17 Nisan, 2026 10:05:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Hogsmeade Kermesi Gezisi  (Okunma sayısı 201 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Gwyndolin Lowell

  • Emekli
  • 5. Seviye
  • İleti: 19
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Gwyndolin Lowell
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: O
  • Meslek: SYB Profesörü - Ravenclaw Bölüm Sorumlusu
  • Cemiyet: La Fay Şifacılar Topluluğu
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 6
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 15
Hogsmeade Kermesi Gezisi
« : 02 Şubat, 2022 13:24:09 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Elindeki parşömende ismi yazan çocukları bir bir okudu. Parşömenin sonunda ismi çizili üç kızcağızın adını görünce kalbine küçük bir sızı saplanmadan edemedi. Çocuklar güzelce sıraya geçtiklerinde düşük sınıfların izin kağıdı olup olmadığını kontrol etti. Bir kaç tanesinde izin kağıdı yoktu ve onlara gelemeyeceklerini söylemek her zaman üzücü olmuştu. Onlar üzgün üzgün kaleye dönerken yağan karla birlikte öğrenciler yavaş yavaş adımlamaya başladı. Bir kaç tane çıkıntı dışında problem yoktu. Franziska sağa sola laf atıyor, Eadwig ve tayfası ortamı kesiyor grup rutin bir şekilde köye iniyordu.

Alana indiklerinde ortalık pek şendi. Bayram havası her yere sinmeye başlamıştı. Işıklar asılmış kardan heykeller yapılmış ve dükkanların nefis yemeklerinin kokusu ortama sinmeye başlamıştı. Özellikle turtanın kokusu Gwyndolin'in karnını acıktırmaya yetmişti bile. Öğrencilere iyi gelecekti bu. Çok fazla şey yaşanmıştu bu sonbaharda. Ölümler kesilmemiş, acı dinmemişti. İnsanlar korkar olmuştu. Carmilla denen bir kadın ortalıkta kol geziyordu ve bakanlık her zamankinden daha aciz hissetiriyordu. Neyse dedi kendi kendine, bunları düşünmek için değil bunlardan kaçmak için gelmişlerdi buraya. Yüzüne gülümsemesini kondurdu ve kermes alanının girişinde duran öğrencilere döndü. Tekrar bir yoklama aldı, fire vermemişlerdi. Zaten Cynthia yanındayken öyle bir şey pek mümkün olmazdı.

"Tamamdır çocuklar. Kermes alanından çıkmak yok. Hava kararmadan bir saat önce burada buluşacağız. Dağılan olursa profesörünüz(Cynthia) ile papaz olursunuz. İyi eğlenceler!"


[spoiler][/spoiler]

Çevrimdışı Cynthia Jean Urswick

  • Emekli
  • 1. Seviye
  • İleti: 2
  • 240 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Cynthia Jean Urswick
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren.
  • Meslek: Kehanet Profesörü - Slytherin Bölüm Sorumlusu
  • Cemiyet: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 8
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 17
Ynt: Hogsmeade Kermesi Gezisi
« Yanıtla #1 : 02 Şubat, 2022 14:02:15 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kermes alanına inerken yanımdaki kız öğrencinin birine "Ruj denen şey bir kurtadamın anüsünü dudağına sürmekmiş. Augustin Efendi'nin Sihirli Vaaz'larında okudum. Sürme kızım, daha çok gençsin yanlış yollara girme." diye mükemmel bilgilerimden veriyordum. Tüm çocuklar kermes alanına dağıldığında şöyle bir baktım herkesin nerede olduğuna, kızların erkeklerin fazla yakınlaşmadıklarına emin olmak için. Bu sırada da meslektaşım çocuklara çok uzaklaşmayın yoksa profesörünüz kızar falan diyordu. Beni bir canavar, kötü niyetli kadın gibi göstermeye çalışıyor aklınca. Kendisi tatlı tatlı gülümsüyor bak. Erkek öğrencilere mi tatlı gözükmeye çalışıyorsun sen kaltak? Bu kadın namussuzun teki. Kocişime de söyledim, dedim namussuz dolu okul. Kocişim sakinleştirmese hepsini dava ederim de işte. Kimin kocası buuğğ...

