17 Nisan, 2026 10:05:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Leydi Ainsworth'ün Rehberliğinde  (Okunma sayısı 54 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı André Harris

  • Hufflepuff
  • 9. Seviye
  • İleti: 49
  • 30 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To André Harris
  • Güç Puanı: 33
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Turbo Nezir
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 30
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 40
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Özel Yetenek: Asasız Büyü, Seviye 2
  • Travma: En Büyük Hayal Kırıklığı
Leydi Ainsworth'ün Rehberliğinde
« : 22 Mart, 2022 05:18:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Öncesi: Broş Meselesi Üzerine Bir Kütüphane Mesaisi

Ocak, 1866

[justify]"Ne demek 'Reveliare' iş yapar, Bay Harris? Şu önündeki hesaplara bir bak, o beş ne o beş? İçsel kuvvet ile senin amacının ne alakası var? Tespit ettiğin büyüleri havaya uçurmak mı istiyorsun?"

"Ama iki tane yedi var, yani analitik araş-"

"Ciddi olamazsın, küçük bayım. Kelimeleri böyle gelişigüzel seçebiliyor olsak boğulma sesleri bile büyü icra edebilirdi, eminim ki yeterince uzun bir boğulma sesinden de birkaç tane yedi çıkartabilirsin! Ah, ben nereye düştüm böyle? Aritmansi profesörünüzle acilen bir konuşma yapmam lazım! Ve büyü kuramı! Ve tılsım! Ve biçim değiştirme! Ah, ne hale gelmiş yüzyılların güzide eğitim kurumu?"

Histerik ve abartılı hareketlerle başını yanlara sallıyor, bu esnada belirgin bir serzeniş içeren simasını eliyle adeta çocuğu adına utanan bir anne misali kapatıyordu saydam kadın figürü.

"Özür dilerim, leydim, sizi hayal kırıklığına uğratmak istemezdim; ancak sorunun tüm profesörlerdense bende olması daha olası sanırım. Fakat demek istediğinizi anladım; profesörlerimizden öğrendiklerimi size ispat etmeme müsaade edip bana bir şans daha tanır mısınız, lütfen?"

Dört yüz yılı aşkın süredir şatonun koridorlarında hayalet olarak gezen eski aritmansi profesörü Dizbağı Nişanı Yüksek Onur Mensubu, Lale Nişanı Tarih Büyüküstadı, Majestelerinin Güvenilir Özel Konsülü, Thames Büyücüler Loncası Asil Kurucu Üyesi Leydi Matilda Joan Ainsworth, elini yüzünden belindeki bir hayli şık işlemeli meçe indirmiş ve sırtını oğlana verip "İyi madem," diyerek kuzey kanadındaki boş çalışma odasında volta atmaya başlamıştı yüzünde ince bir gülümseme ile. Henüz birkaç saattir tanıyordu cübbesinde sarı işlemeler olan oğlanı fakat oldukça başarılı bir insan sarrafı olarak çocuğu düzgün çalışmaya itmenin en etkili yolunun, başarısız olduğu vakitlerde kendisini değil değer verdiklerini suçlamak olduğunu fark etmişti bile. Bir süredir yönlendirmelerine olumlu sonuçlar veriyordu oğlan fakat henüz çokça bilemeye ihtiyacı vardı zihninin. Ne var ki minik porsuk, kendisini ve profesörlerini ispatlayabilecekse bunu şimdi başarmalıydı. Sonsuza değin var olacak olması sonsuz vakti olduğu anlamına gelmiyordu kadının.



Şömine kenarındaki bir koltuğa hayalet bacaklarını birbirinin üzerine atarak oturuşu ve materyal dünyadaki ateşin yüzyıllardır hissedemediği sıcağını soğuk bedeniyle hayal etmeye gösterdiği çaba, "Sanırım buldum, leydim! Görüşünüzü alabilir miyim acaba?" sorusuyla bölünmüştü çalışma masalarının birinden işittiği. Oraya doğru süzüldü usulca, bir hayalet olmasına karşın fani hayatındaki soyluluğunu aşikar kılan adımlarına bir hayli özen göstererek. Göz ucuyla parşömenleri süzüp potansiyeli olabileceğini düşündüğü sözleri inceledi bir anlığına ve söze girdi: "Bunun son şansın olduğunu tahmin ediyorsundur sanırım. İlgime değer fikirlerle beni bulduğun ve Lord Carmichael'ın tavsiyesiyle geldiğin için sana bu vakti ayırıyorum lakin fikirlerini eyleme dökebilecek kabiliyetten yoksun isen desteğime layık değilsindir. Aynı şekilde profesörlerin de. Hala bana göstermek istediğin şeyin, önündeki sonuç olduğuna emin misin?" Kaşları çatık, bakışlarıysa keskin ve korkutucuydu.

