İngiltere Büyücedünyası > Hogwarts Bahçesi

Av, Avcı ve Aslanlar

<< < (2/2)

Seth Carter:
Etik... Gazetecilerin elindeki büyük güç... Şuan boş bir çocukla konuşmadığımı anlayabiliyordum. Sigaramı tüttürdüm çocuğun dediklerini dinlerken. Aşkın konuyla bağlantısını sordu ilk. Aşık olduğun kişinin hayatını yönlendirmesinden bahsetti. Sigaram ağzımda gülümsedim kendi kendime. Cwénhild benim hayatımı yönlendirseydi birlikte ölürdük taa en başında ve ya Azkaban’a düşerdik. “Aşk hayatında ilerlediğin yolu değiştirmez Bay Boleyn. Birini sevmek kadar güzel başka ne var ki hayatta? Karşılık beklemeden sevgi hissetmek erdem değildir de nedir? O kişi sevinince sevinmek, üzülünce üzülmek. Tüm çiçekleri ile kabul etmek ve bu çiçekleri yaşamak için yanında olmak sadece.” Sigaramdan nefes aldım yine. Konuşurken verdim dumanını. “O sevgiyi hissetmeden, tüm bu düzenin içindeki insanları nasıl sevmeyi öğrenebilirsin başka?”

Carmilla’yı yakalamak konusundaki sorusuna ise en başında hayatımın onun yüzünden mi tehlikeye girdiğini sorarak cevapladı. Kafamı olumsuz anlamda salladım. “Çok önemli bir parçamı kaybetmiştim.” dedim. “Carmilla onu bana geri getirdi. Hayati bir parçamdı.”

Kadının ne kadar tehlikeli olduğunu duyduğunu söyledi. Hogwarts’ta dedikodular dönüyordu belli ki. Carmilla’nın yöntemlerini onaylamadığını bilmek iyiydi. Kafamı bu sefer olumlu bir şekilde salladım bahçeye bakmaya devam ederek. Çocuğa bakmıyordum konuşurken fazla. Daha çok soğuk havanın, çimenlerin yeşilliklerinin tadını çıkarıyordum. Samuel sözlerini neden Carmilla’nın yapmadığını seherbazlar yapmıyor diyerek bitirdi. Ben de sigaramı bitirdiğim için yere atıp döndürdüm sona kalan kağıdını. Çocuğa döndüm ve gülümsedim. “Aynı şeyleri düşünüyoruz Bay Boleyn.” dedim. “Daire başkanı olmadan önce ben de aynı soruyu soruyordum. Şimdi ise elimi taşın altına koyuyorum. Kurallar olmalı evet. Herkesi kapsayan, herkesi kucaklayan kurallar olmalı bunlar da. Bir anda her şeyi değiştirmek imkansız. Yavaş yavaş olacak her şey. Seni de yanımda görmek isterim zaten iki senen kalmış. Şimdi...“ Ellerimle dizlerimden destek alarak kalktım oturduğum banktan. “Gel Slytherin Ortak Salonunun oraya doğru yürüyelim birlikte. Zindanlardan hep rahatsız olmuşumdur.”

Samuel ile yürürken devam ettim konuşmaya. “Önyargılar sanki bir duvar. Bu duvarı görünmezlik pelerini ile geçmeye çalışmak sana yakışmıyor Samuel, kırıp geçersen asıl amacına ulaşırsın. Tanışmalarda soyadını vermeye başlamanı öneririm.”

Aşağı kata inip Slytherin Ortak Salonunun oraya geldiğimizde bir Slytherin öğrenciden Samuel’in kuzeni olan başka bir Boleyn ile konuşmak istediğimi söyledim. Samuel’in sorgulayan bakışlarına da. “Carmilla ile karşılaştığınızdan elbette ki haberimiz var. Bakanlıkta bir ifadenizi almamız gerekecek. Sen gelip benimle konuşmasaydın, ben gelip seni bulacaktım yani. Kader hm?” diye cevap verdim hala babacan bir gülümsemeyle. Sanki çocuğa sorguya alınacağını söylememiş gibi de, “Ravenclaw’da iki kızım okuyor senin yaşında. Tanıyor muydun? Reina ve Mirabelle.” diye sohbete devam ettim. Eadwig Boleyn’i de aldıktan sonra bakanlığa götürecektim çocukları. Nicholas ve Cornelia ile tanışmaları gerekecekti.


-SON-

Navigasyon

[0] Mesajlar

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git