Dünya Ülkeleri > Diğer Dünya Ülkeleri
Belki de son defa!
Darren Shan:
Sorduğu soruların bir kısmının cevabını zaten bilse de ikizinin ağzından bunları duymak için sormuştu fakat Feanor'un verdiği cevaplar ve hareketleri kendisini daha da germeye başlamıştı. Sorduğu sorulara ve yaptığı hareketlere karşılık verse de bunlar pek anlamlı geri dönüşler değildi. Yine de bunu o kadar belli etmemeye çalışıyordu. Onları kurtardım demesiyle buraya gelme sebebini tamamlamış olduğunu da anlamış oldu. Bunun dışında cevap beklerken ayak kendi desteği olmasa yere düşecek haldeydi. Ona bakarken başka şeyler demesini bekliyordu. Cevap beklerken de artık ne yapabileceklerini düşünmeye başlamıştı. Şu ana kadar ikizini bulmaktan başka bir fikri yoktu. Bulduktan sonra ne yapacaklardı. Hava oldukça kararmıştı ama geldiği yolları bildiği için geri anahtarın yanına cisimlenebilirdi. Bu işi kendi yapmalıydı çünkü ikizinin buna pek gücü var gibi durmuyordu. Yine de burada biraz dinlemek isteyebilir diye mağaraya da göz atmıştı içerisi pek rahat gözükmese de yanındaki çantası bu sorunu çözüyordu. İçinde hala bir süre yetecek yiyecek ve gerekli malzemeler vardı. Ancak bunları düşünürken ikizinden bir ses geldiğini ama ne dediğini anlamadı sonra olabilen bütün gücünü vücudunun tamamıyla istediğini anlatmaya çabalar şekilde gitmek istediğini söyledi. Şu an Feanor'un başka bir isteği olmadığını kesin bir şekilde anlamıştı. Onu anladığını belirtmek için bir kaç kez kafasını aşağı yukarı salladıktan sonra ona destek olarak mağaranın çıkışına götürdü. Dışarıya bakıp derince bir nefes alıp bütün odağını buraya geldiği anahtarın olduğu yeri düşünmeye harcadı. Gideceklerinden emin olunca gözlerine kapatıp kendilerini Burkino Faso'nun kuzeyinde olan o alana yola çıkmışlardı.
Fëanor Black:
Zaman geçtikçe ışığının küme küme dağılan kabilelerin kendilerince kurduğu ateş yükseltileri arasından sızıp avuçları arasına dolması ile gülümsedi Feanor. Gecenin karanlığına çevirdi yüzünü. Rüzgarın ürkekçe titrettiği yapraklara bakındı. Ah, şu an için bu sessizlik belki de en ihtiyacı olan andı. Gözlerini sımsıkı kapatıp ruhundaki huzuru hissetmeye çalıştı. Nasıl bir yol izleyeceklerini zihninde canlandırmaya çalışsa da uzun zamandır Burkina Faso’da olmasının getirdiği yön kaybına sahipti. Küçük kardeşinden aldığı destekle yürürken sol elinin parmaklarını birbirinden ayırdı, aradan geçip giden toz tanelerinin tatsız hissine gülümsedi. Yalnız değildi, kimsesiz hiç değildi. Okyanus bakışlarını yanındaki masum büyücüye yöneltti, hazır olduğunu belirtir gibi başını salladı. Vakit kaybetmeden eylemine koyulan ikizi karşısında tek eli ile midesini tuttu. Zira cisimlenme konusuna hala daha o kadar uzaktı ki... Kendine geldiğinde saçlarını ve yukarı doğru kıvrılan soluk kan kırmızısı yeleğini düzeltti. Muzip bakışlarını kardeşine çevirerek aradaki ürkütücü sessizliği delmek istedi, ”Önce bulan birincidiir!” Her ne kadar ikizinin yeni geldiği ve nesneye aşina olduğu su götürmez bir gerçek olsa da ortamı neşelendirmek istedi kendince. Evet, genellikle bu durumlar karşısında yumuşatan taraf Darren olsa da onun hislerini anlayabilecek kadar bağlıydı yürekleri. Bata çıka ilerlediği zeminde belki de çok alakasız denebilecek bir yön olan kuzey batıya doğru koşarak olası anahtar nesnelerine bakındı.
Darren Shan:
İkiziyle birlikte Burkino Faso'nun kuzeyine geldiklerinde kendisi artık cisimlenme konusuna çok alışmıştı fakat ikizi bu işe hala alışamamıştı. Midesini tutan ikizine su vermek için çantasını açtığındaysa Feanor bir yarışa girmiş ve anahtarı bulmak için ileriye doğru koşuyordu. Başlangıçta elinde çantasından çıkardığı su şişesi dururken ikizini garip bir şekilde izledi. Onun amaçsız bir şekilde anahtarı arayışını bir süre izledikten sonra sağ elini havaya kaldırarak '' Feanoooor yanlış tarafa gidiyorsun birinci olmak istiyorsan önce doğru yöne gitmelisin. '' diyerek ikizi gibi kuzeye doğru gitse de kendisi adımlarını doğuya doğru atmaya başladı. Yol boyunca bir süre yürüdüler. Yolun kenarı sanki terkedilmiş gibi duran evlerden oluşsa da buraya geldiğinde evlerde gördüğü insanlar buraların boş olmadığını kanıtlıyordu. Kerpiçten yapılmış sağlı sollu bu ev sırasının sonun geldiklerinde bir iki dakika daha yürüyüp korkuluklarla dolu bir tarlaya geldi. Hangi korkuluğun şapkasının eve dönüş bileti olduğuna anlamaya çalıştı bir süre sonra o korkuluğun dibine duran taşla anladı hangisi olduğunu. Yanına gittiği korkuluğun hasır şapkasına bir süre bakıp arkasını döndü. Feanor arkasından geliyor tarla içinde hareket ederken iyice zorlanıyordu.Korkuluğun yanına geldiğinde biraz nefeslenen ikizini bekleyip '' Hazır mısın? '' diye sordu hala nefes almaya devam ettiğinden kafasıyla onaylayan ikiziyle aynı anda hasır şapkaya dokunduklarında ikisi de şapka ellerinde bir hortuma çekiliyorlardı. Ne kadar cisimlenmeye alışmış olsa da anahtar hala garipsediği bir ulaşım yoluydu. Dünya da bile olduklarına şüphe ettiği bir yerde döne döne gidiyorlardı. Cisimlenmenin anlık gerçekleşmesi alıştıktan sonra karın ağrısı gibi yan etkilerin yok olmasını sağlasa da anahtarın daha uzun süren yolculuğu elde olmadan mide bulantısına sebep oluyordu. Yine de asıl sıkıntısı mide bulantısı değil baş ağrısıydı. Gidilecek yere vardığında başı öyle bir ağrıyor ki beş dakika vücuttaki temel fonksiyonlarının bile çalışmadığını hissediyordu. Ne kadar okuduğu kitaplar bu belirtileri doğrulasa da kendi hissettikleri yazanın bahsettiğinden daha ağır olduğuna emindi. Bu ağrıların üstüne daldığı düşüncelerle anahtarın bitiş zamanlamasını denk getirememiş ve böylece kalenin içine yere çakılmıştı. Bir süre de öylece yukarıyı izleyerek yerde yattı.
Navigasyon
[0] Mesajlar
[*] Önceki Sayfa
Tam sürüme git