17 Nisan, 2026 09:04:26 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Aziz Michael'ın Kanatları Altında  (Okunma sayısı 310 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Iris Ashworth

  • Ravenclaw
  • 5. Seviye
  • İleti: 17
  • 77 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Iris Ashworth
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Ravenclaw
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 2
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 6
Ynt: Aziz Michael'ın Kanatları Altında
« Yanıtla #15 : 28 Kasım, 2021 18:40:55 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Şansları nasıl yaver gittiyse sıkıntısız bir şekilde koridora girebilmişlerdi. İlk izlenimde koridora yerleştirilen gaz lambalarının yaydığı aydınlık oldukça seyrekti. Lambalar takip edilince koridorun uzunluğu kolayca anlaşılabiliyordu. Sessizliğin kol gezdiği bu koridorda soğuk hava her yeri kaplamıştı. Alfred ve William’ın asasının ucundan çıkmaya başlayan ışık ile biraz daha önlerini seçebiliyorlardı artık. Birkaç adım daha attılar.  Koridorun yanlarda olan demir kapılar göze çarpıyor ve iyice merak konusu olmaya başlıyordu Iris için. Alfred’in kapılardan birini açmak için yeltendiğini gördüğünde yapmaması için lafa atılmasına gerek kalmadan kapalı olduğunu gördüler. Hepsi mi kapalıydı? Ne vardı acaba içlerinde? Bakmamaları lazımdı. Bazen bilmemek veya görmezden gelmek iyi bir seçenek olabilirdi. Her bir kapının üzerinde yazan latince kelimeleri ezberine almaya çalıştı cadı. Latinceye ilgisi vardı Iris’in ancak diğer dillerle birlikte eş zamanlı olarak çalıştığından böylesine zor bir dili tamamen öğrenebilecek ve çeviri yapacak bir seviyeye gelmemişti, henüz. Etrafı incelemek için fazla vakitlerinin olmadığını biliyordu, aşina olduğu birkaç kelimeyi zihnine atarken asıl kapıya yaklaştıklarında hıçkırık sesiyle bölündüler. William kısık bir sesle herkesin aklına düşeni dile getirmişti: “Yoksa… André… O olabilir mi?”

Giderek artan hıçkırıkların sızlattığı kalpler bir anda can bulmuşlardı. Ufak bir ses dahi olsa peşine düşerlerdi. Adımları büyütüp hızı arttırdıklarında giderek o tınının arkadaşlarına ait olduğuna emin oluyorlardı. Koridorun sonuna doğru vardıklarında ise artan ses ile hangi kapıyla cebelleşmeleri gerektiğini biliyorlardı artık. En azından öyle olduğunu düşünüyorlardı. Kulağını kabarttı Iris. William, “Bulmuş olabiliriz.” der demez el çabukluğuyla “Alohomora” ile kapıyı açmaya çalışmıştı ancak nafileydi. Mutlaka bir anahtar, bir giriş yöntemi, işe yarayacak herhangi bir şey olmalıydı. Alfred,”Gürültü yapmadan nasıl gireceğiz ki içeriye?” diye söylenirken Iris’in aklına bir plan gelmişti. William ile Alfred kapının kenarlarını yoklamaya başladılar diğer taraftan. Iris ise pek umutlu olmamakla birlikte gürültü yapmayan bir şeyden yana kullanacaktı tercihini.”Bir şey denemek istiyorum. Tutar mı bilmiyorum ama…” Genç kız, saçındaki babaannesinden kalma iki tane olan üzerinde renkli taşlardan yapılma antika bir çift telli tokayı çıkardı. Bulundukları dönemde artan suç oranlarıyla birlikte büyükbabasının muggle dostlarından öğrendiği ve Iris’e şaşkınlıkla anlattığı bir şeyi denemeye kalkıştı: tokalardan ikisini de ayırarak doksan derece açık hale getirdi ve bir tanesinin tırtıklı kısmını yukarı doğru büktü. Daha sonra diğerinin düz tarafı kilit deliğinin en altına yerleştirdi, diğer tokanın da bükük ucunu yavaşça deliğe yerleştirdi ve oynatmaya başlattı. Tokanın oynattığı kilitler aracılığıyla anahtarın şeklini hayal edip yavaş yavaş kilitteki mekanizmaları oynatmaya başladı ve bir tanesi çıt sesiyle beraber açıldı. Sırayla tüm hepsini denemeye devam edecek ve eğer başarabilirse; sonuncu mekanizma da açıldığında, kilitin rahatlamasıyla en altta tuttuğu tokayı ve bu tokayla da kilidi döndürebildiğini fark edecekti.

