17 Nisan, 2026 10:05:55 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: [Cadı Avcıları Soruşturması] Çocukların Sorgusu  (Okunma sayısı 265 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Seth Carter

  • Bakanlık Çalışanı
  • 14. Seviye
  • İleti: 100
  • 5 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Seth Carter
  • Güç Puanı: 5
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren.
  • Meslek: Britanya Sihir Bakanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 23
  • Lanet Gücü: 25
  • Tılsım Gücü: 30
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye; Kehanet, 3. Seviye
[Cadı Avcıları Soruşturması] Çocukların Sorgusu
« : 23 Şubat, 2022 00:02:51 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Mahşer Günü konusundan sonra oluşmuş bir görevdir.

Bakanlık çalışanlarının yazma izni vardır.

En son yapılan baskından sonra kilisede canlı ele geçirilmiş beyni yıkanmış çocuklardan birini sorgulayacağınız konudur. Birden fazla çocuk yakalanmış olsa da bunlardan sadece bir tanesini sorguladığınızı yazacaksınız. Bulgularınızı özetlemeniz gerekmektedir.

Çevrimdışı Cornelia Barthélemy

  • Bakanlık Çalışanı
  • 8. Seviye
  • İleti: 40
  • 1735 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Cornelia Barthélemy
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 6
  • Lanet Gücü: 12
  • Tılsım Gücü: 12
  • İksir Kabiliyeti: 4
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 1. Seviye
Ynt: [Cadı Avcıları Soruşturması] Çocukların Sorgusu
« Yanıtla #1 : 27 Şubat, 2022 05:45:10 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]St. Mungo’da Nicholas ve Seth Carter’ı ziyaret ettikten sonra içli bir şekilde masasına döndüğünde sabah koyduğu bardaktaki suyu alıp Ryan’ın ona incelik göstergesi olarak sunduğu yaban gülüne döktü. Soldurmak istemezdi onu. O yüzden her gün özenli bir şekilde suluyor, yer yer onunla konuşuyor bile sayılabilirdi. Yalnızca bir iki gün için istisna olarak sulamasını ilk defa bu kadar geç vakte bırakmıştı. İşe gelir gelmez yaptığı ilk şeydi halbuki. Yoğunluk… Yasal Yaptırım ve Seherbaz bürosu arı gibi çalışıyordu. Çalışmak zorundaydılar. Kaosun arkasından aydınlatılması gereken yollar vardı. Aralarında eksiklikler vardı. Hem de çok büyük eksiklikler. Seth ile sigara tüttürmeden işe koyulmak rahatsız ediciydi mesela Cornelia için. Veyahut Nicholas’ın onu her gördüğünde bıyık altından attığı gülümsemelere sinirlenmeden vakit geçmiyordu sanki. Ellerine her baktığında kendi kanının üzerine bulanan Nicholas’ın kanı aklına geliyordu. İçler acısı. Neyse ki yaşayacaklardı. Ya eksik ya tam. Kendisinin de bir mucizeydi yaşaması.  Bunca tuzağa rağmen hepsi nefes alıyordu -Bay Twinkle hariç-. Küllerinden kanadı kırık şekilde doğmuştu bir kere ama hala alevler sarıyordu vücudunu cadının. Yeniden yükselişi hatırlaması için lazım olan ne ise o yaşanmıştı lanetli kilise baskınında. Cornelia, İkarus değildi ve Cornelia’nın ona verilen şansı harcamaya meyili yoktu. Mumdan kanatlarını eritmeyecek, aksine artık daha planlı bir şekilde ilerleyecekti. O alevleri bir elbise gibi üstüne giyecek, hizip ile bağını güçlendirecek, spesifik çalışmalarına devam edecek ve sevdiklerini korumak için yapılmaması gereken şeyleri dahi göze alacaktı. Kararlıydı. Yolundan onu kimse döndüremezdi.

St. Mungo’dan çıkmadan önce Seth bilgileri almış, safi bir tonla da çocukların sorgulanmasının kendisi tarafından yapılmasını istemişti. Emir denmezdi, daha çok bir istek idi gözünün arkada kalmaması için  ve Seth’in her sözü demiri keserdi. Lakin oldukça sinirlenerek çıkacağını sezinliyordu. Daha fazla oyalanmadan alması gereken parşömenleri ve tüy kalemi aldı. Masalarda genellikle mürekkep bulunurdu.İlk çocuğun sorgu odasına girmeden önce derin bir nefes aldı. Çocuk sorgulamak. Hala çocuk sayılır mıydı bunlar? Canilerdi, oynanmış bir beyne ev sahipliği yapıyorlardı. Kilisenin öğretileriyle sapkınlaştırılan çocukların söylentileri hep duymuştu ancak gözleriyle görmek farklı ve daha çok rahatsız edici bir hissiyat uyandırıyordu. Yine ifadesiz bir yüzle kapıyı açtı hazır olduğunda. Olduğu yere bağlanmış olan çocuğa baktı. Çökük yanakları, kanlanmış renkli gözleri, karışık saçlarıydı Cornelia’nın sokakta rastladığı ve yardımcı olmaya çalıştığı çocuklardan bir ayrım teşkil etmiyordu. Yumuşak mı davranmalıydı yoksa sert mi? Teknikler değiştirilebilirdi. Emin olduğu en önemli şey ona ve diğerlerine tedbirli yaklaşacağı idi. Nicholas’a hücum eden putperestlerden biri bu, sırf çocuk olduğu için vicdan malzemesi yapılacak mıydı? Yapılmamalıydı. Vicdan, hayati konularda kafa bulandırırdı. Bilgi lazımdı Cornelia’ya.

