İngiltere Büyücedünyası > Hogwarts Kuleleri

Seni Seviyorum

(1/1)

Lilith Louvremont:
Genç kızın bir randevusu vardı bu gece. Her normal kız gibi Lilith de bir delikanlıya aşık olmuştu ve uzun süredir birliktelerdi. Birbirlerine çok aşıklardı, ölümün bile ayıramayacağı bir çiftti ikisi. Şayet ölüm ikisini ayırmaya çalışsaydı Lilith Azrail'in ümüğünü sıkabilirdi, böyle bir aşktı bu. İşte, Aşıklar'ın bu gece randevuları vardı. Romantik bir mekanda romantik bir buluşma... Aynı normal çiftler gibi. Haliyle kızcağız da süslenmişti bugüne özel, kısa beyaz geceliği yerine uzun siyah geceliğini giymişti! Saçına da bir kurdele iliştirmişti, yeterli değil miydi? Aynada kendine gülümsedi, uyuyan oda arkadaşlarına son bir kez baktı ve odadan ayrıldı. Sessiz adımlarla ortak salondan çıkışının ardından yukarı çıktı. Daha da yukarı. Gidebileceği en yukarıya kadar gitti... Evet, okulun en üst katındaki bir pencereden dışarı çıktı ve çatıya tırmandı. Soğuk hava yüzüne çarpıyor, ellerini üşüterek parmaklarının sertleşmesine ve rahatça yukarı çıkmasına engel oluyordu ancak sevgilisini bekletmek kabalıktı.

Sonunda astronomi kulesinin tepesine ulaştı. Burada ayakta durmak çok zordu, dengesi bozulduğu an düşüp ölebilirdi ama sorun değildi. Sevgilisinin karşısındaydı. Değerlisinin ayaklarının zemine basma zorunluluğu yoktu, süzülebiliyordu. Ne de güzel simsiyah saçları vardı... O kadar siyahlardı ki, Lilith elini soksa sonsuzlukta kaybolabileceğine inanıyordu. Dokunması yasak olmasaydı o kadar çok şey denerdi ki...! Kırmızı gözleri ise dünyada bir tek onda rastladığı bir güzellikti, evindeki bütün mücevherlerden daha güzel gözlere sahipti bu delikanlı. Beyazdan bile daha beyaz olan teni parlıyordu, ince ve kemikli yüzü de eklenince görünüşünün bir ölüden farkı olduğu söylenemezdi. Lilith'in aksine rahatsız edici kıyafetler giymişti. Hep öyle yapardı zaten, resmi ve ciddi kıyafetleri asla bırakamazdı sevgilisi. Lilith bugün bu kadar süslenmişken partnerinin görünüşünde değişiklik olmaması biraz kırıcıydı ama bir şey demedi, mutlu olması önemliydi onun için.

"Merhaba..." dedi gülümseyerek. Ses tonundan ne kadar aşık olduğunu anlayabilirdiniz. "Seni çok özledim, sevgilim. Bu şekilde görüşmeyeli uzun zaman olmuştu." Ne yazık ki cevap alamadı. Tekrar denedi. "Her zaman yanımda olmana rağmen bana kendini göstermiyorsun. Sorularıma bile çok az cevap verir oldun, bir sorun mu var bir tanem?" diye sordu. Yine cevap alamadı. Her zaman olduğu gibi biriciğinin buz gibi ifadesiyle karşı karşıyaydı. Sevgilisinin ona gülümsediği zamanları saysa bir elin parmağını geçmezdi, neredeyse hiç iltifat etmezdi ve olabildiğince az konuşurdu kız arkadaşı ile. Hatta o kadar az konuşurdu ki kıza adını bile söylememişti bunca yıl. Genç cadının kalbini paramparça ediyordu bu durum. Hüzünle kaplandı yüzü. Başını eğdi.

"Dans edelim." dedi karşısındaki emir verircesine. Lilith şaşkınlıkla başını kaldırıp baktı. Burada dans edemeyeceklerinin farkındaydı, attığı ilk adımda aşağı düşüp ölürdü. Buna rağmen reddetmedi, başını aşağı yukarı salladı sadece. Delikanlı ise sinirle derin bir nefes aldı, bekle, kız yanlış bir şey mi yapmıştı ki sinirlendirmişti onu? Soran bakışlar attıysa da genç adam elini alnına koymuş, sinirlerini yatıştırmaya çalışıyor, kızın yüzüne bile bakmıyordu. Cevap alamayan cadı üzgün üzgün göğsünün cebinden küçük bir iskelet çıkarttı, mırıldandığı bir büyüyle beraber insan boyutuna gelen iskelet Lilith'in karşısına geçti. Böylelikle erkek arkadaşının görüntüsüyle birleşerek istedikleri durumu elde ettiler, iskelet Lilith ile temas edince yok olmazdı ve delikanlının görüntüsü ön planda kaldığından dolayı rahatsız etmezdi ikisini de.

