23 Ağustos 1860
Hayatının 16 yılını bakanlığın koridorlarını adımlamakla geçmişti. Aldığı nefeslerin yarısının kaynağı burasıydı yani. Ayakları alışmıştı artık, ezbere yürüyordu. Balian, sırtına binen sorumluluklarıyla birlikte attığı adımların daha da ağırlaştığını hissediyordu. En başta stajyer olarak geldiği bu yere şimdi Baş Seherbaz olarak giriyordu. Aslında yıllar içerisinde değişen, yükselen rütbesiyle birlikte artan sorumlulukları olmuştu. Hem halkın hem de ailesinin ondan beklentileri artmıştı. Tecrübeli büyücünün en çok zoruna giden konu ise şüphesiz çok fazla masumun ölümüne sebep olmuş Adras amcasıyla aynı çatı altında çalışmaya başlamak olmuştu. Rütbesini kendi çabaları sayesinde elde etse de bunu basına ve halka inandırmak neredeyse imkansızdı. Hedeflerinden vazgeçmek gibi bir düşüncesi asla olmamıştı lakin sırtındaki yükler onu yıkmadan bu duruma bir çare bulmalıydı. Bu Adras belasını hem İngiltere'den hem de kendi hayatından atmanın bir yolunu bulmak zorundaydı.
Endişeleri eski dostu Nora ile çalışmaya başladığında azalmıştı bir nebze. Zeki ve çalışkan, tuttuğunu koparan bir kadın olduğunu biliyordu. İnatçı tavrını hala kaybetmemişti. Ama onu bu işe sokmuş olmak ayrı bir yük daha yüklemişti Balian'a. Ondan istediği ricayı kabul etmekle elini büyük bir taşın altına koymuştu Nora. Balian bu taşın asla yerinden oynamayacağına güvenmek istiyordu. Günlerdir beklediği güzel haberin, cadıdan gelecek bir mektubun yolunu gözlüyordu birkaç gündür. Ve sonunda masasına bırakılan zarfı görüp, istediklerini alabilecekti. En başta Nora'nın görüşmesini sağ sağlim bitirdiğinin göstergesiydi.
"Merhaba Balian.
Sana burada kısaca bahsedeceğim ama istersen bürona gelip de konuşabiliriz. Yunanistana gittim evet bunu başardım dediğin kişiyle görüştüm tabi gizli kimlikle. Fakat yarım kaldı acil işi çıktığı söylenildi ve ilginç bir şeyle karşılaştım. Keşke sana onun ile ilgili bir şeyler söyleyebilseydim ama elime geçen tek bilgi Drejlaskov soy adındaki silah tüccarı olan adamla çalışması. Evet yanlış okumadın bir silah kaçakçısı ile çalışıyorum umarım bu bilgi işine yarar göndereceğin mektubu bekliyor olacağım."Sevgiler
Nora Gray
Mektubu okumayı bitirdiğinde hızlı şekilde masasından kalkıp odasından çıktı. Kapının önünde dikilirken, büroda çalışmakta olan birkaç çaylağın merakla kendisine baktığını görebiliyordu. Aralarından en çalışkan olanı olduğunu düşündüğü birisine seslendi
"Martin di değil mi? " diye sordu sesindeki telaşlı tını ile. Kendisine seslenildiğini duyan gençte telaşlanmıştı haliyle
"Buyrun efendim." dedi resmi olarak. Balian ast üst ilişkilerinden pek haz etmezdi, ona göre bütün rütbeler aynı saygıyı hak ediyordu. Tabi bunu boşverdi ve
"Odama gelmen gerek. Hadi acele et." dedi ve beklemeden açık bekleyen kapıdan odasına girdi. Masasına oturmadan ama ona dayanarak içeri gelen genç seherbazın içeri girişini bekledi.
