17 Nisan, 2026 10:07:28 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Kirkhammer Darbesi  (Okunma sayısı 51 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alpharian/Omegan Av Thrawsunblat

  • Büyücü
  • 9. Seviye
  • İleti: 45
  • 458 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Alpharian/Omegan Av Thrawsunblat
  • Güç Puanı: 35
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Çağrı
  • Meslek: Eleştirmen / Avukat
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği / Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 40, 15
  • Lanet Gücü: 15, 40
  • Tılsım Gücü: 25, 25
  • İksir Kabiliyeti: -, -
  • Özel Yetenek: Animagus 3. Seviye, Telepati 2. Seviye
Kirkhammer Darbesi
« : 05 Ekim, 2021 15:18:03 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ağustos'un daha yeni başlangıç verdiği ilk haftasının ışıklarıyla güne uyanmıştı Alpharian. Bu sefer üst kat komşularının sesleri çıkmaya başlamadan kahvaltısını yapmayı başarabilmişti ve şu an Londra'da tanındığı kişi olan Ryan Kirkhammer'ın çeşitli sanat eleştirilerini yazmaya başlaması, hak ettiği Şilin ve Galleon'ları çok geciktirmeden edinmesi gerekiyordu. Giuseppe Ravizza yapımı emektar daktilosunun başına geçmişti adam. Parmakları bir kez daktiloya değmiş olsun, gerisi Tanrı'nın vanasını açtığı bir çağlayan gibi aka aka geliyordu her zaman. Adam için bastığı tuşlara bakmadan kafasındakileri yazıya dökme işi sırasında bu sesin hızlanarak odasından yükseldiğini duymak sanki onu yeniden gençliğine götürüyor, Doğa içinde buluveriyordu kendini.

"Genç Buvelotçular" dergisi için Dulwich Resim Galeri'sine yeni eklenen parçalarla ilgili düşüncelerini yazdı ilk önce. Sonra da şiir üzerine Newdigate Ödülü kazanmış birkaç eser üzerine uzunca eleştiriler yaptığı "Kraliyet Müzisyenler Sosyetesi" oluşumuna ait olan gazeteye bir kez daha daha fazla şair ve kompozitörün ortaklık yapmalarını gerektiğini savundu. Alpharian için sanatın ana temellerinden ayrılamayacağını düşündüğü yedi nitelik vardı ve onlar gerçeklik, güzellik, güç, yaşam, anılar, boyun eğiş ve karşılıksız özveriydi. Bu nedenle geçen aylarda
"Toplumun yüzüne bir çanak boyayı fırlatıp atmış!" diyerek yerden yere vura vura eleştirdiği bir sanatçının kendine dava açacağı uyarısına karşılık bu ay daha ağır eleştirilerde bulunarak adamla;
"Davayı kazansa yargıç parasını ödeyemez!" diyerek dalga geçmekten geri tutmadı yazısında kendini bugün.

Bir sanatçının görevinin Doğa'yı gözlemlemek ve onu stüdyosunda yeniden yaratmaya uğraşmak yerine onu herhangi bir kompozisyon kuralından bağımsız olarak sanatında betimlemek olduğuna tutkuyla inanıyordu.
"Doğallığa karşı gerçeklik pahasına resimsel gelenekselliklerden yana olan" sanatçılara karşı olduğunu düzenli olarak vurgulardı eleştirilerinde. Ön-Raffaeloculuk Akımı'nın natüralizme olan bağlılığına hayrandı ve Doğal biçimlere saygısı nedeniyle dönem mimarisinde canlandırıcı etkileri olan ve son derece popülerlik kazanmış Gotik Mimari tasarımı üzerine övgüler yağdırdığı "Kolhisyalı Mimarlar Derneği Dergisi" bu ay da konu üzerine detaylıca sevgi dolu sözlerini taşıyacaktı. "Quattrocento di Londra" gazetesine de Ön-Raffaeloculuk akımı ve 7 kişilik Ön-Raffaelocu Kardeşler'in eserlerini övmeyi de bu aylık yazılarında eksik etmemişti.

