17 Nisan, 2026 08:44:24 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Fëanor Black  (Okunma sayısı 47 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Fëanor Black

  • Bakanlık Çalışanı
  • 0. Seviye
  • İleti: 0
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Fëanor Black
  • Güç Puanı: 18
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Kerem
  • Meslek: Seherbaz
  • Cemiyet: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: 18
  • Tılsım Gücü: 18
  • İksir Kabiliyeti: 1
Fëanor Black
« : 15 Eylül, 2022 21:11:09 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Fëanor Black

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Meraklı ,maceraperest ,romantik, hırslı (özellikle de başarı konusunda), korkusuz,yeni sporlar-sanatlar -bilgiler-dil ve yerler öğrenmeye bayılan,olası durumlara karşı genellikle soğukkanlı bir şekilde olayları sakince çözebilen , eğlenceli, dans etmeyi seven, partileri seven , hayvan ve sihirli yaratık aşığı , sosyal ortamlarda sevilen ilk bakışta soğuk ve ukala gibi gözükse de ki onu suçlayamayız platin sarısı gibi saçları ve mavi-turkuaz gözleri ve uzun kirpikleri ile resmen alarm verir gibi dolaşıyordur ama insanlar onunla konuştuklarında veya kendisi konuştuğunda kesinlikle kendini beğenmiş birisi olmadığını  aksine ne kadar kibar birisi olduğunu anlarlar. Modaya , mimariye ve sanata ilgisi büyüktür bu sebeple her şeyde detaylara dikkat etmektedir. Her insana güvenmez uzun süre karşısındaki insanı tanıması gerekir o süreçte ne soğuk ne de çok samimidir olduğu ortama göre nasıl davranması gerektiğini iyi bilir. Sevdiklerine karşı düşkündür onlar için yapmayacağı şey yoktur. Genellikle günlük takım elbiselerini ya kendisi tasarlar ya da aile terzisine yaptırır çizimlerini göstererek. Dövüş sanatlarında oldukça başarılı ve hırslıdır.Yıllar içerisinde adeta bir kılıç ustası olmuştur.

Karakterin Kısaca Geçmişi: 1826 yılının Haziran ayında, Herefordshire - Galler'de, safkan Lord ve Leydi Black'in ikinci oğlu olarak dünyaya geldi ve orada büyüdü. Ünvanlarına rağmen daima alçak gönüllü olan ailesi, doğan ilk oğulları Richard’ın güvenliği için Londra’dan Herefordshire’daki evlerine taşınmış,aile ayrılmasından sonra da yaşamlarını orada sürdürmeye devam etmişlerdir. Muggle’lar ile oldukça içli dışlı oldukları için diğer safkan aileler tarafından “Kan Haini” ilan edilmelerini umursamayan aile iki oğulları ve bir kızlarına, uzun zamandır aile mesleği olarak görülen asa yapımcılığını öğretmeye çalışmışlardır.

Abisi ve kendinden bir yaş küçük kardeşinin aksine Feanor, Rowena Ravenclaw’un soyundan gelen ve aradaki bin yıl boyunca bir sürede Danimarka’ya göçüp, tekrar İngiltere’ye gelen atalara sahip babası ile küçük atölyede belli ağaçlar ve parlak nesneler ile zaman geçirmekten büyük keyif almıştır. Çok hızlı öğrenen bir yapıya sahip olduğundan daha okul çağına bile gelmeden büyülü ya da normal farkı olmaksızın birçok bitkinin ve hayvanın adını, özellikleri ile birlikte öğrenmiştir.

Kendisi henüz altı yaşındayken onbir yaşındaki abisine gelen Hogwarts mektubuna verilen aşırı ilgi yüzünden kıskançlık geçiren Feanor, o gün tıpkı daha önce Rus asıllı olan annesinden gelen Veela genleri sayesinde yaptığı gibi kuş benzeri bir yaratığa dönüşmesinin yanı sıra istemeyerek de olsa sırtındaki kanatların verdiği acının ve öfkesinin etkisi ile evlerinin salonunda ne kadar cam varsa büyü ile patlatmıştır. Bu noktada hali ile korkudan tir tir titremeye başlayan Feanor'u sakinleştirme ve büyücü olduğunu, bir gün onun da abisi gibi Hogwarts’a gideceğini anlatma görevini babası üstlenirken annesi etrafı toparlamış, ardından beş yaşındaki Alissa’yı sakinleştirmiştir.