Elindekileri masaya bıraktı sessizce. Karşısına oturana kadar çocuğun yüzünden gözlerini hiç çekmedi. Üstüne giydiği kıyafetlerin neredeyse her birinin sağ ve sol koluna özel alan yaptırmış, asasını her an hızlıca çekebilecek şekilde ayarlamıştı. Çocuğa asa çekecek -hele de böyle kurumsal bir yerde-  hali yoktu. Giderek çamura battıkları büyü toplumunda yaşamanın getirisi olarak önlem almayı artırmıştı Cornelia. Çocuğu biraz daha süzdükten sonra başlamaya hazırdı. Oturduğu anda kurduğu ilk cümle “Sana zarar vermek gibi bir niyetimiz yok.” olmuştu. Yalan. Cornelia ilk ters hareketinde tokadı çarpabilirdi ağzına(en en iyi ihtimalle) ama yapmamak için direnecekti. Yapmacık olan ama karşı tarafa hiç öyle yansımaması için yıllarca çalışılmış hareketi olan gülümsemelerinden birini takınıp devamını getirdi konuşmasının. “Adını öğrenebilir miyim? Kilise ile bağlantını bize anlatır mısın?” demişti. Ailesi ile ilgili bilgileri bilerek sormamıştı. Farklı bir şey vardı aklında kadının. Öncelikle çocuğun söyleyeceklerine göre yol biçecekti sorgunun gidişatını. Ayrıca, kibar davranmaktan da haz ettiği söylenemezdi.

[spoiler=Not]Çocuklarımızı sevip kollayalım lütfen. Linçlemeyiniz sakın adjfj karakterimin geçmişi ve birtakım sorunları doğrultusunda tehlike içeren çocuklara bakış açısına göre yazılmıştır ve yazılmaya devam edecektir. ^^ [/justify]
« Son Düzenleme: 27 Şubat, 2022 19:31:35 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Cornelia Barthélemy »

Çevrimdışı Kont Sati Von Richmond

Ynt: [Cadı Avcıları Soruşturması] Çocukların Sorgusu
« Yanıtla #2 : 28 Şubat, 2022 16:52:28 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Sandalyede oturmakta olan çocuğun narin cüssesinden ötürü aşağı yukarı on yaşlarında genç bir çocuk olduğunu kestirebilirdiniz. Yine de feri gitmiş gözlerinde gezinen yaşlı ruh, bunun tam tersini söylüyor gibiydi.

Kadının sesini duyduğunda bir anlığına kaldırdığı başını, Cornelia'nın cümlelerinin bitmesiyle poflayarak önüne eğdi huysuzca. Ayaklarını sabırsızca sandalyenin tahtasına vururken birbiri ardına, hoşnutsuzluğunu ele veren tonlamayla yanıtladı kendisine sorulanları.

"Sana konuşacağımı sanıyorsan yanılıyorsun Babil'in Fahişesi! Rahibe Lucille bizi sizin gibilerin diline karşı yeterince tembihledi. Hem konuşmazsam ne yaparsın? Yoksa ona yaptığınız gibi beni de mi iblisten peydahladıklarına kurban etmeye kalkarsın?"

Konuştukça gözlerinin buğulandığı görülüyor, sesinin çatallaştığı duyuluyordu.

"Sizin gibiler kiliselerimizi yaktınız! Benim gibileri öldürdünüz, ahlaksız ritüellere kurban ettiniz. Yalan mı!? Rabb'in merhametine sığın cadı! Yoksa yaptıklarının cezasını bu dünyada olmasa da, diğer dünyada çekeceksin!"

Sözlerinin sonuna doğru düşmüştü sesinin gücü. Yutkundu. Başını öne eğip güçsüzce susuverdi.
« Son Düzenleme: 01 Mart, 2022 00:00:02 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Kont Sati Von Richmond »

Çevrimdışı Cornelia Barthélemy

  • Bakanlık Çalışanı
  • 8. Seviye
  • İleti: 40
  • 1735 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Cornelia Barthélemy
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 6
  • Lanet Gücü: 12
  • Tılsım Gücü: 12
  • İksir Kabiliyeti: 4
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 1. Seviye
Ynt: [Cadı Avcıları Soruşturması] Çocukların Sorgusu
« Yanıtla #3 : 28 Şubat, 2022 21:35:34 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Sıktığı çenesini gevşetti Cornelia. Genç çocuğun saydırdığı söylemler ve ithamlarına bakılınca gereğinden fazla yumuşak davranmanın bir önemi olmadığını kavramıştı kadın. Onlar yalnızca nefret tohumlarıydı. Piyondular bu oyunun içerisinde. Acıması mı gerekiyordu? Vicdanen bir nebze huzursuz hissedebilirdi ancak boyundan büyük laflar eden pirenin haddini bilmesi gerekirdi. Değişmesi uzun sürmeyen yüz ifadesi artık yerini sahte gülümsemeden simsarlığa bıraktı. “Bacaksız. Ailen sana büyüklerinle nasıl konuşulacağını öğretmedi mi?” derken aklından türlü türlü işkence yöntemleri geçiyordu. Kurumsal bir yerde çalışmanın bağlayıcılığından neden nefret ettiğini tekrar hatırladı. Yediği okları, Bay Twinkle’ın düştüğü durumu, Nicholas’ın gırtlağından akan kanı… Asıl soru, bağlayıcılık tarzı şeyler ne zaman durdurmuştu ki kadını? Çocuğun buğulanan gözlerini es geçti. Güçsüz sesi kulaklarını tırmalamaktan başka bir işlev görmüyordu ne yazık ki. Aniden ayaklandı. Çocuğun bağlı bulunduğu sandalyenin yanı başına eğilerek tuttu çenesini. Baş parmağı ve işaret parmağı ile çenesini sıkıyor, sivri tırnaklarını çocuğu sızlatacak kadar bastırıyordu. “Sana söylediklerinin aksini savunmayacağım. Kendi türümü kanıtlamak gibi bir çabam yok. Dünya grilikten oluşan bir yer, evlat. Hamsın, pişmen lazım. Ne hale geldiğini görebiliyor musun? Ağzından çıkanları işitiyor musun? Nefretle doldurmuşlar… sen ve senin gibi bir sürü çocuğu. Çok yazık. Sence pervasızca savurduğun ithamlardan farklı bir şey yapıyor musunuz?” Çenesini ittirdi.

