17 Nisan, 2026 09:48:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Bakanlık Personel Yetiştirme Programı  (Okunma sayısı 95 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Emma Louise Guendolen

  • Bakanlık Çalışanı
  • 4. Seviye
  • İleti: 10
  • 1056 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Emma Louise Guendolen
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: A.
  • Meslek: Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 8
  • Lanet Gücü: 17
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: -
Bakanlık Personel Yetiştirme Programı
« : 30 Eylül, 2022 16:18:07 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yıl 1862, Ekim

[justify]
Masasının üzerinden eline son ulaşan evraklar, tarafına sunulmuş görevlendirmeler ve bakanlığa yeni başlayanların listesini aldığında saat henüz 10.00'a yeni geliyordu. Lezzetli bir kahvaltı etmiş, yoğun bir kahveyle de sabahın uykulu saatlerini geride bırakmıştı. Şu sıralar evin içerisinde kargaşa hakimdi, uzun yıllar boyunca Guendolen ailesine hizmet eden Madam Boulevard artan şikayetleri yüzünden yataklara düşmüş, ince hastalığa yakalanmıştı. Apar topar evden ayrılırken yerine köşkteki işlere yardım edecek bir kimse de bulunamadığı için son bir buçuk ayları bu gürültülü ortama adapte olmaya alışmakla geçmişti. Bu yüzden her sabah dil tomurcuğunun tadını ezbere bildiği bir çay yerine alelacele acılıkta bir kahve ile ayılmak yeni düzeni haline gelmişti.

Elindeki kağıtları düzenli bir halde sıraya dizdikten hemen sonra derin bir nefes aldı. Masasının çekmecesine tıkıştırdığı ufak aynayı saçı veyahut yüzünde oluşabilmesi muhtemel pürüzlere göz gezdirmek için açtığında yaptığı tek şey elbisesinin yakasını düzeltmek oldu. Bugün üzerinde siyah, yeterince resmi görünen bir kıyafet vardı. Belini ise yine siyah ancak gümüşi kabartmalara sahip bir korse ile sıkıca süslemişti. Birazdan yeni iş arkadaşları ile tanışacaktı ve tertipli görünmek istiyordu. Bir kısmı kendisinin bir sürelik himayesi altında olacak, oryantasyonlarını sağlamak üzere Emma'nın gözetimine bırakılacaktı. Bir yıl öncesinde bakanlık içerisindeki birim değişikliği bu oryantasyonda rol oynamasında önemli bir etken sağlarken her iki birimden de bir şeyler katabileceği konusunda kendisine güveniyordu. Zira bakanlık farklı departmanlara ayrılsa dahi birbiriyle bir bütün içerisinde hareket ediyordu. Herhangi birisinde çıkabilecek bir pürüz üzerine yoğunlaşılmadığı takdirde bakanlık içerisinde kara bulutların dolaşmasına sebep olabilir, Britanya büyücedünyasının var olan hükümete karşı olan güvenini zedeleyebilirdi.

Yavaş ancak tembel denemeyecek kadar dik adımlarla bakanlığın girişine vardığında küçük bir grubun bir köşede sessizce belirdiğini gördü. Bir çoğunun ilk kez bu gizli binaya adım atmadığı kesindi; aralarında tanıdık yüzler vardı. Öyle ki birkaçının stajyerlik başvurularını bizzat kendisi almıştı. Yanlarına vardığında ilk olarak kıdemini kazanan çalışma arkadaşlarını selamladı sırasıyla. Başını öne eğerek ketum bir ifadeyle. "Bay Lloyd." dedi önce. Ardından Ephiona'yı gördüğü için memnun bir ifadeyle "Bayan Hunter." diye selam verdi. Sihir bakanlığı çerçevesi içerisinde olmasa bu cadıyla kalçasını tokuşturur, olduğu yerde bir sigara yakarak tüm ciddiyetini bozardı. Ancak aralarındaki samimiyet çalışma saatlerinde bir hayli uzağa sıçrıyor, metrelerce mesafeyi çekincesiz bir şekilde koyuyordu. Büyülü Kazalar Dairesi'nde çalışan Bayan Space'e de nezaket gösterisini yaptıktan sonra yeni gelenlere döndü. Meraklılardı. Bir kısmının yüzündeki endişe, merak duygusunu çoktan aşıp Emma'ya ulaşmıştı. Heveslilerdi. Dört yıl önce bakanlığa adım attığı ilk andaki hevesi aklına geldi. Biraz da ezbere bildiği işleri yapacak olmanın rahatlığı vardı o zamanlar üzerinde, ailesi iş ve sosyal yaşamlarını birbirlerine karıştırdığı için bazı evrak işlerini eve getirirlerdi. Ancak işe başladığı zaman tüm bildiklerinin yalnızca bir özetten ibaret olduğunu anlaması kısa sürmüştü. Bir şey bildiğini düşünmek yalnızca bir yanılgıydı.

