Yıl 1862, Ekim
[justify]
Masasının üzerinden eline son ulaşan evraklar, tarafına sunulmuş görevlendirmeler ve bakanlığa yeni başlayanların listesini aldığında saat henüz 10.00'a yeni geliyordu. Lezzetli bir kahvaltı etmiş, yoğun bir kahveyle de sabahın uykulu saatlerini geride bırakmıştı. Şu sıralar evin içerisinde kargaşa hakimdi, uzun yıllar boyunca Guendolen ailesine hizmet eden Madam Boulevard artan şikayetleri yüzünden yataklara düşmüş, ince hastalığa yakalanmıştı. Apar topar evden ayrılırken yerine köşkteki işlere yardım edecek bir kimse de bulunamadığı için son bir buçuk ayları bu gürültülü ortama adapte olmaya alışmakla geçmişti. Bu yüzden her sabah dil tomurcuğunun tadını ezbere bildiği bir çay yerine alelacele acılıkta bir kahve ile ayılmak yeni düzeni haline gelmişti.
Elindeki kağıtları düzenli bir halde sıraya dizdikten hemen sonra derin bir nefes aldı. Masasının çekmecesine tıkıştırdığı ufak aynayı saçı veyahut yüzünde oluşabilmesi muhtemel pürüzlere göz gezdirmek için açtığında yaptığı tek şey elbisesinin yakasını düzeltmek oldu. Bugün üzerinde siyah, yeterince resmi görünen bir kıyafet vardı. Belini ise yine siyah ancak gümüşi kabartmalara sahip bir korse ile sıkıca süslemişti. Birazdan yeni iş arkadaşları ile tanışacaktı ve tertipli görünmek istiyordu. Bir kısmı kendisinin bir sürelik himayesi altında olacak, oryantasyonlarını sağlamak üzere Emma'nın gözetimine bırakılacaktı. Bir yıl öncesinde bakanlık içerisindeki birim değişikliği bu oryantasyonda rol oynamasında önemli bir etken sağlarken her iki birimden de bir şeyler katabileceği konusunda kendisine güveniyordu. Zira bakanlık farklı departmanlara ayrılsa dahi birbiriyle bir bütün içerisinde hareket ediyordu. Herhangi birisinde çıkabilecek bir pürüz üzerine yoğunlaşılmadığı takdirde bakanlık içerisinde kara bulutların dolaşmasına sebep olabilir, Britanya büyücedünyasının var olan hükümete karşı olan güvenini zedeleyebilirdi.
Yavaş ancak tembel denemeyecek kadar dik adımlarla bakanlığın girişine vardığında küçük bir grubun bir köşede sessizce belirdiğini gördü. Bir çoğunun ilk kez bu gizli binaya adım atmadığı kesindi; aralarında tanıdık yüzler vardı. Öyle ki birkaçının stajyerlik başvurularını bizzat kendisi almıştı. Yanlarına vardığında ilk olarak kıdemini kazanan çalışma arkadaşlarını selamladı sırasıyla. Başını öne eğerek ketum bir ifadeyle.
"Bay Lloyd." dedi önce. Ardından Ephiona'yı gördüğü için memnun bir ifadeyle
"Bayan Hunter." diye selam verdi. Sihir bakanlığı çerçevesi içerisinde olmasa bu cadıyla kalçasını tokuşturur, olduğu yerde bir sigara yakarak tüm ciddiyetini bozardı. Ancak aralarındaki samimiyet çalışma saatlerinde bir hayli uzağa sıçrıyor, metrelerce mesafeyi çekincesiz bir şekilde koyuyordu. Büyülü Kazalar Dairesi'nde çalışan Bayan Space'e de nezaket gösterisini yaptıktan sonra yeni gelenlere döndü. Meraklılardı. Bir kısmının yüzündeki endişe, merak duygusunu çoktan aşıp Emma'ya ulaşmıştı. Heveslilerdi. Dört yıl önce bakanlığa adım attığı ilk andaki hevesi aklına geldi. Biraz da ezbere bildiği işleri yapacak olmanın rahatlığı vardı o zamanlar üzerinde, ailesi iş ve sosyal yaşamlarını birbirlerine karıştırdığı için bazı evrak işlerini eve getirirlerdi. Ancak işe başladığı zaman tüm bildiklerinin yalnızca bir özetten ibaret olduğunu anlaması kısa sürmüştü. Bir şey bildiğini düşünmek yalnızca bir yanılgıydı.
