"İksir kitabım mı? Sahiden mi, hala..." Fransa'nın kasvetli atmosferinin altında geçmişten gelen ılık bir rüzgarın kalblerine dokunmasıyla şimdinin iki arkadaşın, geçmişin ise anılarında derin izler bırakan iki sihirbazının yüzlerinde tebessümler birbiri ardına sıralanıyordu. Kaç zaman geçtiğine dair bir an tereddüt yaşayan Fëanor, buraya gelmenin kendisine ilk kez iyi gelmesine karşın ruhundan bedeninin tüm hücrelerine yayılan sıcaklığı anlamlandıramıyordu. Yoksa hissediyor muydu? Sonsuzluğun karmaşık ama bir o kadar da huzurlu diyarına kendisini bırakan genç cadının kabrinde dizleri üzerinde çökmüş halde bulunan soluk tenli genç adamın gözlerinden dökülen birkaç damla acının gölgesinde, Kaithlyn'in sözlerindeki şaşkınlıkla karışık olayları anlamdırmaya çalışan sözlerin zihnine çarpamasıyla, kendisini toparlayan genç adam mezar taşının soğuk yüzeyine sağ elini koyarak yutkundu. "Bana anlam vermeye çalıyorsun değil mi Violeta? Sade..., sadece ben..."
Sözler ne anlatabilirdi ki sonsuzluğun karşısında? Kelimeler bile tanımı tam yapılamayan tek bir kelimeye hapsetmişken onu! Fëanor ise sadece kalbindeki duyguların lügatta olan karşılıkları ile konuşmayı biliyordu. Biraz önce Black malikanesinin korunaklı duvarları içinde önündeki sehbadaki fincandan birkaç yudum tat alırken, şimdi ise düşüncelerinden çok uzakta olan bir gerçeklikte anılarının en acısını tekrar tazeliyordu. Bu sefer diğer seferlerinden farklı! Ruhundan bedenine yüklenen ağır bir acının gölgesinde azade, eski bir potrenin içinde hissediyordu kendisini. Tüm karanlığın içinde sadece güzel olan ne varsa kalbinde hissediyordu.
Biraz önce dudaklarından dökülen yarım kalmışlığın karşısında kendisinden gelecek bir açıklama bekleyen genç cadının yüzüne çevirmişti bedenini Fëanor. Dizlerinin üzerine çöktüğü yerden yine Nora'dan güç alarak ayağa kalktığında, hiçbir söz söylemeden Kaithlyn'in narin bedenini kucaklamıştı. Kaithlyn'e sarıldığında kasvetli olan havanın ardından gözyaşlarını gizlemek için Kaithlyn ile gizli bir ittifak yapan bulutların, üzerlerine ince yağmur tanelerini bırakması bir olmuştu. Kaithlyn ise ıslanan bedeninin ardından açığa vurmaktan son derece tenzi ettiği duygularını yağmurun gizeminden yararlanarak gözlerinden dışarıya doğru sessizce akıtıyordu. Neye uğradığına anlam veremediğini düşündüğünü sanan Fëanor, genç cadının bedeninden nazikçe kendi bedenini geriye doğru çektiğinde, gözlerini Nora'nın kabrine mühürledi ve sessizce birkaç dakika bekledi. Sessizliğin ardından kendisinden cevap bekleyen genç cadıya doğru tekrar döndüğüde, "Keşke o kitaptaki iksirlerden biri ölümsüzlüğün sırrını bize verseydi. Biliyorum, ölüm olması gereken bir durum. Sonun bittiği yerde, başka bir bilinmezlikte yeni bir anılar defterinin önsözü gibi ÖLÜM!" diyerek cübbesinin içinden asasını çıkardı ve bulundukları ortamın yağmurdan arınmasını sağlandı. "Nora benim için en değerli hazine olarak hep burada kalacak Kaithlyn. Ama artık gizlenmek ve kaçmak istemiyorum. İyi ki sen geldin! İyi ki Hannah geri geldi! Sizleri çok aramadığım veya çok samimi olamadığımız doğru! Ancak devam edebilmem için sizlere ihtiyacım varmış. Tek başıma olmaktan yoruldum. Yeni bir başlangıç yapmak için bende yeni bir anılar defterinin önsözünü yazıyorum burada Kaithlyn. Senin buna şahit olmanı istedim sadece!"
Söylemek, içinden geçenleri sesli olarak dışarıya vurmak iyi gelmişti. Zira kendisini uzun zamandır hissetmediği kadar hafif ve devam edebilmek için güçlü hissediyordu. Hannah ile huzuru uzun zaman sonra tüm hücrelerinde hissettiğinde anlamıştı. Lakin, geçmişten gelen dostça bir anının sadeliğinde ve güveninde ise bunu kesin kez hissetmişti. Kaybettiği tüm güzel gelecek anılarını bir daha elde edemeyeceğini düşürken, bir kez daha kalbi aşka atmaya başlamıştı. Kendisine itiraf etmekten korktuğu duygunun gölgesinden sıyrılarak ilk kez Elisa'nın sonsuzluğunda yeni bir sonun başlagıncına başlamıştı. Bu sefer yanında şahit olabilecek güvenli bir sayfanın güzel anılarından birini yanına alarak... "Beni bunca yıl sonra böyle görmeni istemezdim Kaithlyn. Lakin, senden başka, buraya kimseyle gelemezdim." Az önceninde, anıları arasına girmesine izin veren Fëanor, kendisini toplamayı başarmıştı. Herkesin görmek istediği ve soğukkanlı görünen bir mizaca tekrar bürünerek, hafifice öksürdü ve tüm duygularını kontrol altına alarak Kaithlyn'e gözlerine gözlerini mühürledi. "Sana bi şey itiraf etmek gerekli Kaithlyn! Malikaneyi yeniden yapılandırırken senin ismin önüme gelince az kalsın red ediyordum. Zira Nora'yı tekrar hatırlamanın bana acı vereceğini ve seni her gördüğümde tekrar aynı duyguları yaşayacağımdan korkuyordum. Lakin son anda profesyonel davranmam gerektiğini düşündüm ve duygularımın sana karşı büyük bir haksızlık olacağını kendime itiraf ederek senin yanımda olmanı onayladım. Ancak, malikaneye ilk geldiğinde... yani seni gördüğüm an iyikilerim arasına girdim. Geçmişten gelen güzel anılara ihtiyacım varmış. Ama sağ kolum olmanın tamamen seninle alakası var. Zira yeteneklerini görmezden gelemeyiz. Sana bir şey sormak istiyorum Kaithlyn, benimle tekrar dost olmak ister misin? ve yeni başlangıçlarda yanımda olur musun?"