Ephiona, güzel bir giriş ve hoş geldin mesajını gelenlere sunduktan sonra kendisi için ayrılan amatörleri bir köşeye çekti. Söz hakkı Emma'ya geçtiğinde ise cadı olduğu yerde kıpırdanıp boğazını temizledi. "Tekrardan hoş geldiniz arkadaşlar. Ben Emma Louise Guendolen. Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi çalışanıyım. Umuyorum, dilediğiniz gibi bir iş yaşamı ile karşılaşır ve işinizi layığı ile yapacak birer genç zihin olarak burada, Sihir Bakanlığı ailesinde kalıcı olursunuz." diyerek telkinde bulundu. "Şimdi ismini sayacaklarım sağıma doğru geçsinler lütfen. Melissa Everlay, Alexander Zone ve Luna White." diye okudu elindeki kağıtları. Herhangi bir isim benzerliği veyahut yanlış anlaşılmalara karşın okuduğu isimlerin kendi adının karşısında yer alıyor olmasına üç kez dikkatlice baktı. Geride kalanlara "Hepinize bol şans arkadaşlar. Sıklıkla karşılaşacağımıza emin olabilirsiniz." diyerek kenara, kendisine emanet edilen üç yeni ile birlikte ayrıldı. "Beni takip edin lütfen." diyerek boşta hazırlanan bir toplantı odasına giderken ardındaki adım seslerini rahatlıkla işitiyordu. İki tanesini direkt olarak farklı birer birime götürecekti, birisini ise halledilmesi gereken işleri göstermek üzere birer eşya gibi yanında taşıyacaktı. Bu makuldu. İlk geldiğinde kaç kez arşive inip güncelliğini yitirmiş bir soruşturmanın dosyasını aradığını saymamıştı bile. Bu durum ilk günün Emma'ya dikkat ve iyi bir gözlemleme öğretisi olmuştu.