"Profesör Lowell, canııım!" diyerek yanına gittim kadının. Başımı tuttum kehanette bulunuyorum ayağına. "Tatlım sen çok dikkat et ya. Eğer dikkatsiz davranırsan üç vakte kadar canın yanabilir. Eh, sen tabi ahır hayvanları ile ilgileniyorsun alışkınsındır pisliğe de... Şerefsiz yollara düşme canım tamam mı?" Gülümsedim buna. Ben bunun gibi heriflere gülümsemem kocişime sadığım. Bunlar böyle başı boş cadılar. Milletin kocişini yoldan falan çıkartmaya çalışıyorlar. "Kermeste de dikkat et tamam mı canım? Öğrenciler yanlış anlamasın. Seviyorum seni." Kadından yüzümü çevirdiğim gibi yüzümdeki gülümsemeyi sildim. Öğrencilerin arasında zebellah gibi dolaşmaya başladım.

Çevrimdışı Adrian Hodge Harlow Darkworm

  • Gryffindor
  • 2. Seviye
  • İleti: 3
  • 577 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Adrian Hodge Harlow Darkworm
  • Güç Puanı: 1
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Nisa Şenyuva
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Gryffindor
  • Biçim Değiştirme Gücü: 2
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 8
  • İksir Kabiliyeti: 1
Ynt: Hogsmeade Kermesi Gezisi
« Yanıtla #2 : 02 Şubat, 2022 14:47:49 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Özenle süslenmiş mekanı incelerken kahverengi saçlının düşündüğü tek şey  "'Kime şaka yapabilirim?'" sorusunun cevabıydı. Çocukluğundan beri insanlarla uğraşmaya ayrı bir ilgisi vardı. İnsanların kafasına bir şeyler geçirmek veya üzerinde büyüler uygulamak her zaman hoşuna gider ve zevk verirdi kahverengi saçlıya. Islık öttüre öttüre gezinirken gözüne takılan turtalarla yakışıklı yüzüne sinsi bir sırıtış yerleşti. [color=#f0002c.]"Yemek savaşı!'[/color] Mis kokulu turtaların dizildiği standa yaklaştı ve turtalardan üç tane aldı. Islık öttürmeye devam ederken asasını çıkarttı ve asasını turtalara doğrultup, yumuşak ama düzgün hareketlerle sallayarak  "Wingardium Leviosa." sözlerini söyledi. Bu sözlerle turtaların havalanmasını sağladı. Satıcının yanından uzaklaşırken "'Acaba ilk kurbanım kim olsa?' diye düşünürken bir köşede sessiz sessiz duran Michael Throd'u görünce kıkırdadı ve asasını çocuğa doğrultarak turtalardan birinin çocuğun suratına yapışmasını sağladı. Michael etrafına mal mal bakınırken Hodge hoplaya zıplaya çocuğun yanına gitti ve  ""SELAMM PISIRIK MICHAEEL!! BENİ ÖZLEDİN Mİ?" " diye bağırarak uçurduğu turtalardan birini daha çocuğun suratına geçirdi.  ""HAHAHAHHAAA!! ÇOK KOMİK GÖRÜNÜYORSUN!" " kahkahalarla gülerek şaşkın çocuktan uzaklaşırken gözüne yeni bir kurban kestirmek için etrafına bakındı. Odağını kesip turtanın eline gelmesini sağlarken Mirabelle'i fark etmişti ve adeta öküz gibi  ""MIRABELLE!!" diye bağrınırken elinde tutuğu turtayı kızın kafasına geçirdi.  ""YEMEK SAVAŞI!!"

Çevrimdışı Mirabelle Starlight

  • Ravenclaw Bina Başkanı
  • 13. Seviye
  • İleti: 87
  • 376 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Mirabelle Starlight
  • Güç Puanı: 38
  • uwu
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Mira
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Ravenclaw
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 20
  • Tılsım Gücü: 15
  • İksir Kabiliyeti: 6
Ynt: Hogsmeade Kermesi Gezisi
« Yanıtla #3 : 02 Şubat, 2022 14:49:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kermese gidemeyeceği için üzülen öğrenciler vardı ve Mirabelle onları çok iyi anlıyordu, daha önce izin olmadığı için bazı etkinlikleri kaçırmıştı ve arada hala hatırlayıp üzülürdü. Gerçi bu sadece birinci sınıfta olmuştu çünkü bazı kitaplarda okuldan Hogsmeade'e açılan bir kapı olduğunu görmüş, denemiş ve gerçekliğini doğrulamıştı. O zamandan beri ne zaman okuldan çıkmak istese elini kolunu sallaya sallaya çıkardı. Yani... Çoğu zaman. Madem bu ayrıcalığa kendisi sahipti, bugün üzülen öğrenciler de olmalıydı!

