17 Nisan, 2026 08:59:24 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Kaçakçılık  (Okunma sayısı 126 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Luna White

  • Bakanlık Çalışanı
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Luna White
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Baş Lanet Kırıcı, Gizem Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 5
  • Özel Yetenek: Cadı Görüşü, Seviye 2
Kaçakçılık
« : 30 Ağustos, 2022 19:00:56 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Luna, Knockturn  Yolu’ndaki şüpheli bir dükkana doğru yürüyordu. Yakın dostu Max hala tam iyileşmediği için istirahat ediyordu. Her ne kadar sıkıldığından şikayet etse de daha önceki olayların intikamını almak maksadıyla onun yataktan kalkmasına bile müsaade etmemişti. Daha önce onu Marigold gidebilirsin demesine rağmen yalanlarla kandırmış ve hiçbir göreve katılmasına müsaade etmemişti. Hayatının en sıkıcı üç gününü geçirmiş, neden sonra gerçeği fark etmişti. O gün Luna ve Max asalarını çekmiş, güneş batana kadar savaşmışlardı. İkisi de bitkin düşünce Marigold’un yanına gitmek zorunda kalmış, orada da azarlanmışlardı.

Ay gibi saçlarını tarayıp açık bırakmış, üzerine de yine gümüşi renklerde kapşonlu pelerin giymişti. Ağabeyinin aksine annesinin hediyesi ona parlaklık veriyordu. Esen rüzgar saçını hafifçe savuruyordu. Güneşin parlaklığının yarattığı bunalım hissini kesiyordu. Elleri iki yana, büyük bir özgüvenle yürürken zarifliğinden bir şey kaybetmiyordu. Kafasını çevirmeden gözleriyle sağı solu süzüyor, ihbarın işaret ettiği dükkanı arıyordu.

Max’i ekip dükkana doğru giderken fark etti ki sokak beklediğinden daha neşeliydi. Büyücüler etrafta geziniyor, sohbet ediyorlardı. Yüzlerindeki gülümsemesi görünce kendisini bir an yalnız hissetse de yapacak bir şey yoktu. Max’in cezası bitene kadar kendisi de buna katlanmalıydı. Bunun ikisine de ceza olduğunu bu kadar geç fark etmesi Luna’nın karakterini tanımlar nitelikteydi.

Biraz daha yürüyünce bahsedilen dükkanı buldu. Göze çarpan renklerinin aksine antikacıyı andıran dükkanda kaçakçılık yapıldığını duymuştu. Aslında görevde değildi. Yine de bakanlık çalışanı olarak usule uygun olmayan her şeyi yetkili kişilere bildirmek onun vazifesiydi. Hem de sıkıntısı da biraz olsun geçirebilirdi diye umuyordu genç büyücü. Ne de olsa kendine görev yaratmakta bir ustaydı.  Doğrusunu söylemek gerekirse; canı sıkkın olmasa böyle bir vazifeyi üstlenmezdi bile. Bir saniye dinlemesi suçmuş gibi sürekli oradan oraya koşuyordu. Bunları düşünürken kapıyı açtı.

İçeri girdiğinde üzerine gelen yoğun bir koku gelince burnunu buruşturdu. Kötü bir koku değildi ancak açık havadan gelen birinin anında alışması beklenemezdi. Bir eliyle havayı kovmaya çalışırken bir yandan da koluyla yüzünü kapatmıştı. Yalnızca gözlerini gözüküyordu bir anlığına. Çok geçmeden alışıp içeriye baktı.

İçeride oldukça çekici, çenebaz olduğu belli bir genç adam ve oldukça iri bir adam vardı. Adamın adının Gabriel olduğunu duymuştu. Başka pek bir bilgiye sahip değildi ancak adamın sağlam ayakkabı olmadığını ilk görüşte anlamıştı. Seninle tatlı tatlı konuşup tüm varlığını alabilecek birine benziyordu. Adam başka biriyle ilgilendiği için dükkana kısaca göz gezdirdi. Raflarda eski, değerinin ne olacağını tam bilemeyeceğini antikalar bulunuyordu. Temizliği de çok iyi yapılmamış olmalıydı ki bazılarının üstünde toz birikmişti. Onun dışında sıra dışı bir şey göremiyordu. En iyisi adamla konuşmaktı.

Tezgaha yaklaşıp adamın konuşmasını bölüp kendini tanıttı. Neden geldiğini anlattı kısaca.

“Sihir Bakanlığından Luna White. Burada kaçakçılık yapıldığına dair bir ihbar aldım. Dükkanın sahibi siz misiniz?”

Luna insanlarla kibar konuşmayı hiç öğrenememiş, umursamamıştı doğrusu. Yakın olmadığı ya da olmayı düşünmediği kişilerle uzun sohbetlere girmeyi de pek sevmezdi. Hele ki kaçakçı olabilecek birine.
« Son Düzenleme: 30 Ağustos, 2022 19:26:25 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Luna White »

Çevrimdışı Das

  • Mekan Sahibi
  • 9. Seviye
  • İleti: 51
  • 1055 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Das
  • Güç Puanı: 0
  • PARTY PEOPLE!
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Yook, söylemem.
  • Meslek: Apples and Oranges Sahibi, Tanınmış Avukat
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Özel Yetenek: Asasız Büyü, Seviye 3; Süzülme, Seviye 3
Ynt: Kaçakçılık
« Yanıtla #1 : 30 Ağustos, 2022 20:12:51 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Ayakta durmaktan yorulduğum için ayaklarımı havaya kaldırmış süzülüyordum tezgahın arkasında. Ayaklarımı görmeyen biri öylece duruyorum sanardı yani. Dirseklerimi tezgaha koymuş, bir sokak ileride daha yeni St.Mungo'dan gelen kasapla konuşuyordum. Bu arada yani, zaten ölü Chadwick duş almıyor. Kasap da geldi leş gibi kıyma kokuyor. Ben de evden çıkmadan parfüm bocaladım üstüme. Dükkan leş gibi kokuyor anlayacağınız. Kasap diyor ki "Nimbus hisselerine yatırım yaptım. İngiltere Quidditch takımına yüklü bir bahis oynadım."

