Önünde düzensiz bir sıra oluşturmaya başlamış artık pek de minik sayılamayacak öğrencileri nasıl bir performans ortaya koyacak doğrusu çok merak ediyordu profesör. Sırasına geçmeden önce getirdiği bir demet papatyayı bir şövalye edasıyla takdim eden Ares ilk deneyenlerden olmuştu. 'Zor bir tılsım...' diye geçirdi aklından Bella. 'İlk seferinde çoğunun başarılı olmasını beklemiyorum, hele de bana karşı. Ancak şu anki tavır ve tutumlarını gözlemleyebilirsem nasıl gelişebilecekleri hakkında yardımcı olabilirim. Doğru telaffuz ve hareketin de yine önemli olduğu ancak en önemli etmenler olmadığı bir büyü bu nihayetinde.'
Ravenclawlı öğrencisinin büyüyü daha yapmadan gelen talebine karşılık 'Buyurun öyleyse,' anlamında bakışıyla izlemeye koyuldu çocuğu. Daha asa hareketiyle birlikte yanlış gideceği belli olan Ares'in başarısız denemesine cesaretlendirici bir gülümseme bıraktı. "Merak etmeyin hiç Bay Caldecott, 'doğru şekilde hissedebildiğinizde' bu büyü de başarıyla çıkacaktır."
Ardından Bella'nın saçlarından en ufak bir beyin nöronuna kadar tasvip etmediği öğrencisi Fransizka geçti karşısına. 'Bu çocuğun sorunu tam olarak ne karar veremiyorum. Hareketleri arkasında bir amaç barındırmıyor olması mı yoksa genel olarak amaçsız tavırları mı beni üzen acaba? Aslında odaklansa ve karar verse potansiyeli var gibi de ancak o kadar ayrıyız ki asla ayn dilde konuşmuyor gibiyiz.' Düşüncelerini kızın asasından çıkar gibi olan belli belirsiz bir renk huzmesi böldü. "Bayan Strömm," diye mırıldanarak eliyle sıranın dışına doğru buyur etti kızı. ""Amaç yok, evet evet," diye mırıldandı bir sonraki öğrencisi deneme yaparken. Ancak Hufflepuff'lı genç öğrencisi de Fransizka ile aynı kaderi paylaşmıştı. "Bay Sigurðsson, gerçekten bu tılsımı yapma amacıyla mı geldiniz karşıma? Bu soruya yanıt bulmak bir sonraki denemeniz için size büyük bir kolaylık sağlayacaktır."
Sayısız öğrenci sırayla asalarını salladılar karşısında. Kimi kadının yüzüne doğrudan bakmaya çekinen kimi de adet yerini bulsun diye yapacağına hiç mi hiç inanmayarak büyüyü deneyen öğrencilerdi. Uygulamada gözlemlediklerini aklının bir köşesine not etti, yer yer ufak birkaç yorum eşliğinde sıradakini buyur etti. André'nin çekinerek uygulama girişimde bulunduğu denemeyi ve ardından çocuğun belki utançtan belki de başarısızlıktan oluşan kızarlığını da suratında anlayışlı bir tebessümle uğurladı.
İçine efsanevi Japon cinlerinden biri girmiş gibi kendisine doğru hareket eden Mirina'yı inceliyordu şimdi. Daha doğrusu incelemeye çalışıyordu çünkü hareketsiz kız hareketsiz olduğuna yemin edilebilecek bir hızda asasını kaldırmıştı, sonrasındaysa yüzü dehşet ve şaşkınlık içinde Bella'nın sadece arasından "Karmaşita"ya benzer bir şeyler anladığı sözler haykırıp ardından fısıldayarak büyüyü yaptı. Başarısız bir şekilde büyüyü fırlatan kolunu yakaladı kızın ani bir refleksle. Şok geçiriyor olabilirdi, hemen müdahale etmesi o yüzden daha iyi olurdu. "Aguamenti," sözü eşliğinde asasını kızın suratına doğrulttu. Asanın ucundan bir kovadan biraz daha fazla miktarda su fırladı kızın kuzgun/karga arası bir renge sahip kara saçlarına doğru.
