Kaybettim. Daha Mira'nın büyüsü bana ulaşmadan anlamıştım kaybedeceğimi çünkü adımımı attığım yerin sağlam olmadığını fark edebilmiştim, son anda. Küçük bir denge kayması derken büyünün beni arkaya fırlatışı da bir olmuştu. Beni destekleyenlerin tezahüratları kesilmiş ve bir kesim de Mira'yı alkışlamaya başlamışken gözlerim kapalı yatıyordum yerde. Kafam allak bullak olmuştu zaten, sesler boğuk geliyor gözümü açtığımda görüntüler bulanıklaşıyordu. Gerçekten de sersem hissediyordum kendimi. Çok yatmıştım ama, artık kalkmam ve bir sorunum yokmuş gibi davranmam gerekiyordu. Ne zaman geçecekti bunun etkisi? Hadi... Mira'nın geldiğini duydum ve gözlerimi araladım, ürkek bir şekilde beni sarsıyordu. Birkaç Profesör'ün de kenardan bana seslendiğini duyabiliyordum. Boğazımı temizledim. "İyiyim tabii ki." dedim ve kendimi zorlayarak oturur pozisyona geçtim. Derin bir nefes alıp kalkıyordum ki Mira'nın bana uzanan minik eli destek olmak ister gibi önümde belirdi. Tatlı, çok tatlı bir kız bu. Gülümseyerek elini tuttum ve beni kaldırmasına izin verdim. Birbirimize selam mı veririz yoksa el mi sıkışırız diye düşünürken kız elimi tutmuş sallamaya başlamıştı bile. Bana iltifat yağdırmaya başlayınca gülümsemem tüm yüzüme yayıldı. Kaybettim ama gururumu okşaması iyi geldi. İki elimle sardım ben de elini sallarken. "Ama son hamleyi sen yapabildin, önemli olan buydu. Tebrik ederim. İyi direndin sonuna kadar." dedim. En sonda pes etmesi için attığım blöften bahsedince yakalanmış bir şekilde sırıttım. "O... Sadece psikolojik bir saldırıydı. Gerçeği yansıtmıyormuş gördüğün gibi." Şansımı denemiştim sadece. Kızmış mıydı diye düşünürken yok, üzerime atladı ve ince kollarıyla beni sarmaladı bu sefer de. Artık kahkaha atmaya başlamıştım, düello sonunda rakibini bu kadar seven başak biri çıkmazdı herhalde. Ona kaybettiğim için mutluydum. "Başka kimi destekleyeceğim ya?" dedim kolalrı arasında sıkışmış bir haldeyken. "Zaten en zor maçı atlattın, bundan sonrası senindir. " Normalde olsa Mira'nın söylediği sözleri başka türlü anlarım, benden mi hoşlanıyor acaba diye düşünürüm ama ne kadar enerjik ve canlı bir yapısı olduğunu biliyorum. Bunun yanında, biz hep iyi arkadaş olmuştuk bu yüzden "şanslı tılsımı" olmam iyi bir kankalık bağı diye düşünüyorum? Her neyse. Hastane Kanadına gidip biraz dinlensem mükemmel olurdu bu arada ama şu anda herkesin önünde bunu yapmak istemiyordum. En azından biraz bekledikten sonra gitmek daha mantıklı olurdu, dikkatler üzerimde değilken. Omuzlarından tutarak kızı kendimden biraz ayırdıktan sonra "Gideriz birazdan. Önce sen tebriklerini al." dedim ve onu ortaya doğru itekleyerek seyircilere döndüm. Ardından Mira'yı tebrik eder şekilde ben de onlarla birlikte son kez alkışladım. Biraz oturur sonra hastane kanadına geçerdim. Bu sırada arkadan duyduğum "Boleynler ne kadar şişirilmişler, ikisi de kızlara karşı ilk turdan elendi bile. Triplere gel!" laflarını duymamazlıktan gelerek gülümsemeye çalışıyordum.