Melissa'yı Sihirsel Yaptırım Dairesi'ne bırakırken Alexander'ı da Sihirli Oyun ve Sporlar Dairesi'ne işleyişi gözlemlemesi adına yollamıştı. Zaten genç çocuk orada yaptığı stajları ve Quidditch'e karşı duyduğu zevkle bakanlığın hangi biriminde çalışabilme potansiyeli taşıdığını kendisine bir imza gibi kazımıştı. Peşinde yalnızca geride kalan beyaza çalan saçlarıyla Luna White olmuştu. White soyadı. Bunu anımsıyordu. Guendolen ailesinin soyu bakanlığın mührüne pek bir alışıkken sanki bu soy ismi birkaç kez aile içi konuşmalarında işitmişti. "Yanıma gelebilirsin." dedi ılımlı bir ifadeyle. Kalabalıktaki ketumluğu yumuşak bir alt tonla bütünleşiverdi. "Bu hafta üç gün boyunca benimlesin Luna."diyerek devam etti. Eteğini düzeltti, parmakları arasında hallettiği işlere ait evrakları en arkaya iteklerken sırada yapması gerekenlere göz gezdiriyordu. "Önümüzdeki iki hafta boyunca, bu hafta da dahil olmak üzere, çeşitli birimlerde görev alıp işleyişi takip edeceksin. Çalışacağın yeri tek bir departman gibi düşünme, bunlar diplomasinin kusursuz işlemesi için ayarlanan şeyler. Hepsini bir bütün olarak görmelisin. Stajyerlikte gördüklerinizden biraz daha farklı olarak işin içine direkt gireceğiniz için bu oryantasyon süreci sizin işten aldığınız doyumu ölçmenizi sağlayacak, bakanlık içinde daha verimli olmanıza neden olacak. Bu sürecin sonunda senden hangi birimde çalışmak istediğini yazılı bir biçimde beyan etmeni isteyeceğiz." dediğinde cümlesini bitirdi. Kesintisiz konuşmuş, dudakları ve boğazı bir hayli kurumuştu. İlk güne dair bilgi eksikliğinin hat safhada olmasının cadının aklını karıştırıp söylenilenleri anlamayı güçleştireceği ihtimalini göz ardı ettiğini fark ettiğinde "Aklına takılanları sorabilirsin. Yanlış bir bilgi ve bilmemek arasında hiçbir fark yoktur. Bu yüzden her zaman doğrusunu yaptığımıza emin olalım." diyerek asansörlere doğru yöneldi. Asasını küçük tuğlaya doğrulttu, iki kez vurarak tok bir sesle beklemeye koyuldu. "Bana biraz kendinden bahset bakalım. Ve asıl soru, neden Sihir Bakanlığı?"
[/justify]

Çevrimdışı Luna White

  • Bakanlık Çalışanı
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Luna White
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Baş Lanet Kırıcı, Gizem Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 5
  • Özel Yetenek: Cadı Görüşü, Seviye 2
Ynt: Bakanlık Personel Yetiştirme Programı
« Yanıtla #1 : 02 Ekim, 2022 22:21:00 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Sonunda stajını tamamlamış, gizem dairesine geçmek için uğraşmadan önce oryantasyon programına dahil olmuştu. Bundan pek memnun değildi. Ne de olsa staj yaparken herkese yakınlaşmış, giremeyeceği yerleri görme şansı edinmişti. Elbette, bunu kimseye söylemezdi. Söyleseler de inanmazlardı gerçi. Onları inandırmak gibi amacı da yoktu zaten.

Emma’yı takip ederken sesini çıkartmadı. Bu süreçte göze batmanın bir faydası olacağını düşünmüyordu. Genç kadın hepsine gerekli yerlere yönlendirdikten sonra ikisi baş başa kaldı. Luna, Emma’nın en başındaki otoriter tavrı yok olmasa da yumuşadığını fark edince hafifçe gülümsedi. Sürekli tetikte, aşırı sorumluluk sahibi biriyle birlikte olmak onun için fazla yorucu olurdu. Ne de olsa Luna girmemesi gereken işlere burnunu sokmayı seven, işini bitiren fakat üstüne çıkmaktansa macera kovalayan biriydi. Gözü yükseklerdeydi fakat bunun için gününü gecesine katacak değildi. Nasılsa kaderine en başında yazılmıştı istediği her şeye sahip olacağı. Gereksiz uğraşlar onu yalnızca yorardı.

Genç kadın yapacaklarını ve bakanlıktaki işleyişi anlatırken Luna yalnızca son cümleye odaklanmıştı. Yazılı beyan mı? İç çekmemek için kendini tuttu. Yazmakta kötü olduğundan değildi bu hali, aksine ikna edici ve akıcı bir kalemi vardı ancak yazmak onu yoruyordu. Yine de hayallerine kavuşmak için iki kalem oynatması gerekiyorsa memnuniyetle yapacaktı. Bu işin sonunda adı tarihe kazınan bir büyücü olmak vardı neticede.

Genç kadının tavrı oldukça yardımsever ve sıcaktı. Sert birinin yanına gönderilmediği için sevinmişti. Soru sormayı severdi. Zamanında hocalarının dikkatini çeken ve sıklıkla övdükleri bir özelliğiydi bu. Elbette bundan bıkanlar da yok değildi. Haksız sayılmazlardı tabii. Ne de olsa Luna da kendisine çok soru sorulmasından hoşlanmazdı. Yine de bu izin onu mutlu etmişti.