Güzellik bir yere kadar işliyordu. Çok zorlamadan çift taraflı oynayabilirdi. Kapıyı aralayıp dışarıda bekleyen çalışana içeri gelmesini belirtti. İki elinde zorlukla taşıdığı tepsiden demirden yapılma servis tabaklarını ve suyu bırakmasını bekledi. Çocuğun tam önüne yerleştirilmişti. Çalışan çıkana kadar bekledi sabırla. Kapının kapanmasıyla sandalyesini zeminde rahatsızlık uyandıracak bir sesle çekiştirdi ağır ağır. Yanına oturdu.“Neyse ki bugün iyi günümdeyim. Uslu bir çocuk olursan seni Rahibe Lucille ile görüştürebilirim. Hemen yan odada. Eminim ki sana anne sıcaklığını verem kadının yanında olmayı istiyorsundur. Merak etme, konuşursan sana yardımcı olacağım. Öncelikle yemek yiyelim.” derken bir yandan da servislerin kapağını kaldırıyordu. Dumanı üstünde tüten biri tavuk biri dana olmak üzere bitkilerle süslenmiş, özenle deri ve yağlarla birlikte pişirilmiş yemeklerin kokusu tüm odayı doldurmuştu. Su bardağını çocuğun önünden biraz daha uzağa çekti. Bıçak ve çatalı özenli bir şekilde eline alırken“Hangisini yemek istersin?” diye sordu kadın. Sesi az önceye göre daha ılımlı çıkıyordu artık ilginç bir şekilde. Haliyle çocuk bağlı olduğu için yemeği kendisi yedirecekti Cornelia. Yapacağı seçim adını henüz bilmediği çocuk için aslında oldukça önemliydi.[/justify]

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d10 : 5, total 5
Destek 1d10 : 3, total 3
Talih 1d10 : 3, total 3
« Son Düzenleme: 28 Şubat, 2022 21:41:54 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Cornelia Barthélemy »

Çevrimdışı Kont Sati Von Richmond

Ynt: [Cadı Avcıları Soruşturması] Çocukların Sorgusu
« Yanıtla #4 : 28 Şubat, 2022 23:55:36 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Gözleri açılan çocukcağızın canını acıtan tırnaklardan ötürü ağlamaklı olduğu su götürmezdi. Yine de kokuları tüm duyularını dolduran o leziz yemekleri fark ettiği gibi masaya yumulmaktan geri kalmamıştı. Kendinden geçercesine yemeye başladı önüne konan biftekten. Ne bir rahibe vardı onu izleyen, ne de bir eğitmen... Sadece, o melun cadı vardı. Cadı!

Bir an yemekten başını kaldırdı. Tavuk yağıyla lekelenmiş dudaklarını gömleğinin manşetlerine sildi. Sanki bir şey fark etmiş gibi duraksamıştı kocaman olmuş gözleriyle...

"Yoksa, yoksa zehir mi kattın içine... Zehir kattın tabi! Joseph söylemişti, sizin örümcek çişinden zehirler ürettiğinizi söylemişti! Beni konuşturmak için hangi zehri kattın içine, söylesene kafir kahpe!"

Tam da ettiği lafların üzerine ağzındaki biftek parçalarını öksürürcesine yere tükürmeye başlamıştı ki, hala acısı taze olan tırnakları hatırladı bir kez daha. Kadının bu sefer tırnaklarını boynuna geçirmesinden korkar gibi başını gömleğinin yakalarından içeri sokarcasına kaçırıyordu şimdi siyah saçlı cadıdan...

Çevrimdışı Cornelia Barthélemy

  • Bakanlık Çalışanı
  • 8. Seviye
  • İleti: 40
  • 1735 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Cornelia Barthélemy
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 6
  • Lanet Gücü: 12
  • Tılsım Gücü: 12
  • İksir Kabiliyeti: 4
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 1. Seviye
Ynt: [Cadı Avcıları Soruşturması] Çocukların Sorgusu
« Yanıtla #5 : 04 Mart, 2022 23:46:48 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Yemek yemek için Cornelia'yı bile beklemeyen çocuğun halini görünce kadının yüzü düştü. Mutsuzluk çökmüştü üstüne ancak her zamanki gibi yüzünde duygu belirten bir ifade yoktu. Yemeye başlamadan önce ve başladıktan sonraki tavırlarını inceledi. Çok aç olmalıydı. Her halinden belli. Çocukların beynini yıkamak için temel ihtiyaçlarıyla zorluyorlardı belli ki. Ne kadar da acı! İki servis tabağına birden saldırmasını beklemiyordu Cornelia da. O yerken sadece izledi. Kendisinin yiyeceğinden değil ama iştahı tamamen kapanmıştı.

Çocukları masum oldukları için sevdiğini düşündü bir kez daha. Suç, bu karşısında duran yavrucağın değildi. Ona bu hale getirenlerindi. Ağzından birkaç laf alabilse niceleri kurtulurdu. Pislenmiş saçlarına baktı göz ucuyla. Yazık değil miydi? Burada iyi şekilde ilgilenilirdi onunla ama iyi niyeti suistimal edilmemeliydi. Kontrolü elden bırakmayacaktı Cornelia. Tam lafa girecekti ki çocuğun lafa girişip densizce ettiği lafları dinlemeye başladı. Hakaretini görmezden gelirken söylediği şeye engelleyemediği bir kahkaha patlattı. Zehir katmak da neyin nesi? Beyni yıkanmış olsa da küçücük bir çocuğa zehir mi verilir? Eğer işbirliğine yakın görmeseydi onu korkutarak en fazla bir güzel afiyetle yediklerinin rahibenin ve buraya getirilen diğer çocukların etinden yapıldığını söyleyecekti ama gerek olduğunu düşünmüyordu artık. Hele de korkan hareketlerini yakaladıktan sonra. 

"Joseph kim? Sana yalan söylemiş. Zehir mehir yok ortada, çıkar onu aklından. Olsa bile içeriğinin düşündüğün şeyden olacağını zannetmiyorum. Ayrıyeten, neden seni zehirleyelim? Bak, başta biraz sert davranıp seni ürkütmüş olabilirim ama burada iyi muamele göreceğine söz veriyorum. Kimse seni incitemez, açlıkla sınayamaz, korkutamaz veya şu an yaşıyor olman gereken çocukluğundan edemez artık."

Bu sefer elini nazikçe kafasına götürüp çocuğun saçlarını hafif bir şekilde karıştırıp kafasını sevdi. "Hadi anlat bana. Kiliseyle ilgili bildiğin her şeyi, sana söyledikleri, sizinle kimin ilgilendiğini, ne tarz bir eğitim verdiklerini. Aklına ne gelirse." Konuşmaya başladığında neyi ne kadar bildiğini ölçüp spesifik sorulara yönelecekti üstüne gitmeden Cornelia. Bir kez daha dudaklarını araladı. "Sırada tatlı var. Elmalı tart yemek istemez misin?."


