17 Nisan, 2026 08:56:53 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: 23 Aralık 1865 Tarihli Büyüceşura Toplantısı  (Okunma sayısı 88 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Victorine Odette Boleyn

  • Ölü
  • 10. Seviye
  • İleti: 58
  • 441 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victorine Odette Boleyn
  • Güç Puanı: 45
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Yüce Boleyn, Büyüceşura Yüksek Yargıcı
  • Cemiyet: Amaterasu Büyücüler Sendikası
  • Biçim Değiştirme Gücü: 4
  • Lanet Gücü: 16
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 3
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye; Kehanet, 3. Seviye
23 Aralık 1865 Tarihli Büyüceşura Toplantısı
« : 12 Şubat, 2022 19:19:01 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

[justify]1865 Yılının son ayı o kışın sert geçeceğini haber veren soğukları kendini yeni göstermeye başlamışken asil kadının adım sesleri Londra’nın dar sokaklarında yankılanıyordu. İsmine yaraşır derecede güzel olan bu kadın, ünlü ressamların tablolarının betimlemelerinden de farksızdı: pürüzsüz beyaz cilt, mavinin göğe çalan tonlarındaki gözler ve ancak bir asilzadenin sahip olabileceği gururlu bir ifade.

Her bir buklesi özenle şekillendirilmiş uzun sarı saçlarının o duru tonuyla toplum içinde hemen göze çarpan Victorine Odette Boleyn, ara ara ince parmaklarıyla kavradığı altın rengi köstekli saatini kontrol ederken geç kalmadığı için şükrediyordu. Günün erken saatlerinde gelen Büyüceşura toplantısı haberi yüzünden apar topar ayrılması gerekmişti yönetmekle yükümlü olduğu Boleyn Adası’ndan. Çağrı oldukça basitti, 'acilen' diyordu. “Acilen bütün Kıdemli Büyüceşura Üyeleri 10 Numaralı Mahkeme Salonu’nda toplanmalı.”

Dış cephesindeki boyaları yer yer soyulmuş köhne bir binanın köşesinden ince uzun bir sokağa saptı, adımlarını sıklaştırmıştı, buradan nefret ediyordu. Çoğunlukla evsizlerin ve hırsızların kol gezdiği her köşesinde fakirlik ve hastalığın izlerinin bulunduğu bir ara sokaktı burası, Sihir Bakanlığı’nın üçüncü ve az kullanılan girişine gidiyordu. Victorine, yanından geçtiği çulsuz adamların zihinlerinden geçen aşağılık düşünceleri duyabiliyordu; hayatlarında bu kadar güzel bir kadın görmemişlerdi ve büyük çoğunluğu oracıkta onu soymak istiyordu. Ancak hiçbirinin bunu yapabilecek iradesi yoktu; kadın, onların elinden almıştı çünkü.

Sokağın sonundan bir kez daha saptı, aşınmış taş duvarları olan bir binanın hizasına geldiğinde sonlandırmıştı adımlarını, demirden siyah bir kapının önündeydi şimdi. Üzerine altın rengi rakamlarla ‘42’ numarası işlenmişti, üç kere tıkladı ve hiçliğe açıldığı bilinen kapının ardında gözden kayboldu.

Yere düşen bir kadehin kırılması kadar kısa bir süre içinde Atriyum’un cilalı zemininde yerleri süpüren kadife peleriniyle belirmişti kadın. Tavus kuşu mavisi tavanın üzerinde parıldayan yaldızlı semboller göz kırpıyorlardı sanki onun oradaki varlığını onurlandırmak için: ‘Sihir Bakanlığı’ndaki varlığınız bizim için bir lütuftur Yüce Boleyn.’

Duyduğu için şaşırmadığı tanıdık bir ses, “Hoş geldiniz ekselansları,” dedi.

