17 Nisan, 2026 10:13:34 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Düşünseli...  (Okunma sayısı 49 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Seth Carter

  • Bakanlık Çalışanı
  • 14. Seviye
  • İleti: 100
  • 5 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Seth Carter
  • Güç Puanı: 5
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren.
  • Meslek: Britanya Sihir Bakanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 23
  • Lanet Gücü: 25
  • Tılsım Gücü: 30
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye; Kehanet, 3. Seviye
Düşünseli...
« : 07 Şubat, 2022 04:23:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Hayır! Hayır!

“Hayıııır!” Kafamı düşünseliden çıkartıp geriye doğru attım kendimi. Yere kıçımın üstüne oturduktan sonra ellerimi yüzüme kapatıp ağlamaya başladım. Baş Seherbaz Egnast Twinkle düşünselinin yanında bir kaç saniye bekledikten sonra yanıma gelip omzuma elini koydu. Devam etmem gerekiyordu ancak görmek istemiyordum. “Bunu onlara ödeteceğim.” diyordum. “Hepsine. Orada kim varsa-” Sözümü bitirmeme izin vermedi Baş Seherbaz. Devam etmem için yüreklendirdi beni. Benim cesur bir adam olduğumu söylediğinde ellerimle yüzümü sildim. Cesurdum, hep cesur olmuştum ama bu çok değil miydi? Nasıl bir günah işlemiştim de bu görüntüler layık görülmüştü bana?

Daha bu sabah baykuş bırakmıştı içinde kabus niteliğinde bir anı taşıyan kutuyu. Ben de Cwénhild öldüğünden beri eve sadece haftada bir yıkanmak, üstümdekileri değiştirmek için uğrar hale gelmiş olduğumdan bir çalışanı evden kıyafet alması için yollamıştım. Geri geldiğinde bu kutuya çok benzeyen bir kutunun komidinimin üstünde olduğunu söyledi. Üstündeki tozlardan çok önceden beri orada olduğunu anlasam da nasıl gözümden kaçtığını anlamamıştım. Ruh gibi gezindiğim için olabilir. Cwénhild’i Stonehenge’de gördükten sonra sanki tekrar doğmuş gibi hissediyordum. Bu yüzden daire başkanlığını kabul ettim ve derhal soruşturmaları hızlandırdım. Artık tüm daire harıl harıl çalışıyordu. Bu bazı kişiler için fazla iş olduğu için sorun çıkartmışlardı ancak bir kaç hediye ile gönüllerini almıştım. İçim kan ağlarken insanlara gülümsemek, onlara iyi davranmak zordu ama bu kendimi bildim bileli sahnelediğim bir oyundu. Seth Carter iyi bir adamdı. İnsanları umursardı. Doğruya doğru. Her zaman mutluydu, insanların sorunlarını dinleyip onlara çare olur. İşte bu biraz kasıntı durumdu. Cwénhild öldüğünde herkes şok olmuştu gülümseyebildiğime. Oysa ki ben de ölmüştüm onunla birlikte. Bunu bilemezlerdi.

Evdeki kutunun üstündeki yazıyı okurken kalbime çiviler battı tek tek. Özür dileyen Cwén’i affetmek ne kelime, yanımda olsa onu özlememe rağmen yüzüne bile bakmazdım. Sorumsuzluk ve bencillik mi? Anlattıklarını basitleştiriyordu bu cümleler. Eski eşimle ayrılmama neden olan o geceyi hatırlıyor muydum? Başını. Sonrasında sarhoş olduğum için yoktu. Mektupta yazdığına göre, unutmamın sebebi alkol değil, sevdiğim kadındı. Bu kutuyu ve mektubu kendime saklardım ancak Cwénhild artık bir kanun kaçağıydı. Baş seherbaz tüm delilleri soruşturma kapsamında değerlendirmek istediği için mektubu onun ve bir iki seherbazın yanında yüksek sesle okumak zorunda kaldım. Bu yüzden tüm duygularımı içime içime atıp dimdik durmaya çabaladım. Çok zordu. Bugün içtiğim 14. sigarayı yaktıktan sonra mektubun sonunda yazan “O” kim diye sorduklarında “Kızım Reina olabilir.” dedim. “Cwén ile birlikte kurtarmıştık.” Reina’yı Cwén kurtardıktan sonra evlat edinmiştim. Sanki bizim kızımızmış gibi de bağrıma basmıştım. Kutuyu açtığımızda bir kaç tane daha anı şişesi ile karşılaştık. “Bunlar... Özel olabilir.” dedim. Yine de kanıt olduklarını söyledikleri için tek başıma izleyemedim.

