17 Nisan, 2026 08:53:08 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Kuzişim gelmiş (Vol II)  (Okunma sayısı 334 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alexander Apollo Boleyn

  • Emekli
  • 2. Seviye
  • İleti: 4
  • 907 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Alexander Apollo Boleyn
  • Güç Puanı: 14
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Işık
  • Meslek: Seherbaz
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 18
  • Tılsım Gücü: 15
  • İksir Kabiliyeti: -
Ynt: Kuzişim gelmiş (Vol II)
« Yanıtla #15 : 05 Şubat, 2022 10:12:45 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Pekala, Apollo bir seherbazdı, en iyisi olduğunu iddia edemezdi ama hiç şüphesiz en canisiydi ve ahlak anlayışı en basit terimle sorgulanabilirdi. Bu nedenle Apollo ne bakanlığa ne de ailesine sadık olmadığını itiraf ederken hiçbir sıkıntı yaşamazdı, onun tek sadakati kendisineydi.

Asasını Carmilla'ya doğrultmak için hamle yaparken birkaç temel sıkıntı vardı.

İlki, günler süren ve Baş Seherbaz'ın onlardan nefret ettiği için verdiğine şöyle böyle emin olduğu ormanda yatıp kalkma görevi yüzünden her yerinin ağrımasıydı. Sırtı en kötüsüydü. Asasını çekmeye çalışırken kasılıp kalırsa anın tadı kaçabilirdi; tabii, Meredith Carmilla'ya sarılarak bu yükü omuzlarından almıştı bir nevi.

İkincisi, Meredith'ti. Peki, onu pek önemsemiyor, boğazına yapışmakta, parçalara ayırmakta, Boleyn adasının yer altında bulunan aile efsanesi kazanda kaynatmakta pek sıkıntı görmüyor olabilirdi (içinden bir ses bu konuda karısıyla (ilk defa) fikir birliğine varabileceğini söylüyordu); ama, bilirsiniz, aile karmaşıktır.

Üçüncüsü ve üçe saklanamayacak kadar önemli olan şeyse Carmilla'nın kendisiydi. Onu bir düelloda değil dört kişiyle, bütün seherbaz ordusunu bile toplasa yenip yenemeyeceği meçhuldü, saldırı anında oğluna hamle yapıp yapamayacağını bilemezdi ve olayı koklayarak bulmuşa benzeyen profesör o konuda biraz el attıysa da (yanlış anlaşılacak olmasa adama göz kırpardı) geri almak da ancak yakalamak kadar kolaydı.

Yapacak müthiş bir hamle düşünmesi gerekiyordu, hızlı da olmalıydı, çünkü iki saniyeye sıkıştırmaya çalıştığı bu düşünce sürecinde ortam (öyle bir şey mümkünse) daha da ağırlaşmıştı ve lanet olsun Meredith gözlerini biraz daha açarsa asasını sokacaktı. Hamle, hamle, hamle. Büyü gücü Carmilla'nınkine yaklaşamazdı bile, yapacağı her lanet, her tılsım onun tarafından durdurulacaktı ve açıkçası bu durumda yapabileceği pek bir lanet de yoktu. Talihi yaver gitmezse tabii, hayatı boyunca süren durumun tersine o anda döneceğini de hiç sanmıyordu. Sonuç olarak, ortamı kullanmalıydı. Biçim Değiştirmede rezaletti, o yüzden Meredith'i ifrite çevirmek yalnızca renk ve kulaklarda işe yarardı. Bir adım ileri atarak asasına uzanırken ceset denizinden bir kola bastı. Ve o zaman aklına geldi.

"Buraya savaşmak için gelmediğimizi anla, gerçekten, oğlumun fikrini değiştirmene saygım sonsuz, annesi de eminim çok gurur duyacak. Balo başlamadan önce beraber gitmemiz gerektiğini söylemiştim, karıma yani, o da bana 'bu gece olmaz' dedi, inanabiliyor musun?" Güldü. Gergince. "Boleyn ailesinden bir şey beklememek gerekiyor işte, bütün sülale aynı, Meredith hariç, onun, ehm, salaklığı daha yüksek bi seviyede. Umarım oğlum da kimseye sadık olunmaması gerektiğini anlar. Şu anda çok tehlikeli sularda yüzüyor çünkü." Ne yapıyordu? Ölme ihtimali yüksek olduğu için kapanış konuşması mı, dikkat dağıtması mı? O bile bilmiyordu, büyüyle başlamak kaba gelmişti. "Seninle savaşmak istemiyorum Cwenhild, Carmilla, kimin nesiysen artık. Ama şu an Hogwarts arazisindeyiz, o yüzden durdurmak zorundayım. Piertotum Locomotor!"