Ancak delikanlı hala aynı şekilde duruyordu, hareketlerini takip eden iskelet de aynı şekilde. Çekine çekine iskeletin ellerini tutarak dans pozisyonuna getirdi kız, beraberinde gencin de duruşunu bozmuştu. Uzaktan gelen belli belirsiz müziğin ritmiyle dansa başlamasıyla kulenin tepesinden aşağı düşmeye başlaması bir oldu kızcağızın. Nerede yanlış yapmıştı? Kendinden istenen bu değil miydi? Birkaç saniye içinde altında hissettiği şeyle kendine geldi, süpürgesinde oturmaktaydı. Saf saf sevgilisine döndü, delikanlı ise yargılarcasına başını sallıyordu. "Düşme." dedi. Havada yürüyerek bulundukları kulenin aşağısında kalan, nispeten daha 'üstünde gezilebilir' bir çatıya sahip olan yapıya doğru indi. Lilith de peşinden süpürgesiyle yanaştı uslu uslu. "Canım, üzgünüm... Dans etmek istediğin için..." diye lafa girdi ancak sözü çok hoşuna giden bir şekilde kesildi, "Değerlisin, kaybolma."

Anında yanakları alev almıştı kızın. Utandı, kıkırdadı. Kendisine dans teklifi olarak uzatılan eli büyük bir zevkle tuttu, müzik daha yakındaydı artık. Buz gibi havada, gece yarısından çok sonra, okulun çatısında iki sevgili dans ediyordu. Bundan daha normal ne vardı? Kız ayaklarını hissedemeyecek duruma gelene kadar dans ettiler, nefesi kesilene, hareket edemeyecek kadar yorulana kadar dans ettiler. Güneşin doğmasına yarım saatten az kalana kadar o çatıda onlarca şarkı geldi geçti, kız soğuktan hiçbir yerini hissedemiyor olsa da sevgilisinin tuttuğu elleri, sevgilisinin baktığı yüzü, sevgilisinin sarıldığı beli cayır cayır yanıyordu. Uyku Hanım'ın seslendiğini duysa da duymamış gibi davrandı, kadıncağız o kadar çok seslenmişti ki bitap düşmüştü. Lilith'in de reddedemeyeceği bir gerçek vardı ki o da yorgunluktan bayılmak üzere olduğuydu ama delikanlının hala enerjisi var gibi duruyordu. Sonunda sendeleyip düşecek gibi olduğunda müzik kesildi, sevgilisi dans etmeyi bıraktı. "Ah, bir şey yok! Devam edebiliriz, lütfen dans etmeye devam edelim!" dedi umutla ancak hayır, çok geçti artık her şey için. Genç, bir şey demese bile durmak istediğini ifadesiyle belli ediyordu. "Uyu." dedi birkaç saniye sonra.

"Hayır, bir daha ne zaman seni göreceğimi bilmiyorum. Cevap da vermeyeceksin bana. Hayır! Henüz yorulmadım, ne olursun biraz daha birlikte vakit geçirelim!" dedi ağlayacakmışçasına. Karşılığında ise sadece başını iki yana sallayışını izlemişti. "Beni yine bırakmanı istemiyorum..." dedi titreyen sesiyle. Genç, bir süre kıza baktıktan sonra biraz uzaklaştı ve düşmeyeceklerinden emin olduğu bir yere oturup yanına eliyle pat pat yaptı. Genç cadı heyecan ve merak içinde yanına adımladı, sakince pat pat yapılan yere oturdu. Sonra olduğu yere yatırıldı sevgilisi tarafından. Hevesli bir şekilde sordu, "Yanımda mı duracaksın? Ben uyurken de? Uyandığımda da burada olacak mısın?"

Delikanlı sadece başını sallamakla yetindi ama bu yeterdi de artardı bile. Kız, yüzüne yerleşen gülümsemeyle birlikte gözlerini kapattı. Nereden geldiğini bilmediği bir örtü, üstüne örtüldü ve saklamaya çalıştığı titreyişini azaltmasında yardımcı oldu. Gülümsemesi iyice genişledi, "Seni seviyorum." diye mırıldandı. Rüya mı gerçek mi algılayamadığı bir cevap aldı ardından, "Seni seviyorum." Şaşkınlıkla gözlerini araladı ancak uykuya dalmak üzereydi, son birkaç saniyede gördüğü şey belki de gözlerinin ona bir oyunuydu ancak öyleyse bile minnettardı, sevgilisi şefkatle gülümseyerek bakıyordu ona.

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git