"Bakın, size ben hiçbir şey söylemedim tamam mı?" demişti karşısındaki öğrencilere. "Biz ayrılınca çaktırmadan çıkın, profesörlere görünmeyin. Onun dışında bir sorun yok. Bana borçlusunuz ama ha! Hadi iyi eğlenceler, muah!" diyerek yanlarından ayrılmış, kağıt üstündeki annesi olduğu için Mirabelle'in yasal yollarla dışarı çıkabilmesini sağlayan Profesör Lowell'ın yanına gitmişti. Yanda bir de Cynthia diye çirkin, tipsiz, hayırsız bir yaratık vardı ancak genç cadı o şeyi görmezden gelmeye karar verdi, sataşası yoktu bugün. Topluca kermes alanına gittiler, buram buram yemek kokusu Mirabelle'in ağzının sulanmasına sebep olmuştu, şimdi gördüğü her şeyi yemeden nasıl dayanacaktı bu kız?

Mutlu mutlu geziniyor, bir şeyler kemiriyor, daha fazla kemiriyor, her şeyin tadına bakıp mutlu olduğunu belli eden sesler çıkarıyordu. Bu mutluluğu şeye kadar sürdü tabii... Adrian'dan gelen bir turtaya kadar. Sinirle çocuğa döndü, yakasına yapışacaktı ki çocuğun 'Yemek savaşı' diye bağırmasıyla bir durdu, düşündü. Düşünürken de yüzündeki turtayı yalamayı ihmal etmedi. "TAMAM LAN KABUL, YEMEK SAVAŞI!" diye bağırdı. Sonra bir masaya çıktı, kendine ses yükseltme büyüsü yaptı ve konuşmaya başladı. "BİRİCİK ARKADAŞLARIM, BU YIL ÇOK ZOR ZAMANLAR GEÇİRDİK DEĞİL Mİ? KAOS DOLU BİR YILDI! O YÜZDEN YILIN SON AMA BU SEFER EĞLENCELİ KAOSUNU BAŞLATMAMA İZİN VERİN, MÜSAADENİZLE, 1865 ARALIK AYI BÜYÜK YEMEK SAVAŞINI RESMİ OLARAK BAŞLAMIŞ SAYIYORUM!" dedi. Adrian'ın sahne ışığını yüzsüzce çaldıktan sonra lafı bittiği gibi üstüne her yerden çeşit çeşit yemekler fırlatıldı. Masadan atladı, diğerlerinden geri kalmayacaktı elbette. Önüne gelene acımadan fırlatıyordu yemekleri, yüzüne bir şey geldiği an utanmazca alıp yiyor, hatta yapabildiğinde ağzıyla yakalayıp tadını çıkarıyordu.

Farkında değilmiş gibi yaparak büyük bir şerbetli tatlı kazanını Profesör Urswick'in üstüne uçurup ters çevirerek içindeki her şeyi kadının üstüne boşaltmak, yaptığı en eğlenceli şeydi. Hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etti tabii...
[spoiler]

[/spoiler]

Çevrimdışı Franziska Strömm

  • Slytherin
  • 8. Seviye
  • İleti: 42
  • 482 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Franziska Strömm
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Party Girl
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 10
Ynt: Hogsmeade Kermesi Gezisi
« Yanıtla #4 : 02 Şubat, 2022 15:48:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Aman aman nerelere geldik, daha demin okuldaydık. Öğlen vakti diktiler bizi buraya. Sırf bizimkiler gidiyor diye gidiyorum demek isterdim ama yalan. Sırf Eadwig kuşum gidiyor diye aldım dedemden izin. Canım profesörüm Gwyndolin hocam kağıtlarımızı kontrol etti. Kağıdı olmayanları yolladı. Yanında şu Cynthia karısı olmasa kesin onları da sıkıştırırdı araya.

