17 Nisan, 2026 10:18:23 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Affet Beni, Anneciğim  (Okunma sayısı 61 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Lilith Louvremont

  • Ravenclaw
  • 3. Seviye
  • İleti: 7
  • 135 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Lilith Louvremont
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Mira
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Ravenclaw
  • Biçim Değiştirme Gücü: 4
  • Lanet Gücü: 3
  • Tılsım Gücü: 4
  • İksir Kabiliyeti: 10
Affet Beni, Anneciğim
« : 25 Şubat, 2022 19:21:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Lilith'in şu an Sihir Tarihi çalışıyor olması gerekiyordu. Annesinin kesin emriydi, akşam 19.38'e kadar verilen kitabın ilk yirmi dokuz sayfasını yalayıp yutması, her bir kelimesini ezberleyip yirmi dokuz sayfayı da baştan sona okuyabilir hale gelmesi gerekiyordu. 19.41'de annesinin yanına varması, 20.11'e kadar da bütün sayfaları anlatıp bitirmiş olması gerekiyordu. Sihir Tarihi ile ilgilenmiyor olmasına rağmen 18.11'de kitabın başındaydı. Her sayfayı birer dakika olmak üzere üç kere okuması için süre verilmişti. Ezberlemesi için makul bir süreydi amma velâkin kızcağızın dikkatini dağıtan unsurlar vardı. Genç Orion ve Mishika kavga ediyordu tamamen saçma bir sebepten dolayı. Zavallı Küçük Lucy de ikisinin çıkardığı yüksek seslerden dolayı hüngür hüngür ağlıyordu. Bayan Rosie, Bay Virgilius veya Cain ortalıklarda yoktu. Haliyle odaklanamıyordu kız.

"...Didişip durmayın, ders çalışıyorum."
diye mırıldandı çenelerini kapatmalarını umarak. Fakat bu, ikisinin bağrışmalarını kesmeye yeterli değildi. İkisinin aptalca kavgası yüzünden önündeki yazılara odaklanamıyor, her saniye kulağına dolan sesler sinir katsayısını artırıyordu. Aynı cümleyi sekiz kere okumasına rağmen hala bir şey anlamayınca yerinden doğruldu, yavaşça ikisine döndü. "Size..." masasının çekmecesini açtı. "Susmanızı..." akuamarin taşlarıyla süslenmiş hançeri eline aldı. "Söyledim." Kendisinden yaşça küçük olan ikili sonunda ona bakmayı akıl edebildi. Kendilerine buz gibi bir ifadeyle bakan Lilith'i görünce yutkundular. "Ah, Lilith, üzg-" bile diyemeden aniden karnından bıçaklandı Genç Orion. "SUS DEDİM SANA DEĞİL Mİ PİÇ KURUSU?!" diye bağırırken çocuğu hırsla arka arkaya defalarca kez bıçakladı. Siniri hala geçmediği için esmer kıza döndü aynı hırsla. Mishika geri geri adımlarken yerde yatmakta olan Genç Orion'un eline bastı, kayıp düştü. Lilith vakit kaybetmeden kızın üstüne çıkıp güzel yüzünü paramparça etti. Odadaki tüm sesler kesilmişti sonunda. Küçük Lucy nereye kaybolmuştu bilmiyordu, kendisinden korkup kaçmıştı belli ki. En azından ağlamasını durdurmak zorunda değildi. Saate baktı...

...Gecikmişti. Kırk iki saniye gecikmişti. Hiçbir şeyi ezberleyememişti ve kırk iki saniye gecikmişti. Oysa bugünkü ödevi gayet basitti. İç çekip yatağının altındaki sopayı aldı. Vaktinde güzel çiçek işlemeleriyle süslenmiş olan bu sopa kullanım amacı nedeniyle zamanla rengini yitirmiş, şekli bozulmuş, kan lekelerine bürünmüştü. Şimdi aşağı inip sopayı annesine verecekti. Cezasını çekmek için.

