini alırken eli yavaşça asasından uzaklaştı, belki de bu adam o kadar da deli değildi. Serseri grubu Amaya gibi şaşırmış ve korkmuş gibiydiler. Hızlıca oradan kaçarlarken boş boş tehditte bulunup gittiler. Amaya ise hala şaşkınlık içindeydi. Karşısındaki saçı sakalı beyaz olan adam büyük ihtimalle harika bir asker ya da cidden güzel bir eğitim almış dük olabilirdi ancak böyle birisine benzemiyordu. Üstündeki düğmeleri açılmış pelerine ve kırışmış elbiseye çeki düzen verip adamın önüne geldi, eğilerek referansta bulundu.

"Beni kurtardığınız için minnetlerimi kabul edin bayım." Muggleların kendisinden daha üstün birisine yaptığı gibi saygılı bir ifade takınmıştı, aslında bu kadar normal gözüken bir adamın önünde referans yapmak kendine biraz koyuyor olsa da belli ki normal bir muggle değildi karşısındaki."Size teşekkür etmek isterim bayım, eğer müsaitseniz işimi hallettikten sonra bir içki ısmarlamak isterim." Amaya yine aynı saygılı ifadesine devam ederken kendi kendine içinden söylenmeden edemedi. Hiç tanımadığı bir adamı içkiye davet etmek hiç güvenilir ve doğru bir teklif değildi ancak karşısındaki adama da bir şekilde teşekkür etmek istiyordu.

Çevrimdışı Uldin Buzkurdu

  • Büyücü
  • 3. Seviye
  • İleti: 8
  • 524 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Uldin Buzkurdu
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Mesut
  • Meslek: Büyücü
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 15
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 3
Ynt: Koza
« Yanıtla #3 : 11 Nisan, 2023 22:06:20 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Serseriler kaçmışlardı, zaten ne bekleniyordu ki? O ana kadar çok sinirli olan Ak Saçlı birden değişerek sessiz ve soğuk bir tavır aldı. Güneşin ışığı kızın arkasından üzerine düşüyordu bu yüzden çizgi gözleri ile genç kız baktı. Kadının Saçları, altın sarısı renginde ve dalgalarla hareketli bir yapıya sahipti. Saçları, güneş ışınlarının altında parıldayan doğal bir ışıltıyla doluydu. Gözleri, koyu zümrüt yeşili tonlarındaydı, pırıl pırıl parlayan gözleri ona oldukça çekici ve canlı bir görünüm veriyordu. Sonra içinden düşündü.
"Bu kadının zarafeti, sadece dış görünüşüyle değil, hareketleri ve duruşuyla da yansıyor. Adımları, hafif ve zarif, aynı zamanda kendinden emin bir şekilde ilerliyor. Takı ve elbise olmadan bile, bu kadının doğal güzelliği ve zarafeti ile herkesin dikkatini çekeceği kesin. O bir asilzade olmalı." Ondan sonra Sağ elini yavaşça gögüsünün üzerine götürdü ve selam verdi.

“Rica ederim, kabalığımı bağışlayın. Londra'da geçirdiğim vakitlerce anladığım ki, işlerin rengi çok hızlı bir şekilde tehlikeli olabiliyor. Teklifinizi kabul edeceğim ama izin verirseniz ki hayır demenizi kabul etmiyorum.”

sonra başını kaldırdı ve apartmana dönerek bağırdı. “Joan Buraya gel!” ardından bembeyaz tüyleri ile bir kurt apartmandan çıka geldi. Genç Şaman kadına döndü;

“İşte Joan, Can dostumdur. seni cehenneme gitsen de kadar takip edecektir, ayrıca tehlikeyi önceden fark etmek gibi bir huyu da var. Sana yoldaşlık etmesine izin ver. Geri döndüğünde görüşürüz!” dedi ve apartmana geri girip kayboldu.
« Son Düzenleme: 11 Nisan, 2023 22:08:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Uldin Buzkurdu »

Çevrimdışı Amaya Glory

  • Şifacı
  • 2. Seviye
  • İleti: 3
  • 251 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Amaya Glory
  • Güç Puanı: 19
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Hilal
  • Meslek: Hogwarts - Şifacı
  • Cemiyet: -
  • Biçim Değiştirme Gücü: 6
  • Lanet Gücü: 3
  • Tılsım Gücü: 7
  • İksir Kabiliyeti: 14
Ynt: Koza
« Yanıtla #4 : 12 Nisan, 2023 18:31:35 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Adamın nazikçe konuşmasıyla daha önce stresle fark edemediği bir şeyi gördü. Adam İngiliz aksanıyla konuşmuyordu ki dediğinden anladığı kadarıyla da buralı değildi. Aksanından nereli olduğunu anlamaya çalıştı ancak sadece Avrupalı olmadığına karar verdi. Adam o sırada Joan adlı birisini çağırmıştı ancak binadan oldukça yapılı bir kurdun çıkmasıyla kaşlarını çatmadan edemedi. Londra'da birisi neden ve nasıl kurt besleyebilirdi ki? Bu adam hakkında gizemli birçok şey vardı, tekrar buluştuklarında aklında kalan soruların cevaplarını bulabileceğini umarak adama gülümsedi. "Nazik teklifiniz için teşekkür ederim. Eminim ki burada daha güvenli hissettirecektir arkadaşınız."

Adam kurdu yanına bırakıp gittiğinde ne yapacağını düşünmek için anlık olarak durdu. Karşısındaki hayvan cidden büyüktü ve korkmadan edemiyordu. Elini pelerinin altından çıkarıp çekingen bir şekilde kurdun beyaz tüylerine dokundu, her an ısıracak korkusuyla birkaç saniye elini hiç oynatmadan bekledi ancak beklediği gibi olmamış, kurt sakince ona karşılık vermişti. Elini bir süre yumuşak tüylerinde gezdirip gülümsedi. Eğildiği gibi yavaşça doğruldu ve kapüşonuyla tekrar sarı saçlarını kapattı.

