[justify]En sonunda adının Andy olduğunu öğrendiği çocuğu süzerken Cornelia rahatsızlık hissetti. Önyargılı davranmış olmanın verdiği bir huzursuzluktu daha çok. Masumiyetin temsili olan çocukları ne hakla kullanırlardı? Bunu yapanların kökleri kurutulmalıydı. Çenesini sıktı. Elinden geleni ardına koymayacaktı. Seth’e davasında yardım edecek, her göreve katılacak ve hatta… Anlık bir karar vermek istemiyordu, ancak, uzun bir süredir hissetmediği bir sıcaklık hissetmişti kalbinde. Ve bu kiliseden sorgulamak için aldıkları bir çocuk sayesindeydi. Ona kafir diyen, kahpe diyen… Din ile zihni bulandırılmış olan bir çocuk sayesinde… Çenesini serbest bıraktı burnundan nefes alarak.
Kötü davranıldığının farkında en azından, diye iç geçirdi kadın. Sopa ve falaka mı? Ve büyülü olanlar mı iblis oluyorlardı? Tezatlık sarıyordu her tarafı.
“Demek zorlayarak içinde barındırdığınız gücü ortaya çıkarıyorlar.” Mırıldandı kendi kendine Cornelia. Ne gücü peki? Daha net bulgular lazımdı. Böler gibi olmaması için “Lütfen, devam et.” dedi. Andy’nin verdiği bilgiler doğrultusunda melekler ile eşleştirebileceği tek tük şey vardı. Tılsım, lanet, biçim değiştirme ve iksir gibi alanlar… Doğruluğu tartışılabilirdi ama aklına başka bir şey gelmiyordu. Mümkün olup olmadığını sorgularken ardından işittikleriyle bir nebze daha doğru yolda ilerlediğine inanmaya başlamıştı Cornelia. Çocuğu izlemeye devam ediyordu. Elini havaya kaldırdığında Cornelia’nın da kaşları kalktı. Ne yapmaya çalışıyordu? Ürpermişti kadın. Terörü çocuğun davranışlarında sezebiliyordu, korkudan çok. Bakışları ise tam tersini söylüyordu. Zayıflığı bir pelerin gibi üzerinde asılıydı Andy’nin.
Cornelia’nın ona kötü davranma isteği olmamıştı denilemez. Hep bir anlık gaflet. Kendine kızdığı nokta buydu. Kimin ne şekilde ne ile uğraştığını veyahut kimlerle baş ettiğini bilmediği bir hikâyede korumacı ve tedbirli olmaya çalışmıştı sadece. Yine de kendi deneyimlerinden yola çıkarak baştan beri böyle davranmaması gerektiğini bilmesi gerekirdi. Öfkesini hapsetti zihnine. Aklından geçirmiş olsa dahi ona kötü davranamazdı. Çocuğun yüzüne batırdığı tırnaklarına çevirdi bakışlarını. Sorduğu soruya ne cevap vereceğini bilmiyordu açıkçası. Mümkün veya değil. Ortada bir inanç yoktu Cornelia için. Çocuk kırıntılarla oyalanırken aklından geçenler artık şekil almaya başlıyordu.
Neredeydi bez bebeği? Kiliseden getirildi mi emin değildi. Görmek istiyordu çocuğun neler yapabileceğini. Diğer çalışanlar sorgu için hazırlarken almış olabilirlerdi. Belki bir ara verip Zain ile konuşabilirdi ama Andy’i tek bırakmak istemiyordu. Hele de lanet konusunu açtığında. Korkusunu paylaştığında gözünde bir buğulanma oluştu Cornelia’nın. Sahiden mi? İnanması güçtü. Etinde kesikler hissediyordu sanki.
“Mucizelerle donatılmışlara sunulan bir lanet. Ne kadar doğru olabilir?” dedi neredeyse fısıltıyla. Kontrol edilmesi gereken bir sürü kaynak vardı. Çocuğun dibine kadar çektiği sandalyede ona doğru döndü.
“Sana yalan söylemeyeceğim, Andy. Cennet ve cehennem. Üstüne düşündüğüm yerler değil. Hiçbir zaman olmadı. Ama Araf hakkında bir şey bilirim, o arada kalmışlığı ve korkuyu…” dedikten sonra işaret parmağını alnına nazik bir tutumla götürdü çocuğun.