Alpharian'ın yeri geldiğinde Doğa ile Tanrı'nın bir ve aynı olduğunu savunarak daha da ileri gittiği de oluyordu. "Sofi Aristokratlar" gazetesine ilk ve son kez yazdığını düşündüğü eleştirisinde
"Gerçeklik, güzellik ve dinin ayrılmaz bir şekilde bağlantılı olduğunu, güzelliğin Tanrı'nın bir armağanı" olduğunu savunduğu yazısından sonra bu hafta kendisinden bir eleştiri yazısı daha istediklerini geçen gün öğrenmişti. Venedik sanatının, sanatçıların İsa Mesih'e olan inançlarını yitirmeleri ve şehvet ve para gibi geçici şeylere tapmaları nedeniyle bozulduğuna inandığı zehir gibi bir yazı da onları bekliyordu. Son haftalarda sanatçılar ve para hırsları üzerine kendi sanatsal düşüncelerinin çokça zorlandığı zamanlar geçiren adam; yazdığı bir diğer yazısında Kraliyet Akademisi veya benzeri gösterilerde bireysel müşterileri çekmenin yanı sıra, sanatçıların kendi başlarına veya bir satıcının yardımıyla büyük eserler sergileyebilir durumda oluşlarına dem vurmuştu.
"Günümüz ressamları, böyle özel bir gösteriye katılmak için halkı ücretlendirerek; finansal bağımlılığını etkin bir biçimde tek bir alıcıdan çok sayıda insana aktarmış olsa da, bunu sanatını tanıtmak için değil ama ceplerini doldurmak için yapmaktadır!" diyerek oturduğu yerden küplere biniyordu. Londra'da eserlerini sergileyen Britanyalı ve yabancı ressamların eserlerini parası karşılığıyla zaman zaman gözlemlemek kolaydı, ancak orta sınıf halka ulaşmak için bu ücretlendirme tekniğinin en büyük ustası son dört yıldır tüm büyük yapımlarını bu şekilde göstermeyi seçen Holman Hunt'tı ve sayın Kirkhammer'ın eleştirilerine de böylelikle açık duruma düşmüştü. Joseph Mallord William Turner'ın uzun zamandır böyle durumlar için kullandığı kendi sergi galerisi vardı ve Benjamin Robert Haydon işi abartarak tekil resimlerinin sergilenmesi için ücret istemeye bile başlamıştı. Üçü için de uzun uzun söyleyecekleri vardı Alpharian'ın ve tüm düşünceleri "Victoria'nın Yıldızları" grubunun sosyete merkezlerindeki gizli dergilerinde yer edecekti. Son olarak "Kardeşler Annibale, Agostino ve kuzenleri Ludovico Carracci'nin Sanat Akademisi ile Bolognese Okulu yine zehirli meyvelerini bugün bile sanat dallarımıza asmaktan geri kalmamışlar. Ah, bu üçlünün 1580'lerden beri Roman Barok'u lekeleriyle kirlenen daha kaç ayrı sanat galerisi gözlerimizi incitecek bilmek bile istemiyorum..." yazarak bu günlük işini bitirdiğinde saatin çoktan 11:28'i gösterdiğini gördü.

Son yazdıklarıyla birlikte işi bitmişti bu ay için. Yorulan gözlerini ovuşturduktan sonra mutfağa, bir bardak çay daha doldurmaya gitti Alpharian; kurt gibi acıkmıştı ve Phali'ye gidip bir şeyler atıştırmayı planlıyordu. Üç odalı kiralık evinin okunup katlanılarak kenara koyulmuş günlük gazetelerle, çeşitli bulaşık ve buruşturulup top yapılmış deneme yazılarıyla dolu olan salonuna geri döndüğünde üst kat komşuları günün ilk kavgasına tutuşmuşlardı bile.