Dünya Ülkeleri > Birleşik Krallık
FB - Yıldız
Bartemius Rosier:
Ramin Drejlaskov
İhanet. Her insanın damarlarında mutlaka olan bir "şey." Hissedilen tüm duygular arasında en çok etki eden de bu olur genelde. Bir insanın düşerken bile aklına gelebilecek bir histir ihanet. Herkesin bir fiyatı vardır diye düşünmüştü bu sohbete başlarken. Öyleydi de. Ama her insan kendi fiyatını kendi belirlerdi. Sunduğu karşı teklif ağzından kelime kelime döküldüğünde kazanacağını biliyordu. Bir şeyler kazanmıştı da. Yine de bu noktaya gelmeyi beklemiyordu. Sıradan bir silah tüccarı iken nasıl şimdi burada devlet ile pazarlık ediyordu ki? Hayatı onun kontrolü dışında ilerlemiş ve onu şekillendirmişti. Eskiden duyduğu vicdani rahatsızlık şimdi onu etki altına almayı tamamen bırakmış ve illegal işler yapan birine çevirmişti onu. İnsan düşüncelerinden uzak bir hayat kurmanın getirisi olan bu kişilik değişikliği belki de buradan karlı çıkmasını sağlayacaktı.
"Beni ulaşarak hazırladığım bu dosya gibi bakanlıkta dosyaların olduğunu biliyorum belki kaza ile sizin isminizin üstüne her birinin küçük bir büyü vurup isminiz silinebilir. Para konusuna gelecek olursak, isminiz dosyalardan zaten silindiğinde bu gibi durumlara gerek kalmayacağını düşünüyorum" Ellerini yemek görmüş gibi birbirine sürttü. Bir kaç kelimenin bir araya gelerek oluşturduğu büyülü cümleler gibiydi bu söylenenler. İstediği tüm ortamlarda bir elinin olması daima işine yarardı. Suratındaki şeytani gülümseme yerini memnuniyet dolu sapıkça bir gülümseme ile yer değiştirmişti. Elini ceketinin cebine atıp iki kağıt çıkardı Biri Adras ile yaptığı yazılı anlaşma diğeri de gemilerin rotalarının yazdığı, malların sevkiyatı için kime ne kadar para ödendiği ve silahların nereden çıktığını yazan küçük bir not defteriydi. Elindeki kağıtları karşısında duran kadının eline tutuştururken aynı zamanda üstüne adının yazılı olduğu dosyayı aldı. Kadının elinde bu dosyanın kopyası olduğunu biliyordu ancak bu bir nevi güven anlaşmasıydı. "Teklifiniz tahmin edersiniz ki ilgimi çok çekti." Dosyayı alıp hızla göz gezdirdikten sonra dürüp ceketinin iç cebine koydu.
"Adras d'Ibelin. Sağ kolu Matthew Silver. İllegal işler ile çok fazla haşır neşir. Türk büyücüleri savaşında da parmağı olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte bir kaç kişiyi öldürmüş olma ihtimali yüksek. Bir arkadaşıma birisini öldürmek için iş teklif ettiğini biliyorum. Bununla birlikte ser verip sır vermeyen birisi. Çok fazla bir şey bildiğim söylenemez." Sözünü bitirdiğinde geminin sireni iki defa çaldı. Bu teslimatın bittiğini gösteriyordu. Kısa sürede oraya gitmesi gerekiyordu bu yüzden ceketinin önünü ilikleyip düzeltti. "Sormak istediğini başka bir şey yoksa işime geri dönmem gerekiyor." Ellerini tekrar cebine atmış kadından bir iki adım uzaklaşmıştı.
Nora Gray:
Bu olay ilerde başlarını biraz ağrıtabilirdi ama bunu yapmalıydı. En azında karşısındaki adamdan istediğini almanın bir yolunu bulmuştu ve bazı bilgiler işe yarayacak düzeydeydi. Balian'a bu olayı anlatmalıydı yada küçük bir mektup bile işi görürdü en azından aldığı bilgileri o mektuba dökmesi gerekiyordu. Karşısındaki adam elini cebine attığında Nora'nın tedirginliği arttı. Elindeki adama doğrulttu tekrardan adamın cebinden iki küçük kağıt parçasını gördüğünde rahatladı. Yani anlaşma gerçekleşmişti en azından. Kağıdı genç cadıya uzattığında diğer eli de dosyaya gitmişti. Demek dosyayı istiyordu diye geçirdi içinde kabul dedi nede olsa bunun kopyası vardı en azından bir kopyasını da Balian'a verdiğini biliyordu. Genç adam eline tutuşturduğu kağıt parçalarından sonra Nora dosyayı adım eline bıraktı. Buruşmuş kağıtları açtı ve göz attı büyük d'Ibelin ile yapılan anlaşma diğeri de gemi hakkında bilgilerdi. Kağıtları çantasına attıktan sonra bakışlarını adama çevirdi, o da dosyayı ceketinin cebine sokmakla uğraşıyordu.
İki isim birden birisi zaten istediği kişiydi diğeri de sağ kolu olan adam. Genç cadıyı adama götüren genç olduğunu tahmin etti. Balian'ın dediği sağ kol bu adam hakkında küçük bir dosya hazırlamıştı aslında ama detayını bulmalıydı. Daha sonra büyücünün Adrasın adam tuttuğunu ve birini öldüreceğini duydu. Demek yine bir iş peşindeydi o kişi kimse onu bulmalı ve Balian'a haber vermeliydi ama bu olayı çözmek içinde Adrasa yakın olması gerektiğini biliyordu. Adamın gitmesi gerektiğini o da biliyordu lakin geminin sireni bunun habercisiydi ve işler ters giderse ortalık karışacaktı. Aslında sormak istediği o kadar çok vardı ki ama bunun şimdi zamanı değildi. Bu aldığı bilgilerin yeterli olduğunu biliyordu. "Eğer zarar görmek istemiyorsan ne yap ne et o adamı yalnız başına bırak" dedi genç cadı adamı uyarır neticesinde. Adrası eğer yakalayıp götürürlerse yani olayı sorunsuz şekilde hallolursa karşısındaki adam da bundan nasibini alacağını biliyordu. "Ya da" dedi sözlerine devam ettirecek nitelikte. "Yok benim canım önemsiz para daha tatlı geliyor dersen suçu üzerine yıkacak başka bir silah tüccarı bulursan iyi edersin" dedi. *Tüccarı* sözcüğünü de yine vurgulayarak söylemişti. Bunun sadece karşısındaki adam için değil kendilerine de zarar vereceğini biliyordu. Büyücü anlamış niteliğinde başını sallarken konteynerlerin arasından çıktı genç cadı da istediği bilgileri zor da olsa almıştı ve burada işi kalmadığına göre cisimlenerek gözden kayboldu.
SON
Navigasyon
[0] Mesajlar
[*] Önceki Sayfa
Tam sürüme git