Ellili yaşlarının başında duran saçlarına yer yer aklar düşmüş bir adamdı yanına gelen, kadının narin elini kavradı ve yumușakça öptü. “İyi günler, Bay Lennington,” diye karşılık verdi Victorine, yüzündeki göz alıcı bir gülümseme ile. Bakanlığın kıdemli çalışanlarından biri olan John K. Lennington, yaklaşık on beş yıldır Büyüceşura üyesiydi ve geniş gönüllü bir adam olmasıyla tanınırdı. “Toplantı başladı mı?”

“Sizi bekliyorduk,” dedi adam, başını iki yana sallamıştı. Aralarında daha fazla diyalog gelişmedi, adamın uzattığı koluna girdi ve Büyüceşura’nın mahkeme salonuna giden asansöre doğru ilerlemeye başladılar. Onu yolda görenler selam vermek için duruyordu birkaç dakikalığına, bazıları saygıdan bazılarıysa gerçekten ona duydukları hayranlıktan yapıyordu bunu. Victorine ise vakti olmadığı için yanlarından geçerken elinden geldiğince nazik bir biçimde başıyla karşılık veriyordu yalnızca. Az sonra altın parmaklıkları olan asansör ile ikinci kata, büyük mahkeme salonuna ulaşmışlardı.

Salonda ilk göze çarpan şey altın rengi alton-victorian desenlerin fazlaca kullanıldığıydı, kitaplıklarla donatılmış koyu kırmızı kadife duvarlardan amfiteatr biçimindeki oturma alanındaki tahta işlemelerde görmek mümkündü bu desenleri. Yaklaşık elli Büyüceşura üyesi sahip oldukları nüfuza göre yerleşmiş ve tam merkezlerindeki yüksekçe bir kürsüde duran gür kır saçlı adamın toplantıyı başlatmasını bekliyordu. Victorine’in oturacağı yer hemen adamın sağında, üç sıra ötesindeydi.

“23 Aralık tarihli Büyüceşura oturumu,” dedi baş büyücü Elliot Hawkins tok bir sesle. Katip anında not almaya başladı. “1865 Büyücülük Yasaları, Büyücülüğün Gizliliği Kararnamesi ilgili gizlilik prosedürlerinin tekrar gündeme getirilmesi gerektiğinden ötürü. Oturumun ana başlıkları ‘Büyücedünya’nın Refahı Tehdit Altında mı? Halk Yoldan Çıkmaya mı Başladı? Adı Tekrar Gündeme Gelmeye Başlayan Carmilla S. Tehlikeli mi?’ olarak belirlenmiştir. Söz hakkı alarak konuşmaya başlayabilirsiniz.” Büyük tahta tokmağını oturumu başlattığını belirtir bir biçimde kürsüye vurdu, salona bir uğultu hâkim olurken sol saflarda bir büyücü söz almıştı çoktan.

Uzun beyaz sakalları göbeğine kadar uzanan adam, “Değerli Büyüceşura üyeleri,” diye girdi söze. “Bildiğiniz üzere zor bir dönemden geçiyoruz. Ülkemiz, kimliğimiz ve özgürlüğümüzü tehdit etme noktasına gelmiş bir meseledir bu. Başlıklarının hiçbirinin hafife alınası konular olduğunu düşünmüyorum. Bizim onurumuz, hepimizin can sağlığı için hemen bir şeyler yapmamız lazım!” Bu işte hep birlikteyiz, eğer bana katılmazsanız hepimiz yanarız alt metni içeren politikasının insanlar üzerindeki etkisini değerlendirmek için birkaç saniyeliğine sustu ve etrafı süzdü. “Sizlere sunacağım öneri halkla ilişkilerimizi kuvvetlendirmemiz gerektiğidir, büyücü halkına arkalarında güvenebilecekleri bir bakanlığın bulunduğu hatırlatılması gerektiğini düşünüyorum.”

