17 Nisan, 2026 09:09:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: [Polonya] Mektup Geliyor  (Okunma sayısı 32 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Luna White

  • Bakanlık Çalışanı
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Luna White
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Baş Lanet Kırıcı, Gizem Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 5
  • Özel Yetenek: Cadı Görüşü, Seviye 2
[Polonya] Mektup Geliyor
« : 23 Temmuz, 2022 01:07:48 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Küçük Luna her zamanki gibi sofraya en geç indiği için tüm ailenin bakışlarının üzerinde olduğunu görmüştü. Her zamanki şirin gülümsemesiyle merdivenlerden sekerek inerken ağabeyinin sesini duydu.

"Dikkat et, Luna! Düşeceksin."

Ağabeyinin endişeli sesinin aksine Luna'nın yüzünde güller açıyordu. Merdivenleri inip sofraya yaklaştı. Ağabeyinin boynuna sıkıca sarıldı.

"Düşersem beni yakalamaz mısın ağabeylerin en tatlısı?"

Sesi puding gibi tatlı ve yumuşaktı. Ağabeyi kıkırdayıp onun omzuna dolanmış ellerini tuttu. White ailesinin de alışkın olduğu bu manzarayı izlerken bıyık altından güldüğünü görmek mümkündü.

"Elbette, küçük baş belası. Seni her koşulda korurum."

Ağabeyinin alışıldık cevabına karşılık yanağına bir buse kondurarak ödüllendirdi ailedeki en sevdiğini. Ardından onun için ayrılmış sandalyeye, annesinin sağına, oturdu. Ailenin tüm üyeleri toplandığındaysa evin emektar hizmetlisi Kate hanım küçük hanımdan paylaşarak tabakları doldurmaya başladı. Evin küçük beyinin yüzü düşmüş olsa da evin kurallarından biri buydu. Küçük hanım her daim en önemliydi. Bu yazılı olmayan kural ise sadece tek bir kişinin canını sıkıyordu. Larry White, evin 8 yaşındaki, haylazlığıyla ailesinin başını ağrıtmaktan hiç çekinmeyen küçük oğlu.

Larry, ablasına ne kadar bulaşmaya çalışsa da başta büyük ağabeyi Alvin olmak üzere,  ailenin diğer üyeleri tarafından sürekli durduruluyordu. Bu sebeple ona karşı açık bir hamle yapamasa da kendince intikam alıyordu. Bunlar o kadar küçük ölçekliydi ki bahsetmeye bile gerek görmemişti Luna. Ne de olsa küçük kardeşinin oyunbaz olmasını tatlı buluyordu.

“Prensesim, bugün 11 yaşına girdin. Nasıl hissediyorsun?”

Babasının sevgi dolu sesi Luna’nın her seferinde kalbini ısıtıyordu. Güneş gibi parlak gülümsemesini değerli ailesine sundu. Cevabını yalnızca babası değil diğer aile üyeleri de merakla bekliyordu. Gözlerindeki parıltıdan bunu anlamak güç değildi.

“Çok mutluyum. Harika ailemle bir yıl daha geçti.”

Sesindeki neşe o kadar gerçekti ki güneş bile daha sahteydi. Ayaklarının masanın altında keyifle sallarken annesi kızının ipek gibi yumuşak, gümüş renkli saçını sevdi. Ayı andıran saçları ve güneş gibi gülümsemesiyle yalnızca ailesini ve çalışanlarını değil tüm kasabayı büyülüyordu. Dışarı çıktığında yaşıtı çocuklar ağızları açık hayran hayran ona bakıyor. Yetişkinler ise ona tatlılar verip gülmesini sağlamak için aralarında mücadele veriyorlardı. Luna, büyüleyici ve kusursuz bir çocuktu. Yine aynı şekilde müthiş bir yetişkin olacağına da şüphe yoktu.

Annesi kızının saçlarını okşarken babası ve ağabeyi de gözlerinden kalp fışkırırmışçasına onları izliyordu. Derken açık pencereden içeri bir baykuş girdi. Ortamdaki neşe azalmış olsa da bitmemişti. Hepsinin beklediği an sonunda gelmişti. Her ne kadar aşık oldukları kızlarından ve kardeşinden ayrılmak güç olacaksa da Luna’nın geleceği için bu elzemdi.

Luna’nın babası baykuştan mektubu alıp bir süre elinde çevirdi. Luna yıldızlar gibi parlayan gözleriyle babasının elindeki mektuba bakıyordu. Sonunda babası mektubu açıp okumaya başladı.

“Luna White’a…”

Bundan sonrasını bilmek için kahin olmaya lüzum yoktu. Sonunda, diye düşündü Luna. ‘Sonunda Hogwarts’a gidiyorum.





« Son Düzenleme: 23 Temmuz, 2022 01:12:03 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Luna White »