17 Nisan, 2026 09:41:42 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Londra Bulutlarının Üzerinde  (Okunma sayısı 38 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Harper Shaw

  • Emekli
  • 1. Seviye
  • İleti: 2
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Harper Shaw
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Turbo Nezir
  • Meslek: Barmen
  • Cemiyet: La Fay Şifacılar Topluluğu
  • Biçim Değiştirme Gücü: 7
  • Lanet Gücü: -
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 17
Londra Bulutlarının Üzerinde
« : 18 Şubat, 2022 13:57:40 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Londra'nın üzerini sarmalayan kara bulutların tepelerinden yansıyıp şehre ulaşamayan dolunayın ışığı, gökte kıvrılarak süzülen bir iskambil kartının bembeyaz bir ışıltıyla kamaşmasına sebep oluyordu. Rüzgara teslim olmuş bir şekilde sert kıvrımlarla ilerleyen ve bu dönemeçlerle özgürlüğüne ulaşmayı deneyen kartın, Karo Kızı'nın hemen önce tam olarak bulunduğu, an içerisindeyse birkaç santim ötesinde kalan yerden lanetli bir ışık huzmesi geçti ansızın, üzerinde kızıl bir kamaşmaya sebep olarak. Ardından ışık huzmesi daha da ilerledi, süpürgesinin üzerinde uçan Elmaslar Kraliçesi'ne ulaşma hedefiyle.

Harper, lanetli parıltı üzerine doğru gelirken süpürgenin çevresindeki kavramasını biraz gevşetmiş ve bedenini, başı aşağıya sarkacak pozisyona salmıştı. Vücudundan daha da aşağı süzülen koyu renkli dalgalı saçları, altındaki ay ışığıyla parlayan bulutları yalamaya, ıslanmaya başlamıştı. Bu esnada kendisini hedeflemiş olan sersemletme laneti, hedefini bulamamış bir şekilde ilerlemeye devam etmişti hemen önce bulunduğu konumdan.

-Hadi ama Jack, altı üstü ufak birkaç numara yaptım! Böylesine acımasız olma, ha? Hatırım için?

Cisimlenme konusunda bir hayli beceriksiz olan kadın, yaptığı vurgunun ardından süpürgesine ulaşabildiği anda ortalıktan kaybolmuş olmayı umuyordu. Fakat masasındaki Jack isimli lanet herifin teki ısrarcı çıkmış ve vestiyerden süpürgesini kaparak takip etmeye koyulmuştu kendisini.

-Üç saattir aynı masadayız be kadın, adım Jack değil!

-Hadi ya, bence siyah ceketinin altındaki tüm o kaslarla tam bir Jack'sin, karı kırışmaya ne dersin?

-Bunu yamuk yapmadan önce düşünecektin. Ve adım Oscar lanet olsun, Incendio!

-Büyünü tuttursan bile iki metre aşağı insem sönecek ateşlerin, kafan briç oynamaktan ziyade anca bl...

-Stupefy!

-Sakin, neredeyse beni vuruyordun be! Neyse, kafan da anca blackjack oynamaya yeter. Ne kadar ütüldün gece boyunca?.. Jack!

-Kaltak karı! Diffindo!

Süpürge kullanmak konusunda hem kabiliyet hem de ekipman olarak avantajlıydı, vücudunu hızlı bir manevrayla kurtarmıştı yeşil ışık huzmesinin etkilerinden. Bu hareket yeterli olmamıştı ama. Avantajını kaybetmişti ansızın beklemediği bir şekilde. Son model Meşemızrak 65 süpürgesinin arkasındaki çalıların üçte biri lanetin etki alanında kalmış, aldığı hasar sonucu dengesini ve hızını önemli ölçüde kaybetmeye başlamıştı. Denge, denge... Rodeo haline gelmişti süpürgenin üzerinde kalmayı başarmak. Düşerse bu yükseklikten... Hayır, düşünmemeliydi bu ihtimali. Denge... Karşılık mı vermeliydi Jack'e? Vurgun yapmaktı tek amaç, böylesine bir düello? Kesinlikle hayır; üstelik savaşmayı da iyi beceremezdi ki. Kızıl ışık huzmesi geliyor; kaçmalı ve dengelisini korumalı, düşmemeli. Düşmek?..

Kızıl ışıklar ulaşamadan bedenine salıverdi kendisini kontrolü zor süpürgesinden aşağı, derin bir nefes aldı altındaki kara bulutları yararken. Hava... Burada hava ne kadar güzeldi, sokaklardakinin aksine: Temiz, saf, islerden ve karamsarlıktan uzak... Havası buradaki gibi olsa Londra çok daha güzel bir şehir olabilirmiş aslında. Arkasında kendisini avlamaya kararlı lanet bir sapık olmasa sürmek isterdi bu anın keyfini. Uzunca bir süre. Ama vücudunun her bir milisaniye daha fazla ivme kazandığının farkındaydı. Oyalanmadan asasını kaldırdı ve mırıldandı: "Accio." Gözü tepedeydi, peşindeki adama son hareketiyle büyük bir çalım atmış olsa gerekti. O kas kafalı tepki verememeliydi, en azından süpürgesini elde edene kadar. Tam olarak sonrasında tepki vermeliydi. Başarabilir miydi?..

Süpürgesi belirdi önce, eline yaklaştı, kavrandı. Tam o esnada kara bulutlar üçüncü bir delikle yarıldı ve peşindeki alacaklı belirdi görüş alanında. Fırsat... İstediği senaryo. Süpürgesiyle dimdik havalandı tekrar, yukarı çıkmak üzere bulutları deldi yeniden. Ufak bir detayla. Bulutların arasını terk etmeyecekti. Bu pofidik, kalın ve içinde durduğu her bir saniye üzerindeki elbisenin kumaşını daha rahatsız edici bir şekilde bedenine yapıştıran, aldığı nefesleri boğuklaştıran -ki Londra havasına hala bin basardı- su buharının, yoğun sisin içerisinde beklemeye koyuldu. Süzülürken dengeyi sağlamak daha kolaydı. Birkaç saniye geçti, ortalık sakindi. Usulca asasını çevresinde döndürmeye başlayıp mırıldandı: "Inlusio." Bulutlar arasında soğrulan beyaz ışıklar eşliğinde tılsımı bir kumaş misali bedenini sarmaladı, bedeni gökle bir oldu. Derin bir nefes verdi, aşağı süzülmeye başladı. Eteğinin kemerine bağlı ve ağzına kadar dolu olan minik kumaş çantasını kavradı nazikçe, gülümsedi. Bir yurtdışı seyahatinin daha parası çıkmıştı...