Yetenek 1d8 : 3, total 3
Destek 1d8 : 8, total 8
Talih 1d10 : 2, total 2

Çevrimdışı Rota Fortunae

Ynt: Aziz Michael'ın Kanatları Altında
« Yanıtla #16 : 28 Kasım, 2021 19:34:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Birçok yaşıtları için boyu aşacak denli zor büyüleri icra etmek bu stresli durumda Mirabelle için de Lily için de zor gibi duruyor. Neyse ki yanlarında onlara kaçmaları gerektiğini hatırlatacak mantığın sesi Michael var. Onlar merdivenlerden aşağı koşmaya başlarken üzerlerine doğrultulan asalar nedeniyle neredeyse altını ıslatacak çocuklar da telaşla henüz birkaç saniye önce en kötü kabusları olan yetişkinlere sığınıyorlar. Neyse ki korkuyla tekleyen konuşmalarının anlaşılması ve bina içinde yiyecek çalan çocuklardan daha tehlikeli şeylerin olduğunun öğrenilmesi az da olsa zaman alabilir ve gruba kaçmak için birkaç saniye daha kazandırabilir.

Eurus'un tüm uyarılarına rağmen Ares'in merakına yenik düşüp tekmelediği kapı, çocuğun tabanlarını sızlatacak kadar sertmiş gibi duruyor; fakat anın heyecanından mıdır yoksa düşmanlarının kendilerini desteklemesi için sürekli dua ettiği ilahi güç, kudretini bu seferlik ona mı bahşetmiştir bilinmez, büyük bir gümbürtüyle kendisini tutan menteşelerden kurtulan kapı yere seriliyor.

Tüm gece boyunca ihtiyatı bırakmayan Iris'in gerçekleştirmeye çalıştığı garip muggle yöntemi de elindeki tokanın kırılmasıyla hüsran ile sonuçlanıyor. Tam bu esnada Ares'in açtığı kapının sesi tüm koridoru dolduruyor. "Gizlilik buraya kadarmış." diyen William daha asasını kaldırmaya vakit bulamadan harekete geçen Alfred yanındakileri geriye doğru ittirip 'Bombarda Maxima' ile metal kapıyı, yine metal olan eşiği ve taş duvarın da bir bölümünü yerle bir ederek şaşkınlıkla kendilerine bakmakta olan André ile aralarındaki engeli kaldırıyor.



Ardı ardına kopan gürültülerin hazırlıksız yakaladığı tek kişi André değil; Ares'in indirdiği kapının ardında ilk gördüğü şey sıra sıra dizilmiş birkaç yatak oluyor, içlerinde ise başta şaşkınlık sonra öfke ile ayılan yüzler. Uykuda yakalandıkları bu  durum sebebiyle tedirgin olduklarını anlamak güç değil, fakat içlerinden daha kararlı gözüken birinin bağırmaya başladığı sözler diğerlerine de cesaret veriyor.

"Sancte Michael Archangele, defende nos in proelio..."

Birkaç saniye içinde hepsinin ağzından eş zamanlı dökülen savaş narasına dönüşüyor sözler:

"...in infernum detrude Satanam aliosque spiritus malignos, qui ad perditionem animarum pervagantur in mundo..."

Kendilerine hep öğretildiği gibi bu şeytanlara karşı hazırlıklı bir saldırıya girme lüksüne sahip olmadıklarını bildiklerinden, plansızca kapının önünde duran Ares'e hücum ediyorlar.

Bu sırada diğer odalarda da belli belirsiz sesler duyulmaya başlanıyor, koridor boyunca odalarda uyanan birileri var gibi. Irıs ve yanındakiler André'yi odasından çıkarırken, koridorun diğer ucunda da telaşla onlara doğru koşturan Mirabelle ile Michael beliriyor. Onların epey arkasında da bir kapı gürültüyle çarpıyor, ufaklıklar sonunda tanık oldukları manzarayı anlatabilmiş anlaşılan.