Maskeli Kişi

  • Ziyaretçi
Ynt: Affet Beni, Anneciğim
« Yanıtla #1 : 25 Şubat, 2022 20:31:50 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
NPC: Liliane Louvremont
NPC Portresi: [spoiler]
[/spoiler]

[justify]Kitab-ı Mukaddes’te yedi büyük günah vardı geri dönüşü olmayan, Liliane Louvremont için günah olan şeyler yazılacak olunursa bu liste Britanya’dan Kudüs’e kadar uzardı. O mükemmel olanı arar, mükemmel olanı isterdi. Onun hayatında kusurlara yer yoktu, hiçbir şey dizginlerinden kaçamazdı, hatta büründüğü Tanrı rolünde zaman bile onun isteğine göre işliyordu.

Bulunduğu oda, altın orana göre dekore edilmişti, bütün eşyaların arasındaki mesafeler santimetre santimetre ölçülmüş ve işinde en usta mimarlara verilmişti dekore edilmesi için. Her bir eşya yerleştirilirken oradaydı ve bu oda kusursuzdu. Kenarları işlemeli kadife bir koltuktaydı kadın, bir eli koltuğun kenarında on saliselik aralıklarla ritim tutuyordu. Diğerindeyse bir fincan çay vardı, kolu zarafetle yukarı kalkıyor, ince dudakları hafifçe -ama fazla değil- aralanıyor, kusursuz ısıdaki çayından oldukça sinematik bir yudum alıyordu, serçe parmağı tam doksan derece dikti. Bir gözü saatteydi, koltuğa vurduğu her ritim saatin ibresiyle eş zamanlı hareket ediyordu ve akreple yelkovan 19.41’i, kırk iki saniye geçmiş tam o anda.

Salonun kapısı açıldı, gümüşümsü sarı saçları olan bir kız girdi, Liliane onu bekliyordu, kırk iki saniye önce. “Kuralları biliyorsun,” dedi katı bir ses tonuyla. Kızın elinden sopayı aldı. “Geç kalamazsın, ne bir saniye, ne iki, ne on saniye, bu evde geç kalamazsın! Söyle bakalım kaç saniye geciktin?”
[/justify]
« Son Düzenleme: 25 Şubat, 2022 21:29:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Maskeli Kişi »

Çevrimdışı Lilith Louvremont

  • Ravenclaw
  • 3. Seviye
  • İleti: 7
  • 135 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Lilith Louvremont
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Mira
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Ravenclaw
  • Biçim Değiştirme Gücü: 4
  • Lanet Gücü: 3
  • Tılsım Gücü: 4
  • İksir Kabiliyeti: 10
Ynt: Affet Beni, Anneciğim
« Yanıtla #2 : 25 Şubat, 2022 20:55:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Odasından ayrılırken az önce hançerle parçalara ayırmış olduğu yastıklarına baktı. Biri tam ortasından defalarca bıçaklanmıştı, diğerinin ise üst kısmında farklı farklı kesikler vardı. Annesi yine sinirlenecekti, bir haftada on üç yastık parçalamıştı. Elindeki sopayı aynı bir hanımefendinin tutacağı şekilde tuttu, duruşunu düzeltti ve düzgün ama seri adımlarla annesinin bulunduğu odaya doğru ilerledi. Kapıyı açmasıyla birlikte azarlanışı başlamıştı. Kusursuz duruşunu, porselen bebekten farksız ifadesini ve hep aynı tonda tuttuğu ses tonunu bozmadan cevapladı.

"Odamdan ayrılmak için kırk iki saniye geciktim, anneciğim. Gelmem ise üç dakika yerine iki dakika otuz sekiz saniye sürdü. Toplamda iki yüz altmış saniye geciktim." dedikten sonra duraksadı. "Ah... Ayrıca, iki yastığımı daha parçaladım, anneciğim." Bunu demesinin ardından karşısındaki kumral cadı sesini yükselterek bir şeyler söylese de aklı orada değildi, cezadaydı. Cezasının daha da şiddetleneceğini bilmesine rağmen annesine yalan söyleyemez, hiçbir şeyini saklayamazdı. Yaptığı takdirde daha da fazla ceza alacaktı sadece. Kadının işaretiyle birlikte cezalandırılacağı yere geçti.