Neyse başladık yürümeye. Gözüm Eadwigte tabi. Yanındaki danalar olmasa gidip konuşucam ve tüm kainatın görüp göreceği aşkımız başlayacak ama danalar bir türlü gitmiyor. Neyse var aklımda bir şeyler halledicez.

Kermes alanı tam beklediğim gibi bir dünya yemek ot bok püsür her yerde. Gözüm tabi Eadwig bebeğimde. Onu etkilemem lazım. He yapsam ne yapsam. Bu bebe bira içmeyi seviyor. Dur bakıyım bulabilcem mi birşeyler. Tabi biz Almanya'da yaşarken bira bulmak kolaydı. Bira içmeyeni dövüyorlar o memlekette.

Bana bir şey lazım. Şu Cynthia karısının kenafir gözleri kesin üstümdedir. Beyin yerine saman koymuşlar kafaya. Bak bak bide nasıl yavşak yavşak konuşuyor Gwyndolin hocama. Neyse bu başladı dolaşmaya ortalarda hapishane memuru gibi. Sonra ordan bir çığlık, bir feryat. Ordan turtalar öbür yandan meyveler ne oluyor anasını satayım diyemeden Mirabelle yırtığı bağırdı. Yemek mi savaşı iyi lan yapın ben aradan sızarım şimdi.

Eadwig bebeğim kenarda duruyor bu ergenler gibi yemek savaşı falan boş iş. Ne kadar havalısın sen ya yerim seni. Bebeler birbirine girmişken. Aralardan sızıyorum. Tezgahlardan birisi bardaklara koymuş biraları satıyor tanesi 2 galleondan tabi dayım yemek savaşı muhabbetinden dalmış gitmiş. Arkadaki fıçılara bakan yok. Çektim asayı fıçıları tutan kemeri cart diye kestim. Fıçılardan birini asamla kaldırdıktan sonra yatay bir biçimde yuvarlamaya başladım. Tee Eadwig aşkımın yanına kadar. Çocuk daha ne olduğunu anlamadan yanındaki danalara söyledim. "Bardak çalamadım gidin bardak bulun gelin de içelim Hadi çabuk!" dedim ve fıçıyı daha izbe bir yere yuvarladım. Yuvarlarken kalçamı hafif dışarı çıkardım ve "Eadwig yardım eder misin canım ağır da bu ehe." dedim. İtleri bardak ararken bizde Eadwig ile izbe bir yer bulalım bakalım.