"Vay merlinin sivilceli çenesi!" dedim ben de. Griffinlere yan basmış herif. "Valla olaydan ben çok ekmek yedim ağabeyim. Bakanlıkta tanıdığın olması lazım, onlar aylar öncesinden biliyordu saldırıyı. Biliyorsun benim ablam bakanlıkta."

"Biliyorum biliyorum... İzin mi verdiler saldırıya lan yoksa?" dedi kasap şaşırmış bir şekilde.

Omzumu silktim. "Ben sadece bildiğimi söylüyorum. Yorumlamak sana düşer. Senin benim gibi küçük esnafı bitirmek için yaptıklarını biliyorsun."

"Vay şerefsizleeer vaayy... Ee Gabriel? Köye gidecek misin yaz bitti neredeyse?"

"Ne köyü abi?"

"Memleketine yahu."

"Kuzey Karolina mı köy abi?"

Mükemmel geyik sohbetimiz dükkana girip çat diye konuya giren kadın ile sonlandı. Kadın kendini tanıttığında döndüm bir baktımmmm...

VAY MERLİN SEN NELER NELER YARATTIN DA YANIMA YOLLADIN BE AGAM?

Böyle bembeyaz... Baya bildiğin beyaz. Narin mi narin! Büyülü mü büyülü bir güzellik sinirli yüzle bakıyor bana da diyor ki sen kaçakçısın! Dükkanın sahibi sen misin diyor.

"Dükkanın..."

Of güzelim be, sen iste ben seni kaçırayım. Senin istediğin her şeyi getirtip önüne sereyim be. Off afet ki afeeeet!

"Sahibi? Kim?"

Hebele hübele. Ulan karı aklımı aldı. Büyülü güzelliği ha, ben size söylüyorum. Ben her türlü ucube ile çalışıyorum gözlerim güzelliklere alışık değil çok. Cornelia var, Ryan'ın kardeşi Megan var, rastgele karşılaştığım pembeli güzellik var... Bak üç tane sayabildim. Merlin bu dördüncüyü bana nasip eyle amin.

"Benim. Evet benim sahibi hanımefendi." dedikten sonra döndüm ölü Chadwick'e, "Chadwick git iki oralet getir bize." dedim. Kasaba da, "Abi müşteri geldi sen de bir yol al istersen?" dedim. O da zaten bakanlıktan geldiler diye götüm götüm kaçtı dükkandan.

Uçmayı bırakıp yere kondum bir koşu cam mam bir şeyler açtım içeriyi havalandırmak için. Kapıyı vesaire.

Etrafta dört döndükten sonra "Ah hanımefendi!" dedim ne zaman güzel bir kız görsem kalınlaştırdığım sesimle. "Siz dolunay oldunuz hayatımın bu  gece döneminde. Bu ziyareti neye borç- Ah, bakanlık demiştiniz. Daha geçen gün Apollo Boleyn kendisi gelip çayımı içti, kruvasanımı yedi. İkinci bir ziyarete gerek olmasa bile iyi ki gelmişsiniz de gözlerimizi güzelliğinizle kutsamışsınız!" HOP! Yakaladım elini öptüm muuucuuuk. Bırakmadım çünkü ben şerefsiz bir herifim, eğer izin verirseniz ilerletirim. Elini çekmezse kolundan öpe öpe omzuna giderim.

Abi bir de yaz tatili ha. Mirabelle bir şekilde görse Griffinlere yan basan bu sefer ben olurum. Neyse canım, genç adamım! Kanım kaynıyor yahu!

"Luna Hanım, benim bütün eşyalarım kayıtlıdır." Sahte belge ile tabi ki! Vergi mi vereceğiz bir de? "Buyrun isterseniz getireyim bir kaç eşya, sizin de ilgilendiğiniz çıkar? Boleyn bey de gelip safkanlığını arttırıcı steroid aldı mesela. Çok uygun fiyata, buyrun."
[/justify]

Bu ne kocaman oldu ya. Wallpaper koyaydım bari

Çevrimdışı Luna White

  • Bakanlık Çalışanı
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Luna White
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Baş Lanet Kırıcı, Gizem Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 5
  • Özel Yetenek: Cadı Görüşü, Seviye 2
Ynt: Kaçakçılık
« Yanıtla #2 : 30 Ağustos, 2022 20:57:06 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bu adam Luna’nın sandığından da yılışık çıkmıştı. Ne cüretle onun elini izin almadan öperdi? O ki Luna White’dı. Ailesi bile ona böylesine yakın davranmazken bu adam sanki nefes almak kadar doğalmış gibi ona dokunabiliyordu. Eğer böylesi ortada olmasalar ve yasaklı bir büyü olmasa Avada Kedavra’yı hiç düşünmeden yapıştırırdı. Üstelik büyücülere karşı sevgi doluyken yapardı bunu. Yıllardır üzerinde olan gözlerdeki iğrenç bakışlara alışmıştı ancak Max bile izni olmadıkça ona dokunmazdı. Kaba herif!

