17 Nisan, 2026 10:07:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Kristal Şişeden Boşalan Hatıralar  (Okunma sayısı 44 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Persephone Eloise Somnia

  • Şifacı
  • 2. Seviye
  • İleti: 4
  • 846 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Persephone Eloise Somnia
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Işık
  • Meslek: St. Mungo - Şifacı
  • Cemiyet: Amaterasu Büyücüler Sendikası
  • Biçim Değiştirme Gücü: 14
  • Lanet Gücü: 5
  • Tılsım Gücü: 5
  • İksir Kabiliyeti: 9
  • Özel Yetenek: Zihinbend, Seviye 1
Kristal Şişeden Boşalan Hatıralar
« : 21 Ağustos, 2022 16:27:27 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Balo salonunun pencereleri gösterişli perdelerle sıkıca kapatılmış olsa da donmuş camlar soğuk havayı bir esintiyle içeri sokuyor, yumurta kırığı rengindeki işlemeli kumaşı dalgalandırıyordu. Yüzlerce mumun ışığında aydınlatılan odadaki ışık kaynağı esintiyle dans edip duruyor, orkestra ekibinin, ev sahibinin oturduğu koltuğun ve bütün gereksiz detayların gölgelerini canavarlaştırıyordu; krem rengi duvarlar boyunca yükselip alçalan, salonun ortasında dans eden insanlarla benzer bir ritim izleyen karanlık her esintiyle küçülüyor, kaynağına doğru geriliyordu. Salondaki misafirlerse bu gölge oyunundan tamamen habersiz, memnun gülümsemeler ve birbirine nazikçe dokunan eldivenli ellerden ibaret boş bir sürü gibi, karanlık köşelerin uzağında dans ediyordu.

Koyu kıvırcık saçları omuzlarına dökülen bir kadın eşlikçisi olarak orada bulunan babasına ölçüsü tamamen kaçmış bir kahkahayla sarsılarak bakıyordu; bir salon dolusu genç kızın arasından sıyrılacak güzel değildi, ortalama bir çehreyle diğerlerinden daha özel olmayan tavırlarını gizleyebilecek tek özelliği (ki söz konusu tavırları vasat bile sayılabilirdi) ona bakıp gözlerini yakalayabilecek kadar şanslı olanların içine işleyen soluk mavi bakışlarıydı. O genç yaşına rağmen çok şey görüp geçirmiş gibi yorgun bakıyordu, kahkahasının doruğunda bile kendini savunmasız bırakamayacak kadar ürkekti hareketleri. Gecenin ilerleyen vakitlerinde gözünün takılacağı genç bir adam tarafından izlendiğinin farkında değildi. Ama komiktir ya, genç adam da bir başka kadın tarafından izlendiğini anlayamıyordu. Anlaması mümkün değildi zaten.

Gözlerindeki yorgunluk yerini kasvetli bir ruhsuzluğa bırakmış kadın söz konusu adamı ilk gördüğünde dolan gözlerini silmek için uzanmış, kalkan eli kısa bir süre sonra hüzünle canlanan gülüşünü kapatmak için ağzına kapanmıştı, komikti, onu kimsenin göremeyeceğini bilmesine rağmen bu alışkanlığa engel olamıyordu. İzlemekle yetinmek için kendini zorluyormuş gibi bir hali vardı.

"Cüretimi maruz görürseniz hanımefendi, sizi dansa kaldırmak isterim."

Persephone bir süredir onu izlediğini fark ettiği bu genç adamın teklifini şaşkın bir kekeleme ve zorlukla çıkan bir "Ee, t-tabii..." ile kabul etti, ona uzatılan eli tutarken gözle görülür bir şekilde titreyen parmaklarının rahatlaması için içinden dua etti. İkili çiftler denizinde yerini alırken birbirleriyle hala tek bir kelime bile konuşmamışlardı, karşısındakinin de onunla konuşmaktan en az kendisi kadar çekindiğini gören kızın suratı saf şaşkınlıkla aydınlandı. Belki de benim kolay lokma olduğumu varsaydı diye düşündü acı acı. Akşamın başından beri bir köşede dikiliyor... Benim dışında kimsenin onu kabul etmeyeceğini düşünüyor olmalı.