Ne olur ne olmaz diye şuraya da bir adet zar bırakayım:
This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d10 : 2, total 2
Destek 1d10 : 9, total 9
Talih 1d10 : 7, total 7[/justify]
« Son Düzenleme: 04 Mart, 2022 23:48:34 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Cornelia Barthélemy »

Çevrimdışı Kont Sati Von Richmond

Ynt: [Cadı Avcıları Soruşturması] Çocukların Sorgusu
« Yanıtla #6 : 06 Mart, 2022 23:04:01 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Elmalı tart mı?..."

Ağzının sulanmasına engel olamadı çocuk. İçinde bir dürtü, kestiremediği veya çözemediği, konuşması için onu zorluyor gibiydi. Hem söyleyeceklerinin kime ne gibi bir zararı olabilirdi ki? Zaten onun gibi bir çocuğun bildikleri kimseye zarar veremezdi nasılsa.

Bu düşünceler içerisinde anlatmaya başladı dilinin ucuna gelenleri.

"Benim babam, Lancashire'da bir fabrikada çalışıyordu. Günde on dört saat neredeyse. Ne tatil, ne de dinlenme. Ailem ise çok çok uzun yıllar önce Amerika'dan göçmüşler buraya. Dört tane kardeşim daha vardı. Babam eline geçen parayla hiçbirimize doğru düzgün bakamaz ve bizi bir yük olarak görürdü sırtında. Annem ise, sürekli yakınır ve doyuracak daha az boğaz istediğini söylerdi. Bir de pazarları mutlaka kiliseye giderdi. Tanrı'ya dua etmek için gittiğini sanırdım ama her dönüşünde yanında öteberi ile gelmesinden anladım. Kiliseye yardım dilenmek için gidiyordu. Dua etmeye falan değil!"

Yanakları kızarmıştı. O günleri hatırlamaktan nasıl bir acı çektiğini kestirebilmek mümkündü.

"Küçüklüğümden beri benim diğer kardeşlerimden farklı olduğumu söylerlerdi. Ama neyi kast ettiklerini anlamazdım. Zaten en küçükleri bendim. Aram iyi sayılmazdı onlarla. Kardeşlerim benim yemeğimi dahi zorla alır, bana alınan ne varsa bir şekilde üstüne konarlardı. Öyle ki, tek bir oyuncak bırakmışlardı bana oynayabileceğim, kimsenin istemediği ve haliyle bana kalan bez bir bebekti. Hepsinin bir dönem oynadığı, kir içerisinde, yırtık pırtık ve annemin arada bir yama yaptığı çirkin bir oyuncaktı. Ama benim her şeyimdi o bebek. Dostum, sırdaşım, tek oyun arkadaşımdı. İsmi Victoria idi."

Gözlerinde biriken yaşları sildi gömleğinin cebindeki eski bir mendille.

"Bir gün babam kolunu fabrikadaki makineye kaptırmış. Patronları da işe yaramayacağından artık, kovdular onu. Koluna karşılık da beş yüz sterlin verdiler sadece. O para sayesinde annem, o gün ilk kez elmalı tart yapmıştı. Çok lezzetli görünüyordu. Evdekiler çok üzgündü. Ama ben mutluydum. Çünkü pastanelerde gördüğüm tatlıyı ilk kez yiyebilecektim. Ama olmadı. Kardeşlerim benim payıma düşeni kaptılar tabağımdan. En büyük abim James benim payımı midesine indirirken 'Bir gün çalışmaya başlarsan tart yemeye hak kazanabilirsin' dedi. Çok kızdım. Oyuncağımı ona doğru fırlattım öfkeyle. Ama nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde abimin masadan fırlayıp duvara çarpana kadar havada uçtuğunu hatırlıyorum. Başı kanıyordu. Babam bana çok kızdı. Öyle ki süpürge sopasıyla kovaladı beni evin içerisinde. Bir ucube olduğumu, yakında benden kurtulacaklarını söyledi."

Elmalı tart servis edilirken önündeki tabağa, o malum iştahı kapanmıştı çoktan.

"Annem birkaç gün sonra beni her pazar gittiği kiliseye götürdü. Kilisenin rahibiyle benim duyamayacağım bir yerde konuştuklarını gördüm. Rahibin... Rahibin onu öptüğünü gördüm. Sonra da beni oraya bıraktı. Ailem ilk zamanlar görmeye geliyordu beni. Arada bir de olsa... Sonra onlar da kesildi."

Bir zamanlar nefret duyduğu cadıdan kaçırdı gözlerini. Duvara, boşluğa dikti bakışlarını.

"Kilisede dua ederiz ve belli sınamalardan geçeriz. Sonra bizi yeteneklerimize göre üç büyük kilise disiplininden birisine atarlar. Gabriel, Michael ve Raphael. Benim Michael kilisesinde eğitim alacağımı söylediler. Sonra da yetimhaneye gönderdiler. Eve kıyasla yetimhane ve kilise cennet gibiydi. Ballı çörekler, sıcak süt, yahniler, her akşam leziz yemekler... Her gün bir ziyafetti benim için. Ama az yememi öğütlüyorlardı sürekli. Bize Tanrı'nın lütfuyla mucizeler gerçekleştirme gücüne sahip olduğumuzu söylediler. Büyücülerin ve cadıların fenalıklarını anlattılar. Onları... Onları yalnızca bizim durdurabileceğimizi. İnsanlara zarar vermemem gerektiğini ve oyuncağım Victoria'nın benim kudretime nasıl aracı olabileceğini..."

Başını öne eğdi, yorulmuş ve halsiz bir şekilde.

"Başka ne öğrenmek istiyorsun, pis cadı... İstediğini aldın işte!"