Ayrıca o söyledikleri de neydi öyle? Daha önce pek çok insanla karşılaşmış, pek çok iltifata mazhar olmuştu ancak bu kadarını da görmemişti. Gerçi kim gizem dairesinin en korkulan çalışanına böyle davranabilirdi ki? Canlarını, kariyerlerini kaybetmek istemiyorlarsa dikkat etmeleri gerekirdi. Tabii bu adamın böyle bir endişesi yokmuş gibi gözüküyordu. Canını sokakta bulmuş olmalıydı.

Sertçe elini çekip şık bir mendille temizlerken adamın konuşmasını dinliyordu. Boleyn ailesinden birinin gelmesiyle onun ziyaretinin ne alakası vardı? Gözünü mü korkutmaya çalışıyordu? Yanında partneri yokken her şeyi çok düşünüyordu, bu mağara ona iyi gelmemişti. Adam camları açmıştı da derin bir nefes alırken tatsız kokular gelmiyordu burnuna.

Adam daha sonrasında Apollo Boleyn’e sattığı maldan bahsetti. Safkanlığı arttırıcı steroid mi? Eğer dediği doğruysa öğrenmek istemediği bir sır öğrenmiş demekti. Bu ismi kim koymuştu ayrıca?    İsminden bile hayra alamet bir şey olmadığı belliydi. Yine de bir an gülmek istedi. Adam bu kadar yılışık olmasaydı gülebilirdi ancak böyle bir adama yüz vermenin bir faydası yoktu. O yüzden gülüşünü yuttu ve sakin, biraz da sinirli bir ifadeyle adama bakmaya devam etti.

Ayrıca, bu kaçakçılığa bir Boleyn karıştıysa işler karışırdı, böylece Luna’ya da meşgale çıkardı. Adamın güven ve rahatlıkla söylediklerine inanmaz bir şekilde baktı Luna. Polonya’dayken de gezgin tüccarların yalanlarına pek şahit olmuştu. Adamda hiç güven veren bir hava yoktu. Yine de belgeleri görmesi gerekiyordu. Aslında bir şey görmesi gerektiği de yoktu ya, sıkılmıştı işte.

“Öyle mi?” dedi düşünceli bir şekilde.


İri adamla konuşmasına istinaden “Kuzey Karolina’dan mı geldiniz?” dedi soğuk sesi, alaylı tavrıyla.

Ayaküstü konuşmaktan haz etmese de bu adam onun sıkıntısını geçirebilecek birine benziyordu. En kötü ihtimalle bakanlık çalışanına tacizden içeri atardı. Tabii bir ton kağıt işi çıkardı ama Max niye onun partneriydi ki? Hazır yatakta ve sıkılmışken  uğraşsındı bir ton kağıtla. Sonrasında içki ısmarlar affettirdi kendisini.


“Belgelerinizi görelim o zaman. Madem mallarınıza bu kadar güveniyorsunuz…”


Luna kollarını kavuşturmuş, meydan okuyan gözlerle bakıyordu. Şu anda bu yaşananların Luna için bir sirke gitmekten farkı yoktu. Eğlenmek ve başına iş çıkartmak için her şeyi yapabilirdi. Ne de olsa o Luna White’dı. Eğlenmek için canını tehlikeye atmaktan çekinmeyen genç büyücü.

Çevrimdışı Das

  • Mekan Sahibi
  • 9. Seviye
  • İleti: 51
  • 1055 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Das
  • Güç Puanı: 0
  • PARTY PEOPLE!
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Yook, söylemem.
  • Meslek: Apples and Oranges Sahibi, Tanınmış Avukat
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Özel Yetenek: Asasız Büyü, Seviye 3; Süzülme, Seviye 3
Ynt: Kaçakçılık
« Yanıtla #3 : 31 Ağustos, 2022 01:35:23 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Bak bak, nasıl bir anda tavladım kızı. Hemen hakkımda sorular sormalar, tanımak istemeler. Bu işi biliyorum ben baba. Kasapla konuşmamızı duymuş belli ki. "Yok yahu!" dedim. "Fransızım ben. Buongiorno!"

Dedi ki, belgelerimi görmek istiyormuş. Malıma güveniyorsammış. Kocaman gülümsedim. Bayanlar baylar. Bu kardeşiniz, daha demin güzeller güzeli bir kızı düşürdü! Bir şey de yapmadım ha. Yakışıklılığıma düştü herhalde. Şimdi ben okumadım etmedim ama aklım çalışır. Beni bilirsiniz yahu! "Mal" kelimesinin temsil ettiği şeyi siz de biliyorsunuz. Bilmiyorum demeyinnn! Bildiniz bildiniz. Malıma güveniyor muyum? Öyle bir güveniyorum ki! Ben ne kadınlar, koca karılar, adamlar, şerefsiz Wolfgang'ler götürdüm! Seçeneklerimi kapalı tutmayı sevmem. Anlarsınız ya.

Belgelerinizi görelim derken de üstü kapalı bir şekilde günaha davet ediyor bu kadın! Hem de duruşuna bak. Tam bir sahibe havası var. Dostlarım, canımlar... Ben sanırım sahiplenilmek istiyorum.

"Hemen... Burada mı?" diye sordum inanamayarak. Hala gülüyorum pişmiş kelle gibi.

"Yeni tanıştık."