O kendine böyle düşüncelerle işkence ededursun, birkaç yaş büyük ve ona tam bir aptal olduğunu söyleme becerisi olduğunu dileyen hali köşesinden ayrılmış, onları daha iyi görmek için salonun ortasına gelmişti. İçinden geçip giden dans eden figürlere bir an bile dönmeden, gözünü kırpmadan izliyordu gençliklerinin baharındaki ikiliyi. Tek bir damla gözyaşının yanaklarından süzülmeye başlamasıyla genç adamın onu ilk gördüğü andan beri gözlerini ondan ayıramadığını ilan etmesi bir oldu; hemen ardından anı karanlık bir bulutla dağıldı ve Persephone kendini düşünselinin önüne çökmüş, ağlar halde buldu.

Çevrimdışı Persephone Eloise Somnia

  • Şifacı
  • 2. Seviye
  • İleti: 4
  • 846 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Persephone Eloise Somnia
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Işık
  • Meslek: St. Mungo - Şifacı
  • Cemiyet: Amaterasu Büyücüler Sendikası
  • Biçim Değiştirme Gücü: 14
  • Lanet Gücü: 5
  • Tılsım Gücü: 5
  • İksir Kabiliyeti: 9
  • Özel Yetenek: Zihinbend, Seviye 1
Ynt: Kristal Şişeden Boşalan Hatıralar
« Yanıtla #1 : 23 Ağustos, 2022 23:21:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Persephone'un evi son derece dağınıktı ve genç kadın, bahsi geçtiğinde ettiği sözsüz itirazların aksine, bununla gurur duymuyordu. Birkaç yıl önce gerçekleşen depremden sonra yer yer çatlamış, satın alabileceği bir fiyata ancak o şekilde inmişti gösterişsiz evi; beyaz duvarlar yer kabarmış, yer yer kararmış, böceklenmişti. O bunu dert etmiyordu. Elini koyduğunda (daha doğrusu evin ne durumda olduğunun farkında değilken koyma hatasına düştüğünde) dokunuşunun altında çatırdayan duvar tuhaf bir rahatlama hissi veriyor, her bir köşesi kararmış, fayansları arasındaki çizgiler bir virüs taşıyormuşçasına zeminin geri kalanına taşmış banyosunu kullanırken yerden yayılan hastalıklı kokuyu duymuyor, üzerine basmamak için özel bir emek sarf etmediği küçük böceklerin koşuşunu rahatlıkla görmezden geliyordu. Ne zaman bir misafir ağırlasa (ki şansına bu durum nadiren yaşanıyordu) ona o evde nasıl yaşadığı sorulurdu ve o cevaben her seferinde omuz silkerdi. Önemsiz detaylarla uğraşmasına gerek yoktu; başının üzerinde (yağmur yağdığında su damlatan) bir çatısı, (zaman zaman aniden su yerine çamur akıtan) muslukları ve (üzerine yattığında gıcırdayan) bir yatağı vardı. Ne var ki, bütün o tuhaflıklar bir yana, koridorun sonundaki saati kimse anlamlandıramazdı.

Saat yeni yapılmış gibiydi; evdeki diğer her şeyin aksine ahşabı cilalanmış, parlıyor; işçiliği basit eşyaların arasında son derece ters, yabancı duruyordu. Kahverenginin çok soğuk bir tonlamasıyla yeniden boyanmıştı; kimin tasarladığı, kime ait olduğu anlaşılmıyordu. Romen rakamlarını işaret eden akrep ve yelkovanı hareket etmiyordu. Evet, saat daha yeni cilalanmış gibi düzgün, camı tozsuz, hatları belirgin ve gotikti; ancak çalışmıyordu ve belirsiz, uzatan gelen tik tak'ları boş bir melodiden başka bir şey değildi. Açılan kapaktan yorgunlukla alakası olmayan bir güçlükle çıkan Persephone koridorda ilerlemeye başlamadan önce asasıyla bir kere daha vurdu. Görünüşte hiçbir şey değişmedi.