Onun az ötesinde bir başka büyücü söz aldı, “Bay Alderidge doğru bir noktaya değindi,” dedi. “İnsanların doğru bir şekilde bilgilendirilmesi lazım gerçekten ancak ben bunun yanında onların düzgün bir otorite tarafından yönlendirilmeye ihtiyaçları var diye düşünüyorum. Daha fazla Kanlı Balo trajedisinin yaşanmasına fırsat veremeyiz, halkımız-”

“Böldüğüm için affedin, Sihir Bakanımız Angus Marvin Kellington’un yönetimin yetersiz olduğunu mu iddia ediyorsunuz Bay McCalmont?” diye araya girdi, cırtlak sesli, altmışlarında kır saçlı bir kadın. Adı Kontes Amybeth Jessica Enfield’tı ve Victorine’den sonra konseyde bulunan tek kadın üyeydi.

“Elbette hayır, yalnızca son zamanlarda gelişen talihsiz olayların otoriter bir boşluktan dolayı-”

Kadın bir kez daha araya girdi, ses tonunu yükseltmişti. “Sen kimsin? Kimsin sen? Sen kimsin?” Victorine istemsizce yüzünü buruşturdu, kadının ses tonu her zamankinden de fazla kulak tırmalıyordu. “Bakan Kellington’a yetersiz deme hadsizliğine nasıl düşersin? Britanya Büyücedünyasının refahı ve sefası için yaptıklarını hangi hakla yok sayarsın!?”

“Söz konusu olan durum Bakan Kellington’un yetersizliği değil, halkın fazlaca başına buyruk davranması,” diye araya girdi bu sefer de bir başka sakallı. “Basit bir yasa düzenlemesi ile bunun önüne geçilebilir diye düşünüyorum.”

“Ne tarz bir yasa düzenlemesini kastediyorsunuz, Bay Madlock?”

“Bir Olağanüstü Hal durumuna geçiș yapılması gerektiğini savunuyorum. Bu konuyla ilgili geçici bir yasa düzenlemesine gidilmelidir.”

Baş Büyücü Elliott Hawkins, “Önerinizi açar mısınız Bay Madlock?” dedi, salondaki uğultuyu bastırmak için birkaç defa tokmağı ile masaya vurmuştu.

“Çok sevgili yandaşlarım,” adamın ses tonu kendinden emindi, konuşmasını sürdürmeden önce ayağa kalktı. “Öncelikle denetimin sıklaşması gerektiğinde hem fikir olmamız gerektiğini düşünüyorum. Daha fazla ‘Kanlı Balo’ların yaşanmaması ve Carmilla gibi teröristlerin densiz hareketlerinin önüne geçmek adına kolluk kuvvetleri harekete geçirilmelidir. Sokakların ve mekânların denetimini sıklaştırmak ve caydırıcı yaptırımların uygulanması önem taşımaktadır.”

Salonda bir münakaşa başlamıştı tekrar, Victorine ise sonunda sessizliğini bozmaya karar verdi, hafifçe boğazını temizledi dikkati üzerine çekmek adına. “Beni bağışlayın Bay Madlock, araya giriyorum. Ancak sizce de bu aşırı bir tutum olmaz mı? Önceliğimizin dışına çıkmamamız gerektiğini düşünüyorum, halkın güvenliğini onların özgürlüklerini kısıtlamak lehimize bir hamle değil.”

Asil kadının bu sözleri üzerine uğultuların sesi de yükselmişti, arkalardan bir büyücü elindeki gazete kupürü ile ayağa fırladı. “GÖZÜNÜZÜ AÇIN EY BÜYÜCÜ AHALİSİ!” Tüm bakışlar adama dönmüştü bu sefer. “HALK BUNLARI GÖRÜYOR! BİZİM GELDİĞİMİZ SON NOKTA BU! HALKI DOĞRU YÖNLENDİRMEK BİZİM ELİMİZDE!”

“Be heyy densiz! Be heyy kanun tanımaz, ahlak bilmez adam!” diye çıkıştı, Kontes Amybeth Jessica Enfield. “Sen daha dün Mugglelar ile ortak paydada buluşabileceğimizi savunmuyor muydun!?”

“NEREDE SAVUNMUŞUM? ÇIKAR GÖSTER!”

“SAVUNDUN! AŞŞŞAĞILIK ADAM, SAVUNDUN!”

“ÇIKAR GÖSTER!”

