Dünya Ülkeleri > Birleşik Krallık

Oh baby baby it's a wild world

(1/1)

Aldrik Solaris:
[justify] Ev. Aile midir evi ev yapan yoksa içindeki eşyalar mı? Hayır, hayır… Bugün böyle klasik bir konudan bahsetmeyeceğim. Bunun için çok yorgunum ve zihnim de bir o kadar ağır. Depresyonda mıyım? Ben depresyona girmem ki, giremem. Mükemmel bir evim, ağzına kadar dolu bir kasam, herkesin elde etmek isteyeceği bir işim ve alanında tanınan bir ismim var neden depresyona gireyim ki? Hak etmiyorum bunu, bu başkalarına saygısızlık olur. Peki bu gözlerimdeki yorgunluk neden? [/justify]

Aldrik Solaris:
[justify] Gözlerimi açtım. Hala aynı yerde yatıyor, hala aynı yere bakıyordum. Mucizeler gerçek değildi ama ben hala mucizemi bekliyordum. Belki de sadece çocukluktan kalma bir inanç, belki de hala zihnimin içindeki savaşta hayatta kalmayı başarmış küçük bir çocuktu. Küçük bendi. Uyuyordum. Saatlerdir, günlerdir. Ama vücudumdaki yorgunluk azalmak yerine artmaya devam ediyordu. Gözlerim kan çanağına dönmüştü, bedenim sanki içinde bir şey tutmaya çalışırmış gibi çırpınıyordu. Oysaki tek isteği hissizleşmekti. Depresyonda mıyım? Ben depresyona girmem ki, giremem. Peki bu gözlerimdeki yorgunluk neden?

 [/justify]

Aldrik Solaris:
[justify] Gözlerim uykuya bir daha yeniliyordu. Uyumamalıydım. Kalktım. Kendimi Londra’nın karanlık, sessiz sokaklarına attım. Yanımdan iki evsiz geçti. İçip gülüyorlardı. Üstümdeki lüks takım elbisesini süzdüler. Üstümde hala takım elbise vardı. Ne zamandır bunu giyiyordum hiçbir fikrim yoktu. Aslında bugün günlerden ne onu da bilmiyordum. Zaman algımı yitirmiştim. Beni de içmeye davet ettiler. Kafamla nazikçe -şu an ne kadar nazik olabilirsem o şekilde- reddettim. İşte bu bendim. Ne sarhoş olmak için içkiye ihtiyacım vardı ne de kafamın iyi olması için uyuşturucuya. Benim zaten kafam iyiydi.

Çok bir zaman geçmemişti ki görüşümün iyice bulanıklaştığını fark ettim. Günlerdir mideme hiçbir şey girmiyordu. Ellerimse kontrolsüzce titriyordu. Yürümeye devam ettim. Evler, evler ve evler. Her biri büyüsüz ruhlara hizmet ediyordu. Aynı birazdan gireceğim muggle lokantası gibi. Bir kase sıcak çorba istedim. Hemen bitti. Bir tane daha istedim o da çok uzun süre dayanmadı. İki porsiyon biftek aldım. Onlarda aynı sona kavuştular. Ve sonra… Sonra ne olacağını hepimiz çok iyi biliyoruz.
Oradan geldiğim gibi midem boş ayrıldım. Ama sanırım yüzüme hafif bir renk gelmişti. Saçımı elimle hafif düzeltmeye çalıştım. Bu sadece bir çaba olarak kaldı. Ara bir sokağa girdim. Asamı çıkardım. Sağa, sola ve puff. Işınlandım.
 [/justify]

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git