Not: Daha spesifik sorularla, daha spesifik yanıtlar almak mümkündür... : )
« Son Düzenleme: 06 Mart, 2022 23:08:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Kont Sati Von Richmond »

Çevrimdışı Cornelia Barthélemy

  • Bakanlık Çalışanı
  • 8. Seviye
  • İleti: 40
  • 1735 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Cornelia Barthélemy
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 6
  • Lanet Gücü: 12
  • Tılsım Gücü: 12
  • İksir Kabiliyeti: 4
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 1. Seviye
Ynt: [Cadı Avcıları Soruşturması] Çocukların Sorgusu
« Yanıtla #7 : 11 Mart, 2022 17:44:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Elmalı tart ile turnayı gözünden vuran Cornelia, küçük çocuğun dilinin çözülmesini sağlamış gibiydi. Artık biraz daha rahatlayarak arkasına yaslandı otururken. Ancak vakit ilerledikçe çocuğun anlatacaklarından sonra içine bir ateş düşecekti. Kendi geçmişinden gün yüzüne çıkan acıları harlanacaktı. Babasından bahsetti ilk hala adını bilmediği ufaklık. Fabrikada çalışıyormuş adamcağız. Cornelia, sanayileşmenin gram katkısını göremiyordu evrene. Evet, belki ilerleyeceklerdi bulundukları tarih diliminde ama büyük bir yıkımın gelişinin ayak sesleri olacaktı gümbür gümbür. En azından Cornelia buna inanıyordu. İşsizliğin artışı, kas gücüne artık daha az duyulan ihtiyaç ile saatlerce belki bir boğazlık karın tokluğuna çalışmak… Etten, kemikten, kandan olanı sömürmek… Nefret ediyordu demir tadı veren bu tiksinç hayattan.

Öte yandan, maddi durumun yetersizliğinden ve insanların ihtiyaçlarından kilisenin nasıl da kolayca faydalandığı açık bir şekilde ortadaydı. Dini hiç sorgulamamış hatta üstüne bir kez olsun hiç düşünmemiş olan cadı dinin addettirildiği durumu gördükçe sinirleniyordu. Öfkesini yöneltebileceği o kadar çok şey vardı ki kadının… Buram buram pislik kokuyordu kilise ve öğretileri. Çocuğu bölmemeye karar verdi Cornelia. Onun eteğindeki bütün taşları dökmesini istiyordu. Döksün ki niceleri kurtulsun. Küfürbaz müfürbaz ama kadın ona baktıkça ve çocuk konuştukça bam teline dokunuyordu bir şeyler. Sürünün en küçüğü olmak. Hafife alınmak. Farklı olmak. Ucube olarak görülmek. Hangi bağlamda?

Bez bebeği duyunca yutkundu Cornelia. Bir dönem kendini böyle hissettiği olmuştu. Çocuğun Victoria’sının aksine, yırtık pırtık ruhuna yama yapılarak bir sürü elbiselerle süslenerek başkalarının isteği doğrultusunda eylemlerine hatta düşüncelerine şekil vermek zorunda kalmıştı. Bir zamanlar hangi rafta görürse görsün bez bebekleri buğulu gözlerle onlara bakardı camın arkasından. Anlatılanlarla bağ kurabiliyordu ama daha farklı bir şekilde. Bayan Bennett’in elinden aldığı bordo ipi anımsadı. Duvara fırlatmıştı bir paçavra gibi. Hırçınlaşmıştı ama bir şey yapamamıştı, dizleri hala o anki gibi titriyordu sanki. Kafiydi bunca acı.

Buhranını dizginledi. Güçlü olmak için ve sağlıklı bir şekilde hissettiklerini bastırmak için eğitilmişti Ulysess tarafından. O olmasa ne yapardı kim bilir? Minnet duydu tekrardan. Kulağı düşüncelerinin ezilmişliği altındayken bile çocuktaydı. Büyülenmiş tüy kalemin not ettiklerini kontrol etti göz ucuyla. Anlam veremediği çok şey vardı. Sırayla üstünden gidilmeliydi hepsinin. Boğazını temizledi. Tartı yememişti çocuk. Zorlamayacaktı. Masada duran su dolu bardağı önüne doğru çekti çocuğun. Hala pis cadıydı Cornelia. Buruk bir gülümseme belirdi dudaklarının kıvrımında. Ciddiyetini bozmadı ama. Naif bir yaklaşımla “Hala bana adını söylemedin.” dedi ilk. Öğrendikten sonra kafasının bir köşesini kurcalayan kısımlara değinecekti. Aklına bir şeyler geliyordu Cornelia’nın anlatılan hikâyeden ötürü ancak konduramıyordu. Olabilir miydi? Efsaneden ibaret değil miydi? Cadı Avcıları, kiliseler, eğitimleri, topladıkları çocuklar… Çok fazla belirsizlik hâkim. Kesin bir sonuca ulaşmak için hala yetersizdi eldeki bulgular. “Sınandığınızı söyledin. Ne şekilde? Hangi yeteneklere göre kiliselere ayrılıyordunuz? Üç büyük disiplini anlat bana.“ dedikten sonra “Sen bir ucube değilsin.” diye ekledi. Eklemeden yapamazdı. Hala bir çocuktu o. Yanlış yönlendirilmiş bir çocuk. “Farklı olabilirsin ama bir ucube asla değilsin. Farklı olmak güzeldir. Herkes gibi olmak çok sıkıcı. Hem birçok açıdan farklı olabilirsin. Benim gördüğüme göre farklılığın cesaretinden geliyor. Yaşına göre çok cesursun. Bu benim düşüncem. Peki, ailenin hangi konseptte farklı olduğunu düşündüğünü biliyor musun? Sence nasıl bir farklılığın var? Kilisede bunun üzerine durulmuş anlaşılan. Tanrı’nın lütfu sana nasıl bir güç bahşediyor?” Eğer bu sorularına cevap alabilirse diğer kiliseleri soracaktı şekillenen konuşmanın geleceğiyle beraber (Yazar burada zarı yüksek gelirse onu da sormuş gibi sayılmasını isteğini belirtiyor asdfj). Gabriel ve Raphael. Ne öğrenebilirse ona göre sorularını dizecekti. Dini mekanlardan o kadar uzaktı ki Cornelia kiliselerin adlarını öğrenmesine rağmen gerçeğin kilitli kapılar ardına kapatıp farklı bir imajla yansıtılıp yansıtılmadığından emin olamıyordu. Diğer kiliselerin yerlerini biliyor olabilir miydi? Hepsi Britanya sınırlarının içerisinde miydi? Sorgudan sonra not alınanlarla birlikte Seth ile değerlendirmeliydi çoğu şeyi.[/justify]

Yetenek 1d10 : 6, total 6
Destek 1d10 : 6, total 6
Talih 1d10 : 8, total 8






Çevrimdışı Kont Sati Von Richmond

Ynt: [Cadı Avcıları Soruşturması] Çocukların Sorgusu
« Yanıtla #8 : 17 Mart, 2022 00:34:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Adım mı?" Cadının gülümsediğini fark edince şaşırdı çocuk. İblis de mi böyle yaklaşırdı kurbanlarına, gülümseyerek... Yoksa, masum bir gülümsemeye fazla mı anlam konduruyordu. Bu kadının şu ana kadar canını yakmadığına şaşırmıştı. Tırnaklarıyla yol açtığı ufak çizikleri saymazsanız elbet.