Yok abi utanırım. Ya güvendiğim mallarım için belgelerimi gösterirken Chadwick elinde oraletlerle gelip beni çıplak görürse? Yani, görsün tabi ondan çekinmem de... Ya Cornelia lanetli veleti getirirse? Ya müşteri gelirse? Ya Ryan basar da, kız kardeşine yavşadıktan sonra dükkanda bakanlıktan gelen güzellikle iş üstünde yakalarsa? Lan ya Mirabelle görürse asıl? Kıza evleneceğiz okulun bitince diyorum. Oyaladığım için zaten sinirli bir de böyle yakalarsa öldürür beni.

"Önce bir oralet içelim hanımefendi. Öyle her diyene belgelerimi gösterseydim adım çıkardı Knockturn ve Diagon yolunda komple. Gelin içeri geçelim."

Kızı elimle tezgahın arkasındaki kapıya yönelttim. İşte arka taraf. Tam bir erkek evi. Ölü Chadwick'le içeride leş gibi yaşıyoruz. Mutfak diye adlandırılan yeri ben mükemmel yaptırdım tamam mı? Sonra biz neredeyse 1 aya yakın bulaşık yıkamadığımız için orada bir yapılanma oldu. Pek yaklaşamıyoruz. Sürekli dışarıya çıkıp restorantlarda takılıyoruz yemek için o yüzden. Luna Hanımcığımla bir girdik içeri, çıkarıp attığım çoraplarım yerde falan. Kovboy botlarımla tekmeleye tekmeleye dolapların altına ittirdim fazla durmadan. "Gelin gelin." dedikten sonra hanımın önünden aşağıya, taaa aylar önce unicorn soktuğum bodrum katına indim. At sağı solu kemirmiş her yer diş izi. Gören kurtadamım da, burada dönüşüyorum falan sanar. Şuan hem rehinciden kalan, hem de müvekkillerimin parayla ücret ödeyemedikleri zaman verdikleri ıvır zıvırlara ev sahipliği yapıyor burası. Güzelce kırmızı bir koltuk koymuştum, yanına mumlar falan. Çok seksi ortamdı da... İşte süpürmeyince her yer toz olmuş.

"Oturun hanımım, burada size belgelerimi gösterebilirim. " dedim göz kırparak. Bu arada gerçekten de katil bir cincüce tarafından yapılan sahte belgeler köşede duran masanın üstüne zulalı duruyor. Bıyıklarını yediğim cincüce. Çok kral adam. Bir ara düzenleyeceğim deyip duruyorum belgeleri de. Sıkıcı işler be!

Üstümdeki ceketi böyle seksi hareketler yaparak çıkardım Luna'ya bakarak. Koltuğun üstüne atmadan önce kafamın üstünde çevirdim falan.

"Siz de bana bakanlık rozetinizi gösterecek misiniz?" dedikten sonra göz kırptım kıza ima ettiğim şeyi anlaması için.[/justify]

Bu ne kocaman oldu ya. Wallpaper koyaydım bari

Çevrimdışı Luna White

  • Bakanlık Çalışanı
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Luna White
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Baş Lanet Kırıcı, Gizem Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 5
  • Özel Yetenek: Cadı Görüşü, Seviye 2
Ynt: Kaçakçılık
« Yanıtla #4 : 31 Ağustos, 2022 11:06:49 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bu adamın ağzında yalandan başka bir şey çıkıyor muydu? Fransızım deyip italyanca konuşması da ayrı bir gaftı. Birden değişen yüzünden adamın bir şeyleri yanlış anladığı kesindi. Böyle bir adamın hala nasıl hayatta olduğunu anlamak güçtü. Ortamı okuyamıyordu bile. Gerçekten böyle birinin kendisine dokunabileceğini mi sanıyordu? Yoksa Boleyn’e safkanlığı arttırıcı steroid satarken kendisi de mi almıştı?

“On t'a bercé trop près du mur?” diye sordu, anlamayacağından emin olsa da.

Bildiği diller arasında yalnızca Fransızca, İtalyanca, lehçe ve İngilizce yoktu elbette. Kasabadayken hem çok sıkıldığı hem de ailesinin pek çok üyesi Avrupa’da olduğu bir hayli dil öğrenmek zorunda kalmıştı. Bu dilleri böyle bir yerde, neler olduğundan haberi bile olmayan bir adama karşı kullanacağını düşünmemişti tabii.

Luna ona ne saçmaladığını soramadan onu arka tezgaha yönlendirdi. Böyle pis bir yer olamazdı, ağabeyinin evine de kaç kez gitmişti ancak bir kez olsun pis olduğunu görmemişti. Haylaz kardeşi bile evini toplamayı biliyordu. Hele ki burası bir iş yeriydi. Burada kaçakçılık dönmese de bir şeylerin döndüğü kesindi fakat Luna bilmek bile istemiyordu.

Ayrıca hanımım da nesin nesiydi? Max dalga geçmek amacıyla leydim, prensesim diyordu ama hanımımı ilk kez duymuştu. Hayalinde yaşayan bu adam onu ne sanmıştı? Hali tavrı “ben ölmek istiyorum!” diye haykırırken istediğini vermemek ayıp olurdu, değil mi?

“Langlock!”

Asasını bir rakiple savaşıyor gibi hızla çıkarıp susturmayı başarmıştı adamı. Konuşması ne kadar keyifli olsa da haddini aşmıştı. Ne cüretle ona dokunmayı hayal edebilirdi! Luna adamın arsızlığına hayran olmaktan başka bir şey yapamıyordu. O hareketler neydi öyle!

“Elbette göstereceğim, ancak böyle davranmaya devam ederseniz dükkanınızda değil de buradan daha temiz olduğu kesin bir yerde göstereceğim. Sihir Bakanlığında.”