Yani, dediğimiz gibi, geri almak da yakalamak kadar kolaydı, ölümde bile. Olur da büyü işe yararsa (hiç umudu yoktu ve olursa bu ihtimali cidden hesaplamadığını fark etmek istemiyordu) ölüler seherbazların önünde savunma işlevi görecek, Carmilla'nın olası saldırısında kalkan olurken onlara bir başka saldırı için zaman kazandıracaktı. (Arbaletle birkaç numara çekip kızıla bürünmüş cadıyı alaya bile alabilirlerdi.)

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d10 : 10, total 10
Destek 1d10 : 5, total 5
Talih 1d10 : 8, total 8
« Son Düzenleme: 05 Şubat, 2022 10:30:28 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Alexander Apollo Boleyn »

Çevrimdışı Cwénhild Muirghéal

  • Azkaban Mahkumu
  • 14. Seviye
  • İleti: 99
  • 560 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Cwénhild Muirghéal
  • Güç Puanı: 50
  • https://youtu.be/3vjkh-acmTE
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: o
  • Meslek: Eski Başseherbaz Yardımcısı
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: 40
  • Tılsım Gücü: 40
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Özel Yetenek: Asasız Büyü Yapma, 2. Seviye; Süzülme, 3. Seviye
Ynt: Kuzişim gelmiş (Vol II)
« Yanıtla #16 : 05 Şubat, 2022 13:13:40 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Ahh, soğuk hava. Güzel güzel yağan kar ve uçsuz bucaksız insanın görüşünü kısıtlayan, mekan ve zaman algısından kopartan güzel yasak orman. Kimler kimler geçti senin içinden kimler kimler gizemlerini keşfetme gayesiyle dallarının arasında yitip gitti. Merak her şeyin başıydı belkide. İnsanlar için bu kadar gizemli bir mekan olmasan bu kadar çekici olmazdın, özelliğini kaybederdin. Bu çocuklar için bir iddia bir cesaret gösterisi için kullanılmazdın. Ares o gece buraya gelmezdi, Carmilla ile karşılaşmazdı. Canı yanmazdı. Bu olaylar bir domino taşı gibi yıkılıp bu çocukların buraya gelmesine sebep olmazdı. Sadece merakları ve gerçeğe olan açlıkları yüzünden ölümün dibine kadar girmezlerdi. Sadece bir kaç saniyeyle, ölüm ve yaşamın ayrıldığı kutsal çizginin kopmasından kurtulmuşlardı. Neyseki, neyseki bunu anlayacak kadar kafaları çalışıyordu. Midesi düzelen çocuk bir takım sorular sordu. Bu sorulardan anlaşılıyordu bu gece niçin burada oldukları. Ares ile olan düellosu duyulmuştu demekki. Eh en azından öğrencilerde umut vardı. Bir kısmında tabiki. Hepsi Ares gibi kulaktan kulağa dolaşan bilgilere inanmamışlardı, gerçeği kazıyıp çıkarmak istemişlerdi ama bunu yaparken tehlikeli ve yasak bir kazı alanına girmişlerdi. Sırf bu yüzden, aptal bir çocuğun inadı yüzünden ölmemiş olmalarına sevindi. Büyücü sosyetesinin geleceğiydi bu üç çocuk. Ön saflarda savaşacaklardı, belki öleceklerdi, ölmeyenler ise küllerinden bu dünyayı tekrardan inşa edecekti. Carmilla bütün dünyayı yaktığında bu çocuklar bu ateşi söndürecek ve çiçekleri tekrar ekeceklerdi. Onları sulayacak ve çocuklarının bu çiçeklerin etrafında oyunlar oynamasına izin vereceklerdi. Çünkü o zaman korkmayacaklardı. O zaman korkacak bir şey olmayacaktı. Zira korkmaları gereken her şey o çocukların koşuşturduğu sokakların altına bizzat kızıl bir kadın tarafından gömülecekti.