Bay Hawkins sert bir biçimde vurdu tokmağını bir kez daha. “Terbiyenizi takınmanızı rica ediyorum, bulunduğunuz konumu hatırlatırım.”

Ve bir süre daha, oylama aşamasına kadar, devam etmişti; Büyüceşura üyelerinin hatırı sayılır bir kısmı, olağanüstü hal durumunun getirilmesinin gerekli olduğunu düşünüyordu. Bunlar için birkaç temel gerekçeleri vardı.

İlki, dört bir yana dağılmış büyücü halkının kontrol edilebilmesinin tek yolunun onları bastırmaktan geçtiğine inanmalarıydı. Tek bir doğru varken, çok fazla ses yalnızca kafa karışıklığı yaratırdı. Bu da sorunların ardı arkasının kesilmeyecek oluşu demek oluyordu.

İkincisi, otoritenin kimde olduğunu ve kime bel bağlamaları gerektiğinin hatırlatılması gerektiğiydi. Bakanlık daima halkın refahı ve kalkınması için çalışan bir kurum olmuştu nihayetinde, yaptığı her şey halk içindi ve bu karşı gelinemez bir gerçekti.

Üçüncüsü, bu daha çok Victorine’in görüşüydü, kimsenin durumu nasıl kontrol altına alacağına dair hiçbir fikri yoktu, fosilleşmiş zihinlerinin halkın refahını önemsediği falan da yoktu. Dolayısıyla ortaya atılan bütün önermeler yasaları olduklarından daha komplike bir hale getirmekten başka bir işe yaramayacaktı. Asil kadın, bu toplantı sonunda alınan kararların nasıl bir kaosa yol açacağını şimdiden hayal edebiliyordu. Kış başlıyordu.

Son bir tokmak sesi yankılandı. “Oylama bitmiştir,” dedi Bay Hawkins. “Yirmi dokuz oy ile olağanüstü hal durumuna geçiş yapılacağının kararı alınmıştır.”[/justify]



23 Aralık 1865 Yılı, Büyüceşura’dan geçen yeni yasa düzenlemesi aşağıdaki gibi halka duyurulacaktır.

Alıntı
1- Saat 5'ten sonra hiçbir cadı ve büyücü, Büyü Bakanlığı'na bağlı yerleşkelerde hayati bir mesele olmadığı sürece dolaşmayacak
2- Her yerleşkeye bir grup Seherbaz atanacak ve düzenli olarak devriye gezecek
3- Saat 12 den sonra sokakta müzik çalınması, ışıklı büyü yapılması, herhangi bir büyü yapılması yasak
5- Yasaklı kelimeler ve o kelimelerle bağlantılı konulara sahip tüm kitaplar toplanılacak, yakılacaktır
6- 10 değil, 5'ten fazla büyücünün bir araya geldiği her türden etkinlik yasaktır, eğer bu kişilerin kimliği tespit edilirse asalarına el koyulacaktır
7- Bütün büyücüler ve Bakanlık çalışanları 2 haftada bir asalarını kontrol için bakanlığa teslim edecek ve gün sonunda geri alacaklardır.
8- Büyüye şahit olan Muggle sokak ortasında çubuğa bağlanarak yakılacaktır, onun şahit olduğu büyüyü yapan kişi ise daha temiz bir şekilde idam edilecektir
9- Muggle Doğumlular'ın aileleriyle görüşmeleri yasaklanmıştır
10- Bir Muggle ile ilişkisi tespit edilen herkes ifade vermek durumunda kalacaktır
11- Belirli süreler arası yapılacak olan bilgilendirme toplantılarına katılım zorunludur (detayları daha sonra açıklanacaktır)
12- 7 Kuşak safkan aileden gelmeyen bütün büyücülerin özel Büyü Bakanlığı broşlarını takması zorunlu ve çıkarmaları ise katiyen yasaktır
13- En fazla haftada bir duş almayan kişiler anında kınama cezası alacaktır
« Son Düzenleme: 22 Eylül, 2022 15:54:17 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Victorine Odette Boleyn »