Ortalık artık karardığı için siyah pelerini ortamla uyum sağlamış ve onun fazla görülmemesini sağlamıştı, ki artık yanında birçok kişiyi korkutacak bir yol arkadaşı vardı. Kurdun tüylerine yavaşça dokunup hareketlendi, yanındaki de onunla aynı ritimde yürümeye başladı. Alacağı malzemelerin olduğu dükkan çok uzak değildi ve buradaki dükkanların gece daha fazla iş yapmasından ötürü gece yarısına kadar açıktı. Birkaç ıssız sokak geçtikten sonra sonunda üç-beş tane kırık dökük dükkanın toplandığı yere geldi, dükkanları gezip malzemelerin satıldığı dükkana geldiğinde bu kadar şey için değip değmediğini düşündü. Birkaç galleon alacak diye kendi canını tehlikeye atmıştı ama bunu düşünmek için çok geçti, buraya gelmeden önce bunu bir aklından geçirse daha iyi olacaktı.

Dükkana girdiğinde pis koku onu karşılamıştı, birçok bitkinin ve diğer malzemelerin kokusu karıştığı için oldukça kötü bir koku hakimdi. Burnunu buruşturmadan edemedi, zümrüt yeşili gözlerini dükkanda gezdirdiğinde kilolu ve oldukça yaşlı gözüken bir kadının sandalye üstünde uyukladığını gördü. Birkaç kez öksürüp onu uyandırmak istese de kadın artık ne kadar derin uyuyorsa gözlerini açmamıştı. Acaba birisi gelip dükkandan malzeme çalsa ne yapacak diye düşünmeden edemedi. Yüksek sesle 'pardon' dediğinde kadın birden yerinden fırlamış ve mahmur gözlerle dükkanda sesi aramıştı. Sonunda kadınla Amaya'nın gözleri buluştuğunda Amaya elini kaldırıp selam verdi, kadın ise Amaya'nın anlayamayacağı bir şekilde ağzında bir şeyler mırıldanıp sandalyesinden kalktı. O sırada kadının gözleri bir yere takılmıştı.

"O kurt mu köpek mi neyse, dışarı çıkar." Amaya yanında kurt olduğunu tamamen unutmuştu. Hızla başını onaylar bir şekilde sallayıp, "Joan, sen dışarıda bekle. Hemen geliyorum." dedi. Kurt onu hiç ikiletmemiş ve normal bir insan gibi kapıdan dışarı çıkmış, önünde Amaya'yı beklemeye başlamıştı. Bu kadar tehlikeli bir hayvanı nasıl böyle eğitilmiş olacağını düşündü, büyük ihtimalle oldukça zor bir uğraş olmuştu. Tezgahın arkasına giden kadına dönüp gülümsedi, ardından ihtiyaçlarını kadına söyleyip ona getirmesini bekledi. Uzun bir süre buraya gelmeyi düşünmediği için birkaç malzemeden bol bol almıştı. Kadının eline malzemeleri vermesiyle tezgaha biraz muggle lirasından bırakıp dükkandan dışarı çıktı. Joan adlı hayvan onu bıraktığı yerde bekliyordu.

"Hadi, bakalım. Gidiyoruz geri." Kurt yine hiç ikiletmeden oturduğu yerden kalkmış, onunla birlikte yürümeye başlamıştı. Adamın evinin önüne geldiğinde kurdun üstüne hafifçe vurdu. "Hadi, sahibini çağır buraya. Bekliyorum." Joan anlamış gibi hızla binanın içine girmiş ve yukarıya doğru çıkmaya başlamıştı. Amaya ise kapüşonunu çıkarıp sarı dalgalı saçlarını özgür bıraktı, ne de olsa anladığı kadarıyla yanındaki adam oldukça güçlü birisiydi.

Çevrimdışı Uldin Buzkurdu

  • Büyücü
  • 3. Seviye
  • İleti: 8
  • 524 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Uldin Buzkurdu
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Mesut
  • Meslek: Büyücü
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 15
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 3
Ynt: Koza
« Yanıtla #5 : 12 Nisan, 2023 21:02:26 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Çay içmek ve uyumakla geçen bir günün ardından masaya kafasını koymuş uyuyordu. Elinde hissettiği karıncalanma ile gözlerini açtı, Joan karşısında duruyordu. Dilini dışarıya çıkarmış bir hevesle duran köpeğe tebessüm ederek "Dönmene sevindim" dedi. Sonra oturduğu yerden kalktı ve esneyerek pencereye yürüdü, dışarıya baktığında bugün tanıştığı kızı görmüştü. Dün gece bavulundan çıkarıp yıkayıp temizlediği kıyafetleri dolaptan çıkardı ve üzerine gömleğini, yeleğini ve ceketini ve siyah paltosunu giydi. Sonra saçlarını bağladı ve kurdun yemeğini koydu. Bu sefer kılıcını almadan sadece asasını yanına alarak daireden çıktı. Çatırdayan ahşap merdivenlerinde ağır adımlar atarak aşağıya indi. Şimdi genç kadın karşısında duruyordu. Sağ elini göğüsünün üzerine götürerek onu selamladı.
 
"Merhaba, aslında bekleyeceğinizi düşünmemiştim. Umarım iyi vakit geçirmişsinizdir." dedi.

Sonra biraz başını eğdi ve o keskin mavi, çekik gözleri ile kızın gözlerinin içine durgun bir şekilde baktı ve

"Davetiniz için teşekkür ederim, aklınızdan neler geçiyor acaba?" diye ekledi.