"Sadie Rosemary Caldecott. Ölmek zorundaydı. Bunu anlayamazlar." Hemfikirdi. Bu çocuklara bu kadının ölme sebebinin geri dönüşünü ilan etmek ve bakanlığı harekete geçirmek olduğunu açıklayamazdı. Bakanlığı üzerine çekip güçlü bir bakanlık yaratmaktı amacı. O güçlü bakanlık hiç bir zaman yaratılamadı. Zira tarihin en güçlü en vasıfsız bakanlığından bunu yaratmak Carmilla için bile zordu. Zaten Sihir Bakanı olacak zat geçenlerde tüm bu olanların üstüne güzelce sıçıp üstüne tüy dikmişti. "Onu öldürmeliydik." Belki. Belki kızıl saçlarına aklar düşmüş kadın haklıydı. Şu an görevde olan Sihir Bakanı'nı öldürmek büyücü toplumuna yapacağı en büyük hizmet olabilirdi. Bunu aklının bir kenarına not etti. Başa geçecek kişi kim olabilirdi. Bunu düşünüyordu. Seth Carter. İyi bir adaydı. "Fazla yumuşak, fazla barışçıl." Doğru. Belki Twinkle olabilirdi. Lakin onun burnunun dibinde büyümüştü avcılar. Yetersiz istihbarat ekibinin günahını onlarca günahsız büyücü ödemişti. "Herr von Motke." diye fısıldadı kadın. Fakat bu da olumsuz bir adaydı. İngilizler bir Alman tarafından yönetilmeyi asla kabul etmezlerdi.

Biraz hışırtı. Biraz gürültü. Sonra tanıdık bir ses. "Meredith?" diye fısıldadı Cwénhild. Zihnin ona ayrılmış kısmından. Meredith bu bedenin tanıdığı biriydi. Bu bedenin elinde pişmiş bir seherbazdı. Ona zaman ayırmıştı. Boleyn ailesiyle ilgili dertlerini dinlemişti. Yetenekli ama zayıf kişiliği olan birisiydi, böyle hatırlıyordu. Sonra bir başka tanıdık ses. Bir başka tanıdık görüntü ve onu takip eden iki seherbaz daha. Boleynlerden bir tanesi daha buradaydı. "Aptal olan." Cwénhild Muirghéal onu da hatırlıyordu belli belirsiz. Kendisinden yaşça büyük ve daha tecrübeli bir seherbazdı. Fakat sadece bundan ibaretti. Meslekte ilerleyememiş ve yerinde saymış, sözde işi yeni seherbazlara öğretmesi gerekirken onlardan bir şeyler öğrenen bir adamdı. Baş Seherbaz Yardımcısı olduğunda ekibinde istemediği insanlar listesinin başında duruyordu bu adam. Zaten bu aptallığını bir kaç dakika içinde kanıtlayacaktı ama ona biraz daha vardı. "Gitmemize izin verecekmiş, hah."

Önce Meredith harekete geçti. Kadına sarılmak gibi bir davranış yapmaya çalıştı. Ölmediğinden umudunu kesmemek falan. Uğraşması gereken şeyler gerçekten bu muydu? Koskoca Seherbazlık Ofisi, bir kadının ölümü yüzünden bu kadar yıkılmış olmamalıydı. Oradaki herkes tehlikeleri bilerek oraya gidiyordu. Ölmek o işin bir parçasıydı. Cwénhild Muirghéal ölmüştü, bunu kabul edip bir daha böyle şeyler yaşanmasını önlemek yerine bir kadının arkasından yas tutamazlardı. Böyle bir lüksleri olamazdı. Böyle lüksleri olursa işte bu olurdu. Başkaları onların yerine işlerini yapardı. Yapacak başka birileri olmazsa da bu çocuklar burada ziyan olup giderlerdi. Meredith'i üzerinden bir paçavra gibi itti. Bu sırada da araya midesi bozulmuş çocuk girdi. İsminin Eadwig olduğunu ve bir Boleyn olduğunu birazdan öğrenecekti. Boleyn çocuğu çok güzel konuşmuştu. Bu sözlerin kendi ağzından değilde bir öğrencinin, geleceğin ağzından çıkması çok güzeldi. Yaptığı şeylerin boşuna gitmediğini bilmek güzeldi. Bu nesil belliki çürük çıkmıştı, ama bu çocukların yetiştireceği nesil ümit vadediyordu.