“Araf… Burası. Asıl araf kafanın içinde. Ne gidebilirsin ne kalabilirsin. Ne cesaret edebilirsin ne de korkmaya hakkın vardır. Korkuyorsun sen. Güzel. Kimileri korkmaktan dahi acizdir. İşte, senin tutunman gereken tek şey bu. Yönlendirmen gereken tek hissiyatın. Ve, aynı zamanda düşünmemen gerek tek şey de bu.” Elini çekti. Yapacağı şey bir Bakanlık çalışanı için pervasızca bir hareket olabilirdi. Kime ne? Buradan çıkamazdı her halükârda. Çıkmaya kalkarsa da Cornelia onu asla bırakmazdı. Sandalyeye önlem amaçlı belinden bağlanmış çocuğun kalın ipini çözmeye başladı. Çocuğu korkutmamak için asasını hiç ortaya çıkartmamıştı. İpi çözeceğim derken tırnağı kırılınca ufak bir sızlanma yaşamanın ardından söküp fırlattı bütün ipleri. Çocuğun yorgunluğu her halinden belliydi. Soluklanma ihtiyacını gidermesini beklerken konuşmaya devam edecekti.
“Endişelenme.” dedi yapacağı hareketten önce uyarı bağlamında. Kollarını uzatıp sıkıca sarıldı çocuğa. Çocuğun buna ne kadar ihtiyacı olduğu bilinmez ama Cornelia’nın mutlaka vardı. “Kimse sana dokunamaz. Ölmene izin vermem. Gerçek veya değil, bunun üstesinden birlikte gelebiliriz.” Diyordu çocuğa duygularını ne kadar geçirebildiğinden emin olamayarak. Geriye çekildi yüzünde sıcak bir tebessüm ile.
“Seninle çıkarsız bir anlaşma yapacağız Andy. Biraz daha konuşacağız. Sana güveniyorum. Konuşmamız bittikten sonra benimle birlikte gelmeni isteyeceğim senden. Hemen karar vermek zorunda değilsin. Hiç zarar göremeyeceğin bir yere götüreceğim seni. Önce konuşalım.” diyerek açık kapı bıraktı. Eğer kabul ederse Das’ın ve Blaze’in cinnet geçireceğini biliyordu. Ama Andy’e de düşüncelerinin değişebileceği bir çevre lazımdı. Çok belli etmeseler de sevgi doluydular, Andy’i seveceklerinden emindi kadın. Bakanlık için sorun yaratabilirdi ama Seth ile bir şeyler ayarlayabilirlerdi.
“Hiç bez bebeğinin bizim asamıza denk geldiğini düşündün mü? Mucize dedikleri şey sizin büyü yapabilmeniz olabilir mi?” Aklındaki sorulardan hangisine öncelik vereceğini kestiremiyordu Cornelia.
“Bizi büyüsüz kılmak için söylediğiniz o sözler… Onun da bir büyü olma ihtimali yok mu sence?” diyerek çocuğu sorgulamaya itiyordu doğrudan bir kanı ortaya koymaktansa.
“Engizitörleriniz ya da vücut bulduğunu söylediğin herhangi bir kişi… Onlarla tanışmayı çok isterim. Nerede bunlar? Kiliseye uğruyor olmalılar ama belli ki asıl merkezleri değil.” Ayin yapmak, vaaz vermek dışında asıl planlamaların yürütüldüğü başka bir yer olmalıydı, lakin bir çocuk bilebilir miydi? Andy yaşıtlarına göre beyni bulandırılmış olsa da gözlemci olabilecek bir tipe benziyordu. Kulağı kesik olma ihtimalini değerlendiriyordu.
“O gece, kilisenin bodrumunda ne yapmaya çalışıyorlardı? Gök neredeyse yarılmıştı. Sarsıntıyı da biliyorsun. Herkes hissetti. Bir şey duydun mu önceden? Bilgin var mıydı? Bunları benimle paylaşman önemli. Burada sen ve ben varız artık. Ayrıştırma yapmıyorum aramızda.”Yaşama hakkına inanıyordu Cornelia. Dünyası dine göre veya doldurulma bilgilerle ikiye ayrılmıyordu. Bir cadı avcısının ateşine karşılık su ile yıkıma karşı ön safhalarda durabilirdi. Çocuğu koruyabilirdi. Ona güvenmesini ve tamamen açılmasını istiyordu.[/justify]
Hadi bir mühürler hakkında ipucu zarı...
This dice roll has been tampered with!Yetenek 1d10 : 6, total 6
Destek 1d10 : 10, total 10
Talih 1d10 : 10, total 10