Kumral saçlı oğlan haliyle göz temasını bir saniyeden uzun süre koruyamayıp önündeki parşömenlere bir baktı. Süzdü tekrardan hesaplarını. Altlarında kompleks hesaplar yapılmış ve sonrasında üzerleri silinmiş tonla kelimeyi, aritmansi cetvelinin ayarını ve nihayetinde bulduğu "sonuç"unu süzdü. İricene yutkunup işlemeleri muntazam, muhtemelen kılıç kullanımının etek sebebiyle zora düşmemesi amacıyla diz altları bir ek ile daha geniş hale getirilmiş uzun elbisesinin içindeki dalgalı saçlı kadına çevirdi bakışlarını. Korkuyordu fakat en iyi çözümü -en azından kendi düşünebildiği en iyi çözümü- bulduğuna da emindi. Başını salladı aşağı yukarı korkakça. Karşılık aldı kafasıyla icra ettiği çekingen hareket: "Anlat."

"Leydim, kullanmanın makul olacağını düşündüğüm kelime 'Deprehensio'. Latince tespit etmek anlamındaki 'deprehendere' kelimesinden köken alıyor. Gerçek anlam bazında tutarlı olduğunu düşünüyorum." Söylediklerine devam etmek için müsaade ister bakışlar gönderdi notlarını incelemeye koyulmuş halde, yanında ayakta duran kadına. Muhtemelen kadının kulağı tam odak kendisindeydi ki konuşmaya ara verdiği anda göz ucuyla bakışlarını kendisine çevirdi ve yüzündeki soran ifadeyi görünce eliyle anlatmaya devam etmesini işaret eden bir hareket yaptı, sonrasında bakışlarını notlara geri çevirdi.

Tam söze devam edecekti ki aklını bir süredir kurcalayan eylemi uygulamaya koyuldu. "Ee şey, leydim... Bu diyeceğimi lütfen mazur görün ama..." Oturduğu sandalyeden kalkıp kadına sundu sandalyeyi tek eliyle minik bir jestte bulunarak: "Uzun süre yanımda ayakta kalmanızı istemem, belki manasız biliyorum ama... Şömine başında oturuşunuz gözüme çarpmıştı da... Oturmaz mıydınız, leydim?" Yüzünde içten, minik bir gülümseme vardı; yanaklarıysa kıpkırmızı kesilmişti. Bir hayalete böylesi bir teklifte bulunmak belki de çok büyük bir hakaret olarak anlaşılabilirdi. Ancak koskoca soylu, beş yüz yaşındaki bir kadını yanında ayakta tutma fikri daha yanlış gelmişti kendisine. Bu sebeple dayanamamıştı bu teklifte bulunmak için. Tekrar keskin bakışlar notlarından kendisine dönmüştü söyledikleri üzerine. Göz temasını muhafaza edememişti André haliyle. Korktuğu mu başına gelmişti? Hakaret olarak mı algılamıştı kadın söylediklerini? "Efendim, çok ö-özür d-dilerim, niyetim size h-haka-" "Nezaketiniz için teşekkürler, Bay Harris."

Leydi Ainsworth, kendisine sunulan sandalyeye nazikçe yerleşti ve şimdi yanında ayakta duran oğlana, anlatmayı devam etmesini ifade eden bir el hareketi yaptı masadaki notları göstererek.

Teklifinin kabul edilmesiyle yüzünde tekrar belirmişti gülümsemesi, bu sefer bir hayli geniş bir şekilde. Mutluydu yanlış anlaşılmadığı için. Hatta o kadar mutluydu ki, yanındaki kadının kendisine ilk defa "siz"li hitap etmiş olduğunu bile fark etmemişti an içerisinde. Kim bilir fark etmiş olsa nasıl bir tepki verecekti?..