Eadwig'ten sonra diğer çocukta onu savundu. Gözlüklü olan ise put gibi duruyordu. Belli ki grubun pısırığı oydu. Zaten cübbesine bakınca pek şaşırılacak bir şey değildi bu. Seherbazlardan sonra sahneye bir başkası daha çıktı. Pek tabii geç olmuştu kendisinin sahneye tefriş edişi. Yine aynı sorunlar yine aynı beceriksizlikler burada da kendini belli ediyordu. Sessizce adamı dinledi. En azından seherbazlara kıyasla daha mantıklı konuşuyordu. Çaktırmadan da suçu çocuklara iteliyordu tabii. Yok çok uzakmışta bilmemne. Çocukların rehine olduğuyla ilgili bir laf çıkmıştı ağzından ama bu tamamen yanlıştı. Bu çocuklar rehine falan değildi. Bu çocuklar başı belaya girmiş çocuklardı. Eğer bütün bu drama yaşanmasaydı. Carmilla çocukları güvenli bir yere kadar eşlik edip kendi işine bakacaktı fakat bakanlık... eh işleri bok yoluna sürmekte bir dünya markası olduklarını tekrar kanıtlamışlardı. Adam çocukları kendi tarafına çekmek için bir büyü yaptığında karşılık vermedi. Dediğinde haklıydı. Çocukların güvenliği buradaki en önemli şeydi. Fakat kendi güvenliğini de düşünmeliydi. Bu seherbazların buradan elini kolunu sallaya sallaya gitmelerine izin vereceğini düşünmüyordu. Pek tabii gidişini engelleyecek güven özveri ve tecrübe yoktu kendilerinde ama yinede bir şeyleri deneyeceklerdi işte ki denemişlerdi de, savaşmak istemiyorum diyip cesetleri kaldırmaya çalışmak. Hemde muggle cesetlerini. Öfkelenmişti. Bir büyücü nasıl kendini muggleların arkasına saklayabilirdi! Önce Hogwarts Profesörü'ne döndü. "Lütfen çocukların güvenliğini sağlayın. Onlar bizim geleceğimiz. Sizde onları eğiten parlak insanlarsınız. Sizlere bir şey olmasını istemiyorum. Ares'e gelecek olursak, kendisine saldırmaması için defalarca uyarıda bulundum, kaçmasını bir çok kez söyledim ama dinlemedi. Bulunduğumuz konum göz önüne alınırsa onunla olan savaşımızı erken bitirmek zorunda kaldığım için biraz... ekstrem yöntemler kullanmak zorunda kaldım. Zira bu ormanda neler var bilmiyoruz ve bizim gürültümüz yüzünden o çocuğun ölmesini istemedim. Cesur bir çocuk ona lütfen iyi bakın." dedi ve seherbazlara döndü.

Önce bir adım attı seherbazlara doğru. Kaldırılan cesetler bir hayli keyfini kaçırmıştı. "Öncelikle her birinize iyi geceler. Meredith, Apollo ve diğerleri. Bakanlığın buraya gönderebildiği takım buysa durum gerçekten vahim demektir. Lütfen kısıtlı kaynaklarınızı doğru kullanın. Mesela bu avcıların buraya nasıl girdiğini biliyor musunuz? Yardımcı olayım. Onlarla olan ilk savaşlarımda kendilerinin safında olan büyücülere rast geldim. Bu ne demek, sevgili öğrenciler bilmiyorsanız onu da anlatayım. Bildiğimiz bütün güvenlik duvarlarını kırabilirler. Hogwarts'a mı girmek istiyorlar kendi saflarına çektikleri bir büyücü bütün kilitleri açabilir. Bakanlığa mı girmek istiyorlar, kendi saflarına çekecekleri bir büyücü bu işi kolaylıkla halledebilir. Şimdi bu durumda ne yapılması gerekir diye sormamız lazım. A; Bir aptal gibi balolar düzenleriz, güvenliklerimizi kontrol etmeyiz ve ölümle aramızda duran tek kişiyi kıstırdığımızı sanıp bütün suçu ona yıkarız.(buradan sonrasını Sonorus kullanarak söylüyor ablamız) B; İŞİMİZİ YAPARIZ VE BU AVCILARIN TEPESİNE ÇÖKERİZ! BİRBİRİMİZİN DEĞİL! SİZİN BENİMLE KAYBETTİĞİNİZ BU VAKİTTE ADAMLAR KİM BİLİR NELER İCAT EDİYOR KİM BİLİR NE TÜR PLANLARLA BİZİ NEREDEN VURMAK İÇİN UĞRAŞIYOR! KENDİNİZE GELİN VE GERÇEK DÜŞMANINIZI GÖRÜN VE BİR DAHA ASLA AMA ASLA KARŞIMDA MUGGLELARI KULLANMAYIN! SİZLER BÜYÜCÜSÜNÜZ KENDİ GÜCÜNÜZÜN FARKINA VARIN VE BU KOKUŞMUŞ CESETLERİN ARKASINA SIĞINMAYIN! GİTMEME İZİN VERECEKSİNİZ HA ŞUNUN FARKINDA DEĞİLSİNİZ SANIRIM SİZ BENİ BURADA KISTIRDIĞINIZI DÜŞÜNÜYORSUNUZ AMA ESAS KÖŞEYE SIKIŞMIŞ OLAN SİZLERSİNİZ!"