[spoiler]- Kalıp savaşmayı deneyecek bir cengaver olmadığı sürece kaçmanızı bekliyorum. Önerim tekrara düşmemek için birbirinizin rpsinin devamı olacak bir kaçış yazmanızdır. Sizden önce yazılanların başarısı/başarısızlığı sizin yazdıklarınızı etkileyecek gibiyse GMlere başvurabilirsiniz.
- Odalardaki kişiler henüz deneyim kazanmamış, geleceğin cadı avcıları. Bir zamanlar kendi fikirleri olan, şimdi ise yıkanmış beyinleriyle tek bir düşmana inandırılmış kuklalar. Sürpriz saldırılar yapamasalar, gizemli silahlar kullanamasalar bile kendilerini feda edip üzerinize atlamaya hazırlar, bunu göz önünde bulundurarak yazın.
- Kısa süre içinde diğer odalardan da dualara destek gelmeye başlayabilir, hemen ardından da kapılar açılıp hücuma katılabilirler. RPlerinizde kullanabilirsiniz.[/spoiler]

Çevrimdışı Aethelwulf Ares Caldecott

  • Ravenclaw Bina Başkanı
  • 9. Seviye
  • İleti: 47
  • 157 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Aethelwulf Ares Caldecott
  • Güç Puanı: 0
  • Sevgilim, aşığım sana
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Ravenclaw
  • Biçim Değiştirme Gücü: 7
  • Lanet Gücü: 5
  • Tılsım Gücü: 5
  • İksir Kabiliyeti: 4
Ynt: Aziz Michael'ın Kanatları Altında
« Yanıtla #17 : 28 Kasım, 2021 20:33:05 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]“Hassiktir!”

Ares’in tekmelediği demir kapı büyük bir gürültüyle devrilmiş ve içeriye ufak da olsa bir ipucu bulma umuduyla göz gezdirdiğinde karşılaştığı manzaraya olan şaşkınlığını atlatamadan bir mücadelenin içine girmeleri gerekmişti. İçeride sıra sıra dizilmiş yataklar vardı ve sahipleri uyandırıldıkları için epey bir kızgın olacaklar ki birden mavi cüppeli oğlanın üstüne çullanmışlardı. Asasına bile uzanma fırsatı bulamayan Ares birkaç adım gerilemiş ve tam da o sırada imdadına hemen yanındaki Eurus yetişmişti.

Genç kız bakışlarıyla 'aferim sana geri zekalı' diyordu adeta, kaşla göz arasında çektiği asasıyla “Everte Statum!” diye haykırmıştı, en azından Ares’in kendini kurtarmasını sağlamaktı amacı. Ares, büyünün yardımıyla kendisini sarmalayan kollardan uzaklaşmış ve hemen ardından Eurus’u kolundan yakalayarak koridora girdikleri kapıya doğru koşmaya başlamıştı. Hemen peşinden geldiğini tahmin ettiği kukla kılıklı varlıkların dikkatini dağıtmak adına bir “Lumos Maxima!” yolladı arkasına. Kör edici parlaklıktaki ışığın görüş açılarını kısıtlamasını ve kendilerine kaçacak süre tanımasını umuyordu.[/justify]

Yetenek 1d8 : 8, total 8
Destek 1d8 : 6, total 6
Talih 1d10 : 5, total 5


Çevrimdışı Mirabelle Starlight

  • Ravenclaw Bina Başkanı
  • 13. Seviye
  • İleti: 87
  • 376 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Mirabelle Starlight
  • Güç Puanı: 38
  • uwu
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Mira
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Ravenclaw
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 20
  • Tılsım Gücü: 15
  • İksir Kabiliyeti: 6
Ynt: Aziz Michael'ın Kanatları Altında
« Yanıtla #18 : 28 Kasım, 2021 20:39:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Panikle merdivenlerden koştur koştur iniyordu üçlü. Mirabelle, hala ihanetin etkisi altındaydı. Uzun bir koridora geldiklerinde karşısında arkadaşlarını görmüştü. Bu merdiven sadece kiliseye mi bağlanıyordu yani? Biraz daha dikkatli bakınca aralarında André'nin de olduğunu görmesiyle üzgün ifadesi yok olur gibi olsa da çocukcağızın haliyle içi gitmişti. Yanındakilerle birlikte diğerlerinin yanına ulaşınca Alfred'in sırtındaki André'ye daha yakından bakma şansını yakalayabildi, baloda çocuğu yanına alsaydı şu an hiçbiri burada olmayacaktı. Daha girişte şüphelendiği duayı duyunca panikledi.

Sakince kaosa baktı. Ne güzel! Şüphelendiği dua okunuyordu, kırık bir kapı vardı, arkalarından biri geliyordu, önlerinde her an saldırabilecek bir zombi sürüsü vardı... Kendini göstermemesi, eninde sonunda geri dönmesi gerektiği için masum rolü oynamalıydı ama ikinci kez vicdan azabı çekecek hali yoktu.

