İngiltere Büyücedünyası > Yasak Orman

Korkunç ısırık - Flashback

(1/1)

Balian d'Ibelin:


Noel vakti gelip çatmıştı. Okul neredeyse bomboş kalmışken Balian ve iki bina arkadaşı bu Noel'de okuldaydı. Her Noel içini bir hüzün kaplıyordu. Okula geldiğinden beri Noel'leri buruk geçiyordu. Evine gitmek istese de bu kadar kısa bir tatil için upuzun bir yolu gitmesinin bir anlamı yoktu.
"Hey, Balian!" diye seslendi kısa çocuk. Her Noel onlarla takılmak zorunda kalıyordu. Aksi takdirde bütün tatil tek başına odasında oturmalıydı Balian. "Okul boşaldığından beri kös kös odalarımızda oturuyoruz. Biraz maceraya ne dersin ha?" Balian "ne saçmalıyorsunuz yine" der gibi suratlarına baktı. Diğerine göre biraz daha uzun olan arkadaşı "Hadi ama gerçekten çok eğlenceli olacak. Yasak ormana gitmeyi planlıyoruz." dedi. Balian ağzı açık bir şekilde kalmıştı. Saat çoktan gece yarısını geçmişti ve onlar yasak ormana gitmeyi planlıyorlardı. "Orasının yasak olması için bir neden var çocuklar. Hem bu saatte odalarımızdan çıkmamız bile yasak." Kısa olan çocuk bir kahkaha patlattı. Kahkahadan çok boğuluyormuş gibi bir sesti aslında. Uzun kahkahası bittiğinde "Koca adam korkuyor mu?" diye sordu. Tekrar o tuhaf gülüşüyle kahkaha atıyordu. "O seherbaz olmak istiyor. Eksi puanı göze alamaz." diye yanıtladı uzun olan. Ardından o da daha düzgün olan gülüşüyle kahkahalara boğuldu. "Sizi bu kadar güldüren ne bilmiyorum ama ben sizi uyarmaya çalışıyorum." Bunu söylerken büyükannesinden gelen mektubu kenara bıraktı. Henüz tamamını okuyamamıştı bile.

...

Saat gecenin birine yaklaşırken Balian ve iki arkadaşı Ravenclaw binasından gizlice çıkmışlardı. Tabloları uyandırmamak için karanlıkta ilerlemek oldukça zor olsa da hiçbir sorun yaşamadan Yasak Orman'ın yolunu tutmuşlardı. Balian ve kısa çocuk ormana girerken diğeri geride kalmış "Çocuklar belki de bir kez daha düşünmeliyiz." dedi. İkna olması zor olsa da şuan buraya kadar gelmiş olan Balian'ın dönmeye niyeti yoktu. Çoktan bir sürü kuralı çiğnemişlerdi, artık çok merak ettiği ormana girmeye hazırdı. "Orada bir şey olmadığına eminim." dedi kısa çocuk. Oldukça kısa boyluydu fakat kaslı gövdesi onu kocaman gösteriyordu. Adımlarını hızlandırıp öne geçti ve ormana girdi. Balian son bir kez arkasına bakıp uzun çocuğu süzdü. Kaçacak gibi görünüyordu.

Ormana girdiklerinde üçü de nefeslerini tutmuş etrafa bakıyorlardı. Sanki bir şeyin çıkıp onları korkutmasını ya da tek boynuzlu bir atın önlerinden koşarak geçmesini bekliyorlardı. Uzun çocuk çoktan titremeye başlamış diğerlerinin kollarına yapışmıştı. "Size burada bir şey olmadığını söylemiştim. Niye yasak ki burası?" dedi kısa olan. Diğeri tam bir şey söyleyecekti ki bir uluma sesiyle donakaldılar. Balian gökyüzüne baktı. "Dolunay" diye mırıldandı. Dolunay vardı ve onlar girmemeleri gereken bir ormanın ortasındaydılar. Nasıl oldu da dikkatimi çekmedi bu diye kendi kendine kızdı. Uluma sesi tekrar duyuldu. Ama bu sefer sanki daha yakındaydı. "Çocuklar buradan biran önce gitsek iyi olur." dedi öne geçip ilerlerken. Hızlı adımlarla okula doğru yürürken uluma sesi daha da yakından geldi. "Be- belki de koşsak- koşsak daha iyi olur." dedi uzun olan.