Emma, Luna’ya kendisinden bahsetmesini sorduğunda aklında bir şeyler vardı ancak neden sihir bakanlığında çalışmayı tercih ettiğini sorduğunda bir an aklı durdu. Elbette nedenleri yok değildi, bununla ilgili bir essay bile yazmıştı ancak bunu sesli dile getirmek oldukça zordu. Ne söylese yanlış olacak gibi geliyordu. Birden nedenleri ona çok sığ geldi ancak bir şeyler demesi gerektiğini biliyordu. O yüzden de rahatlıkla cevaplayacağı sorudan başladı.

“Öncelikle size “sen” diye hitap edebilir miyim?” diye sordu.

Yalnızken diyebileceği iznini alınca konuşmasına devam etti.

“White ailesinin yan kollarından gelen bir ailenin tek kızıyım. White ailesi duydun mu, emin değilim. Köklü bir aile olmamıza karşılık tarafsızlığımızı kolay kolay bozmuyoruz. Nedeninden çok emin değilim fakat artık bir gelenek oldu diyebilirim. Hogwarts ‘da, Slytherin binasında okudum. Buradan hırslı biri olduğumu anlayabilirsin.”

Ardından derin bir nefes alıp ikinci soruya geçti. Sığ gözükmeden bu soruyu cevaplamak sandığından da zordu ancak dürüst olması gerekiyordu.

“Neden Sihir Bakanlığı’nı seçtiğime gelirsek; merak diyebilirim. Sıradan insanların başına gelmeyecek pek çok olaya dahil olabileceğim bir yer. Üstelik büyücülere rahatlık sağlamak için uğraşmayı da istiyorum. Küçüklüğümden beri gizemli olayları sevmişimdir, neden şimdi bunların bir parçası olmayayım? Üstelik parası da oldukça iyi.”

Kendi esprisine gülerken kalbi küt küt atıyordu. Yanındaki kadının onun hakkında ne düşüneceğini bilmiyordu. Üç sebebi de doğruydu, önem sırası farklı olsa da. Merak etmediği hiçbir şeye dahil olmayan Luna, yalnızca büyücülerin refahı için çalışacak kadar özverili biri değildi. Ancak hem merakını dindirip hem de büyücülere rahat bir yaşam sürebilirse, ondan mesudu olmazdı. Cevabını vermenin rahatlığı içinde genç kadının yanında yürümeye devam etti. Elbette,  kulaklarını dört açmış verdiği cevabın ne kadar yeterli olduğunu öğrenmek için de can atıyordu.

Çevrimdışı Emma Louise Guendolen

  • Bakanlık Çalışanı
  • 4. Seviye
  • İleti: 10
  • 1056 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Emma Louise Guendolen
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: A.
  • Meslek: Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 8
  • Lanet Gücü: 17
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: -
Ynt: Bakanlık Personel Yetiştirme Programı
« Yanıtla #2 : 04 Ekim, 2022 00:15:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Bir hitap şeklinin yüzündeki her bir çizgiye vurmasıyla boğazını temizlerken gayri resmi samimiyetin kırıntılarını şimdiden bir köşeye tıkıştırmak üzere derin bir nefes aldı. Boşta kalan parmaklarını havada sallarken yanındaki çaylak cadıya döndü, netliğini ifade etmek üzere dudaklarını araladı. "Kalabalık bir güruh içerisinde, bilhassa görev başındayken siz denilmesini tercih ederim. Bunun yanı sıra ikili iletişiminde 'sen' diyebilirsin." dedi. Günlük konuşma dilinin yoğun bölümünü bakanlıkta herhangi bir iş başındayken veyahut uluslararası diplomasinin kusursuz işlemesi için kullandığı düşünüldüğünde eritilmiş buzların misafirperver olduğu ilişkilere alışık değildi. Bir de ailevi yatkınlıkları vardı tabi; anne ve babası dahi evin içerisinde birbirlerine donuk bir ifadeyle seslenirler, kaskatı ve resmi bir kurumdaymış gibi özel hayatlarındaki ilişkiyi sürdürürlerdi. Bundandır ki hitabetin dahi profesyonel çizgiyi koruduğu fikrine kendisini kaptıran Emma kısmen de olsa bu sınırdaki güvenlik ihlalini bir köşeye buruşturup atmak konusunda gayret ediyordu.