"Aaah! Susun, Langlock! Şu kapılar da kapalı kalsın... Colloportus!" dedi ve duayı okumalarına, odalardan çıkmalarına engel olmaya çalıştı. İşe yaramaz bir hamle miydi? Dua sadece kuruntudan ibaret bir şey miydi? "Ay, şey yapın, Robin! Robin, Robin, Robin!" dedi ne demeye çalıştığını kendi bile zor anlarken.

Yetenek 1d8 : 2, total 2
Destek 1d8 : 1, total 1
Talih 1d10 : 8, total 8
[spoiler]

[/spoiler]

Çevrimdışı André Harris

  • Hufflepuff
  • 9. Seviye
  • İleti: 49
  • 30 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To André Harris
  • Güç Puanı: 33
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Turbo Nezir
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 30
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 40
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Özel Yetenek: Asasız Büyü, Seviye 2
  • Travma: En Büyük Hayal Kırıklığı
Ynt: Aziz Michael'ın Kanatları Altında
« Yanıtla #19 : 28 Kasım, 2021 21:27:13 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Üstü çıplak, altında günlerdir giydiği pantolonuyla cezasını düşünüyordu kumral saçlı oğlan. Belki de haklıydı karşısındaki kadın, hak ediyorlardı yargılanmayı, koskoca camiadan birkaç kişi bile çıkıp bu suçları alınamadığı için üzerine, yardımda bulunmayı denemediği için muggle'lara. Ancak istemsizce bile olsa bir cadı avcısının yanında bulunmaması gereken yegane eylemde bulunmuştu: Büyü... Şimdiyse çekecekti cezasını. Günler, haftalar sonra ilk defa tanışacaktı birileriyle. Tanımadığı insanlar bile olsa... Konuşacak birileri vaat edilmişti uslu bir çocuk olursa kendisine. Şimdiyse elinden alınmıştı yegane iletişim imkanı. En son ne zaman birisiyle konuşabilmişti kendisi haricinde? Ağlamaya devam ederken titriyordu rutubetli odada vücudu. Kısmen sırtındaki sızılardan, kısmen soğuktan, kısmen duyduğu suçluluktan, çoğunlukla ise kaybettiği imkandan...

Kendine acıma seansı, ötelerden gelen absürt bir çatırtı ve kırılma sesiyle kesilmişti. Meraklı bir oğlandı André her daim, bu sebeple kapıdan kafasını uzatıp kontrol etmek istiyordu lakin kendisini sandalyeye bağlayan halatlar ile pek mümkün değildi bu. Hemen sonrasında kapının öteki tarafından işittiği tanıdık ses ve bilindik sözler ise tavşan gibi açılmasına sebep olmuştu gözlerinin: "Bombarda Maxima!"

Patlamanın etkisiyle sandalyesi -haliyle kendisi- yan devrilmiş olsa da karşısında gördüğü üçlüyü görmesiyle boğazı düğümlenmiş, heyecandan konuşamaz hale gelmişti: "S-Siz... I-Iris? Wi-l-l-iam? Alf-Alfred? Sizin bb-bura... Burada..." Halihazırda ağlamakta olan oğlan apayrı bir ağlama boyutuna ulaşmıştı mutluluktan. Başta sadece zangırdıyordu tepkisizce. Kendisiyle konuşuldukçaysa tepkilerini verebilmeye başlamıştı. Gözleri hiç olmadığı kadar irileşmişti heyecanla, ümitle. Güler yüzlü olmasına karşın hiç olmadığı kadar yukarı kıvrılmıştı dudakları. "B-Ben... T-Teşek... Teşekkür... Ederim. S-Siz... B-B-Ben..." ve daha çok ağlamaya başlamıştı. Gerçi titriyordu gözleri ama pek ağlayabildiği söylenemezdi. Susuz kalmış bünyesi gözyaşı üretebilmeyi bırakmış sayılırdı. Ama tüm mimik ve jestleriyle, yanakları ıslanmazken bile ağladığını anlamak mümkündü oldukça acınası bir haldeki oğlanın.