İlk şişe fazlasıyla özeldi. O kadar özeldi ki Baş Seherbaz dışındakilerin izlememesi için üstün çaba harcamam gerekti. Cwén’in doğum gününde birlikte içtiğimiz ve kesinlikle hatırlamadığım bir anıydı. Yani, böyle hatırlamıyordum. Evine gittikten sonrası yoktu aklımda. Sarhoş olduğum için diye düşünüyordum ama anıda o kadar içmemiş olduğumu, Cwén’e deli gibi aşık olduğumu ve nasıl bir tutkuyla sevdiğim kadınla birleştiğimi gördüm. Sonrasında uykuya daldığımda ise Cwénhild asasını çıkartmış, hiçbir zaman sevmediğim o hafıza büyüsü ile bu güzel, bu özel anıdan mahrum etmişti beni. “Ne? Nasıl? Neden?” diye sordum anıdan kafamı kaldırdığımda. “Bunu bana nasıl yapmış olabilir?” Ben ki, bu kadına sonuna kadar güveniyordum. O kadar aşıktım. Gerçekten hayatımın en güzel gecesini çok mu görmüştü bana? Sonsuza kadar saklardım o geceyi. İstemezdi belki sonra, ama ben saklardım. Tutunurdum o geceye. Kalbimde büyütürdüm. Baş seherbaz sakin olmamı istemişti. Benimse kafam karışıktı. Anlam vermeye çalışıyordum. Neden yaptığını, ne düşündüğünü, ne hissettiğini bilmek istiyordum. Tekrar mektuba baktım. Yuvamın yıkılmasını istememiş mi? Yıkıldı ama. Bundan sonra da mı söylemedin bana? Bu kadar mı istemiyordun beni? Bu kadar mı utanıyordun benimle birlikte olduğun için?

İkinci şişe ise şok geçirmeme sebep olmuştu. Bu şişedeki anıda Cwénhild, okuldan arkadaşımız Gwyndolin ile konuşuyordu. Karnında bir çocuk olduğunu, bu çocuğu doğurmak istemediğini söylüyordu. Benden? Benden miydi bu çocuk? O gece hamile mi kalmıştı? Benden mi saklamıştı? Kim bilir ne zamandı bu olay. Kim bilir ne yalanlarla saklamıştı hamile olduğunu. Benden o kadar tiksiniyordu ki... Nasıl böyle bir hale düşürmüştüm kendimi onun gözünde? Artık daha fazla güçlü duramayıp ağlamaya başlamıştım. Baş seherbaz istersem durabileceğimizi söylediğinde kafamı olumsuz anlamda sallayıp 15. sigaramı yaktım. Gözümdeki yaşları silip “Hayır.” dedim. “Lütfen devam edelim.” Üçüncü şişedeki anı ilkinin devamı niteliğindeydi. Aldırmak konusunda vazgeçtirmişti Gwyndolin. O da bu yalanda ortaktı artık. Peki sonra ne olmuştu?

