İngiltere Büyücedünyası > Madam Moreau’nun Simya Dükkân
Carolina'nın Öylesine Bir Günü
(1/1)
Carolina Roslin Ó Dubhghaill:
[justify]Tarih: Aralık 1865
Gün batımına kadar süren yağmurun dinmesiyle dükkânı bugün için kapatma kararı aldı kadın. Etrafa şöylesine bir baktıktan sonra kapıya yöneldi. Kapının hemen yanındaki camdan görebiliyordu sokakların boşalmış olduğunu. Ama yine de dışarı çıkıp bakmak istedi. Yağmur sonrası o kokuyu içine çekmek istemişti belki de. Islak zemine ayak bastı elinde bastonuyla. Bastonu tuttuğu kısımdaki işlemelerde parmaklarını gezdirdi ve derince bir iç çekti. Sokaktaki evlerden gelen sesleri duyduktan sonra içeri girdi kadın. Kapıyı sertçe kapadıktan sonra kilitli kalacağından emin oldu.
İçeri yeniden adım atmasıyla etrafına bakındı. Derince iç çekti, bazen gerçekten insan sesleri bile katlanılmaz geliyordu kadına. Kapıdan girildiğinde yanınızda kalacak iki büyük camın önündeki rafları düzenledi öncelikle. Boşalan yerleri sabah düzenlerdi şimdilik sadece daha düzgün durmalarını sağlamaya çalıştı. Daha sabah Auguste’ye toz aldırtmış olmasına rağmen yeniden kontrol etti dükkânın girişindeki bu alanın durumunu. Parmaklarını raflarda gezdirdi.
Beklediği gibi toz yoktu fakat bakmaya devam etti. Giriş kapısını arkasına almasına karşısına gelen kasa kısmını düzenledi. Pek düzenlenecek bir şey yoktu aslında. Fakat emin olmaktan zarar gelmezdi. Ofisine yönelen kapının veya depoya inen merdivenlere çıkan kapının olduğu yerlerle işi yoktu. Son bir defa bu katta unuttuğu bir şey olup olmadığına baktığında işinin bittiğine emin olabilmişti. En azından bu katta.
Şu sıralar sıklıkla yaptığı gibi merdivenlere yöneldi Carolina. Eve gitmeyecekti. Katları teker teker kontrol edecek. Gerekirse odaları düzenleyecekti. İkinci kattan sonrası müşterilerin veya çalışanların çıkma izni yoktu. O yüzden o kadar da zor bir iş değildi bu. Alışmıştı hem Carolina bunları yapmaya. Elinde sıkıca tuttuğu bastonu merdivenleri çıkmadan önce duvara yasladı. Cebinden asasını çıkardıktan sonra etrafı toparlayıp geç saate kadar kalan müşteriler için yakılı olan mumları ve lambaları söndürmek için hazır bir şekilde ilerledi.
Merdivenleri yavaş adımlarla çıkarken bir yandan içeride kalan oldu mu diye odaları kontrol ediyordu. Hogwarts öğrencilerinin de geldiği bir hafta sonu değildi bugün ama yine de kontrol etmekten zarar gelmezdi. Hem alıştığı bir döngüyü bu. Fakat yapacağı işleri ağırdan almayı ve yapmasına gerek olmasa da başına iş çıkarmayı şu sıralar fazla seviyor gibiydi. Ya da sadece eve dönmek istemiyordu. Bomboş bir eve dönmeyi kim isterdi ki?
Kocasının nerede olduğunu sorgulamayı seneler önce bırakmıştı. İkizler ise Hogwarts’taydılar. Tek kızı Giséle ise evden ayrıldığından beri bir mektup bile göndermemişti. Gideceğini bile söylemeden ayrıldığını düşününce Carolina’nın haber beklemesi saçmaydı. Onu suçlamıyordu. Neredeyse hiç evde olmayan bir baba ve her şeye burnunu sokan bir anneyle fazla uzun süre yaşamasını beklememeliydi kızın.
Üçüncü kata çıkan merdivene ulaştıktan sonra merdivenin sonunda onu bekleyen kapıya baktı Carolina. Sıkıca kilitlenmiş kapıyı bugün de geç bir saatte açmaya cesaret edemeyecek gibiydi. Ama kapıya öylece sırtını da çeviremezdi. Merdivenleri ağır adımlara çıktı en sonunda. Kapı kolunun üzerine parmağını koyup yuvarlak pürüzsüz yüzeyinde gezdirdi. Tek bir toz zerresi bile yoktu sabah hem kapıyı hem de odayı dip köşe temizlemişti yine.