"Kapıyı kapat. Ve senden isteyeceğim şeyi de kimseye söyleme." dedikten sonra masasında ki mektubu eline aldı tekrar. Bu sırada kapının kapanma sesi duyulmuştu odada. Elinde ki kat izleri belli kağıdı tekrardan gözden geçirdi
" Bir silah kaçakçısı, Soy adı Drejlaskov." genç seherbaz kendini kanıtlamak istercesine atılacaktı
"Ramin Drejlaskov!" diye. Balian mavi gözleriyle süzdüğü gence uyaran bir bakış attı.
"Bir isim sormak için çağırmadım seni elbette. Arşivde bu adamla ilgili ne varsa bulmanı istiyorum. Muggle irtibat dairelerini de kullanabilirsin." seherbazın bir şey soracak gibi olduğunu görünce
"Ne olursa olsun bul ve bana getir. Ve kimsenin haberi olmasın. Başka birinden bu ismi duyarsam.." yine dikmişti mavi gözlerini gence.
"Tabi. Başka isteğiniz ? " çıkmadan önce sordu ve
"Çabuk ol." cevabını aldıktan sonra odada yalnız başına kaldı Balian. Bundan sonrası için düşünmesi gerekiyordu.
25 Ağustos 1860Araştırmalarının sonuçlarını kısa bir değerlendirmeden geçirdikten sonra sıra bunları ikinci bir kişinin tecrübe ve akıl süzgecinden geçirme vakti gelmişti. Adras'ın bir silah tüccarıyla iş yapıyor oluşu pek süpriz değildi ama sonuçları çok kötü olacaktı. Silah ticareti muggle dünyasında popüler bir şeydi. Büyü dünyası genelde asa yada iksirlerle hallediyordu işlerini. Yaşlı adamın masum insanları katletmeye yarayacak silahlarla bu kadar ilgilenmesi hic hayra alamet değildi. Aralarındaki anlaşmanın büyüklüğünü tahmin edememek, Balian'ın endişelenmesine yol açmıştı. Hemen aklındaki isme mektup yazmak için kağıdını ve kalemini hazır etti. Mektuplaşma sakıncalıydı ve sabahın erken saatkerinde yüz yüze görüşmek istediğini yazan parşömeni, Nora'ya ulaştırması için baykuşuna verdi.
Öğle arasından dönerken içtiği kahvenin tadını dilinden atmaya çalışıyordu. Herzamanki gittiği restorant ne olduysa bugün tarihinin en berbat kahvesini getirmişti Balian'a. Öyle ki gazetesini bile okumamış, odasında güzel bir kahve keyfiyle birlikte, ceketinin iç cebinde, sonraya saklıyordu. Adımlarının çıkarttığı sesle ritmik olarak yürümeye devam ederken karşıdan gördüğü, pek şık giyinmiş, kadın silüetini gördü. Biraz yaklaşınca Nora'yı tanıdı ve yüzüne yerleştirdiği gülümseme ile karşıladı eski dostunu ve sevgilisini. İşler iyi gitseydi belki şimdi evli bile olabilirdi bu kadınla. Onu soy adıyla selamladığını duymak komik gelmişti.
"Balian de lütfen, geçirdiğimiz onca günü unutmuşsun anlaşılan. " diyerek cevapladı ve kapıyı açtıktan sonra ilk olarak içeri geçmesini bekledi.
"Bir ara hatırlatmak isterim aslında. Güzel günlerdi..." sevgilisi varken flört etmezdi ama karşısındaki kadını kızdırmak için konuşmuştu. Topuklarını vurarak içeri geçerken izledi Nora'yı. Geçen yıllar boyunca hiç yaşlanmamıştı. Gerçi Balian daima genç kalmayı sağlayacak bir iksir yada büyü varsa bunu Nora'nın bulacağına emindi.
"Ne içmek istersin? Az önce içtiğim faciadan sonra iyi bir kahve alacağım ben." sanki hiç bir şey yokmuş gibi neşeli çıkıyordu sesi. Fırtına öncesi sessizlik misali.