Nitekim söze geri girdi genç tılsımcı: "T-Tabii efendim, devam edeyim. Şey... Nümerik analizini yaptığımızda ise 1, 3 ve 7 ortaya çıkıyor. Yediye takıntımı eleştirmiştiniz ancak hiçbir zaman yanlış olduğunu söylemediniz, yani sadece doğru bir yediye ihtiyacım olduğunu düşündüm ben de. Şey, pardon, büyüye gelecek olursak ise bir sayısı öncülüğün ve aksiyonun sayısı, biliyorsunuz pek tabii. Bu, başlangıç rezonansını temsil edecek. Üç, büyünün hedefle bağıntı ve bağlantısını ifade edecek. Yedi ise bildiğiniz gibi analitik analizi. Yani şuradaki analizlere bakarsanız ve bu parşömendeki, bağıntının rezonansını analiz ederek bu büyüyü elde edebileceğimizi düşünüyorum."

Elinde hayali bir tüy kalem oynatarak parşömen tomarlarının üzerinden geçiyordu saydam kadın. Özetleme faslının sonlanmasından sonra başını anladığını ifade edercesine salladı ve tüm notları baştan sona inceledi. Bazen yanındaki oğlandan sayfaları değişmesini, yandaki kitaplardan muhtelif bölümleri açmasını istedi ve bu süreç bir buçuk saati aşkın bir süre devam etti.



"Bay Harris, ön çalışmalarınız oldukça başarılı duruyor. Kesinlikle bir altıncı sınıf öğrencisi için başarılı. Fakat önünüzdeki sürecin çok daha zorlu olacağını söyleyebilirim. Bu noktadan itibaren kendi yolunuzu takip etmeniz yahut farklı rehberler bulmanız en doğrusu olacaktır. Nitekim bir leydi, takdire şayan işler başaran tebasını mükafatlandırmalıdır. Beni takip etmenizi isteyeceğim. Eşyalarınızı toplayın tabii öncelikle."

Gözleri duyduklarına istinaden heyecanla irileşen oğlan zorlukla karşılık verdi: "T-T-Teşekkür ederim, l-leydim... Sizden b-bunları duymak... Çok değerli benim için." Tüm parşömenleri çantasına tıkarak apar topar hazırlanmaya koyuldu ve kendisini takip etmesini isteyen silüeti izlemeye başladı yedinci kattan giriş katına değin hızlı adımlarda. Daha önce yalnızca bir iki defa bulunduğu bazı zemin kat koridorlarını aştılar ve minik fakat bir hayli ilgi çekici nesnelerle dolu bir odaya vardılar. "Burası, şatonun Artefakt Odası. Burada daha önce bulunmuş muydunuz, Bay Harris?" Adeta bir hazine odasındaymışçasına hisseden Hufflepuff'lı; ağzı yarım karış açık, yalnızca başını iki yana sallayabildi hayır anlamında. "Artık bulundunuz. Şimdi, şu kitaplığın arkasındaki kazanı kenara çekip şuradaki gizli bölmedeki sandığı çıkartmanızı istiyorum. Evet, onu. Bu taraftaki vitrindeki sepetin içerisinden gümüş anahtarı bulup sandığı açar mısınız?"

Sandığı açtığı vakit, deri ciltli ve yaşına karşın oldukça iyi muhafaza edilmiş bir kitapla karşılaştı. Namını ve ancak kara borsada bulunabildiğini daha önce duymuş olduğu kitabın adı, gümüş yaldızlarla yazılıydı mavi çerçevenin içerisinde: Büyücülük ve Evren Manipülasyonu - Barberus Bragge. "Efendim ben... Ne diyeceğimi... Bu kitap, günümüzde aşırı nadide ve anc-" Sözü yarım kesilmişti ellilerinde gösteren kadın tarafından: "Bunun gayet farkındayım. Bay Bragge... Saygı duyulası bir insandı. Kendisi örnek aldığım figürlerden biriydi vakti zamanında. Ancak yüzyıllar geçti, artık birisini örnek almaya devam etmektense birilerine örnek alınacak birilerini göstermek daha doğru olacaktır. Doğru yönlendirmeyi hak eden bir öğrencisiniz, Bay Harris. Dilerim ki size olan bu armağanımın kıymetini bilir ve büyünüzü icat ettiğinizde ziyaretime tekrar gelirsiniz..."
[/justify]
« Son Düzenleme: 22 Mart, 2022 05:20:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: André Harris »