Genel İşleyiş > Yetişkin Karakter Başvuruları
Theophilus Orion Lestrange
(1/1)
Theophilus Orion Lestrange:
Karakterin Yaşı : 35
Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Makul derecede muhafazakar, yüzünde genelde hiç duygu olmayan tipik bir dönem adamı
Karakterin Geçmişi: : Arthur Orian Lestrange ve Christine Edith Lestrange'in en büyük çocuğu olarak dünyaya gelen Theo, Katolikliğin ve ailelesinin diğerlerine sıkı sıkı bağlı bir şekilde büyütüldü. Ailesiyle kıyaslayanınca daha ılımlı olmasına karşın bu şekilde büyümekten memnuniyetsizlik duymuyordu.
Daha mektubu gelmeden slytherin olacağı biliniyordu, bu yüzden seçmen şapka "Slytherin" diye bağırınca saşırmadi. Okulda pek cok yakın arkadaşı olmasa çoğu kişi tarafından tanılırdı, Profesörler arasında da iyi bir şöhreti vardı (İksir hariç)
Hogwarts’tan mezun olduktan bir süre sonra Iolanthe Hestia Lestrange'le evlendi
İstediğiniz Meslek: : Seherbaz
Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip: : Matushka Üçüncü Enternasyonel
Büyü Yatkınlıkları: :
Biçim Değiştirme Gücü: 5
Lanet Gücü:14
Tılsım Gücü:12
İksir Gücü:2
Örnek Rp: : [spoiler] Ponponlu kırmızı şapkasını dikkatlice kafasına yerleştirdikten sonra cebinden küçük bir el aynası çıkararak kendini inceledi genç adam. Muggle dükkânından aldığı takma sakalı ve kırmızı kadife kostümü yerli yerinde duruyordu. Hedefliği gibi tastamam bir Noel baba olması için sadece ufak bir dokunuş kalmıştı. Boşta olan eliyle cebinden kadınlar tuvaletinden aşırdığı bir pudra kutusu çıkarıp narince iki yanağına hamle yaptı.
“Mükemmel.”
Karşısındaki manzaraya bir şef öpücüğü atmadan duramayan Leonard, aynasını yavaş hareketlerle yerine geri koydu. Geriye yapılacak tek bir şey kalmıştı, balo salonuna girmek ve parlamak. Noel’de spot ışıklarını üstüne çekmekten daha iyi ne olabilirdi ki? Kırmızı çuvalını sırtına alarak bakanlık koridorlarında yürümeye başladı. Attığı her adımda bunun ne kadar mantıklı bir fikir olduğunu düşünüyordu. Hogwarts’tan gelen minikleri eğlendirme düşüncesiyle atılmıştı bu işe, derslerden ve Hogwarts dramlarından bıkmış öğrencilerin bir günlük kahramanı olacaktı belki de. Ancak herkesin resmi cüppeleriyle geleceği bu baloda gülünç ve ciddiyetsiz bir izlenim vermekten de korkmuyor değildi. Eh, her halükarda bunları düşünmek için biraz geç kalmıştı. Hem tonlarca para ve emek harcadığı kıyafetleri ve hediyeleri basit korkuları için bir kenara atacak değildi. Emeğinin karşılığını almayı istemenin verdiği bir enerjiyle hızlanan genç adam balo salonunun girişine ulaşmıştı bile. Duraksayıp derin bir nefes aldı ve içeriye doğru bir adım attı. Nefesi verirken endişeli yüzünü içten bir gülümseme kaplamıştı.
“Ho! Ho! Ho!”
Yakındaki tüm yetişkinlerin yüzlerini şaşkınca büzmesine neden olan Leonard, istediği kadar çocuğun ilgisini çekememişti o anda. Yine de bozuntuya vermeden “Belki de söyle bir tur atsam iyi olur,” diyerek kendine bir öneride bulundu. Çuvalını omzundan indirdi ve yerde sürüyerek yürümeye başladı. Bir yandan etrafı devirmemeye çalışarak masaların arasından ilerlerken insanların bitmesine sayılı günler kalmış olan yıl hakkındaki sohbetlerinin, fısıltılar halinde onun kıyafetleri üzerinde dönmeye başladığını fark etmişti. Kendini alacağı tepkilere önceden hazırladığından moralini bozmadan ilgisini çekecek bir çocuk bulmak adına yürümeye devam etti. Salonun kenarlarına doğru geçerken kıvırcık saçlı ufak bir çocuğun ona çarpmasıyla kocaman gülümsedi.
“Dikkat et ufaklık.”
Heyecanla ağzı bir karış açılan çocuk, kafasını kaldırarak “Sen Noel baba mısın?” diye sordu.
Leonard, çocuğun diz hizasına inmek adına bir dizinin üstünde yere eğildi ve “Evet,” diye yanıtladı güler bir yüzle.
“Sana her yıl mektup yazdım neden hiç cevap vermedin?” dedi aniden yüz ifadesini değiştiren çocuk. Leonard birkaç saniye duraksadı, böyle bir tepki alacağını hiç hesaba katmamıştı. Söyleyeceklerinin yaratacağı etkiden habersiz, samimi bir ses tonuyla “Ah, Noel baba gerçekten yok ben sadece onun gibi giyindim. Umm…” dedi. Biraz düşündükten sonra hafifçe kafasını çevirerek konuşmaya devam etti. “Cadılar bayramındaki gibi düşün.”
Çocuk bir süre sessiz yavru köpek bakışlarıyla baktı adamın yüzüne, Leonard ise gülümsemesini bozmamaya çalışıyordu. Derken çocuk sinir bozucu bir ses seviyesinde ağlamaya başladı aniden.
Kelimenin tam anlamıyla şok olmuştu Leonard. Titreyen sesiyle “Ah, ağlama bak ama senin için hediyem var!” dedi, çabucak çuvalından kırmızı bir hediye bir paketi çıkartarak çocuğa doğru uzatırken. Fakat bu hareketi çocuğun sadece daha şiddetli ağlamasına neden olmuştu. Çaresiz bir şekilde “Biliyor musun bir tane daha al” diyerek ayağının ucuna bir paket daha koyduktan sonra ayağa kalktı. Şöyle bir etrafa baktıktan sonra yerdeki çuvalını alıp hızla çocuğun yanından ayrıldı. Çocukların sinir bozucu cincücelerden farksız olduğu gerçeğini en katı haliyle hatırlayan adam, bir sonraki çocuk saldırısı için gardını indirmemesi gerektiğini not almayı ihmal etmemişti. Etrafta başka çocuk görünmediğinden “Ağzımı ıslatacak bir şeyler bulmalıyım” diye düşündü. Ancak yakınlarda hiç garson yok gibiydi ve bar da hiç olmadığı kadar uzak görünmüştü o an gözüne. Tam da o sırada şansına masasına birkaç kadeh taşıyan bir adam geçiyordu yanından. “Noel baba bir tane alabilir mi? Teşşekürler,” dedi. Şaşkınlıktan dili tutulan adamın konuşmasına fırsat bile vermeden içkiyi kaptığı gibi oradan uzaklaştı.
Gecenin geri kalanını geçirebilmek adına kendini attığı boş bir köşede “Ah tanrı içkisi!” dedi ve onu huzura kavuşturan Bal şarabından uzun, keyifli bir yudum aldı…[/spoiler]
Navigasyon
[0] Mesajlar
Tam sürüme git