Dünya Ülkeleri > Birleşik Krallık
Ağır Siyah Melek
(1/1)
Ashlin Azhaal Zael:
Odaya girer girmez nefesinin daraldığını hissetti kız, odada havadan daha ağır bir şey vardı, uykudan daha sessiz, küstüm çiçeği kadar hassas lakin bir hortkuluk kadar tehditkar, Tanrı kadar tanıdık ve bir o kadar da meçhul bir şey.
Tüm bunların ortasında yatağında uyuyan kadına baktı; kadının esmer tenine bakıyordu, beyazlarla kirlenmişti şimdi, elleri iki yanına uzanmış, evrendeki her şeye kadir olduğunu düşündüğü parmakları hafifçe bükülmüştü avcuna doğru.
Odadaki o şey sabırsız mı davranıyordu, yoksa iradeyle beklemiş miydi bugüne kadar ?
Parmak ucunda ilerledi kız, uyandırmamak için biricik babaannesini. Yavaşça kendini sandalyeye bıraktı. Sonra yaşlı kadının gözleri açıldı ağır ağır.
"Azhaal?" dedi nefes almakta zorlanarak.
Azhaal cevap vermeden kadının elini tuttu sıkıca.
Konuşmak istemiyordu şimdi odadaki ağırlıktan, beyazın en pis tonundan. Son sözler duymak istemiyordu, nasihat istemiyordu. Belki konuşmazlarsa daha hiç yaşanmamış olurdu bu an ve belki odadaki o ağırlık beklerdi, 'onlar konuşmadı ki' derdi, 'zaman gelmedi daha'. Genç kız da sonsuza dek gözlerine bakardı biricik babaannesinin.
Aynı zamanda konuşmak da istiyordu, gördüğü her şeyi anlatsın istiyordu kesip kırpmadan tüm hayatını. Bilgece benzetmeler yapsın, her olaydan çıkarılacak dersi aldığımdan emin olsun ama aynı zamanda ders almam için anlatmasın bilinmesi için. Belki o zaman odadaki o ağırlık beklerdi; 'Konuşmaları bitmedi ki, zaman gelmedi daha.'
Yaşlı kadın da konuşmadı, yorgunluktan mı yoksa onunla aynı nedenden mi hiç bilmeyecekti Azhaal ancak konuşmak yerine yatağın altından küçük bir defter çıkarıp verdi kıza.
İlk önce deftere sonra kadının yorgun gözlerine baktıktan sonra uzanıp aldı onu. Siyaha yakın bir mor renk olan defterin kapağının, kenarları uzun süre kullanılmaktan yıpranmıştı. Suyla temas ettiğini çıkarmıştı kız yer yer şişen sayfalardan.
İçini açıp sayfalarını çevirmeye başladı, içi bitki resimleri ve açıklamaları iksir tarifleri ve yaratık anatomileriyle doluydu.
"Kulaktan kulağa
Mâderden kıza
Topladım sarı kağıtlara
Sözlerim güzel kızıma
Unutma en meçhul durumda
Gözlerimizdeki hüzün
Mecladaki hüviyetimizdir"
Sayfaları okumayı bırakıp yaşlı kadına baktı Azhaal, son sözleri diye düşündü. Ne olur susma kara melek anlar yoksa.
Sözünü bitirince de anlamını düşünmeye başladı, Babannesinin küçükken anlattığı hikayeyi hatırladı sonra; yaklaşık yüzyıl önce yaşlı kadının büyüdüğü koydeki iki kız kardeşi anlatıyordu hikaye. Fakir bir ailenin çocuğu olan ikiz kızlar hastalıktan mı tanrının bir oyunu mu bilinmez göz bebekleri olmadan doğmuşlardı. Çocukluklarından belli, "Şeytan bunlar" gibi fısıltılarla büyüdüler. Tabi halk fısıldaşmakla kalmayıp günah keçisi ilan etmişlerdi o kızları. Hırsızlık yaparken yakalanan bir genç adam "Şeytan ikizler bunları yapmam için büyü yaptı bana!" diyerek akladı kendini. Kardeşini öldüren bir adam da aynı şeyi söyledi pişkince. Yıllar geçti ve ikizlerin suçlandığı her kötülükle halk daha da sinirlendi, en sonunda kızlar 7 yaşına geldiğinde "Bu kızların içindeki şeytanı bıçakla söküp çıkarmamız lazım" demiş yaşlı bir adam babalarını ikna edip bir gece yarısı annesinden gizli almışlar kızları evden. Kızlar ruhsuz bir şekilde hiç direnmeden gitmiş onlarla.
Büyük bir ateş yakmış erkeklerin kızların boğazlarına sokmuşlar sıcak közlerini, ayaklarıyla ezmişler kemiklerini. gülüşmüşler "Şeytan gitti artık!"
Ertesi gün yakındaki göller kurumuş, tüm yaşlı adamlar yataktan çıkamaz olmuş. İlerleyen zamanlarda erkek çocukları içlerinde hiç büyü olmadan doğarken kız çocukları onların gücünü de almış gibi becerikli ve kuvvetli olmuşlar. Büyü annenin kıza öğrettiği erkeklerden uzak tutulan bir güç olmuştu. Kadınlar üstünlüklerini ilan ederken erkekler gün geçtikçe daha çaresiz bir hale gelmiş. Böyle geçen 40 yılın ardından bir bilge kadın bu lanetin kalkması gerektiğini düşünmüş ve erkeklere 2 tane küçük kız heykeli yapıp onlardan af dilemelerini öğütlemiş, yaptıklarında işe de yaramış. Ancak büyüyle ilgili bilgelikleri sadece kızlarına anlatmaya devam etmiş kadınlar. "Şuanda da vazgeçmediler bu gelenekten" demişti yaşlı kadın Zael'e. "Çık şimdi" dedi kadın, hazırdı, yalnız olmak istiyordu. Zael ayağa kalktı, kadına bakmadan kapının önüne geldi. Bakarsa bir suç işleyecekmiş gibi hissetti son kez sarılırsa okşarsa saçlarını...
Kapıya doğru götürdü elini, üzerine bir gözyaşı damladı bunu yaparken, yavaşça açıp çıktı kapıdan
Navigasyon
[0] Mesajlar
Tam sürüme git