Ephiona, güzel bir giriş ve hoş geldin mesajını gelenlere sunduktan sonra kendisi için ayrılan amatörleri bir köşeye çekti. Söz hakkı Emma'ya geçtiğinde ise cadı olduğu yerde kıpırdanıp boğazını temizledi.
"Tekrardan hoş geldiniz arkadaşlar. Ben Emma Louise Guendolen. Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi çalışanıyım. Umuyorum, dilediğiniz gibi bir iş yaşamı ile karşılaşır ve işinizi layığı ile yapacak birer genç zihin olarak burada, Sihir Bakanlığı ailesinde kalıcı olursunuz." diyerek telkinde bulundu.
"Şimdi ismini sayacaklarım sağıma doğru geçsinler lütfen. Melissa Everlay, Alexander Zone ve Luna White." diye okudu elindeki kağıtları. Herhangi bir isim benzerliği veyahut yanlış anlaşılmalara karşın okuduğu isimlerin kendi adının karşısında yer alıyor olmasına üç kez dikkatlice baktı. Geride kalanlara
"Hepinize bol şans arkadaşlar. Sıklıkla karşılaşacağımıza emin olabilirsiniz." diyerek kenara, kendisine emanet edilen üç yeni ile birlikte ayrıldı.
"Beni takip edin lütfen." diyerek boşta hazırlanan bir toplantı odasına giderken ardındaki adım seslerini rahatlıkla işitiyordu. İki tanesini direkt olarak farklı birer birime götürecekti, birisini ise halledilmesi gereken işleri göstermek üzere birer eşya gibi yanında taşıyacaktı. Bu makuldu. İlk geldiğinde kaç kez arşive inip güncelliğini yitirmiş bir soruşturmanın dosyasını aradığını saymamıştı bile. Bu durum ilk günün Emma'ya dikkat ve iyi bir gözlemleme öğretisi olmuştu.
Melissa'yı Sihirsel Yaptırım Dairesi'ne bırakırken Alexander'ı da Sihirli Oyun ve Sporlar Dairesi'ne işleyişi gözlemlemesi adına yollamıştı. Zaten genç çocuk orada yaptığı stajları ve Quidditch'e karşı duyduğu zevkle bakanlığın hangi biriminde çalışabilme potansiyeli taşıdığını kendisine bir imza gibi kazımıştı. Peşinde yalnızca geride kalan beyaza çalan saçlarıyla Luna White olmuştu. White soyadı. Bunu anımsıyordu. Guendolen ailesinin soyu bakanlığın mührüne pek bir alışıkken sanki bu soy ismi birkaç kez aile içi konuşmalarında işitmişti.
"Yanıma gelebilirsin." dedi ılımlı bir ifadeyle. Kalabalıktaki ketumluğu yumuşak bir alt tonla bütünleşiverdi.
"Bu hafta üç gün boyunca benimlesin Luna."diyerek devam etti. Eteğini düzeltti, parmakları arasında hallettiği işlere ait evrakları en arkaya iteklerken sırada yapması gerekenlere göz gezdiriyordu.
"Önümüzdeki iki hafta boyunca, bu hafta da dahil olmak üzere, çeşitli birimlerde görev alıp işleyişi takip edeceksin. Çalışacağın yeri tek bir departman gibi düşünme, bunlar diplomasinin kusursuz işlemesi için ayarlanan şeyler. Hepsini bir bütün olarak görmelisin. Stajyerlikte gördüklerinizden biraz daha farklı olarak işin içine direkt gireceğiniz için bu oryantasyon süreci sizin işten aldığınız doyumu ölçmenizi sağlayacak, bakanlık içinde daha verimli olmanıza neden olacak. Bu sürecin sonunda senden hangi birimde çalışmak istediğini yazılı bir biçimde beyan etmeni isteyeceğiz." dediğinde cümlesini bitirdi. Kesintisiz konuşmuş, dudakları ve boğazı bir hayli kurumuştu. İlk güne dair bilgi eksikliğinin hat safhada olmasının cadının aklını karıştırıp söylenilenleri anlamayı güçleştireceği ihtimalini göz ardı ettiğini fark ettiğinde
"Aklına takılanları sorabilirsin. Yanlış bir bilgi ve bilmemek arasında hiçbir fark yoktur. Bu yüzden her zaman doğrusunu yaptığımıza emin olalım." diyerek asansörlere doğru yöneldi. Asasını küçük tuğlaya doğrulttu, iki kez vurarak tok bir sesle beklemeye koyuldu.
"Bana biraz kendinden bahset bakalım. Ve asıl soru, neden Sihir Bakanlığı?" [/justify]