Çevrimdışı Samuel Raymond Boleyn

  • Gryffindor Bina Başkanı
  • 12. Seviye
  • İleti: 77
  • 399 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Samuel Raymond Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Es
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Gryffindor
  • Biçim Değiştirme Gücü: 20
  • Lanet Gücü: 25
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Telepati, 3. Seviye
Ynt: Hogsmeade Kermesi Gezisi
« Yanıtla #5 : 02 Şubat, 2022 16:18:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Hogwarts'taki en güzel zamanlar kesinlikle Aralık ayları. Hem istediğimiz zaman Hogsmade'e gidebiliyoruz, hem de karlı ve soğuk hava ilgimi fazla çekiyor. Soğuktan kızaran yanaklar, sıcak alana girince çıkarılan 5 kat kıyafetler, kar topu savaşı, üzerine bir de Kaymak Birası... İzinli izinsiz ayrım merasimi ve Profesörlerin uyarılarını sohbetimiz sırasında kısa şekilde kulak vererek dinledikten sonra yola koyulduk. Arada çocukları bırakıp Profesörlerin yanına geçiyor ve karda yürümelerine yardım ediyordum. Profesör Urswick ona dokunmamam ve uzakta durmam konusunda her ne kadar ısrarcı olsa da arada kayma ihtimaline karşılık yakınında durarak sohbet etmeye çalışıyordum. Çok aptal bir kadın aslında ama dönemimizde onun gibi o kadar çok aynı zihniyette insan var ki. Dışlayarak değil fikirlerini dinleyip daha ılımlı yaklaşarak yumuşamasını sağlayabileceğimizi düşünüyorum. En azından zihniyet değişene kadar onlarla ters düşmek mantıklı değil, hem herkesin gönlünü yapmak kötü bir şey de değil. Bence doğru olan bu, sonuçta kadın ne düşünürse düşünsün zarar görmesini istemeyiz. "Sizce de hava çok güzel değil mi Bayan Urswick? Dönemin en güzel zamanı bana kalırsa." Aynen böyle havadan sudan falan konuşuyorum işte. Başka ne konuşacağım ki bu kadınla? Çok cevap da vermiyordu zaten, varlığımdan inanılmaz rahatsız olmuştu. Etraftan gelen seslerle birlikte de dikkatimiz tamamen dağıldı zaten. Daha Hogsmade sınırlarına yeni girmiş sayılırdık ki anında karmaşa çıkmış, çocukça bir şekilde yemek savaşı yapmaya başlayan bir ekip vardı. Bayan Urswick yanımdan bu çocuklara doğru ilerlemeye başladığında yarım saattir yanıma gelmeye korkan arkadaşlarım "Oğlum salsana şu kadına niye yanaşıyorsun sen ya? İki sohbet edecektik iyi ki!" diye sitem etmeye başladılar. "Bütün gün bizim zaten. Bekleyin bir şu olaya bakalım, Gryffindor'lu öğrenci varsa aralarında binaya eksi puan yazdırmasınlar. Alt dönemler daha bilmiyor Bayan Urswick'in nasıl biri olduğunu." diyerek onları bırakıp kargaşaya doğru ilerlemeye başladığım sırada arkamdan "Bina başkanımız bee, bütün puanlarımızı korur. Helal olsun sana!" diye gülerek dalga geçiyorlardı. Umursamadan devam ettim yoluma derken... Bir anda etrafta koca bir sessizlik oluştu. Mirabelle sanki hiçbir şey olmamış gibi kadını koca bir şekerlemeye çevirerek uzaklaşıyordu kalabalıktan. Gülmemi tutarak adımları gerisin geri geldiğim yöne çevirdim. Yok yani bu durumda kadına yaklaşmak akıl karı bir hareket olmazdı. En iyisi buradan en hızlı şekilde sıvışmak. Aga bunlar da kar topu savaşı yapabilecekken niye yemek?

Bu karmaşada bir de kendi kafama bir şey yememek için hızla kaçmaya çalışırken... Önüme çıkan minik birinin kafasına gelen kabaklı pasta olduğunu sandığım turuncu ve beyaz kremalı bir dilim ile beraber durmak zorunda kaldım. Gülmeyeceğim hayır, kötü bir durum, ayıp olur... Neler olduğunu anlayamadan etrafına bakınan kızın yüzünü bana dönmesiyle bir de atkıyla sarıp sarmalamadığı yüzünün açık kalan küçük bir bölgesine de aynı kekin kalan parçalarının yapışması bir oldu. Ama kız... Charlotte. Aylardır inanılmaz ilgimi çeken ama bir türlü sohbet başlatamadığım kız. Bu sene saçının kesiminden mi, vücut hatlarından mı, yüzünün oturmasından mı yoksa yapmaya başladığı makyajdan mı kaynaklı bilmiyorum ama çok daha farklı gözüküyor gözüme. Ve evet, ben, rahatça gidip konuşamadım kızla. Şimdi ne desem? Gözlerini bile açamıyor ki... Hemen cebimden bir mendil çıkardım ve "Kötü oldu sanırım. Silmek ister misin?" dedim.

Çevrimdışı Eadwig Alger Boleyn

  • Slytherin Bina Başkanı
  • 13. Seviye
  • İleti: 93
  • 326 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Eadwig Alger Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: 24
  • Lanet Gücü: 20
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 20
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye
Ynt: Hogsmeade Kermesi Gezisi
« Yanıtla #6 : 02 Şubat, 2022 17:51:39 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ulan ne boş iş. Şuan oturmuş hesap kitap yapıyor olabilirdim. Üstelik haftalık yatakhane temizleme günü. Gage bok içinde yaşıyor odanın temizlenmesi için aklapakla yetmiyor. Kaldırdılar bizi Hogsmeade ayağına gezdiriyorlar. Kermesmiş de bir şeymiş de. Yürüyorum bizimkilerle. Hufflepuff’lı bi çocuk var yanımızda bakıyor tip tip. “Ne bakıyo’n? Dön ulan önüne.” falan diyerek hırladım buna. Yürüdük. Profesörler saldı sonra bizi. Kermese bakındım. Boş. Boooş işşşş! Şuan okulda olup işime yarayan ödev seçebilir, onu yapabilirdim. Kenarda durmuş Gage’in boş atmasını dinliyordum. Diyordu ki eğer çok hızlı bir şekilde dünya etrafında dönebilirsek bir gün içinde kaç kere güneşin doğuşunu ve batışını görebilirmişiz. Winton da mantıklı cevap vermeye çalışıyordu. Yahu bu gezi daha ne kadar boş olabilir? Huff çocuk tekrar bakınca şöyle elimi kaldırıp vuracak gibi yaptım. Çekildi. Cyneric yanıma gelip “Abi o benim kızın arkadaşı yalnız. Şapmayalım.” diyince “İyi tamam.” dedim. Garip bakmasınlar yüzlerinin ortasına çakacağım zümzüğü. Aha yemek savaşı başladı.