Annesi asla Lilith'in görülebilecek yerlerine vurmazdı. Lilith genelde uzun kollu, boyun kısmı açık, dizlerinin birkaç santim altında bir gecelikle gezerdi etrafta. Annesi bunu değiştirmek için yıllarca uğraştıysa da kızında değiştiremediği nadir özelliklerden biriydi bu, zamanla istemeye istemeye vazgeçmişti haliyle kadın. O yüzden sadece geceliğin kapattığı yerlere vururdu sopasıyla, zaten Lilith'in nadiren de olsa giydiği farklı kıyafetler bu gecelikten daha iyi gizlerdi vücudundaki izleri. Gerçi annesi mükemmel bir iksirciydi, canı istediği zaman birkaç şeyi karıştırıp kızının yara izlerinden anında kurtulurdu. İstemiyordu ama. Kızının cezalardan sonra acı içinde uyuduğunda, izleri gördüğünde ve her hareketinde kasıldığında hatalarını anlayıp bir daha yapmayacağına inanırdı. Lakin şu an ayakta dikilen kızcağızın sorunu hatalarını anlamaması değil, arkadaşlarının ona engel oluşuydu.

Maskeli Kişi

  • Ziyaretçi
Ynt: Affet Beni, Anneciğim
« Yanıtla #3 : 25 Şubat, 2022 21:24:17 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Liliane’ye göre her kusur cezalandırılmayı hak ederdi, buna istisna olabilecek örnek ise yoktu. Toz taneleri bile onun eteğine yaklaşırken yön değiştirirdi kasten, hiçbir güç, hiçbir kozmik varlık cüret edemezdi onun mükemmelliğini bozmaya. Ve mükemmelliğini miras bırakmak için her şeyini verdiği öz kızı karşısına dikilmiş, çiğnediği kuralları sıralarken kaşlarını çatmıştı. Kabul edilemezdi. Kabul edilemezdi!

Geç kaldığı yetmiyormuş gibi bir de özel kuş tüyleriyle diktirdiği yastıklarını parçaladığını söylüyordu, bir kez daha. Onun bu açıklamasını dinlemek bile zamanının israf olmasına neden oluyordu, Liliane israftan nefret ederdi. Sözünün dinlenmemesinden nefret ederdi. Kurallarının çiğnenmesinden nefret ederdi.

Kıza ceza köşesine geçmesini işaret etti, ince kemikli işaret parmağıyla, itaat etmek zorundaydı yoksa cezası şiddetlenirdi. Kız ise bunu biliyordu ve alışkındı, geçtiği duvar kenarında geceliğinin eteklerini topladı. “Sana kırk iki kere vuracağım,” dedi kadın, ses tınısı buz gibiydi. “Her bir kırk iki saniye için.”

Sopanın çıplak tene çarpan ritmik sesleri yankılandı odada, beraberinde kadın, saymaya başlamıştı tek düze bir tonda. “Bir. İki. Üç…”
[/justify]

Çevrimdışı Lilith Louvremont

  • Ravenclaw
  • 3. Seviye
  • İleti: 7
  • 135 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Lilith Louvremont
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Mira
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Ravenclaw
  • Biçim Değiştirme Gücü: 4
  • Lanet Gücü: 3
  • Tılsım Gücü: 4
  • İksir Kabiliyeti: 10
Ynt: Affet Beni, Anneciğim
« Yanıtla #4 : 25 Şubat, 2022 21:50:17 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kırk iki vuruş. Daha kötülerini yaşadığı da olmuştu, bu seferki o kadar da etki bırakmayacaktı. Yüz otuz yedi kere sopa darbesi aldığı gün hala aklındaydı, günlerce yürüyememesine rağmen annesinin zoruyla baloya gidip sabahlara kadar dans ettiği o korkunç zamanı hiçbir zaman unutmayacaktı. Onlarca yabancı erkekle dans etmişti ama aralarından hiçbiri sevgilisi değildi, aldatmış gibi hissediyordu biricik aşkını.