O günden sonra Feanor, resmen Hogwarts’a gideceği günleri saymaya başlamıştır. Her gece yatmadan önce annesi ve babasından Hogwarts ile ilgili hikayeler anlatmasını isteyen Feanor'un en büyük hayali tıpkı ailesinin çoğunluğu ve abisi gibi Ravenclaw binasına seçilmekken en büyük korkusu ise kötü Slytherin binasına seçilmek olmuştur. Birçok gece kabuslarında Slytherin’e seçildiğini gören Feanor ter içinde çığlıklarla uyanmıştır. Aynı odada kaldığı kız kardeşi Alissa, sık sık onun bu durumu ile dalga geçtiğinden sürekli sözlü kavgalara girişmişlerdir.

1837 yılında Hogwarts mektubunun gelmesi ile adeta sevinçten havalara uçan Feanor, çağın en güçlü büyüvü ve cadılarının görev yaptığı okulda okuyacağının sevinci ile artık ciddi anlamda tetikte olan ailesiyle birlikte on birinci yaş gününde Londra’da bulunan Diagon Yoluna gitmiş, kitap ve kıyafet alışverişini yapmış, kız kardeşi ve artık altıncı sınıf olan Ravenclaw binasının öğrenci başkanı abisi ile dondurmasını yerken abisinden okulu dinlemiştir.Ebeveynleri yanlarına iki kafeste bulunan iki farklı baykuş ile döndüğünde ve birinin onun olduğunu söylediğinde ağzı açık kalmış ve eve dönüş yoluna kadar baykuşuna vereceği isimleri düşünmüştür. Sonunda Fortuna adında karar kıldığında çoktan eve varmışlardı ve Feanor, asıl hediyesini odasındaki masanın üzerinde bulmuştu. En sevdiği renk olan lacivert bir kaplama kağıdının sarılı olduğu uzun dikdörtgen kutunun içerisinde babasının kendisi için yaptığı özel yapım bir asa durmaktaydı. Feanor, ancak o zaman babasının son bir yıl boyunca neden ona farklı asalar denettiğini anlamıştı. Kızılcık ağacından yapılma, Feanor'un en sevdiği büyülü yaratık olan Thunderbird tüyünü barındıran asayı salladığında odanın içinde hafif bir ışık oluşup sönmüştü.

Eylülün birinde abisi ile birlikte Hogwarts ekspresine binmiş, abisi kendi arkadaşları ile konuşurken - ki bu arkadaşlar içerisinde Richard’ın o zamanlar görüştüğü bir kız ile meşhur seçilmiş kişi de bulunmaktaydı- Feanor, kendisine boş bir kabin bulmuş ve mükemmel manzarayı izlerken deli gibi atan kalbi ile Hogwarts’ın hayalini kurmuştur. Hava iyice karardığında İskoçya’ya varmışlardı ve Feanor, hayallerini süsleyen o şatonun ilk görüntüsü ile nefesinin kesildiğini hissetmişiti. Okulun o yıl aldığı aşırı önlemler bile Eric’in hayranlığını suya düşürmeye yetmemişti. O andaki tek korkusu Ravenclaw’dan başka bir binaya seçilmekti, fakat öyle bir şey olmadı. Ailesinin anlattıklarına göre şapkanın Hufflepuff ve Ravenclaw arasında kalacağını düşünüyordu, fakat neredeyse kafasına takılır takılmaz eski püskü şapka aniden RAVENCLAW diye bağırmıştı.

Feanor'un okulunun ilk yılı hayallerindekinden bile iyi geçiyordu. Mükemmel arkadaşları vardı, dersler hoşuna gidiyordu fakat en önemlisi şaka yapabileceği bir çok insan vardı ve bu yaramazlığı, profesörleri kızdırsa da okulun haylaz Poltergeist’ı Peeves ile arkadaş olmasını sağlamıştı. Tüm yaramazlıklarına rağmen o dönem o mevkiye atanan profesörün Karanlık Sanatlara Karşı Savunma dersinde bile oldukça iyi bir ortalamaya sahip olan Feanor, tam da bu nedenle insanların kendisini ya çok sevdiğini ya da nefret ettiğini gözlemlemişti. O yıl onun sayesinde Ravenclaw binası, Quidditch kupasını son maçta Gryffindor’a kaybetmesine rağmen bina kupasını kazanmıştı.

Yılın sonunda tıpkı abisinin ölümünden etkilenen ve biraz daha ciddileşen Feanor'un Slytherin ön yargısı yaz boyunca artmış ola da, bu süreçte kendisinin yanında ailesi ile Hogwarts’a dönme üzerine ciddi bir kavgaya girişen kız kardeşinin bir Eylül 1838 yılında Slytherin binasına seçilmesi ve bu süreçte gördüğü en sinir bozucu ve dayanılmaz kız olan ve Salazar Slytherin’in soyundan gelen Nora ile tanışması ile hafiflemiş, zamanla ise tamamen kaybolmuştur.

