Karakterin Adı ve Soyadı: Ecthelion Strange
Karakterin Yaşı: 90
Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Umursamaz Ecthelion'u anlatabilecek en iyi kelimedir. En kötü durumlarda bile ‘her şey olacağına varır.’ kafasındadır. Sinirlendiğinde bile duruma gülebilecek, sarkastik bir espri yapabilecek kadar sakin kalır. Tabii bu sinirlendiği insana zarar vermesini engellemez ve böyle durumlarda arkadaş, dost yada başka bir şeyi gözü pek görmez. Ama sinirlendirmek zordur, genelde neşeli bir halde dolaşır etrafta. Kendi kendine olabildiğince normal bir hayat yaşayacağını söz vermesine rağmen, sıkıldığı zamanlarda kendini tutamayıp sinsilik peşinde koşabilir, kenara köşeye bir kaç ufak büyü karalayabilir. Dediği şeyleri çabuk anlamayan insanlardan pek haz etmez, istediği şeyleri yapmaktan tereddüt eden yada başarısızlığa uğrayanlardan da. Bunun yanında kendisine tehlike oluşturabileceklerini bilmesine rağmen kendisi gibi sinsi, zeki ve meraklı insanlardan hoşlanır.
Karakterin Kısaca Geçmişi: Ecthelion'un hikayesi aslında başka bir adam ile başladı. Bu adam iki muggledan doğmaydı, en azından bilinen buydu. On dokuz yaşına gelene kadar bu adamda büyünün en ufak bir kırıntısı bile görünmemişti, ancak bir nedenden dolayı küçüklüğünden beri büyüye, ruhani konulara ve dinlere inanılmaz derecede takıktı. Sonunda on dokuz yaşına geldiğinde bir satanist kilisesine katılıp ismini yüceltti. Satanic Bibel’da ki büyülerden bazılarının cidden kendisi tarafından yapıldığını fark ettiğinde bu konu üstünde iyice kafayı yedi ve on yılını zamanın farklı cadıları, şamanlar, vodoo, nekromansi… bulabildiği gerçek yada değil her çeşit büyüyü araştırmakla geçirdi, sonunda da büyücüler dünyasına girebildi. Kırklı yaşlarına geldiğinde kendini tamamen en güçlü büyü tipi olduğunu düşündüğü kara büyüye adamıştı. Ellilerinin başında bir cult kurmak için kollarını sıvamış, kendi yarattığı büyüleri hayata geçirebilecek hale gelmişti. Büyüce dünyada da kara rahip olarak adını duyurmaya başlamış,bakanlıkta akıl hocası görevini üstlenip müsteşar olmuştu. Culta kendisi ile aynı düşünen az sayıda büyücü ve cadıyı çekebilmiştir. Altmışlarının başında ise bir anda tamamen fikir değiştirip cultu küçülttü ve arkadaşı Morwen’in öldürülmesinin ardından bir araştırma gezisine gideceğini söyleyerek yirmi yıl ortadan kayboldu.
İstediğiniz Meslek: Bakanlık eski müsteşarı - Emekli
Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
Büyü Yatkınlıkları
Lanet Gücü: 20
Tılsım Gücü:20
İksir Gücü: 7
Biçim Değiştirme Gücü:0
Örnek Rol oyunu:
[spoiler]Gece yarısına az bir zaman kala Bükreş’in çevresine sürekli hakim olan sis, sanki vardiyası bitmiş bir asker gibi yerini koyu renkli yağmur bulutlarına bırakmıştı. Şehrin çoğunluğunu oluşturan ve dağ eteklerini kaplayan taş yapıların ve ahşap evlerin yağmurdan ıslanmış yüzeyleri sık sık düşen yıldırımların ışığı ile aydınlatıyor, camlardan içeri girip yataklarında kıvrılmış küçük çocukların ve bazı yetişkinlerin odada anlık beliren gölgelerden dolayı ürpermesine neden oluyordu. Bu sırada çocuklardan çoğunun gölgeleri ona benzeterek titrediği şekil, öğrencisini, bir kaç arkadaşını ve uzun senelerdir biriktirdiği eşyalarını alabilecek mütevazı büyüklükteki evinde hala ayaktaydı. Evinin altında, çalışma odasına dönüştürdüğü bodrumunda, üstüne çalışmalarını yaydığı masanın önünde dikiliyordu adam. Yetişkinler onu ne zaman görse haç çıkarmalarına, çocuklarına ona yaklaşmamalarını söylemelerine rağmen, o bir adamdı. O bir hiçti. Seneler geçtikçe, vücudu bunu kendisine acımasızca bildirdikce, her yağmur yağışında romatizmaları daha da arttıkça bunu istemeyerek, sinirlenerek kabulleniyordu Ecthelion. Normalde sinsi bir ışıltı ile parlayan sarı gözleri şimdi önünde serili olan çalışmalarını içeren parşömenlere neredeyse boş bir şekilde bakıyordu. Dışarıda yeni bir gök gürültüsü çatılara çarpan su damlalarının sesleri yetmiyormuş gibi yağmurun devam ettiğini bildirircesine patlayınca uykusundan uyanmış bir heykel edasıyla uzanıp önünde duran parşömenlerden birini yere attı. Hiç bir değeri yoktu. Birinin kanını damarlarında kaynatabilir, ölmüş bir insanı bir kaç dakikalığına da olsa geri getirebilirdi ama hepsi boştu. Hiç birinin yararı yoktu. Hiç biri yaşlanmasını, boş geçmiş hayatının sonunda toprağın altında çürüyerek yok olmasını engelleyemiyordu. Kafasını kaldırıp masasının arkasındaki sandalyenin gerisinde, mum ışığında neredeyse parlayan aynaya baktı. Kafası son yedi senedir bembeyazdı, saçlarının beyazlamaya başladığını fark ettiğinde kabullenmek istememiş, bunu en sonunda nefsine kabul ettirmişti. Sarı gözlerinin yanları sırıtmaktan kaz ayakları kazanmış, kaşlarının ortası kırışmış, dudaklarının yanlarındaki, burnuna doğru giden çizgiler belirginleşmişti. Kilosu normal olmasına rağmen boyun derisi sarkmış, ona ikinci bir çene verme yoluna gider olmuştu, boynunun aşağısına inen beyaz ve uzun sakalı bile bunu saklayamıyordu. Bakışları yer yer odaklanmaktansa tümden yüzüne bakınca, aynadaki adamın yüzündeki tiksinmeyi gördü ve sinirlenerek gözlerini bir kez daha masaya indirdi seksenlerini neredeyse bitirmek üzeri olan yaşlı adam.[/spoiler]