Eteğini annesinin tam istediği ölçüde kaldırdı, geceliğinin yakasını ağzına aldı. Bu şekilde ses çıkarmayacaktı. Birinci vuruşta Lilith hafifçe irkildi ve titrek bir nefes verdi. İkinci vuruşta ağzındaki kumaş parçasını ısırdı. Üçüncü vuruşta alışır gibi oldu, sadece hafiften güçlü bir nefes verdi... Sessiz ve hareketsiz durdu. On altıncı vuruşta annesinin diğerlerine kıyasla çok, çok daha sert vurması nedeniyle acıyla inledi, vurulan bacağının dizi hafifçe öne kırıldı. Bu başına daha çok bela getirecekti sadece. Anında duruşunu düzeltip sesini kestiyse de artık çok geçti. Annesi on altıncı vuruştan daha sert vurmaya başlamıştı, sadece ceza vermekle yetinmiyor bir de tüm sinirini çıkarıyor gibi bir hali vardı. Genç kızın artık bacakları istemsizce titremeye, boğazından sessiz iniltiler yükselmeye, nefesleri düzensizleşmeye başladıysa da annesi durmadı. Aksine daha da hırslanıyordu. Bacakları cayır cayır yanıyordu, dişleri aradaki kumaş parçasına rağmen sıkılmaktan sızlamaya başlamıştı, gözlerine gelen yaşları zorla geri gönderiyordu çünkü evdeki en büyük yasaklardan birisi de ağlamaktı.

Kırk ikinci vuruşa gelindiğinde bitmesini bekliyordu ancak annesi devam etti. Uslu durmadığı, hareket ettiği ve gereksiz sesler çıkarttığı için cezasının arttığını öğrendi kadından. Biraz daha sabredebilirdi, sorun yoktu. Birkaç vuruşa daha katlanabilirdi çünkü çok büyük bir suç işlememişti.

Tabii gözlerinden akan yaşları annesinin fark etmesiyle bu hayaller suya düşüverdi.

Maskeli Kişi

  • Ziyaretçi
Ynt: Affet Beni, Anneciğim
« Yanıtla #5 : 25 Şubat, 2022 22:24:46 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]“Lilith Ambrosia Riliane Lestari Athelinda Louvremont! Ne cüretle önümde ağlarsın!”

Sopa ile bir kez daha bacaklarına vurdu ama öncekilere göre daha sertti, Liliane’nin tepesi bu sefer gerçekten atmıştı.

“Yapman gereken tek şey o küçük aklını kullanıp bu evin kurallarına uymaktı!”

Ve bir sopa darbesi daha…

“Ama sen bunu bile beceremiyorsun!”

Liliane, kusursuz bir topuzla ensesinde toplanmış kahverengi saçlarından bir tutam önüne düşünceye kadar durmadı. Bir noktada kendini kaybetmişti adeta, kızın ağzından çıkan inlemeler gittikçe şiddetleniyor ve çığlığa dönüşüyordu. Kız her sesini yükselttiğinde kadın daha da sert vuruyordu, elinin ayarını kaybetmişti, odaklandığı tek bir şey vardı o anda, cennetinin düzenini bozanı cezalandırmak. Kendi kanından olsa bile bunu yapan ayrıcalık tanımazdı. Baş Melek’lerden biri bile itaatsizlik yüzünden kovulmuşken Cennet’ten, o neden ayrıcalık tanıyacaktı kurallarını bozana?

Saç tutamını düzeltti, kollarını göğsünde bağladı ve yere sinmiş kızı süzdü dikkatle. Zamanını yediği yetmiyormuş gibi bu sefer de önemli malzemelerini ona merhem yapmak için kullanması gerekecekti. Ceza listesi gittikçe uzuyordu fakat şimdilik bu kadar yeterdi.

“Toparlan, yemek saati yaklaşıyor ve bu sefer geç kalmayacaksın.”
[/justify]