17 Nisan, 2026 09:34:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Kara Büyüler Üzerine Bir Sohbet  (Okunma sayısı 53 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Arthur F. Moore

  • Hogwarts Profesörü
  • 5. Seviye
  • İleti: 15
  • 41 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Arthur F. Moore
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Turbo Nezir
  • Meslek: Büyü Kuramı Profesörü
  • Cemiyet: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 11
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 10
Kara Büyüler Üzerine Bir Sohbet
« : 16 Mart, 2022 00:53:52 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ocak, 1866

[justify]"...Eğer vaktiniz varsa size birkaç soru sorabilir miyim? Carmilla hakkında yani…"

Kıvırcık saçlı oğlanın ders bitiminde kendisine gelmesini pek beklediği söylenemezdi. Özellikle dövüşünden sonraki bitkinliği ve derse ilgisizliği ile.

"Belki de öncesinde dersi dinlemeniz sizin adınıza daha olumlu olurdu, Bay Caldecott," diyerek karşısındaki genci süzdü iki saniye boyunca. Yeterince suçluluk hissettirdiğine kanaat getirmesiyle birlikte tekrar söze girdi: "Ancak konuşabiliriz pek tabii. Herkes sınıftan ayrılınca ofisime geçebiliriz." Sonrasında nazik bir el hareketiyle duvar kenarındaki boşlamış bir ön sırayı işaret etti.

Kahverengi ceketinin iç cebine zincirli olan platin köstekli saati çıkartıp kontrol etti bir an, sonrasında diğer öğrencilerin potansiyel sorularını cevaplamak için kürsüsünün başında beklemeye koyuldu. Birkaç selam, bir iki ufak soru ve çokça bekleyişin ardından sınıf boşalmıştı nihayetinde. Odada kalan tek kişiye döndü: "Buyurun, Bay Caldecott. Beni takip edin. Yaklaşık yirmi üç dakika kadar müsaitim. Fakat konuşmamızın bundan uzun süreceğini düşünmüyorum zaten." Her daim zaman konusunda hassas bir insan olan Arthur, kendisine karşı olunmasını beklediği dakikliği çevresindekilere de gösterirdi. Belki bu söylediğinin bir anlamı olmayacaktı ancak karşısındaki kişinin olası bir uzun sohbet senaryosunda durumu son anda öğrenmek zorunda kalmasındansa bu bilginin ışığında plan yapmasına imkan sunması en doğru olan olurdu.

Ofisinin kapısına vardıklarında asasını önce kapının sağ üst köşesinde üç farklı noktaya dokundurmuş ve sonrasında anahtar deliğine mırıldanmıştı kendisini aralayacak sihirli sözleri. Gül ağacından kapı geriye doğru yöneldiğinde gözükmeye başlayan iç mekan için oldukça klasik bir ofis olduğu söylenilebilirdi. Zengin olanlarından. Ceviz ağacından yapılma ve oldukça iyi durumda gözüken mobilyalar baskındı odada. Hepsinin ise ilginç bir ortak özelliği vardı: Üzerlerindeki minik L.W. işlemeleri.

Duvarlar oldukça kalabalıktı: Zira pencereler ve ek bir kapı haricinde üzerinde tek bir toz zerresi olmaksızın farklı dillerden kitaplarla -çoğunlukla Almanca- neredeyse tamamen dolu olan orta boylu bir kitaplık, iki de vitrin kaplıyordu duvar alanını. Vitrinlerin birinde muhtelif cam yahut kristalden yapılma ve kaliteli oldukları görünümlerinden belli olan içki şişeleri doluydu. Raflardaki bazı şişeler boştu ve boş olan şişelerin tümünün yanında muhtelif notlar yahut fotoğraflar sergilenmekteydi. Öteki bir vitrinde ise muhtelif ahşap, metal, deri, cam ve kristal işlemeli antika izlenimi veren eşyalar mevcuttu. Muhtemelen en dikkat çekici olanı, koyu kahverengi ve üzerinde minimal açık renkli işlemeler olan bir silindir şapka idi. Bu şapka, durduğu yerde agresiflik intibası yaratan bir şekilde sürekli olarak sallanıyordu zira. Altında serili olan mor kadife örtü sebebiyle bu sallantılar odada bir ses yaratmıyordu.

Oldukça düzenli ve adeta yeni temizlenmiş gibi duran masanın başına geçip kendisi gibi koyu saçlı oğlana masasının diğer tarafındaki geniş, cilalı ve üzerinde deri oturma alanı olan; oldukça rahat görünümlü ahşap bir sandalyeyi işaret etti: "Oturabilirsiniz, Bay Caldecott." Bu sırada asasını sallayarak vitrinlerin birinden bir şişe ve kumaş kaplama bir kutu getirdi mavi cübbeli oğlanın önündeki sehpanın üzerine. Şişeden kristal kadehe sarı renkli; limon, zencefil ve baharat kokulu, Britanya'da pek bilinmeyen bir sıvı dökülürken kumaş kaplama kutu açıldı ve içerisindeki çikolatalar kendilerini gösterdiler.

"Bugün derste işlediğimiz konu, pek iç açıcı olanlardan biri değildi. Özellikle 'özel' durumunuzu göz önüne alırsak. Buyurun, biraz kendinize gelmenize yardımcı olur." Bir an aklına bir şey gelmişçesine duraksadı ve sonrasında sözlerine devam etti: "Carmilla hakkında konuşmak istediğinizi söylemiştiniz. Tam olarak ne hakkında konuşmak istiyordunuz? Akademik bir çerçevede mi yoksa malum gece yaşananlarla mı alakalı?" Sözlerini bitirmesiyle ela gözlerini, kaşları yarı çatık bir şekilde karşısındaki gencin gözlerine dikti ve söyleyeceklerini beklemeye koyuldu.[/justify]