Bugün korku yok. Bugün adil bir dövüş olacak... Turnuvaya Müdire ve Seherbaz tarafından zorla yazıldığımdan beri bir büyü bile göndermekten aciz asamla birlikte ön elemeleri geçmiştim. Nasıl olmuştu hiçbir bilgim yok; bir rakibin sahaya çıkmayı reddetti, diğeri altına yapacaktı diye çekildi gitti derken ön elemelerden başarılı olmuştum. Şanslı olduğumu düşünmüyorum ama kimselerin itiraz etmemesiyle buradaydım şu an. İtiraz etseler turnuvadan çekilmek benim için sorun olmayacaktı ama yo, hem Müdire Bates hem de Rayeharth bana bu düelloların asamı kullanmamda yardımcı olacağını söylüyorlardı hep, göreceğiz şimdi. İlk birkaç düelloyu izleyiciler arasında izlemiştim, yanımda da en sevdiği Quidditch takımı olan Tutshill Hortumları'nın maçına çıkmış gibi coşkuyla sevinen velimleydim. "Bak işte!" diyordu Rayeharth bana coşkuyla, "Bak o kız nasıl da saldırdı oğlanın pantolonuna! Tam da sana verdiğim taktik gibi ha? Boleyn oğlanları yerle bir oldu! Bak Expelliarmus kullanırken nasıl bileklerini çeviriyorlar son anda gördün mü evlat?" diye soruyordu retorik sorularını. E tamam, o taktik uygulandı işte. Şimdiye herkes askılı kemer takmıştır donu düşmesin diye. Ya da paçalı don giymiştir en garantisinden. Asasını iple bileğine bağlayan kimse niye yok, hep bunu düşünürüm şu turnuva haberi geldiğinden beri. Ben de mi askılı kemer giyseydim? İç çamaşırım temiz mi ki? Neler düşünüyorum böyle ya, düelloma odaklanmalıydım.
Düelistlerin adları açıklandığında herkesin aklında ve ağızlarında tek bir soru vardı: "Kim bu çocuk?" Kim bu çocuk? Kim? Ben de bilmiyordum ki kimim diye? Yüreğim ağzımda atıyorken merdivenleri tırmanıp sahaya çıktım. Rakibim karşımdaydı işte. "H. W. J. Her kimsen bana yardım etme zamanın şimdi!" diye fısıldadım vasıfsız ve sıfatsız asama. Asamı çekip "S-Sizi..." diyebildikten sonra bir soluk daha alarak "Sizi düelloya davet ediyorum" dedim ve unuttuktan hemen sonra adını ekledim "B-Bayan Strömm!" diye kararlı olduğumu göstermeye çalıştığım bir ses tonuyla. Heyecanlıydım evet ama daha az korkmamı gerektirecek seviyede ışık vardı burada. Yalnız da değildim, yüzlerce insan vardı. Rayeharth'ın öğrettiği Düello Adabına yakışır biçimde önce asamı dik tutarak, sonra da yaptıklarımdan utanan kıpkırmızı yanaklarla reverans yaparak rakibimi selamladım. Bugün kahvaltıya inmeden önce kendisine erkenden kalkıp bir not bile yazmıştım, eskiden de öyle yaparlarmış. Yenileceksem bile velim olan kıdemli Seherbaz'ı utandırmayacaktım. Rayeharth benimle gurur duymalıydı!