Kendisi çıkartılırken yürümekte zorlanıyor, ayak uydurmakta güçlük çekiyordu. Halsizdi, bitkindi, canı acıyordu. Her bir adımında burada geçirdiği vaktin çoğunda bağlı olan el ve ayak bilekleri sızlıyor, omuzlarının her ileri geri hareketinde sırtı yanıyordu. Ama kararmıştı gözleri hem korku hem de heyecanla. Geri düşürmek istemiyordu arkadaşlarını, söyleyecek ise çok fazla şeyi vardı. Bir yandan koşarken asasız olduğu için insanlara ayak bağı olmamaya çalışıyor bir yandan da tonla gerekli yahut gereksiz soru soruyor veya cümle kuruyordu:

"Yalnız siz... Hogwarts açılmamış mıydı?"

"Siz de mi? B-Ben... Çok..."

"Büyü yapma...mızı önleyebiliyorlar!"

"Ş-Şey, burada başka çocuklar da var demişlerdi, o-onları..."

"Çok garip aletleri var, a-at arabalarına özellikle dik-kat..."

"Yani b-ben... Ne diyeceğimi b-bilemiyorum..."

"S-Siz nasıl buldunuz burayı?"

"S-Siz de mi? B-Buraya kaç kişi? Kiml... Te... Teşekkür ederim..."

"B-Bir saniye, o 'çocuk'lar... Ben... Pardon..."


[spoiler]
Yetenek 1d8 : 5, total 5
Destek 1d8 : 3, total 3
Talih 1d10 : 4, total 4
[/spoiler]
« Son Düzenleme: 28 Kasım, 2021 21:34:49 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Locomotor »

Çevrimdışı Iris Ashworth

  • Ravenclaw
  • 5. Seviye
  • İleti: 17
  • 77 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Iris Ashworth
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Ravenclaw
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 2
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 6
Ynt: Aziz Michael'ın Kanatları Altında
« Yanıtla #20 : 28 Kasım, 2021 21:34:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify] Başarısız bir girişim sonuçlanırken Alfred’in ataklığı ile işin rengi değişmişti. William’ın da takati kalmadığından dediği gibi, gizlilik buraya kadardı. William bir an bile tereddüt etmeden en önden girmişti çocuğun yanına. Belli belirsiz bir şeyler mırıldandı çocuk. William ne durumda olduğuna baktı hemen.“İyi misin? André biziz. Arkadaşların.” dedi Alfred zihni bulanmış ve tükenmişliği çok açık bir şekilde belli olan çocuğa.”Seni burada bırakamazdık." derken ışık biraz daha yüzüne vurduğunda çocuğun kan çanağı olmuş gözleri ve yaraları daha net hale gelmişti. Türlü türlü işkence görmüş olmalıydı. Canı yanıyordu. Iris, kimsenin bu durumda olmasını istemezdi. Ona yapılanlar düpedüz canilikti. Çıkardıkları gürültüyle birleşen -muhtemelen diğer arkadaşlarının katkıda bulunduğu- karman çorman seslerle vakit onlar için işliyordu artık. Zaman, içinde bulundukları durumda ana unsurdu. William’ın, “Hadi çıkaralım onu buradan.” demesiyle Alfred ve William çocuğun iki kolunu da kavrayıp omuzlarına attılar porsuğun destek alıp kalkabilmesi adına. William bu şekilde ilerleyemeyeceklerinden uzun bir süre karanlıklarda kalmış güçsüz çocuğun kolunu alıp sırtlanırcasına hareketlendiğinde Alfred, “Bana bırakın.” demesiyle William ve Iris biraz daha önden gitmek için atıldılar. Arkalarını ve önlerini kontrol edip gidiş yollarını açacaklardı ki Mirabelle ve Michael’in onlara doğru koştuğunu gördüler.

İkisi de onlara katıldığında latince sözler yükselmeye devam ediyordu. Savunma yapmalıydılar. Sorunsuz geçen bir içeriye sızma operasyonu gerçekleştirdikleri gibi kaçabilecekler miydi? İşte orası muammaydı. Savun ve kaç. En mantıklı hamle bu olurdu. Olabildiğince hız kazanırken, Mirabelle adamotunu hatırlatmıştı. “Şimdi değil. Biraz daha dayanalım. Tamamen çıktığımız anda koridora fırlatırız.” demişti. Kendilerini etkilemeyecek bir şekilde kullanmalıydılar. Fırsatı bulduklarında Robin’e veda edeceklerdi, hiç kaçarı yoktu. Ares ve diğerlerinin yanına vardıklarında “Kiliseye doğru! Çabuk.” diye bağırdı. Geldikleri yöne doğru koştururken, Iris hala arkadan gelmekte olanlara, görüş açısı yakalayabildiğinde, “Immobulus” atmak için asasını kaldırdı.