" Bayan Blackbird, iyisiniz umarım. Asırlardır öğle yemeği yemiyor gibi duruyorsunuz. Ya da şu bitkilerden yanlış birini kokladınız herhalde. Sizin gibi toy bir cadı için fazla tehlikeli. Bence siz başka bir kola yönelin, belli ki size iyi gelmiyor. Eksantrik bir doğanız var, onu kullanın mesela." Sırılsıklam kızı şöyle bir süzdü sözlerinin ardından, tuttuğu kolu bıraktı. "Büyüyü denemiş bir arkadaşı Bayan Blackbird'e eşlik edebilir mi sırasına geçerken? Eğer gönüllü çıkmazsa Bayan Strömm etsin."
Birbirlerine iyi geleceklerini düşündüğü iki genç kızı ardında bırakıp gerçekten buraya öğrenip uygulama yapmak için gelen öğrencilerine döndü geri. Iris de bu öğrencilerden biriydi. Güzel kızın kuşkusuz yeteneği ve isteği vardı ancak bu tılsım için doğru notaları yakalayamamıştı henüz belli ki. "Zihninizin sizi yönlendirmesine izin verin Bayan Ashworth, doğru cevaba ulaşacağınıza eminim," diyerek cesaretlendirici bir gülümseme yolladı sıranın arkasına doğru hamle eden kıza.
Şimdiki talihli; başarısız da bir denemenin ötesinde, 'denenmemiş' denilebilecek bir büyü yollayan Boleyn genciydi. En azından doğru sözlerle yaptığı bir teşebbüsün daha ardından hiç uzatmadan Bella'ya da bariz olan gerçeği söyledi. " Bay Boleyn, tabii ki yardımcı olurum. Uygun bir vakit için size not yollarım. Öğrenmek için istekli oluşunuza sevindim ancak bu büyünün uygulamasında pek yardımcı olabileceğim bir şey yok bilmenizi isterim." Kafasını en azından bu durumdan memnun bir halde salladı çocuğa. Hemen ardından Charlotte'un başarısız büyü denemesi kızcağız açısından biraz fazla bir utanca sebep olmuş gibiydi. "Üzülmeyin Bayan Rillian, şimdiye kadar başarıyla uygulayan olmadı zaten. Pratik yaparak ve büyü doğası üzerine düşünerek eminim yapabilirsiniz siz de. Kendinize biraz zaman tanıyın, olur mu?" diye teselli etmeye çalıştı Hufflepuff'ı. Acaba çok mu erkendi bu büyü için? Belki son olan olaylar öğrencilerini tahmin ettiğinden de fazla etkilemişti. Nihayetinde çok uzun zamandır görmüyordu hiçbirini, o yüzden de gözlem şansı pek olmamıştı cadının.
Ancak Tanrı, ruhlar, kader ya da Kamisama kadının Charlotte'a söylediği sözleri duymuş ve aksini kanıtlamak istemiş olacaktı ki nazik bir selamlama ile karşısına geçen William büyüsüyle Bella'nın zihnine anlık bir boşluk yerleştirdi. Kadının dudaklarından bilinçli bilinçsiz; "Bay Harker'a 10 puan," sözleri döküldü zayıfça. Mirabella'nın yüzü belki de son aylardan beridir hiç sahip olmadığı parlak bir gülümsemeye büründü. tüm sınıfa dönüp gür bir sesle; "Çok iyi, çok iyi. İlk deneme adına oldukça başarılı. Dürüst olmak gerekirse bugün için bundan daha azını bile beklemiyordum. Evet, aslında dersten çıkabilmek için de bana başarıyla büyüyü uygulamanız gerekli derdim ancak açıkcası başka bir öğrencimin daha kafasından aşağı su boşaltmak ve üzülen yüzler görmek istemiyorum. Önümüzdeki haftalarda confundo pratiği yapmaya ve kendi doğru yöntemimizi bulmaya çalışmaya devam edeceğiz. Tekradan uyarayım: Eğer bu büyüyü bir öğrenciye, özellikle de alt sınıflara uygularsanız size adını dedelerinizin bile bilmediği, etkilerini ise size uygulanmasına rağmen sizin bile anlamayacağınız tılsımlarla ceza veririm." Yüzüne tatlı bir ifade yerleştirerek sözlerini sonlandırdı. Başlarına gelecekleri anlamasalar da tahmin edecek ihtimaller bırakmıştı en azından onlar için sözünü dinlemekleri takdirde. Dersliğinin kapısı yavaşça dışarı doğru savruldu, çıkabilirlerdi.