O ağzı kapalı bir şekilde dururken Luna da ortalığı gezdi. Belgeleri eline alıp inceledi kısaca. Belgelerde uzman olan Max’ti, o yüzden pek bir şey anlayamadı. Yine de burada bir sorun olduğu belliydi. Max’in cezasını bitirince uğramasını söylemesi gerekiyordu. Hem bu adamla bir de o uğraşsın istiyordu.  Belki can sıkıntısı azalırdı.

“Finite Incantatum!”

Adamın konuşmasına imkan sağlamak için büyüsünü sonlandırdı. Elindeki belgeleri salladı.

“Dediğiniz belgeler bunlardı diye düşünüyorum. Bu belgeleri nereden aldınız?”

Bu adam eğlenceliydi. İşi gücü belli ki yalan söylemekti ama yine insanları eğlendirmeyi başarıyordu. Eğer olur da bir gün yolu Sihir Bakanlığına düşerse onu ziyaret etmek isterdi. Hem bakanlığı nasıl karıştıracağını görmek de keyifli olabilirdi.

“Wingardium Leviosa!” diyerek adamın çıkarıp attığı ceketi ona verdi.

Burada ne olduğunu anlamış olmalıydı, anlamadıysa da sorun yoktu. Buraya eğlenmeye gelmişti ne de olsa.
« Son Düzenleme: 31 Ağustos, 2022 13:42:43 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Luna White »

Çevrimdışı Das

  • Mekan Sahibi
  • 9. Seviye
  • İleti: 51
  • 1055 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Das
  • Güç Puanı: 0
  • PARTY PEOPLE!
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Yook, söylemem.
  • Meslek: Apples and Oranges Sahibi, Tanınmış Avukat
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Özel Yetenek: Asasız Büyü, Seviye 3; Süzülme, Seviye 3
Ynt: Kaçakçılık
« Yanıtla #5 : 31 Ağustos, 2022 21:32:17 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Canlarım... Bu güzel hanımcığım benle flörtleşse, oynaşırken dilli milli büyü yapsa -beni bilirsiniz- hiç sorun etmem. Onun yerine bakanlığa götürürm lan seni düzgün dur diye dilimi damağıma yapıştırıyorsa... Harbi ayıp ediyordur! Ben dağ ayısı mıyım dolunayüzlüm? Yapma dersen yapmam yani. Demiyorsun ki. Üstü kapalı gel günaha girelim diyorsun!

Luna bir anda asasını çekip böyle bir büyü yapınca fena bozuldum. Elimi göğsümün üstüne koyup inanamayan bir şekilde gözlerimi sonuna kadar açıp izlemeye başladım kızın ortamda hayalet gibi gezmesini. Tekrar bir büyü yapıp ağzımdaki büyüyü bozduğu gibi belgeler konusunda soru sordu. Ben ise göğsümdeki elimi yüzüme götürdüm hemen. Tek elimle yüzümü kapatıp aşırı mutsuz bir sesle konuşmaya başladım.

"Aaaaahhhh! Dolunay yüzlü hanımımmm!" dedikten sonra resmen ağlayarak kadının uçurduğu ceketi diğer kolumla yakalayarak kırmızı koltuğun üstüne attım kendimi. Ceketime sarılıp devam ettim. "Siz! Ne kadar kötüsünüz böyle? Ay sonunu nasıl getireceğini düşünüp duran zavallı bir esnafım ben! Dükkanıma geliyorsunuz, benimle dalga geçiyorsunuz! Üstelik bir de... Bir de..." Bayağı bir ağlamaklı sesle konuşuyordum. Sanki tüm mal varlığım yanmış gibi.

"Beni susturmak için büyü atıyorsunuz!"

Şöyle ki, tabi bu hareketler yalan. Tamam sahibeciğim, sahiplen beni. Eğleniriz vesaire ama işin içinde fantezi yoksa özgürlüğümün alınmasına bozulurum. Bozuldum da!

"Paris'te yaşadığımız zamanlarda babam aynı büyüyü yapıp beni döverdi! Tüm travmalarımı ortaya çıkardınız hanımım! Sizin hiç mi acımanız yok?" Harbi harbi sıktım kendimi ağlamaya başladım. "Çok acılar çektim hanımııımm! Ben size ne kötülük eyledim de bu anıları canlandırdınız kafamda? Sizin gibi güzel bir kadından etkilenmek suç mu, ha? Duygu sahibi olmak suçsa buyrun götürün! Bu adam beni çok güzel buldu, bir gelecek hayal etti deyin ruh emicilere! Sizin olup bu acıları çekeceğine ruhum, onların altında eziyet çeksin!"

[/justify]

Bu ne kocaman oldu ya. Wallpaper koyaydım bari

Çevrimdışı Luna White

  • Bakanlık Çalışanı
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Luna White
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Baş Lanet Kırıcı, Gizem Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 5
  • Özel Yetenek: Cadı Görüşü, Seviye 2
Ynt: Kaçakçılık
« Yanıtla #6 : 31 Ağustos, 2022 22:36:43 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bu adam kaçakçı olmasa da kesinlikle sahtekarın tekiydi. Bu oyunculuğuyla kimi kandıracağını sanıyordu? Küçük bir kızken bile bundan bin kat iyisini yapıyordu. Böyle zamanla kara büyücü olmak istiyordu ama dişini sıkmayı tercih etti. Madem ki bu adam rol yapıyordu, o bin kat iyisini yapardı. Elindeki belgeleri yerine koyup asasını çıkarttı.