Kapıya zor da olsa sırtını çevirdi Carolina eve gitmek istemiyordu ama bugün sırf içinde rahat bir yatak var diye o odaya girmeyecekti. Alt katlara inen merdivenlere yöneldikten sonra sanki yukarı çıkarken yapmamış gibi yeniden odaları tek tek kontrol etti. Ağır adımları en sonunda giriş katını oradan da ofisini buldu.
Fazlasıyla boş olan ofise bir yatak koyma fikri geldi kadının aklına. Aslında annesinin elindeyken daha çok bir kütüphane gibi kullanılan bu oda hala o konuda işlevini görüyordu. Duvarlarını saran kitaplıkların hepsi doluydu. Hatta kitaplıklara sığmayan kitaplar ilerideki masanın üstünü ve kapının yakınında yeri bir yığın olarak kaplıyordu. Fakat o da buna rağmen fazlasıyla geniş olduğundan boşmuş gibi hissettiriyordu. Belki evdeki yatağını buraya getirirdi. Kimsenin bu odaya girdiği yoktu. Ofisinde yapması gereken konuşmaları yukardaki odalardan birinde yapmayı tercih ederdi hep.
Bu oda onun için biraz fazla özeldi belki de. Diğer odalara göre daha güzel anılarını geçirmişti burada. O yüzden kitaplarla dolu ofis olarak kullanması gereken bu odada uyumak fikrini tuhaf bulmuyordu. Pencere önündeki masayı odanın biraz daha ortasına getirirse bir yatak için yer açılabilirdi. Bu fikri sevmişti ama şimdilik yatması için pek uygun olmayan sadece ayaklarını doğru düzgün uzatabileceği koltukla yetinecekti. Bir büyüyle kendisinin uyumasına daha uygun bir alan oluşturabilirdi belki. Fakat Carolina hiçbir zaman iyi olmamıştı tılsımlarda.
Masasının önündeki o koltuğa vardığında kendisini öylesine bıraktı üzerine. Masadaki boş kadehi ve yanındaki şişeyi eline aldıktan sonra ayaklarını yüzü pencereye dönük olacak şekildi uzattı. Kadehi doldurduktan sonra da şişeyi yere bıraktı hafifçe. Otururken arkasına aldığı yastığa yaslandıktan sonra oda fazla sıcak gelmeye başladı kadına. Böyle soğuk bir akşamda camı açmak ne kadar akıllıcaydı bilmiyordu ama bu asasını eline alıp camı az da olsa açmasına engel olmadı. Soğuk havayı teninde hissetmesiyle bu fikirden pişmanlık duyacağını düşündü ama bu olmamıştı. Sabah cam açık yatmanın acısını çekecekti. Bu kesindi. Fakat şu an bunu umursamıyordu.
Elindeki kadehten ilk yudumunu aldığında dışardaki evlerden hala seslerin geldiğini fark etti. Akşam yemeklerini işten geç geldikleri için daha yeni yapma fırsatı edinmiş bir çift ve çocuklarıydı sanırım bunlar. Ne konuşuyorlardı duyamazdı tabii ama arada yükselen kahkahaları duyabiliyordu. Sokaklardaki sessizliğin ve yağmurdan sonra kara bulutların gitmemesiyle oluşmuş iç karartıcı havanın aksine neşe dolu sesler yükselen bir evdi bu. Bu seslerden dolayı camı açmamış olmayı diledi. Fakat bu uzun sürmedi yüzüne vuran soğuk rüzgâr fazlasıyla rahatlatıcıydı. Kahkaha sesleri yalnızlığı içinde boğulacakmış gibi hisseden kadınla dalga geçiyordu adeta ama şu an bu umurunda değildi. Teninde hissettiği soğukluk hoşuna gidiyordu. Fakat sanki bunun aksi bir düşünce içerisindeymiş gibi hızlı hızlı yudumladığı içkiyle içini ısıtmaya çalışan kadın, o karanlık gecede kendisini uykunun kollarına bir şekilde bırakmayı başarabilmişti.
[spoiler]Köşede bayadır duran. Ne için yazdığımı bile unuttuğum bir rp.[/spoiler][/justify]
Navigasyon
[0] Mesajlar
Tam sürüme git