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 7, total 7
Destek 1d8 : 7, total 7
Talih 1d10 : 1, total 1[/justify]
« Son Düzenleme: 29 Kasım, 2021 01:22:51 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Iris Ashworth »

Çevrimdışı Michael Throd Sigurðsson

  • Hufflepuff
  • 4. Seviye
  • İleti: 12
  • 146 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Michael Throd Sigurðsson
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Nisa Senyuva
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 1
  • Tılsım Gücü: 6
  • İksir Kabiliyeti: 4
Ynt: Aziz Michael'ın Kanatları Altında
« Yanıtla #21 : 28 Kasım, 2021 21:49:55 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
İkiliyi çekiştire çekiştire merdivenden inerken tek düşündüğü şey bir an önce buradan kurtulmaktı. Merdivenlerden inmeyi bitirdiklerinde kafasını bir saniyeliğine eğerek nefesinin düzene girmesini bekledi. Kafasını kaldırdığında gördüğü manzarayla gözleri kocaman açılmıştı. Birkaç saniye sonra buraya gelmelerini sağlayan kapının gürültü çarpmasını duyunca irkildi. 'Şimdi boku yedin Michael. Normalde hep iç sesine kızsa da bu sefer haklı olduğunu biliyordu. Derin bir nefes aldı ve gözleriyle etrafı taradı. Kırık bir kapı vardı.  Değişik sesler yankılanıyordu ve başına gelebilecek en kötü şeyi yaşıyordu. KAFASI ÇALIŞMIYORDU! Derin bir nefes aldı ve elini asasına attı. Birilerini öldürmek son isteyeceği şeydi ancak bunu yapmaya mecburdu. O sırada onların etrafını kuşatanlardan biri Michael'ın hareketini fark etmiş ona doğru ilerlemeye başlamıştı. Michael hareket eden insanın ona yaklaşmasına izin vermeden asasını çıkardı ve "Petrificus Totalus!" sözlerini söyledi. Ortalık saniyesinde karışmıştı ve Michael asasından büyüleri ardı ardına savuruyordu. Asasını saldırmaya hazırlanan birinin yüzüne doğrultup "Furnunculus!" sözlerini söyledi. Büyüyü yaptığı kişi çığlık çığlığa yüzünü tutunca Michael'ın beyninde iç sesi yankılandı. 'VAAAY! Sen Michael Throd olamazsın. Harika be!' Michael tanrıdan sabırlar dileyip Dikkatimi dağıtma. diye mırıldandı ve büyülerini havada uçurmaya devam etti.

[spoiler]Lütfen düşük çıkma zar.
Yetenek 1d8 : 1, total 1
Destek 1d8 : 6, total 6
Talih 1d10 : 8, total 8
[/spoiler]

Çevrimdışı Rota Fortunae

Ynt: Aziz Michael'ın Kanatları Altında
« Yanıtla #22 : 28 Kasım, 2021 22:07:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Soğuk taş duvarların arasında yaşanan can pazarı gitgide şiddetini sürdürüyor, çocuklar tarafından etkisiz hale getirilen her bir saldırgana karşılık odasından ikişer üçer tanesi savaşa katılıyordu. Eurus, Ares ve Iris'in yolladığı büyülerle açılan boşluktan kiliseye doğru koşarlarken Mirabelle'in susturduğu avcılar sessizliğe gömülse de dindar topluluktan yükselen dua sağır edercesine yankılanıyor, belli ki kendilerinde cesaret karşılarındaki genç cadı ve büyücülerde de moral bozucu bir etkiyle çınlıyordu. Cesaretlerini kırabilecek tüm bu manzaraya karşılık talih onlardan yana olacak ki, hiçbir sorun yaşamadan merdivenlere kadar ulaşmayı başardı grup. Hemen arkalarında ise kimisi yaralı, kimisi dilsiz kalabalık onları takip ediyordu. Önlerinde kurtuluşları, peşlerinde ise esaret belki de ölüm. Talihleri son anda onlara sırtını çevirmezse kendilerini ve arkadaşlarını özgürlüğe kavuşturmaları çok yakın.