White ailesini duyduğunda yanındaki cadı daha fazla dikkatini çekti. Köklü oluşunu tırnak harfleri içerisinde belirtirken sesindeki vurgunun dikkatleri kendisine yöneltmemesi imkansızdı. "Duydum sanırım." diyerek ağzında geveledi lafları. Ev içerisine getirilen dosyaların altındaki birkaç imzayı anımsıyordu. Bakışlarını zihnindeki anı kuşağının sol üstüne çevirerek biraz daha detaylıca çözümlemeye çalıştı. Adını tam olarak hatırladığı birisi olsa direkt olarak cadıyı sorguya alacaktı. Zira kendisi gibi aile mührüymüşçesine bakanlıkta gezinen bir cadı hiç de fena olmazdı. Belki Emma'nın bir noktaya dek hissettiği yalnızlık parçası bu kadın sayesinde aşılabilirdi. Emma, Luna'yı dinleyip ısrarla belirli bir ismi zihninin en ücra noktalarından çıkarmak üzere çaba sarf ederken seherbaz bürosuna yaklaşması ile beraber durdu. Genç zihnin cümlelerini yarıda kesmeyecekti, merak ettiği sorunun cevabını almak için kollarını birbirine dolarken ayağının birisiyle de zeminde belli belirsiz bir 'tak' sesi çıkarıyordu küçük topuğuyla.

Luna, yanıtları peş peşe sıralarken yürümeye daha yavaş adımlarla devam etti. Sıradan insanların başına gelmeyecek olaylara dahil olmaktan bahsediyordu genç cadı. Burada, sihir bakanlığının her bir dalında, esasında fazla sıradan insanların başına gelen olağandışı olaylara alışılmıştı daha çok. Ancak kendisini buraya ait hissetme fikri Emma'nın gözünde şahane bir başlangıç sayılabilirdi. Daha şimdiden cadının burayı benimsiyor oluşu işini layığı ile yapabilme potansiyeline dair bir tohumu bakanlık çalışanına sunarken verdiği cevaplar da kendisini diken üzerindeymiş gibi hissediyormuşçasına bakanlık çalışanına ulaşmıştı. Harfler tamamlanıp suale karşı verilen yanıt son bulduğunda seherbazlık bürosunun önüne gelmiş sayılırlardı. Emma hiçbir şey söylemeden elindeki kağıtlara başını gömdüğünde tasvip etmediği cümleleri nasıl kınamadan kıza aktarabileceğini düşünüyordu. Yeni başlayan birisinin maaşlar konusundaki tatminkarlığı öğrencilikten çıkıp kendi ayakları üzerinde durma boyutu ile bir araya geldiği zaman bu sorumluluk yüklenmesi ve para kazanma merakının insanı ruhunu ne denli ateşlediğini biliyordu. Halen daha ayın belirli günlerinde Gringotts'a yatan maaş hesabında galleonları görünce durduğu yerde kabarıyor, kendisini kendi yaptığı işin sonucuna ulaşmak dolayısıyla özgüveni altına alıyordu.