“Incarcerous!”

Madem ki hayalleri boyunu aşıyordu, ona sınırı göstermek de onun boynunun borcuydu. Sıkıntısını gidermesi için çekici ve çenebaz biriyle eğlenmenin bir zararı olmazdı. Hem bu adamın sınırlarını da merak etmiyor değildi. Merak, diye düşündü Luna. Merak tüm lanetlerin anası. Ne şanslıydı ki lanetler onun uzmanlık alanıydı.

Gözlerini adamdan ayırmadan pelerinini çıkartıp koltuğa attı. İki eliyle saçlarını düzeltip adama  adama doğru yaklaştı. Gözlerindeki ateş saçlarıyla tezat oluşturuyordu. İleri gitmeyecekti, yalnızca biraz vakit geçirmek istiyordu.

“Niye ağlıyorsun, kim üzdü seni böyle?”

Sesi de yüzü kadar alaycıydı. Max’in alaycılığını almış gibiydi zamanla. Tabii, kaç yıldır partnerlerdi, almaması tuhaf olurdu. Adamın saçını tutup gözlerini ona kilitledi. Bir yandan dişlerini sıkıyordu. Biriyle eğlenmeyeli ne kadar olmuştu?

“Babacığın sana kötü mü davrandı? Ne acı, böylesi bir yüze nasıl kötü davranabildi?”

Hafifçe tebessüm edip saçını daha sıkı kavradı. Ardından kucağına oturdu. Elinin tersiyle yanağını sevdi hafifçe gözyaşlarının akması gerektiği yere, ardından vurdu. Adamın yanağı hafifçe kızarmıştı, ama buradan çıktıklarında pembelikten başka bir şey kalmazdı.

“Böyle mi vurdu sana babacığın? Fransa’da mı Amerika’da mı?”

Luna eğleniyordu, yeterli olmasa da sıradan bir sorgudan daha keyifli olduğu yadsınamaz bir gerçekti. Ay saçlı büyücü adamın kulağına eğildi.

“Gerçekten benim yerime ruh emicileri mi tercih edersin?” diye fısıldadı şuh sesiyle.

Ardından yüzüne bakıp gülümsedi. Ayın karanlık yönünü anımsatıyordu gülüşü. Gizemli ve korkutucu. Merak uyandıran gülümsemesine yalnızca ölmek isteyenler kanardı.

“Şimdi ‘Gabriel’, cevap ver bana.”


İsmini ağzında yuvarlamış, inanmadığı belli etmişti adeta. Fakat ne önemi vardı? Onu eğlendirdiği sürece onu ölümden döndürecek görevlere atılan, tehlikeli insanlarla oyun oynayan Luna, bir sahtekardan mı çekinecekti?

Çevrimdışı Das

  • Mekan Sahibi
  • 9. Seviye
  • İleti: 51
  • 1055 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Das
  • Güç Puanı: 0
  • PARTY PEOPLE!
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Yook, söylemem.
  • Meslek: Apples and Oranges Sahibi, Tanınmış Avukat
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Özel Yetenek: Asasız Büyü, Seviye 3; Süzülme, Seviye 3
Ynt: Kaçakçılık
« Yanıtla #7 : 01 Eylül, 2022 00:17:45 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]İkinci bir büyü gelmesini beklemiyordum doğrusunu söylemek gerekirse. İşte iki üç ağlaşırız belgeleri unutur diye düşünüyordum. Bunun yerine... Bir anda yoktan var olan ipler ile bağlandım! Daha demin zorla ağlattığım için kendimi burnumu çektim şaşkın şaşkın bakarken dolunayüzlüme.

"Ama yine büyü kullanıyorsunuz..." diye mızmızlanmaya başlamıştım ki dolunayüzlümün yüzündeki o yırtıcı bakışı fark ettim. Fena. OH ÇOK FENA! Amanın! Yanıma geldi yılan gibi kıvrıla kıvrıla. Kollarımı iplerden kurtarmak için güç uyguladım o yaklaşırken. Hiç oynamıyor büyülü cart curtlar. Yutkunup biraz daha kıpırdandım yerimde. Geldi bembeyaz eliyle saçımı yakalayıp yüzümü yüzünün tam karşısında tuttu. Dalga geçer bir şekilde babamın bana kötü mü davrandığını söyledi. Doğrusunu söylemek gerekirse, babamı tanımıyorum. Beni yetiştiren herif evet kötü davrandı. Yine de... Dur. Demin yüzümün güzelliğini mi övdü?

Yüzü fazla yakın. Ağzımdan kesik kesik nefes alarak önce gözlerine baktım dolunayüzlümün. Oradan da... Valla ne yalan söyleyeyim göğüslerine indi gözler. Ne yapalım? Zayıf mayıf müko kadın ha. Merlin dualarımı duydun nasip eyliyorsun. Sen bana kıyak yaptın ben de sana yapacağım söz.

Demin de ağladık lavuk gibi...

Saçımı daha sert çekince canım yandığı için bir ses çıkardım istemsiz. O sırada ne yaptı kız sizce? NE YAPTI? Kucağıma oturdu lan. Bu kardeşinizin kucağında güzeller güzeli bir kadın var. Hissediyor musun dolunayüzlüm? Duygularım kabarıyor. Baya... Yükseliyor.