"FURIAFLAMMA!"


Yaratacağı aslan şeklinde alev ile ne çocukları nede seherbazları hedefleyecekti. Bizzat kendi elleriyle öldürdüğü avcıların cansız bedenlerini kül edecekti. Seherbazların ve profesörün bu ateşi kontrol etmeye çalıştıkları sürede de cisimlenip gidecekti buradan. İşini halletmiş gelecek için güzel tohumlar ekmişti daha fazla vakit kaybetmenin anlamı yoktu. Su uyurdu ama düşman uyumazdı.

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d10 : 8, total 8
Destek 1d10 : 8, total 8
Talih 1d10 : 8, total 8
« Son Düzenleme: 30 Mart, 2022 19:49:56 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Cwénhild Muirghéal »


Çevrimdışı Meredith Vivienne Boleyn

  • Hayalet
  • 6. Seviye
  • İleti: 24
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Meredith Vivienne Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Eski Seherbaz
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 15
  • Tılsım Gücü: 15
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Travma: Umutsuz Vaka
Ynt: Kuzişim gelmiş (Vol II)
« Yanıtla #17 : 19 Şubat, 2022 16:23:14 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Meredith anlamıyordu, oldukça basit bir eylemdi aslında ama yaşananları bir türlü idrak edememişti. Mantığına yatmıyordu, kafası karışmıştı ve ne yapacağını bilmiyordu.

Öldü bildikleri takım arkadaşını tekrar sağ görmek, cadı avcıları ile ilgili söyledikleri, geçenlerde saldırıya uğramış Aethelwulf Ares Caldecott hakkındaki itirafı, çocukların birden onun tarafını tutması ve fazlaca ceset…

Görevden kopmuştu. Zihni sorularla doluydu.

Gerçekten Cadı Avcıları, balodan sonra Hogwarts’ın yerini tespit edebilecek kadar ilerleyebilmiş miydi?

Gerçekten içlerinde onları ölüme terk etmeye hazır hainler mi vardı?

Sırf onlar öldürüyor diye aynı şekilde karşılık vermek gerekli miydi?

Ölüm gerekli miydi?

Yerde dizlerinin üzerinde geçirdiği dakikalar boyunca ortamın ateşi harlanmıştı. Apollo Boleyn, kadına doğrudan saldırmak yerine bir ölüler ordusunu ayağa kaldırmış ancak bu kırmızılar içindeki kadını daha çok sinirlendirmiş olacak ki, güçlü alevlerle onlara karşılık vermişti. Hemen ardından diğer Seherbazlar atağa geçmişti, Cwén, yani Carmilla fazlasıyla güçlüydü. Hiç zorlanmadan onları etkisiz hale getirmişti çoktan. Meredith, onun ne zaman bu kadar güce eriştiğini merak ediyordu, sorması gereken çok fazla soru birikmişti şu ormanda geçen dakikalar içinde.

Arbede uzun sürmedi. Lüzumu da yoktu zaten.

Carmilla gitmişti, Seherbazlar yerdeydi, Meredith ise hiçbir şey yapmamıştı. Bunun için iyi bir azar yiyeceğini biliyordu, seherbazların yüz karasıydı. Yavaşça sindiği yerden kalktı, ağaçlara sıçrayan alevler ufak bir yangın başlatmıştı onun dışında gözle görülür çapta bir hasar yoktu. Apollo’nun kendisine ağız dolusu sövdüğünü tahmin edebiliyordu, ne kadar aptal olduğuyla başlayıp, tam bir hayal kırıklığı olmasıyla devam eden bir ton aşağılama içeriyor olmalıydı. Ona itiraz edemezdi, hak etmişti.

Öğrencileri koruyan profesöre doğru döndü, en azından onlara Hogwarts’a kadar eşlik edebileceğini düşünüyordu. “İyi günler Profesör,” dedi, mahcup bir gülümsemeyle. “Ciddi bir hasar almadığınızı umut ediyorum.”

Yaşadığı utanç kelimelerle tarif edilemezdi.

Olayların devamında Apollo ve Meredith, profesöre Hogwarts’a kadar eşlik etmiş, geride kalan seherbazlarsa suç mahallindeki kanıtları raporlamakla ilgilenmişti. Müdürün ofisinde hızlı bir sorgunun ardından bakanlığa geri döneceklerdi, doldurması gereken bir ton rapor çıkmış ve şimdiden çuvalladığını nasıl açıklayacağını düşünmeye başlamıştı. Acınasıydı.
[/justify]