"Büyücülere rahatlık sağlamakla uğraşmak istiyorsan, burayı değerlendirebilirsin. Bilhassa, gizemin ilk basamaklarından birisi de buradan geçiyor." dedi seherbaz bürosunun kapısını gösterirken. Ahşap kapıyı tıklayıp iyice ittirmeye çalıştığı sırada aniden açılmasına ufak bir şaşırmayla beraber sendeledi, hızlıca toparladı. "Ah, korkuttunuz beni." diyerek kumral adama başıyla hafifçe selam verdi. "Bayan Guendolen. Lütfen kusura bakmayın." dediği esnada başına geçirmekte olduğu şapkayı eline alıp nezakette bulunan adamın yanından geçerken Luna'nın peşinden gelmesine izin vermiş, gözleriyle dört duvarı kolaçan etmişti. Yine yüzlerce evrak yığınları masadaki yerlerini kolaylıkla bulurken bir tomar parşömen de havada sağa ve sola savrularak gerekli dökümanların arasına girmek üzere ayrıştırılmaktaydı. "Burası yine karışıyor." diye kaşlarını kaldırırken adama dönmüştü. "Yazın rehavetinden sonra bu kargaşa buralara muhakkak uğrar Bayan Guendolen, biliyorsunuz." diye kendisine dönüt alırken elindeki belgeleri genç seherbaza uzatmaktan geri kalmamıştı. "Biliyorum, maalesef. Her ne ise, bir baykuşla yollamak yerine yüzyüze ulaştırmak istedim." Az önceki karmaşayı göz ardı etmeye çalıştığı sırada çalışan ofisinden çıkmadan hemen öncesinde tekrar ettiği bilgilerin bir kısmını dile dökmeye başladı. "Sanık Prusya sınırları içerisinde tutuklanmış. Kimliği ve soy bilgisi elinizdeki evrakta yer alıyor. Söylenilene göre ev cini kaçakçılığı yaparak özellikle de Amerikada gözüne kestirdiği soylu ailelere satma girişiminde bulunmuş. Malum, Amerikada kölelik yasal olarak yasaklandığından beridir uyuşmazlık problemini ortadan gidermek adına büyücedünyanın da bu yükümlülüğü bir noktada takip etmesi gerekiyor. Bu yüzden de artık koftileri çalıştırmak yerine daha da ucuz iş gücüyle daha fazla ezecekleri ev cinlerini tercih etmek işlerine geliyor." diye omuz silkti. Son cümlesinde bilgiyle mühürlenen kişisel yorumu hoşuna gitmediğinde boğazını temizleyerek söyleyeceklerine dair son cümleleri toparlamaya çalıştı. "Bu haftanın sonuna dek sanığın Prusya'dan alınması ve Britanya'ya getirilmesi isteniyor. Bu süre zarfında diplomatik ilişkileri ve güvenlik politikasını da zedelememek adına sizinle birlikte Uluslararası Sihirsel İşbirliği departmanından bir kişi daha gönderilecek. Sürecin devamında da Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi ile çalışacaksınız. Bilgileri var. Ancak Bay Back, belirttiğim gibi. İvedi bir mesele olduğu için bekletilmemeli." dedi. Eliyle kaşını düzeltip birkaç yedek parşömeni daha masanın üzerine bıraktıktan hemen sonra Luna'nın yanında olduğunu hatırlayarak kendisini işe ne denli kolaylıkla kaptırdığını bir kez daha fark etti. "Kusura bakmayın, sizleri tanıştırmadım." diye Luna'nın sırtına elini koyarak birkaç adım öne çıkmasını sağlarken cadıyı hafifçe iteklemek zorunda kaldı. "Yeni bakanlık çalışanımız, Luna White. Bugün ilk günü ve rotasyonlar halinde belirli bölümleri gezecek. Belki yolu buraya da düşer." dedikten sonra cadının söz alabilmesi için sustu. Kendisini biraz dürtüklemek iyi gelebilirdi fakat özgüven unsurunun yerleşip daha hızlı adaptasyon sağlayabilmesi konusunda yardımcı olabileceği en etkili yol, Luna'nın kendisini açıklama ve gerçekleştirmesine izin vermekti.