Yüzümü sevdi. Parmakları ne kadar yumuşak öyle? Hala gözleri, dudakları, boynu, göğüsleri arasında geziyor gözlerim. Şuan bulunduğum durum yüzünden mi bilmiyorum ama kokusu var ya! Cennet böyle kokuyor olmalı ya. Timsah yaşlarımı yanağımdan silip bana bir tokat attı... Birader... Bundan daha okkalı tokatlar yemişimdir ama bu tokatın arkasından bir off çekmek zorunda kaldım.

Tokat mokat hak getire, daha da uzansın üstüme istiyorum ben. İsterse kafamı sağa sola vursun yani. Bir şey sordu bana ama benim aklım yok ki şuan. Gitti yani. Fiuv. Kulağıma geldi bir soru daha sordu. Benim beynim onu da algılamadı. Tek algıladığım şey kulağıma doğru fısıldadığındaki sıcak nefesinin içimi gıdıklamasıydı.

Derin bir nefes alıp "Hanımım çok kötüsünüz..." dedim yine ama bu sefer yalvarır gibi.

Genel olarak kullandığım ama benim olmayan bir ismi vurgulayarak ona cevap vermemi istedi. Cevap verecek halim mi kalmış benim? Tek düşünebildiğim şey kucağımda oturan kadının vücudu. Bağlaması tamamen haksızlık. O benim üstüme böyle çıkıp kulağıma fısıldarken belini tutamayacak mıyım? Memleketimden beni ayıran okyanus gibi dalgalı saçları, böyle güzelliklere dokunmama izin vermemesi ile paralellik sağlamıyorsa ne sağlıyordur efendim?

Kafamı ona doğru şöyle bir çevirip kokusunu içime çektim. Bir kere daha beni bağlayan iplerden kaçmak için sarstım vücudumu. Yok. Haksızlık bu. Tutamıyorum. Elleri kadar yumuşak olduğuna yüzde yüz inandığım baldırlarına dokunamayacağım. Yanağım sızlıyor. Acı da hoşuma gidiyor ha.

Ne cevap vereceğim bilmiyorum bile. Soruyu duymadım ki.

"Neyden bahsettiğinizi anlamıyorum hanımım." dedim fısıltıya yakın bir sesle. Resmen ruhumu emmeye karar vermişti dolunayüzlüm. Ruh emicilerin gereksiz şekilde erotikleşmiş tekniklerinden birini kullanması için beni yalvartırdı büyük ihtimalle. "Ben... Sadece... Geçinmeye çalışan dürüst bir tüccarım.."[/justify]

Bu ne kocaman oldu ya. Wallpaper koyaydım bari

Çevrimdışı Luna White

  • Bakanlık Çalışanı
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Luna White
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Baş Lanet Kırıcı, Gizem Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 5
  • Özel Yetenek: Cadı Görüşü, Seviye 2
Ynt: Kaçakçılık
« Yanıtla #8 : 01 Eylül, 2022 00:59:51 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bakışları vücuduna kayınca boynunu kırmak istese de kendisini durdurmuştu. İstediği şeyi verebilir, bir yandan da keyifli vakit geçirebilirdi. Nasıl olsa görev başında değildi, yani görevi kafasına göre almıştı. Yarın ya da öbür gün birileri ihbar üstüne gelirdi. Şimdi eğlenmesine bakacaktı.

“Hanımım mı?” dedi sırıtarak.

Bu hitap şekline alışık değildi ancak alışabilirdi.  Adamın heyecanlandığı hissedince gülümsedi. Saçlarını tutan elini gevşetti, boynuna doğru ilerliyordu. Tırnaklarıyla yanağından geçerken iyice bastırıp küçük bir iz bıraktı. Yanağından kan akan adamda bıraktığı ize iyice bastırıp canını yakmaya çalıştı. Akan kanı alıp dudaklarına sürdü. Gülümsemesi ve kanın boyadığı kırmızı renkteki dudakları gümüşi saçlarına adeta meydan okuyordu.

“Öyle mi? Yalnızca dürüst bir tüccar mısın?”

Keskin tırnaklarıyla çenesinden tutup başını kaldırdı. Tırnaklarını boğazına bastırıyordu ancak kan çıkacak kadar değil. Sıkıca çenesini tutup yukarı kaldırdı. Boynunu apaçık ortaya serdi. Eli boynuna yöneldi. Ellerini boğazına sarıp adamın kesik nefesini, atan nabzını hissetti.

“Hiçbir şekilde usulsüz bir şey yapmadın yani? Yazık, kötü çocukları çok severdim. Onları cezalandırmaya bayılırdım. Eğer iyi bir çocuksan seninle ne yapmalıyım?”

Sanki büyük bir ikilemdeymiş gibi düşünceli bir yüz ifadesi takınmışken ellerinin altında atan nabzın hızlandığını hissedebiliyordu. Adamın boğazını hafifçe sıkıp nefesini tıkadı.

“Bana doğruyu mu söylüyorsun ‘Gabriel’?” derken sesi boğuktu.

Ardından cevap vermesi için ellerini gevşetti. Bakışları o kadar derin ve karanlıktı ki Luna şu anda bir aynaya bakıyor olsaydı mutlak suretle boğulurdu. Adamın ne halde olduğunu yalnızca Merlin bilirdi.