O saati koridora yerleştirdiğinde Persephone'un babası yeni ölmüştü ve genç kız günler süren kabus ataklarının ardından alt komşusunun çığlık şikayetlerine dayanamadığına kanaat getirmiş, ufak bir isyanın ardından ona miras kalan paranın gözle görülür bir eksilme yaşamasına göz yumarak kendini nedenini araştırmaya adamıştı. Herhangi bir sonuç bulacağını düşünmüyordu, aksine, tam bir vakit kaybı olduğuna emindi. Kitaplar hiçbir derde deva olamazdı ancak diğer seçenek (gerçek bir deva aramak) ona göre son derece gurur yaralayıcıydı, zira gerçek bir sorunu olmadığını düşünmekten vazgeçmemişti. Kendi çözümünü bulmak, düzelmeyi hak etmek anlamına geliyordu çarpık dünyasında. Bu düşüncelerle Diagon Yolu'nun, kısa süre sonra da kaçınılmaz olarak Knockturn Yolu'nun altını üstüne getirdi. Zihni üzerinde hiçbir kontrolü yoktu, uyuduktan sonra normal bir rüya görecek gibi bile olsa kısa süre içinde çarpık bir anıya dönüşüyor, onu gözyaşı içinde uyanmaya, zaman zaman ağzını yastıkla kapatmayı akıl edemeden (alt komşusunu kızdıran da buydu) çığlık atmaya mecbur bırakıyordu.

Kendini olumlamalara adaması ve durup çiçekleri koklamayı unutmaması gerektiğini söyleyen saçmalıkları bitirip bir kenara attıktan sonra antik rünler, banyo fayansını cennetten çıkma bir el işi gibi gösterecek tozlu kitaplar çıkmıştı karşısına; sonunda dişe dokunur bir şey bulduğu düşüncesiyle okumaya, kendini içinde kıvranıp duran ve zincirlerinden kurtulmaya yer arayan parçasına teslim etmeye başlamıştı. Bunlar tehlikeli kitaplardı; akıl çelici sonuçları olan ritüeller ve hiçbir ölümlünün karşı çıkmayı göze alamayacağı şeyler vaat eden büyüler barındırıyorlardı; Persephone okudukça bu karanlık dünyanın içine çekiliyor, kendini kaptırıp gidiyordu.

Bu kitapları satın alırken ipin ucunu kaçırdığı, kendini lekeli, lanetli sayfalarından güçlükle ayırdığı bir gün yolculuk yapmıştı Godric's Hollow'a; bütün güdüleri daha fazlasını istiyordu büyücülerin köyüne adım attığında; daha fazla okumak, daha fazla öğrenmek, daha fazlasını denemek. Son Dans dükkanındaki duvar saatini görene kadardı tabii bunların hepsi; her nasılsa ilk bakışta büyülenmiş ve almaya karar vermişti elle yapıldığı belli olan saati. Çıktıktan sonra eski sahibine dair bütün izleri silmek için onu boyatmış, cilalatmış, her baktığında aklına gelen hatıradan kurtulmak için uğraşmıştı. Başarılı olmuştu da, evinin en ücra köşesine yerleştirdiği saat yeni yapılmış gibi çalışıyor, normal görünümünün ardında sakladığı sırlara dair bir ipucu vermiyordu. Açtığı büyüsel hasar akrep ve yelkovanın durmasına ve ne kadar uğraşırsa uğraşsın tekrar hareket etmemesine sebep olana kadar ondan şüphelenen bile olmamıştı, ne var ki olağanüstü bir aksesuar olan saati içindeki garipliklere ancak iki buçuk hafta dayanabilmişti.

Kapağı açıldığında altı yaşında bir çocuğun anca sığabileceği bir boşlukla karşılaştığında Persephone onu o şekilde bırakamayacağına karar vermişti; babasını terk etmeden önce oldukça şüpheli bir hayat süren annesinin bıraktığı mirasını da eski evlerinden çıkararak oraya taşımış, haftalar boyunca evden çıkmamasına ve komşusunun ölüp ölmediğini kontrol etmek için ziyaret etmesine sebep olacak uğraşlarına başlamıştı.

Tamamlanmış odanın duvarları kanla yazılmışa benzeyen antik rünler ve lanetlerin tarifleriyle doluydu; raflar boyunca uzanan karanlık kitaplar uzamaya devam eden odanın geri kalanını gizleyen uzun bir kitaplığa yerleştirilmişti. Gümüş bir düşünseli duvarları raflarla oluşturulmuş bir başka odacıktaydı. Ancak bu raflar kitaplarla değil anılarla doluydu; parlak ve solgun, acılı ve neşeli anılar dizilmiş, kategorileşmişti. Persephone'un karanlık sırları bu anıların içinde gizlenmişti işte; her gece ona işkence eden her şey ele geçirip yok edebileceği kapsüllere konulmuştu. Bir kere kapandıktan sonra kristal şişelere dökülen gerçeklerin renkleri solar, izleri silinirdi; sahipleri bile bunca acının varlığını bastırana, onları unutana değin solmaya devam ederlerdi.