Bu kısa tanışma faslından sonra seherbaz bürosunun dışına çıktı. İki saate yakın bir süredir ayakta olduğunu topuklarına ancak vuran sızıyla beraber işittiğinde cebindeki köstekli saate baktı. Hakikaten de zaman elinde tutamayacağı kadar hızlıca geçivermişti. Buradan sonra gideceği istikamet Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi olacaktı ancak çalışanların tümünün akrep ve yelkovanın üst üste bindiği aralığı yemek yerken geçirmek üzere değerlendireceği gerçeği ile yüzleştiğinde içten içe memnuniyet duymuştu. Yorulmuştu. İşinin başındayken üzerinde her vakit belirli bir kalıp vardı ancak bugün ekstra büyük bir sorumluluğu yanında taşıyor gibi hissediyordu. "Söylenilenleri takip edebildin, değil mi?" diye sordu cadıya onu biraz da sınava tabii tutar gibi. Fakat niyeti bir kimseyi, hele de yeni başlayan bir kimseyi, eleştirmek değildi. Doğruları bulmasına ve yanlış anlaşılmalardan kaçınmasına fayda sağlamak üzere soruyordu bu cümleyi. Yoksa orada, bakanlık personel yetiştirme programında görevlendirilmesinin nedeni ne idi? "Süreçte anlamadığın bir şey varsa bana söyle ki yanlış bilgilere bulanmayalım." diyerek daha net bir ifadeyle cadıya baktı. "Her bir soruşturma aynı olmaz lakin bu soruşturmada sanık dediğimiz, suçu işlemesi muhtemel olan kişi, Britanya nüfusuna kayıtlı olduğu ve bir başka toprak sınırları içerisinde yakalandığı için durum Uluslararası Sihirsel İşbirliği'nin de dahil olduğu bir soruşturma haline geliyor. Sihirsel Yasal Yaptırım, Seherbazlık Bürosu ve hatta gerekirse Gizem Dairesi de bu soruşturmada rol alıyor. Bu yüzden en başında belirttiğim gibi, bakanlık kendi içerisinde dairelere dağılmış olabilir ancak hepsi en nihayetinde tek bir merkezde bütünleşiyor. Bir sorun var mı?"

Birkaç adımı daha yavaşça attıktan sonra tekrardan asansörün önüne gelerek bekledi. "Acıktığını düşünüyorum Luna. Yemek saati geldi ve yaklaşık iki saattir bakanlıkta gezinip duruyoruz. Bakanlık çalışanları için indirim sağlayan güzel yerler var. Dilersen hem sana oraları göstermiş olayım hem de dinlenelim. Yemeğimiz bitince SYY'ye uğrayıp bilgilendirmemizi de yaptıktan sonra arşivlenmesi gereken dosyalar var. Onlar üzerinde çalışalım." dedi ve önündeki tuğlanın üzerine üç kez minik birer 'tok' sesini işitene dek asasıyla vurdu. [/justify]

Çevrimdışı Luna White

  • Bakanlık Çalışanı
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Luna White
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Baş Lanet Kırıcı, Gizem Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 5
  • Özel Yetenek: Cadı Görüşü, Seviye 2
Ynt: Bakanlık Personel Yetiştirme Programı
« Yanıtla #3 : 07 Ekim, 2022 20:21:56 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Luna uyarılınca bir an utançla başını eğdi ama bu çok sürmedi. Hata yapmak ne kadar heves kırıcı olsa da öğrenmenin önemli bir parçasıydı. Durum böyle olunca iki kelimesinden biri saçmalık olsa dahi konuşmayı kesmiyordu. Ne de olsa ailesinin onu yetiştirme şekli buydu. Sürekli gülümsemeli, hata yapmalı ve neslinin en iyilerinden olmalıydı. Gerçi son kısım Luna’nın kendi hedefiydi. Ailesi onun sakin, mutlu ve huzurlu bir hayat sürmesini istiyordu. Bunu anlamıyor değildi ancak yetinecek de değildi. Çok daha büyük işlere dahil olabilecek kadar yetenekli olduğunu biliyordu. Üstelik ilgisini çeken konularda çok çalışmaktan da çekinmezdi. O yüzden sözlerine dikkat etmektense hareketlerini kontrol ediyordu. Bu da onu gayri resmi yapıyordu, hem böylelikle insanlardan daha kolay iyilik isteyebiliyordu. Ne de olsa geçerli bir sebebi olmadığı sürece kimse arkadaşının isteğini geri çevirmezdi.