Çevrimdışı Das

  • Mekan Sahibi
  • 9. Seviye
  • İleti: 51
  • 1055 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Das
  • Güç Puanı: 0
  • PARTY PEOPLE!
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Yook, söylemem.
  • Meslek: Apples and Oranges Sahibi, Tanınmış Avukat
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Özel Yetenek: Asasız Büyü, Seviye 3; Süzülme, Seviye 3
Ynt: Kaçakçılık
« Yanıtla #9 : 01 Eylül, 2022 02:39:23 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]
Ahhh! Sesi beynimin içinde yankılanıyor resmen. Dişlerimi aralamadan nefes aldım iç geçirerek. Arada iplerden kurtulurum umuduyla kollarımı falan hareket ettiriyorum ama nafile. Tırnağıyla yanağımı çizmeye başladığında elimden geldikçe kaçırdım kafamı. Yine de oraya odaklanmayı başardı. Kanattığını anlamadım ilk. Sadece tokat yüzünden sızlayan yanağıma ekleme olduğunu düşünmüştüm. Ta ki, dolunayüzlüm parmağını, bu çizdiği yere götürüp oradan kan alana kadar...

Lan? Kanımı... Dönüp baktım kızın yüzüne. Dudaklarına götürdü kanımı ve... AAAAAH! Bu çok fazla! Daha da zorlamaya başladım kollarımı kurtarmak için. Beyaz dudaklarına renk veren kanım değil, benim dudaklarım olsun lan! Dürüst bir tüccar mıyım diye sordu. "Öyleyim." dedim inatla. Kolumu kurtarmaya çalıştım ama başaramayınca "Off!" çektim bir. Dolunayüzlüm bana eziyet etmeye kararlıydı. Hoşuma gidiyordu gerçekten ama bağlı kalmak, aksiyon alamamak içimde bir yerlerde bir şeyleri kırıyordu sanki. Çenemden tutup kafamı kaldırdı. Derin derin nefes alıp kurtulmaya çalışıyordum iplerden. Kız da iyice oturdu kucağıma. Ellerini boğazıma sardı. Usulsüz bir şey yapıp yapmadığımı sordu tekrardan. Mantıklı düşünemiyorum ki. Düşünemiyorum bile. Derin derin nefes alıp arada bir iplerden kurtulmak için uğraşıyordum. Bir kurtulsam...

"Ihhh!" Ne kurtulması? Boğazımı sıkmaya başladı hafiften dolunayüzlüm.

Şimdi burada bir duralım mı?

Size bir hikaye anlatmıştım taa kaç zaman önce. Prens Lucian'ın Dağ'dan kaçma hikayesini. Hatırladınız mı? En tepesi altınlarla dolu olan Dağ'ı tırmanmaya çalışmıştı prensimiz ama başaramamıştı bir türlü. Bazen geceleri Dağ'ın mağaralarına girmek zorunda kalıyordu. Oralarda sürekli dövüşmesi gerekiyordu düşmanlarla. İşte bazı günler mağaralarda böyle boğulduğu oluyordu. Dağ da bu tarz şeylerden hoşlanıyordu belli ki. Benim bildiğim tek şey, Lucian'a bunu yapmasının sebebi onu bir hiç olarak görmesiydi. Peki hiç kimse miydi Lucian? Bir prensti o. Dağ'dan kaçtıktan sonra prens olduğunu hatırlamak için çok uğraşmıştı. Tekrar Dağ'ın anısı gün yüzüne çıkmasın değil mi? Bunu siz de istemezsiniz, ben de istemem. Lucian'ı gülen, eğlenen, eğlendiren bir prens olarak biliyoruz. Öyle kalsın bir süre daha.

Buyrun devam edelim.

"Doğru...? Ben... " Konuşamamıştım garip bir şekilde. Çoğunlukla konuşamamazlık yaşamam. Hep söyleyeceğim şeyler olur. Beynim çalışmıyor gibi. Üstelik bana sanki bir böcekmişim de ezmek istiyormuş gibi bakması... Sanki-

Bodrum kapısının açılması ile dolunayüzlüm ellerini boğazımdan çekince derin derin nefes almaya başladım. Üstümden kalksa da boş boş duvara baktım bir süre. Elinde iki bardakla Ölü Chadwick gelmiş, andaval gibi bakıyordu kapıdan bu sırada. Beni bağlayan ipler çözüldü yavaş yavaş. Büyüyü bozmuş olmalıydı. Yutkunup yerimde doğruldum. Bir yerlerim ŞAHA KALKMIŞ olduğundan öyle kolayca ayağa kalkabileceğimi düşünmüyordum.

"Şey... Chadwick..." Elimle yüzümü boydan boya ovduktan sonra kanayan yere orta ve yüzük parmağımı sürüp baktım kanıyor mu hala diye. Evet kanıyordu.

Boğazımı temizledikten sonra "Geç kaldın oğlum neredesin on saattir ya? Hanımefendi alışverişini yaptı gidiyordu. Değil mi hanımım?" dedim eski halimi takınmaya çalışarak. Ulan dolunayüzlüm, aklımı başımdan aldın yemin ediyorum. Şahlanmış yerlerimi pantolonumun içinde görünmeyen, düzgün bir yerlere getirmeye çalıştım. Salak Chadwick de sanki daha demin bakanlıktan gelen kadını üstümde beni boğarken basmamış gibi artık ne getirdiyse onları belgelerin olduğu masaya koydu. Ayağa kalktım. Rastgele gidip eşyaların içinden Felix Felicis formülünün yazılı olduğu parşomeni tuttuğum gibi dolunayüzlümün eline tutuşturdum. "Buyrun hanımım ihtiyacınız olan şey." dedim.

"Daha sonra tekrar belgelere bakmaya gelin özletmeyin kendinizi. Ama rica ediyorum, bir dahakine tek bir konuya BAĞLI kalmayalım da birbirimizi SIKBOĞAZ etmeyelim olur mu?"[/justify]


RP SONU

Bu ne kocaman oldu ya. Wallpaper koyaydım bari