[spoiler]- Toplu kurtuluşa dair sadece birinizin yazması yeterli.
- Daha fazlasını yapmayı arzulayan olursa elbette yazabilir. Fakat zar sonucuna göre konunun uzayabileceğini de göz önünde bulundursun.[/spoiler]

Çevrimdışı Aethelwulf Ares Caldecott

  • Ravenclaw Bina Başkanı
  • 9. Seviye
  • İleti: 47
  • 157 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Aethelwulf Ares Caldecott
  • Güç Puanı: 0
  • Sevgilim, aşığım sana
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Ravenclaw
  • Biçim Değiştirme Gücü: 7
  • Lanet Gücü: 5
  • Tılsım Gücü: 5
  • İksir Kabiliyeti: 4
Ynt: Aziz Michael'ın Kanatları Altında
« Yanıtla #23 : 29 Kasım, 2021 00:10:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Talihin olağanüstü bir şekilde kendilerinden yana olmasında tanrının parmağı olduğuna emindi Ares; dine bile dönebilirdi o anda, eğer buradan sağ çıkabilirlerse Pazar günleri kiliseye bile giderdi. Iris ve diğerlerinin peşlerinden geldiğini gördüğünde kaderi için kumar masasına oturmuş yüce yaradanının nelerden feragat ettiğini merak etmeden duramadı. Sözde organize bir kurtarma ekibi olmaları gerekirken daha görevin en başında ayrı düşmeleri hiç de iyi bir başlangıç sayılmazdı oysa, yine de bir şekilde başarmış gibi görünüyorlardı. André yanlarında, William ve Alfred’in omuzlarındaydı; merdivenlere arkada kimseyi bırakmadan ulaşmış sayılırlardı; geriye yalnızca bu lanet yapıdan ayrılmak kalmıştı.

“Aptallığının bedelini bize ödettiğinin farkındasındır umarım!” dedi yanında koşan Eurus öfkeyle, hemen ardından arkasına bir bakış attı ve Michael’e yaklaşmak üzere olan bir oğlana Colloshoo yolladı.

“En azından deneyim oldu diyemez miyiz sevgilim?”

“Başlatma deneyimine!” Arkasındaki mavi-sarı cüppelilere döndü bu sefer. “Hadisenize neyi bekliyorsunuz bir düzine piç kurusu tarafından yakalanmayı mı? Zahmet olmayacaksa daha hızlı koşun!”

Merdivenlere ulaştıklarında önce Iris’in oradan çıkmasını bekledi Ares; peşinden William, Alfred ve André’yi yolladı; hasar görmüş olmalarına rağmen peşlerinden gelmekte olan kişilere daha dikkatli baktığında aslında aralarında çok da fazla yaş farkı olmadığını fark etmişti. Burada çocuklara ne yapıyorlardı böyle? Korkunçtu ancak şu an bunu düşünmenin sırası değildi. Michael’i de yukarı yollarken aralarındaki mesafeyi kapatmasına çok az bir yol kalmış çocuğa doğrulttu asasını, “Stupefy!” diye bağırdı var gücüyle.

Eurus ise grubun en gerisinde kalan Mirabelle’i sinirle yukarı itti ancak kız aniden aklına bir şey gelmiş gibi geri dönmüştü. Ares’in ona seslenme fırsatı bile olmadı, nereden çıkardığını bilmediği buruşuk bir bitkiyi “Yeet!” diye bağırarak onları takip eden güruha doğru fırlattı. “Koşun!”

İnsanın huzurunu kaçıran Latince sözler korosundan da gür, kulakları sağır edecek türde bir çığlık yankılanmaya başladı koridorda. Bir adamotunu öylece salmak ne kadar akla yatacak bir fikirdi bilinmez, artık sadece yakalanmamak için değil kulak zarlarının iyiliği adına ayrılmak zorundaydılar oradan.

Tanrının kutsal mekânına leke sürmüşlerdi belki o gün, yapacakları son hamle ise ulaşılamamayı garantilemek adına merdivenleri ateşe vermek olacaktı. Plana ne zaman dahil olmuştu bilinmez, anlık gelişiyordu her şey, cenneti simgeleyen bu ulu yapıyı ateşe vermek ironik bile sayılabilirdi. Kendilerine şeytanın hizmetçisi diye suç atan insanların eline malzeme vermekti nihayetinde. Fakat bir kez daha olan olmuştu, kaşla göz arasında Michael ile birlikte merdivenlerden aşağı yuvarladıkları tahta kürsüye bir Incendio yolladı Ares.

Ve en sonunda kaçtılar, kilisenin kasvetli ortamından buz gibi açık havaya çıktılar.