Dördüncü şişedeki anı bitince ayakta durmak için yanımdaki seherbaza tutunmam gerekti. Kafam gereksiz çalışıyordu. O kızı doğurmuştu Cwénhild. Şuan bu dünyada... Şu kalbimdeki yalnız aşkın meyvesi vardı ve bu benden saklanmıştı. Kızı yetimhaneye bırakmıştı bir de. Seherbazın yardımıyla oturdum. Sigaramdan baya uzun bir nefes çektim. Kocaman sigara dumanını üfledikten sonra gözlerim yaşlı, bomboş baktım karşımdaki duvara baktım Baş Seherbazın odasında. “Ne vardı ki bilsem?” dedim efkarlı bir şekilde. “O çocuğa babalık yapmayı benden esirgemiş. Bu... Acımasızlık değil midir Twinkle?” Baş Seherbaz beni sakinleştirmek için bir iki iyi laf edecek diye eski karısını ezikledikten sonra şarap doldurup uzattı. İçmem gerekirdi. Ancak görevdeyim dedim ve reddettim alkolu. “Bitsin artık, diğerlerini de koy izleyelim.” dedim. Diğer şişeler yavaş yavaş kızımızın büyümesi, Cwénhild’in onu uzaktan izlemesi ve kendine eziyet etmesi ile geçti. Ben ise sigara üstüne sigara yakıp adamın odasını dumana boğdum. Bir of çektim hepsi bitince... Öyle bir of çektim ki dertlerimi temsil bile edemedi aslında. “O kızı...” dedim. “O kızı bulmam lazım benim.”

İşte bugün gelen kutunun içinden çıkan anı ise diğerlerinin üstüne mum dikmişti. Tamamen Cwénhild’in eziyet çekmesinden oluşuyordu. İlk olarak bir mahkeme gibi gözükse de kafayı yemiş mugglelar Cwénhild’i sorguya çekiyor, kadın da direniyordu. Yanlış bilgiler söyleyip kafalarını karıştırmaya çalışıyordu. Muggle’lar Bakanlık, Seherbaz gibi kelimeleri biliyordu. Kim bilir kaç kişiye böyle eziyet etmişlerdi? Engizitör’ün tek sözüyle kadının kollarını arkasından bağlayıp havaya kaldırdılar. Parmaklarına işkence ettiler... İşkencelere dayanamayıp atmıştım kendimi yere. Baş seherbazın desteğiyle yerden kalktım. Kendi kendime “Savaş.” diyordum sürekli. Nasıl olur da benden önceki başkan bu konuda bir şey başlatmamıştı? Carmilla’nın terörist olduğunu biliyordum ancak şu gördüklerim yaşanırken biz bir şey yapmıyorsak, bu insanların başka kurtuluşu olur muydu? Kadını pirinçten bir boğaya attılar en sonunda. Zar zor izliyordum ancak baş seherbaz bakmam için uyarıyordu beni. Her ipucuna ihtiyacımız vardı. Boğanın altı yakıldı ve bitti anı. Kafamı kaldırdığımda karşımdaki yarı-gobline baktım nefes nefese bir halde. “O boğa nedir?” diye sordum. “İçinde mi yanıyorsun?” Kafasını salladığında yutkundum. Biraz ara vermemizi istediğinde onayladım onu.

Stonehenge’de karşımda gördüğüm kadın Cwénhild’di. Diri diri yakılsa öyle sağlıklı mı olurdu vücudu? Vücudu kullanılmaz hale gelse Carmilla neden vücudunu düzeltmek için uğraşırdı ki? Kafamda bir sürü soru vardı. Cwén’in benden olan kızının şuanki durumunu da biliyordum aslında. Mirabelle. Reina’nın yakın arkadaşlarındandı. Daha önce konuşmuştum ancak kendi kızımla konuştuğumu bilmiyordum bile. Dikkat bile etmemiştim. Cwénhild’e sinirlenmiştim kızımı tanımama izin vermediği için. Ancak o eziyetleri hak ediyor muydu bunun için? Asla. Kimse hak etmiyordu. Bir savaş başlamıştı çoktan. Bakanlık da karşılık verecekti. Hak eden cezasını çekecekti. En azından, ben yaşadıkça bunun olacağına şerefim üstüne yemin edebilirdim.[/justify]
« Son Düzenleme: 07 Şubat, 2022 05:12:28 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Seth Carter »