Çekingen bir ifadeye bürünen çocuğun yanakları kızarmıştı utanmaktan. "Andy Cain" diyebildi ağzında biraz geveledikten sonra kelimeleri.

Çatalıyla dürtüklediği elmalı tarttan bir lokma götürdü ağzına. Damağında nasıl dağıldığına hayret etti tatlının. En dindar olanı bile yoldan çıkartabilecek bir lezzetti. Ama ona böyle mi öğretmişlerdi kilisede? Hazların tehlikesinden, nasıl da günah olduklarından söz etmemişler miydi? Yalnızca acı, arındırabilirdi vücudunu.

Bu seferliğine tüm bunları umursamamaya karar verdi. Hem bir kereden, bir şey olmazdı değil mi? Sonrasında günah çıkarmak için sonsuz zamanı olacaktı nasılsa. Bir çatal daha salladı elmalı tarta. Şu ana kadar yediği en güzel şey olabilirdi.

Tatlıya verdiği dikkat, cadının sorularıyla bölünmüştü yine. Koca bir lokmayla tatlıdan kalan ne varsa süpürdükten sonra kendisine sorulanları cevaplamak üzere kadına dönmüştü. "Sınama, zor bir süreçtir. Bize kötü davranırlar. Sopa, falaka, dayak... Günahlardan arındığımızı söylerler bu şekilde. Bu sınama esnasında çoğumuz garipliklerimize şahit olurlar. Kimimiz kendisine vurulan sopayı bir solucana çevirir, kimimiz kendi yaralarını iyileştirir bir mucizeyle, kimimiz ise kendisine vuran pederi dokunmadan başından def eder. Farkında olmadan yaparız bunu. Mucizelerimizdir bunlar bizim. Böylece neler yapabildiğimizi öğrenirler. Savaşabilecek güçlere sahip olanlarımızı Aziz Michael'ın kiliselerine, yaraları iyileştirebilenleri Aziz Raphael'in kiliselerine, tuhaf mucizelere vakıf olanlarımızı ise Aziz Gabriel'in kiliselerine..."

Duraksayıp ne diyeceğini düşündü bir süre. Doğru kelimeleri bulabildiğinden emin değildi. Uzun uzun konuşmaya alışkın olmamasından kaynaklandığını düşündü. "Engizitörlerimizin isimleridir bunlar. Meleklerimizin yeryüzüne inmiş, vücut bulmuş halleri olan Engizitörlerimizin... Michael, Rabb'in düşmanlarıyla savaşandır. Onun takipçileri, cadıların habisliğiyle savaşacak, ön saflarda mücadele edecek olanlardır. Raphael, bizi iyileştirir. Onun takipçileri, yaraları saracak, imanımızı kuvvetlendirecek olanlardır. Gabriel, bize Rabb'in haberlerini taşır. İnancımızı yayacak olanlar, kutsal savaşımızı tebliğ edecek olanlar peşinden giderler onun..."

Avucunu, sanki içinde bir oyuncak varmış gibi kaldırdı. Bakışları görünmez oyuncağını deldi ve elindeki çizgilere takıldı. Kısa, soluk çizgilere... "Ben, Aziz Michael'in kilisesindenim. Bez bebeğim sadece bir aracı, Rabb'in iradesine boyun eğen. Senin gibilere zarar vermek için mucizelerimi kullanırım. Öyle ki, senin sesini şu an kısabilir, dişlerini büyütebilir, dilini damağına yapıştırabilir, vücudunu yara bere içinde bırakabilirim." Bakışlarını kadına çevirdi. Dediklerine zıt olarak, gözlerinde savunmasız bir ifade geziniyordu. "Ama sen... Sen bana kötü davranmadın. Belki de, iblis seni baştan çıkarmamıştır henüz. Belki de, onun fahişesi olmayı reddetmişsindir. Mümkün mü bu?"

Düşünceli biçimde dudağını ısırırken, tekrar çatalına uzandı. Tabağında kalan tatlı kırıntılarında gezdirdi bir süre. "Benim gibilerin bir lanetle doğduğu söylenir. Bizim gibi mucizeler bahşedilmiş olanların kaçamayacağı bir lanet. Öyle ki, ölsek de gidemezmişiz cennete. İki dünya arası bir Araf'ta kalmakmış kaderimiz. Bu laneti bir gün kaldıracağımızı ve cennette, Rabb'in katında kabul edileceğimizi söylediler. Ama ben, yine de ölmekten çok korkuyorum. Korkmamam gerekse de korkuyorum." Soluklandı derince. Bugün fazla bile konuşmuştu. Yorulmuştu hatırlamaktan.

Çevrimdışı Cornelia Barthélemy

  • Bakanlık Çalışanı
  • 8. Seviye
  • İleti: 40
  • 1735 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Cornelia Barthélemy
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 6
  • Lanet Gücü: 12
  • Tılsım Gücü: 12
  • İksir Kabiliyeti: 4
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 1. Seviye
Ynt: [Cadı Avcıları Soruşturması] Çocukların Sorgusu
« Yanıtla #9 : 21 Mart, 2022 20:08:07 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]En sonunda adının Andy olduğunu öğrendiği çocuğu süzerken Cornelia rahatsızlık hissetti. Önyargılı davranmış olmanın verdiği bir huzursuzluktu daha çok. Masumiyetin temsili olan çocukları ne hakla kullanırlardı? Bunu yapanların kökleri kurutulmalıydı. Çenesini sıktı.  Elinden geleni ardına koymayacaktı. Seth’e davasında yardım edecek, her göreve katılacak ve hatta… Anlık bir karar vermek istemiyordu, ancak, uzun bir süredir hissetmediği bir sıcaklık hissetmişti kalbinde. Ve bu kiliseden sorgulamak için aldıkları bir çocuk sayesindeydi. Ona kafir diyen, kahpe diyen… Din ile zihni bulandırılmış olan bir çocuk sayesinde… Çenesini serbest bıraktı burnundan nefes alarak.