Soluklanmak için vakitleri yoktu ne yazık ki, bir çalılığın arkasına sakladıkları süpürgelerine doğru koştular duraksamadan. Son bir pürüz çıkacaktı karşılarına, içlerinden bazılarının süpürgesi orada değildi. Ellerindeki tek kurtuluş biletinin süpürge ile en kısa sürede oradan uzaklaşmak olduğundan çözümü ayakta kalanları arkalarına almakta bulmuşlardı.

William, André’yi; Alfred, Michael’i ve Eurus bundan hiç hoşnut olmasa da Ares, Mirabelle’i arkasına almıştı. Tabii ki de kalpsiz olmadıklarından yaralı porsukları André’ye yolculuk boyunca kendinden geçmemesi adına kısa bir ‘hayır benimkini giysin’ tartışmasının adından Ares oğlana cüppesini vermişti.

Yükünü Rab’be bırak, O sana destek olur. Asla izin vermez doğru insanın sarsılmasına.

Havalandılar.[/justify]

Yetenek 1d8 : 4, total 4
Destek 1d8 : 5, total 5
Talih 1d10 : 1, total 1


Çevrimiçi Locomotor

Ynt: Aziz Michael'ın Kanatları Altında
« Yanıtla #24 : 08 Aralık, 2021 00:06:28 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bir adamotu için sert çene hatlarına, çekici bir mizaca ve -kelimenin tam anlamıyla- dayanılmaz sesiyle Robin Sherwood, yakışıklı adamotunun çığlıkları yankılanmaya başlamıştı kilisenin koridorlarında. Halihazırda yankı yapmaya müsait olan boş ve geniş koridorlar sesin iyice ekolanmasına sebep olurken neye uğradığını şaşıran genç kilise militanları, çikolata saçlı cadının eylemine karşı ne yapması gerektiğini bilen genç büyücülerin aksine çaresizce yere yığılmışlardı. Kimisi biraz kıvranarak, kimisi kıvranamadan hareketsiz bir şekilde yerde uzanmaya başlamıştı cansızlaşmaya başlayan bedenlerin.

Genç büyücülerin, kurtardıkları yıpranmış oğlanla kaçışını geriden takip etmeye çalışan ve görüş açısında olmayan sayısız kilise mensubu de olay mahalline yeterince yaklaştıklarında yere yığılmışlardı. Havasından geçilmeyen yakışıklı kuzgunun hemen yakındaki tahta kürsüden yükselttiği alevler ise bir nevi yaraya tuz basmak olmuştu. Alevler yükseliyor, yayılıyor, müdahil olabilme potansiyeli olan kilise mensuplarıysa Robin'in çığlıklarına dayanamayarak yere yığılıyorlardı. Nihayetinde dostlarını kurtarmaya gelen gençler binayı terk eylerken arkalarındaki kaos ve enkaz anbean büyümekteydi.

Iris, Michael, Eurus, Ares, Mirabelle, William ve Alfred oldukça gergin, tehlikeli lakin başarılı operasyonları sonucu bitap düşmüş André'yi, ölü bilinen dostlarını kahramanca kurtarmış ve ulaştıkları süpürgelere adeta "doluşarak" uzaklaşmaya başlamışlardı. Arkalarında bıraktıkları kaos ise normalde tek kişi taşımak üzere dizayn edilmiş süpürgelerin tüm yavaşlıklarına rağmen pek kovalanamamalarına sebep olmuştu. Yalnızca Iris ve Michael'ın yakınlarından birer ok geçmişti ve bu ikili, hızlı reflekslerle kendilerini koruyabilmişlerdi. Artık rota belliydi: Hogwarts.



Acaba genç kahramanlarımızı okula döndüklerinde ne bekliyor olacak? Arkalarında bıraktıkları kişisel süpürgeleri bir sıkıntı teşkil edecek mi? Yangın söndürülebilecek mi yoksa şiddete şiddetle karşılık vererek muazzam bir nefret zincirine katkıda mı bulunmuş olacaklar? Yangın söndürülse bile arkada kalan yakışıklı adamotu, ilk kimler tarafından bulunacak? Büyücülük toplumu adına arkada kalan bu sihirli bitki ne gibi komplikasyonlara sebep olacak? Belki gelecek tertemiz ve berrak olacak lakin şu anın kaotikliğinin geleceğe izlerini taşıması da bir hayli olası. İleride bu cesur lakin haylaz maceracıları ve büyücülük dünyasını nelerin bekleyeceğini ise zaman gösterecek...