Dünya Ülkeleri > Mag Mell - Bar

Uykusuz Gecelere Bir Kadeh Şarap

<< < (2/2)

Isolde Aideen O'Malley:
[justify]Isolde sempatik bir mizaca sahip olmasa da empatikti, özellikle kendiyle bağdaştırabildiği insanlara karşı bir zaafı vardı. Karşısındaki kendinden yaşça küçük adamın bakışlarında da bunu görebiliyordu, yıpranmıştı pek çok açıdan. Kendisi gibi. Mag Mell gibi.

Tavernayı yeniden inşa etmişti, evet, ama eskisi gibi evinde hissetmiyordu burada. Kırmızı dekorunu menekşe rengi ile değiştirmişti, sonra o renk doğru gelmediği için maviyle sonra da yeşil ile. Şimdiyse, bir ressam fırçasının büyülü dokunuşlarından uzaktı, renkler uyumsuzca tuvale saçılmıştı. Aynı Isolde’nin zihninin içi gibi karmakarışıktı.

Adamın bir dikişte bitirdiği kadehini tazelerken “Pek, gece yarısı hayal kuranlardan olduğum söylenemez, ölü koyunları sayıyorum daha çok.” dedi samimi bir ses tonuyla. “Bir işe yarıyor mu diye sorun, tabii ki de hayır! Sadece zaman hızlı geçiyor…” İç çekti. “Her neyse, kendinizden bahsedin biraz Bay Lestrange, nasıl olsa gece uzun.”
[/justify]

Theophilus Orion Lestrange:
"Kendimden bahsedeyim."

Bir yudum aldı içkisinden konuşmaya başlamadan önce.

“Evliydim, yani hala evliyim ama...” duraksadı adam, neden buradan baslamıştı ki anlatmaya? En büyük yarasından. Ufak bir huzur hissetse sızlamaya başlayandan. Theophilus’un tarzı değildi bu o hep en parlak zırhının ardında yücelterek bahsederdi kendinden.

Pişmanlık ve yas içermeyen sözcüklerle. Güven veriyordu insanların onu öyle tanıması ama asıl amacı güven değildi,  üstünlüktü. Kusursuz olunca ilahi bir kibirle tepeden bakabillirdi diğerlerine ama onu öyle sinsice yapardı ki karşıdakine ittiraz hakkı tanımadam yavaş yavaş kabul ettirirdi üstünlüğünü.

Bunları düşününmek  kendini bir şarlatan gibi hissetirdi adama. Oracıkta af dilemek istedi  tanrıdan ama  hızlıca vazgeçti bu isteğinden. Onun yerine karşısındaki siyah saçlı kadının gözlerine baktı.

“Onu koruyamadım, madam.”dedi iç çekerek ardından o günü anlatmaya başladı kadına,  o günkü ufak çekişmelerinden, görevlerinde her şeyin ters gittiği andan, karısının yüzündeki ifadeden, koca bir yıldır o ifadenin nasıl göz kapağına kazındığından, kadın kadehine içki doldurdukça o da hayatını doldurdu onunkine.

“Umarım başınızı ağrıtmadım, sizin de  anlatacak çok şeyiniz var gibi...”

Navigasyon

[0] Mesajlar

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git