Kötü davranıldığının farkında en azından, diye iç geçirdi kadın. Sopa ve falaka mı? Ve büyülü olanlar mı iblis oluyorlardı? Tezatlık sarıyordu her tarafı. “Demek zorlayarak içinde barındırdığınız gücü ortaya çıkarıyorlar.” Mırıldandı kendi kendine Cornelia. Ne gücü peki? Daha net bulgular lazımdı. Böler gibi olmaması için “Lütfen, devam et.” dedi. Andy’nin verdiği bilgiler doğrultusunda melekler ile eşleştirebileceği tek tük şey vardı. Tılsım, lanet, biçim değiştirme ve iksir gibi alanlar… Doğruluğu tartışılabilirdi ama aklına başka bir şey gelmiyordu. Mümkün olup olmadığını sorgularken ardından işittikleriyle bir nebze daha doğru yolda ilerlediğine inanmaya başlamıştı Cornelia. Çocuğu izlemeye devam ediyordu. Elini havaya kaldırdığında Cornelia’nın da kaşları kalktı. Ne yapmaya çalışıyordu? Ürpermişti kadın. Terörü çocuğun davranışlarında sezebiliyordu, korkudan çok. Bakışları ise tam tersini söylüyordu. Zayıflığı bir pelerin gibi üzerinde asılıydı Andy’nin.

Cornelia’nın ona kötü davranma isteği olmamıştı denilemez. Hep bir anlık gaflet. Kendine kızdığı nokta buydu. Kimin ne şekilde ne ile uğraştığını veyahut kimlerle baş ettiğini bilmediği bir hikâyede korumacı ve tedbirli olmaya çalışmıştı sadece. Yine de kendi deneyimlerinden yola çıkarak baştan beri böyle davranmaması gerektiğini bilmesi gerekirdi. Öfkesini hapsetti zihnine. Aklından geçirmiş olsa dahi ona kötü davranamazdı. Çocuğun yüzüne batırdığı tırnaklarına çevirdi bakışlarını. Sorduğu soruya ne cevap vereceğini bilmiyordu açıkçası. Mümkün veya değil. Ortada bir inanç yoktu Cornelia için. Çocuk kırıntılarla oyalanırken aklından geçenler artık şekil almaya başlıyordu.

Neredeydi bez bebeği? Kiliseden getirildi mi emin değildi. Görmek istiyordu çocuğun neler yapabileceğini. Diğer çalışanlar sorgu için hazırlarken almış olabilirlerdi. Belki bir ara verip Zain ile konuşabilirdi ama Andy’i tek bırakmak istemiyordu. Hele de lanet konusunu açtığında. Korkusunu paylaştığında gözünde bir buğulanma oluştu Cornelia’nın. Sahiden mi? İnanması güçtü. Etinde kesikler hissediyordu sanki.“Mucizelerle donatılmışlara sunulan bir lanet. Ne kadar doğru olabilir?” dedi neredeyse fısıltıyla. Kontrol edilmesi gereken bir sürü kaynak vardı. Çocuğun dibine kadar çektiği sandalyede ona doğru döndü. “Sana yalan söylemeyeceğim, Andy. Cennet ve cehennem. Üstüne düşündüğüm yerler değil. Hiçbir zaman olmadı. Ama Araf hakkında bir şey bilirim, o arada kalmışlığı ve korkuyu…” dedikten sonra işaret parmağını alnına nazik bir tutumla götürdü çocuğun. “Araf… Burası. Asıl araf kafanın içinde. Ne gidebilirsin ne kalabilirsin. Ne cesaret edebilirsin ne de korkmaya hakkın vardır. Korkuyorsun sen. Güzel. Kimileri korkmaktan dahi acizdir. İşte, senin tutunman gereken tek şey bu. Yönlendirmen gereken tek hissiyatın. Ve, aynı zamanda düşünmemen gerek tek şey de bu.” Elini çekti. Yapacağı şey bir Bakanlık çalışanı için pervasızca bir hareket olabilirdi. Kime ne? Buradan çıkamazdı her halükârda. Çıkmaya kalkarsa da Cornelia onu asla bırakmazdı. Sandalyeye önlem amaçlı belinden bağlanmış çocuğun kalın ipini çözmeye başladı. Çocuğu korkutmamak için asasını hiç ortaya çıkartmamıştı. İpi çözeceğim derken tırnağı kırılınca ufak bir sızlanma yaşamanın ardından söküp fırlattı bütün ipleri. Çocuğun yorgunluğu her halinden belliydi. Soluklanma ihtiyacını gidermesini beklerken konuşmaya devam edecekti.

 “Endişelenme.” dedi yapacağı hareketten önce uyarı bağlamında. Kollarını uzatıp sıkıca sarıldı çocuğa. Çocuğun buna ne kadar ihtiyacı olduğu bilinmez ama Cornelia’nın mutlaka vardı. “Kimse sana dokunamaz.  Ölmene izin vermem. Gerçek veya değil, bunun üstesinden birlikte gelebiliriz.” Diyordu çocuğa duygularını ne kadar geçirebildiğinden emin olamayarak. Geriye çekildi yüzünde sıcak bir tebessüm ile. “Seninle çıkarsız bir anlaşma yapacağız Andy. Biraz daha konuşacağız. Sana güveniyorum. Konuşmamız bittikten sonra benimle birlikte gelmeni isteyeceğim senden. Hemen karar vermek zorunda değilsin. Hiç zarar göremeyeceğin bir yere götüreceğim seni. Önce konuşalım.” diyerek açık kapı bıraktı. Eğer kabul ederse Das’ın ve Blaze’in cinnet geçireceğini biliyordu. Ama Andy’e de düşüncelerinin değişebileceği bir çevre lazımdı. Çok belli etmeseler de sevgi doluydular, Andy’i seveceklerinden emindi kadın. Bakanlık için sorun yaratabilirdi ama Seth ile bir şeyler ayarlayabilirlerdi. “Hiç bez bebeğinin bizim asamıza denk geldiğini düşündün mü? Mucize dedikleri şey sizin büyü yapabilmeniz olabilir mi?” Aklındaki sorulardan hangisine öncelik vereceğini kestiremiyordu Cornelia. “Bizi büyüsüz kılmak için söylediğiniz o sözler… Onun da bir büyü olma ihtimali yok mu sence?” diyerek çocuğu sorgulamaya itiyordu doğrudan bir kanı ortaya koymaktansa. “Engizitörleriniz ya da vücut bulduğunu söylediğin herhangi bir kişi… Onlarla tanışmayı çok isterim. Nerede bunlar? Kiliseye uğruyor olmalılar ama belli ki asıl merkezleri değil.” Ayin yapmak, vaaz vermek dışında asıl planlamaların yürütüldüğü başka bir yer olmalıydı, lakin bir çocuk bilebilir miydi? Andy yaşıtlarına göre beyni bulandırılmış olsa da gözlemci olabilecek bir tipe benziyordu. Kulağı kesik olma ihtimalini değerlendiriyordu.