Luna başını kaldırıp hafifçe gülümsedi. Kadının onu görüp görmemesi önemli değildi. Kendine olan güveni yerinde olduğu sürece her şey yolundaydı. Kadını takip ederken konuşmaya devam etmiş, onun da aklında bir şeyler olduğunu fark etmişti. Söylediklerini tartıyor olmalıydı. Luna söylediklerinin hem ona hitap edeceğini hem de işe yeni başlayan biri olduğunu ve bir mentora ihtiyacı olduğunu göstermesini hedeflemişti. Böylece hem sempati hem de saygıyı aynı anda kazanabilirdi. Üstelik Emma ya da Bayan Guendolen anlaşması çok zor birine benzemiyordu. Luna herkesin birbirine soy ismiyle hitap ettiğini görünce iç çekmemek için kendisini tutmuştu ancak yine de onların oyununa ayak uydurmalıydı. Ne de olsa yaşadıkları dönemin kuralı buydu. Ailesindeki samimiyeti burada bekleyemezdi.

Luna, Emma’yı takip edip karmaşanın hakim olduğu odaya girdi. Odadaki kişiyle konuşurken Luna da etrafa göz attı. Amma çok kağıt vardı! Kendisi de mi bu kağıtlarla uğraşmak zorunda mı kalacaktı? Sahaya inip tehlikelerle yüzleşmeyi tercih ederdi. O yüzden partnerinin kağıt işleriyle uğraşmayı sevmesine dikkat etmeliydi. Böylece kendisi eğlenirken partneri kağıt işlerine gömülecekti. Bunu düşününce sinsice gülümsedi. Ardından ismini duydu. Kafasının başka yerde olduğunu fark ettirmeden öne çıkıp kendisini tanıttı.

“Ben Luna White, Bayan Guendolen’inin de dediği gibi bakanlıkta çalışmaya başladım. Sizinle de çalışmayı dört gözle bekliyorum.”

Ardından etrafındaki karmaşa göz atıp kibarca gülümsedi.

“Umut ediyorum ki yoğunluğunuzu azaltabilirim.” diye ekledi.

Ardından Emma’yla birlikte odadan çıktılar. Emma az önce konuştukları konuda  açıklama yaparken Luna kulaklarını dört açıp onu dinledi.  Konuyla çok ilgili değildi ancak ilk görevini iyi yapmalıydı ki bakanlıkta bir yer kazanabilsin. Gizem dairesini duyunca gözleri fal taşı gibi açıldı. Luna yıllardır hayalini kurduğu gizem dairesi ile mi çalışacaktı?

“Bir sorum yok.”

Sesi heyecanını belli etse de duruşu kararlıydı. Ardından Emma yemeklerden bahsetti. Açıkçası çok acıkmış değildi. Zaten fazla yemeyi sevmezdi, içmeyi tercih ederdi. Tabii Bayan Guendolen’e böyle bir şey söylese gözünde anında düşeceğini tahmin ederek ağzını bu konuda kapalı tuttu.

“Çok iyi olur.” dedikten sonra onu takip etmeye devam etti.

Kağıt işi yapacaklarını söyleyince memnun olmasa da sorun yoktu. Tüm evrak işlerini kilitleyecek birini bulana kadar, üstelik kendi departmanına geçene kadar ayak işlerini yapmaya razıydı. İşin sonunda kimsenin hayal bile edemeyeceği tehlikelere girmek vardı ne de olsa. Birkaç kağıt onu hayalinden ayıramazdı. Emma’yı takip ederken aklında geleceğinin ne kadar parlak olacağı vardı. Yemek aklındaki son şeydi. Yine de aynı dik duruşla ve heyecanlı gözlerle onu takip ederken aklındakileri sadece kendisi biliyordu. Zira bir başkası bilseydi ya fazla kibirli olduğunu ya da hayalperest olduğunu düşünürdü. Luna ikisi de değildi fakat aynı zamanda öyleydi. Bunun onu nereye götüreceğini ise yalnızca Merlin bilirdi.
« Son Düzenleme: 07 Ekim, 2022 20:26:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Luna White »