İki arkadaşı önünde koşuyordu. Uzun olan düştüğünde diğerini onu kaldırdı ve devam ettiler. Ses gittikçe yaklaşıyordu ve onlar hala çıkışa yaklaşmamışlardı. Balian yavaş yavaş yön duygusunu kaybetmeye başlamıştı. Doğru tarafa gittiklerinden bile emin değildi artık. Durup etrafında döndü. Doğru tarafa mı koşuyorlardı? Tekrar eski yönüne döndüğünde arkadaşları yoktu. Koşmaya başladı. Yoklardı. Sanki yok olmuşlardı. Birden bir hırıltı duydu. Sağından yavaş yavaş ve hırıltıyla gelen bir nefes alışverişi duydu. Başını yavaşça çevirdiğinde korktuğu başına gelmişti. Kurtadam hızla ona doğru geliyordu. Cübbesinin kolundan asasını çıkarıp koşmaya başladı. Avcısının yaklaştığını anladığı anda dönüp "Sersemlet!" dedi. Ama ıskaladı. Bir daha denedi. Yine olmadı. Eğer onu bu büyü ile bayıltabilirse o ayılana kadar rahatlıkla kaçabilirdi. Kurtadam o kadar hızlı koşuyordu ki ondan kaçmak için kaslarını yırtarcasına koşmak zorundaydı. Daha fazla koşamayacağını anladığında hızlı bir karar vermesi gerekiyordu. Durup büyü yaparsa onu bayıltabilir miydi? Öldürmek ya da yaralamak istemiyordu. Ama gerekirse bunu da yapabileceğini düşündü.

Durdu. Arkasını dönüp ona doğru hızla gelen kurtadama asasını yöneltti. "Sersemlet!" diye bağırdı. İşe yaramıştı. Avcısı olduğu yere yığılırken o da yere çöktü. Nefes nefese kalmıştı. Geniş göğsü hızla inip kalkıyordu. Biran önce buradan gitmeliydi. Avcısının ayılması en fazla 10-15 dakika sürerdi. Kalktı ve bir kaç adımı geri geri attı. Gözünü kurtadamdan ayırıp önüne döndüğü anda üzerine bir şey atladı. Yere çarpan sırtından boynuna bir sızı yükseldi. Gözlerini açtığında üzerinde başka bir kurtadamın olduğunu gördü. Ellerini kurtadamı itmek için kullanırken başını çevirdi. Asasını aradı ama düştüğü sırada uzanamayacağı kadar uzağa gitmişti. Tekrar kurtadama döndü. Deliye dönmüş bir şekilde ona uzanmaya çalışıyordu. Kol kaslarındaki yanmaya aldırmadan daha da itti onu. Güçlükle bacağını karnına doğru çekti ve kollarının da yardımıyla üzerinden attı. Can havliyle yerinden kalkıp koşmaya başladı. Sırtında ve sol kolunda bir acı hissediyordu. Koşabildiği kadar hızlı koştu.

Ormandan çıktığında hala arkasına bakmaya korkuyordu. Vücudundaki acıya aldırmadan koşmaya devam etti. Artık yakalanmak da umurunda değildi. Ama yakalanmadı. Odasına çıktığında hemen yatağına attı kendini. Sırtı ağrıyordu. Yere çok sert düşmüş olmalıydı. Kol ve bacak kaslarındaki yanma da cabasıydı. Ama sol kolunda daha farklı bir şey hissediyordu. Acıyordu. Elini koluna omuzuna yakın olan acının kaynağına götürdü. Islaktı. Telaşla cübbesini sıyırdı. Başta yere düşünce bir yere sürttüğünü sandı. Ama dikkatle bakınca onun bir ısırık olduğunu anladı. O kurtadam üzerine atladığı sırada onu ısırmış olmalıydı. O adrenalin patlaması ile hissetmemiş olmasının  normal olduğunu düşündü. Ama şimdi ne olacaktı? Dönüşecek miydi? Yoksa ölecek miydi?

Bitti...

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git