Hogwarts’da okumaya devam eden Feanor, Nora’nın okula gelmesi ile binasına fazla puan kazandırması bir olduğundan onu saf dışı bırakma kararı alarak Alissa’nın yardımı ile arkadaşlık kurmuş, ve resmen bir buz küpü olan Nora’yı eşek şakalarına ortak olarak almıştır. Asıl planı şakaların suçunu kıza atarak puan kaybetmesini sağlamak olan Feanor, çok geçmeden Nora ile gerçekten eğlendiğini fark etmiş ve bu arkadaşlık hissi ilerleyen yıllarda aşka dönüşmüştür. Bu süreç boyunca Nora’nın başını soktuğu her olayı kendisi üstlendiğinden Slytherin, tam yedi yıl boyunca bina kupasını arka arkaya kazanmıştır.

Neredeyse iki yıl boyunca daha yeni yeni insanların “Slytherin akrabası” olması nedeni ile kötülemekten vazgeçtikleri Nora’nın sadece onu inciten erkekler ile çıkmasını izleyen ve bu randevuları arkadaş oldukları için dinleyen Feanor, uzun bir müddet Nora’ya belli etmese de iyiden iyiye sinirlenmiş, birçok kez de Nora ile kendisine değer vermediğini öne sürerek kavga etmiştir. Nora’dan bu kadar etkilenmesinin sebebi onunla Veela olduğu için değil, gerçekten zaman geçirmek hoşuna gittiği için onunla arkadaşlık etmesidir. Annesinden yeterince aşk hikayesi dinlemiş olan Feanor, tam da bu nedenle kendisi 15 yaşında iken bir noel vakti yine Nora ile saat kulesi avlusunda kızla sadece eğlenmek için çıkmış olan bir Ravenclaw öğrencisi üzerine kavga etmekteyken birden bire Nora’yı öpüvermiştir. Nora’nın bir süre sonra karşılık vermesi ile tam anlamı ile ayrılmaz olmuşlardır.

Nora’nın ilerleyen zamanlarda Slytherin’in yani rakiplerinin Quidditch takımında Arayıcı pozisyonda olması ise Feanor'a hiç yardımcı olmamış, zira karşılaştıkları birçok maçta kendi isteği ile Snitch’i Nora’ya bırakmıştır. Fakat Nora onun kendisini cezadan kurtarmasının ve rakip oldukları bir ortamda onun kazanmasına izin vermesinin “aptalca” olduğunu belirterek sık sık kendisini azarlamıştır.


Nora ile olan ilişkisindeki tek ciddi kusur kızın korkutucu annesi olmuştur. Herhangi bir akrabaları olmadığı için kızının üzerine gereğinden fazla titreyen ve aslında savaş anında yaptığı yardımlar ile tamamen kötü olmadığını kanıtlasa da son derece tehlikeli ve korkutucu olduğu onu tanıyan tüm cadı ve büyücüler tarafından onaylanmış olan Lilith, Feanor'un kızına uygun olmadığını kanıtlamak ve onu korkutup kaçırmak için çocuğa gerçek anlamda eziyet etmiş ve bir nevi hayattayken cehennemi yaşatmıştır. Fakat Feanor usanmadan Nora ile görüşmeye devam etmiş, hatta bir yaş gününde yetişkin cadı ve büyücülerin bile girmeye çekindiği Knockturn Yolu’ndaki evlerinin önüne giderek kendisi tiksinse de Nora’nın sevdiğini bildiği için aldığı yılanı hediye etmiş ve Lilith tarafından ölümden beter hale sokularak geri yollanmıştır.

Fakat bu tehdit ve eziyetlerin hiçbiri Feanor'u durdurmamış, kendisi Hogwarts’dan mezun olur olmaz ve Seherbazlık eğitimlerine başlar başlamaz Nora’ya evlilik teklifinde bulunmuş ve Nora’nın kabul etmesi ile her ikisinin de anneleri ile aralarının bozulmasına neden olmuştur zira Eric de Alissa da her ne kadar tersini savunsa da anneleri, Nora’nın Slytherin ile olan uzak akrabağlığından ve Lilith’ten dolayı kendisini sevmemektedir.