“O gece, kilisenin bodrumunda ne yapmaya çalışıyorlardı? Gök neredeyse yarılmıştı. Sarsıntıyı da biliyorsun. Herkes hissetti. Bir şey duydun mu önceden? Bilgin var mıydı? Bunları benimle paylaşman önemli. Burada sen ve ben varız artık. Ayrıştırma yapmıyorum aramızda.”Yaşama hakkına inanıyordu Cornelia. Dünyası dine göre veya doldurulma bilgilerle ikiye ayrılmıyordu. Bir cadı avcısının ateşine karşılık su ile yıkıma karşı ön safhalarda durabilirdi. Çocuğu koruyabilirdi. Ona güvenmesini ve tamamen açılmasını istiyordu.[/justify]


Hadi bir mühürler hakkında ipucu zarı...
This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d10 : 6, total 6
Destek 1d10 : 10, total 10
Talih 1d10 : 10, total 10
« Son Düzenleme: 21 Mart, 2022 20:13:28 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Cornelia Barthélemy »

Çevrimdışı Kont Sati Von Richmond

Ynt: [Cadı Avcıları Soruşturması] Çocukların Sorgusu
« Yanıtla #10 : 05 Nisan, 2022 22:59:53 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Gözlerine bir perde gibi inen ve dahi soluk almasını birkaç saniyeliğine engelleyen saç tellerinden başını çevirdikten sonra göz pınarlarından taşan ıslaklığı kollarıyla silmeye yeltenmişti ufaklık; ışıksız bir odanın siyah perdelerini aralamış ve yağmur taneleriyle süslenmiş bir pencerenin bulanıklaştırdığı hüzünlü manzarayla baş başa kalmış kimse gibi bir matem havası vardı duruşunda. Nasıl ki sıcak bir kahveye katılan katı bir şeker, fincanın dibine çöküp çözülürse aheste aheste; çocuk da tüm katılığının dağılıp gittiğini hissediyordu belki de ilk kez şefkatli kollarda.

"Bilmiyorum. Gerçekten, bilmiyorum. Lanetimizi kaldırmanın bir yolunun kilisede olduğunu söylemişlerdi ama... Kendi aralarında konuştuklarını duydum sadece. Bir zamanlar çok kötü bir cadının gücüne ket vurmak için inşa edilen mühürler olduğunu söylediler. Bunları kıranları, kırdığı mühre göre Tanrı'nın mükafatlandıracağını ve bu mükafatlarla bizlerin üzerindeki laneti kaldıracaklarını söylediler. Engizitörlere gelince, onları görmedim hiç. Sadece Gabriel Hazretlerinin seçilmişlere gözüktüğünden söz etmişlerdi. Raphael'in ise bu seçilmişleri iyileştirmek için geleceğini. Michael geldiğindeyse, iblisin tohumlarını haklamak için göğü yaracağından söz ederlerdi."

Güçsüzce çöktü sandalyesinde, sözcükler düğümlenmişti boğazında bir anlığına. "Mahşerden bize gönderilenlerin kıyamet alametleri olmalı bu. Ahir zamanda yaşıyoruz. Eskiden büyümek istemezdim. Şimdiyse büyüyemeden ölmekten korkuyorum. Ve ruhumun Araf'ta sıkışmasından..."

Bakışlarını hevesle kaldırdı kadına doğru. Sıkışmışlığın eseri ifadesiyle dudaklarını büzüştürüp kadına yaklaştı. "Buradan gidebilir miyim artık? Gidebilir miyiz?" Aniden kadının söyledikleri aklında birer şimşek gibi çaktı. Belki de gerçekten bu vesileyle, şu ana kadar sormadığı nice sorunun cevabını bulabilmeye hazır bir kaşif gibi meraklı sorularını sıraladı arka arkaya. "Hem ben, uçan süpürgelere bindiğinizi duymuştum. Doğru mu gerçekten bu? Ben de binebilir miyim? Peki kaynar kazanda çocuk kaynattığınızı duymuştum, gerçek mi bu? Onları yiyor musunuz? Bir de, bir de... Hah! Oyuncak bebekleri oynattığında bu bebeklerle büyülediğiniz insanları da oynatıyormuşsunuz. Bebeğin kolunu kırdığında o kimsenin de kolu kırılıyormuş mesela. Gerçekten yaptın mı hiç bunu? Nasıldı!?"

Ardı ardına sorduğu soruların peşinden de muzip bir gülümseme takındı. "Eh, artık soru sorma sırası bana geçmiş olmalı değil mi?"

Çevrimdışı Cornelia Barthélemy

  • Bakanlık Çalışanı
  • 8. Seviye
  • İleti: 40
  • 1735 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Cornelia Barthélemy
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 6
  • Lanet Gücü: 12
  • Tılsım Gücü: 12
  • İksir Kabiliyeti: 4
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 1. Seviye
Ynt: [Cadı Avcıları Soruşturması] Çocukların Sorgusu
« Yanıtla #11 : 25 Ağustos, 2022 00:52:52 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kiliseden getirilen cadı avcılarının himayesinde bulunan isminin yalnızca Andy olduğu bilinen çocuğun sorgusu usulünce uygulanmış, bilgiler toplanmıştır ve rapor halinde sunulacaktır. Buna ek olarak; Andy artık alınmış izinler ve yasal ayarlamalar doğrultusunda, yaşamına; büyücü ve cadılar arasında Andy Barthélemy olacak şekilde devam edecektir. Cornelia Barthélemy tarafından evlat edinilmiştir.

[spoiler=Out]İskender eğer Andy'nin o sorusunu hala hatırlıyorsan lütfen söyle asdfg[/spoiler]
« Son Düzenleme: 25 Ağustos, 2022 14:31:46 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Cornelia Barthélemy »