Nora teklifini kabul ettikten sonra o son sınıfını okurken Feanor da Hogwarts’da seherbazlık eğitimlerini almaya başlamıştır. Tıpkı ikisinin de öğrenci olduğu zamanlarda sık sık bir yolunu bulup birbirlerinin binalarının ortak salonlarına ve yatakhanelerine girmeleri gibi, Feanor'un kendine ait ayrı bir odası olmasına rağmen Nora, nişanlısını fırsat bulduğu her an ortak salonuna sokmanın bir yolunu bulmuştur. İlk başlarda kendisine soğuk ve itici gelen Slytherin ortak salonu ve Salazar Slytherin’in sürekli kendisine laf sokan portresi bile bir yerden sonra Feanor'a, tıpkı Nora’da olduğu gibi, sıcak ve hoş gelmeye başlamıştır.

Nora’nın mezuniyetinin ardından evlenmelerinin ardından balayını, karısının en çok görmeyi istediği şeylerden biri olan Kuzey Işıklarını görmesini sağlamak için İzlanda’da geçirmiş ve Lanet Bozucu olarak çalışmak isteyen Nora’nın isteği üzerine yaz boyu dünyayı dolaştıktan sonra Norveç’teki Durmstrang Sihir Akademisi’nde akademik araştırma yapabilmeleri için oraya taşınmışlardır. Feanor'un ilk defa gerçekten nefret ettiği bir insan ile karşılaşması da burada olmuştur.

Rus prensi Mitya Gray, tıpkı kendisi gibi bir Veela olduğundan ve söylenene göre tam anlamı ile bir kadın mıknatısı olduğundan bir şey yapmasına gerek kalmadan sinirlerini bozmaya başlamış, Nora ile kibarlık ayağına açık bir şekilde flört etmesi ve Nora’nın doğal olarak Mitya’nın Veela çekimine zorlanarak karşı koymasına aşırı derecede sinirlenmiştir. Bir noktadan sonra ona kızmamasına rağmen neredeyse her akşam Nora ile kavga etmeye başlayan Feanor, Nora’nın mezuniyetinden iki yıl sonra, bir gün kendisini Mitya ile düello ederken bulmuş, düello Nora’nın hamile olduğunu söylediği yalan ile yarıda kesilmiştir.

Norveç’ten ayrılır ayrılmaz araları düzelen çift, Feanor'un Pertshire’daki aile malikanesine yerleşmiştir. Her ikisi de Bakanlık bünyesinde çalışmaya başlamışlardır fakat Mitya ile olan düellosunda Nora’nın söylediği yalan sürekli Feanor'u rahatsız etmeye başladığından birçok kez çocuk sahibi olmak üzerine tartışmışlar, sonunda Nora Aralık ayında bu sefer gerçekten hamile olduğunu öğrenmiştir. Hamileliğinin bir değil tam üç bebeğe olması nedeni ile Nora’nın işten bu kadar erken izin almasını sağlamak epey zor olmuştur. Fakat bu sayede hem Nora’nın kendi annesi ile hem de Feanor'un kendi annesi ile araları yavaş yavaş düzelmeye başlamıştır.,

Sekiz Ağustos günü, sabah 6 civarlarında Nora’nın doğum sancıları nedeni ile korkudan ödü kopan Feanor, şifacıların kendisini odadan çıkarması ile iki saatten fazla süre malikanenin antresinde ileri geri volta atmaya başlamış, yukarıdan gelen her çığlık ile beti benzi daha da atmıştır. Kız kardeşi ve abisi farklı ülkelerde olmasına rağmen o an yanında olan annesi ve babası Feanor'u sakinleştirmeyi başaramamış, Lilith ise bunu denememiştir bile. Saat 08:28’de önce tek kızının, ardından oğullarının dünyaya gelmesi, Feanor'un sanki hayatında o ana kadar olan büyük bir boşluk dolmuş gibi hissetmesine neden olmuş ve tüm hayatla birlikte bu kadar acıya rağmen kendisini mutlu eden karısına bakış açısını tamamen değiştirmiştir. Kızını kucağına aldıktan ve uzun bir müddet hayran hayran baktıktan sonra yaptığı ilk şey, itiraz etmeye bile mecali kalmamış olan karısını öpüp koklamak olmuştur. O sırada Lilith’in familiar’ı olan karga Noctis’in camda olduğunu bile fark etmemiştir.

Nora biraz daha kendisine geldikten sonra Lilith’in ve kendi ebeveynlerinin içeri girmesinin ardından üçüzlerin isimleri belirlenmiş, kızının ismini kendisi ve annesi Margarita Olivia olarak, ortanca oğullarının adını Lilith; Alexander Sammael olarak, son oğullarının adını ise Nora; Elias Fletcher olarak koymuştur. Fakat Feanor'un neşesi, Lilith’in burun kıvırıp Nora’ya “bu kız salak kocana fazla benziyor” diyerek Margarita’nın saçlarının bir kısmının doğal olarak yeşil olmasını sağlayacak şekilde zararsız bir lanetle lanetledikten sonra kaybolmuş, Nora’nın onu sakinleştirmesi için kalan enerjisinin hepsini kullanması gerekmiştir.

Yıllar geçtikçe Feanor, babalık vazifesini her şeyin önüne koymaya, çocukları ile birlikte karısına, annesine ve karısının annesine eşek şakası yapmaya başlamış, çocukları her ne isterse anında yerine getirmeye çalışmış ve bu davanışının üzerine çocukları fazla şımartması nedeni ile Nora’dan fazla da umursamadığı azarlar işitmiştir. Tek sorun, kendisinin işi nedeni ile bazen gece geç gelmesi bazen de birkaç gün boyunca eve bile uğramaması olmuştur. Evinden uzakta olduğu her an ailesini özlemesinin, ve onların da onu özlediğini bilmesinin yanı sıra Seherbaz olduğu için Nora ve çocukları görme fırsatının olmaması onu yıllarca en çok üzen şey olmuştur. Özellikle Elias’ın ilk adımlarını, Alex’in ilk kelimelerini ve Margarita’nın ilk diş çıkarmasını kaçırmak moralini çok bozmuş, eve döndüğü ve yalnız kaldıkları ilk fırsatta Nora’nın boynuna suratını gömüp üzgün hali ile şımarıklık yapmıştır, fakat Nora, her seferinde Feanor'un neşesini yerine getirecek bir yol bulmuştur. Boş günlerinin tümünü kızının ilk kelimesinin “anne” değil “baba” olması için uğraşmış, bu denemeleri sırasında “anne pft kaka anne” gibi ciddi olmadığı cümleleri her sarf ettiğinde Nora’dan birkaç büyü ve tartaklanma elde etmiş, fakat sonunda amacına ulaşmıştır.

İlerleyen yıllarda ebeveynlik işini daha düzgün rayına oturtan Feanor, her ne kadar ikisi de dile getirmese de Nora’nın bu konuda başarısız olmaktan korktuğunu biliyordur ve bu yüzden aldığı terfi ile elde ettiği boş zamanı, karısına belli konularda yardım ederek geçirmeye başlamıştır. Çocukların ödevlerine yardım etmiş, yemek hazırlamış ve en önemlisi kuduruk oğulları Alexander başta olmak üzere çocukların yaramazlık yaptığı bir durum olduğunda azarlama görevini üstlenmiştir. Nora’nın, çocukların ilk doğum günlerinden sonra işe başlaması ile ikisinin de çalışıyor olması nedeniyle çocukları Lilith ya da Feanor'un ailesine bırakmaktan suçluluk duyduğunu bildiğinden aynı zamanda onu da rahatlatmak için elinden geleni yapmıştır. Bu durum, Nora’nın Hogwarts profesörü olarak atanması ile daha da sarpa sarmıştır. Nora, hafta sonları hariç günlerinin tümünü Hogwarts’da geçirirken çocuklar ya Feanor'la ya da, Lilith veya  Feanor'un anne babası ile kalmışlardır. Annelerini özlemeleri yüzünden her pazartesi sabahı erken saatte ağlama senfonisine başlamaları üzerine Nora, pazar akşamı geç saatte okula dönmeye başlamıştır.

Bu süreçte yaşadığı en büyük olay, karısının on iki yıl sonra bir baskında vefat etmesi olmuştur.Elias hariç çocuklarının, özellikle demonoloji merakı nedeni ile başını sık sık belaya sokmaya başlamış olan kızlarının durumu hiç iyi karşılamaması üzerine,bütün aile Black aile malikanesine yerleşip orada yaşamaya başladılar.

İstediğiniz Meslek: Seherbaz

Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip: Attar Hür Kahinler Cemiyeti

Büyü Yatkınlıkları

Biçim Değiştirme Gücü:0
Lanet Gücü: 10
Tılsım Gücü: 20
İksir Gücü: 0

Çevrimiçi Locomotor

Ynt: Fëanor Black
« Yanıtla #1 : 19 Eylül, 2022 21:11:58 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Tekrardan hoş geldiniz efenim'. Karakter stat dağılımlarında birkaç pürüz ve aslında sahip olacağınız stattan (yaş ve hizip) eksikler vardı. O eksikleri başvuru ana hattınıza olabildiğince sadık kalacak biçimde dağıttım, değiştirmek isterseniz istediğiniz gibi yazabilirsiniz. Uygunsa da bir şey yapmanıza lüzum kalmamış olur.