Urswick’i bulmak için etrafa bakınıyordum ki Strömm geldi. Fıçı getirmiş. Diyor ki gelin bira içelim. Bira içmek mi? Yoksa insanları düzene sokmak mı? İnsanları düzene sokmak bana bir şey kazandıracak mı? Aha Starlight profesörün üstüne tatlı boşalttı. Urswick’ten savaş narası duyduğum gibi Strömm’a döndüm. Tavuk kavgasını kaldıracak kafam yoktu. Bira içelim. Hem de fıçıyı kaldıramıyormuş. Gittim yanına bunun. Kucakladım fıçıyı. Kadınlar ne kadar ezik varlıklar. Şu fıçıyı taşıyamıyor daha. Bi vursam ölür.

Şöyle her şeyden uzakta, gizli saklı bir yere çıkarttım fıçıyı. Arkamda da Strömm. Bir binanın ikinci katındaki balkona dışarıdan merdivenle çıktıktan sonra bıraktım fıçıyı. Tabi egom da pohpohlandı. Oturdum karları temizleyip. Cümbüşe döndü ortalık zaten iki dakikada. Yemek savaşı ne merlin aşkına? Lord olarak yukarıdan izlerim anca bu köylüleri. Sessiz sessiz biraz izledim aşağıyı. Sonra gözüme biri takıldı. “Amnskmss...” diye tısladım görüntü yüzünden. Benim kuzenim olacak o hergele, bir kızın yanındaydı. Yanındaydı ve mendili ile kızın yüzünü siliyordu. Kız ise...

Taaaaa dönüyoruz benim 1. sınıf anılarıma. O zaman Samuel ile aramız iyi. Ben yine tutuk bir çocuğum. Ailem iyi bastırdığı için, çocukken de hareketlerime dikkat ederdim. Hufflepuff’tan bir kız ile tanışmıştım. Cıvıl cıvıl bi kızdı. Böyle konuştukça konuşuyor, tatlılığıyla gülümsemesiyle onunla arkadaş olma isteği oluşturuyordu içimde. Bana baktıktan sonra saçımı düzeltmişti. Demişti ki saçın böyle daha güzel... İşte o zamandan beri saçımı aynı yaparım. Charlotte’un yeri ayrıdır içimde. Ayrıdır ama ailemin getirdiği durum var. Öyle rastgele biriyle birlikte olamam. En azından duygusal açıdan. Bu yüzden bu kızı da kalbime gömdüm. Yine de dokunulmasın o kıza abi, istemiyorum. Kuzenim bunu da yapmasın artık ya. Gidip kızın kalbini çalacak, sonra üzecek o güneş gibi masum kızı. Bu benim kerkenez kılıklı kuzenimin mendili ile gözünü sildiği kız o işte. Charlotte. Derin nefes alıp “Ya nerede kaldı bunlar?” dedim. Bira içmek istiyorum. Strömm’e gösterdim benim kuzeni. “Görüyor musun şunu? Şu bok kafayı görüyor musun?” dedim. “Bir gün elimden kaza çıkacak. Ağzıyla kaşının yerini değiştireceğim. Kolunu g*tüne sokacağım o olacak. Bardaklar nerede kaldı!”


Çevrimdışı Charlotte Vera Rillian

  • Hufflepuff
  • 8. Seviye
  • İleti: 39
  • 295 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Charlotte Vera Rillian
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 7
  • Lanet Gücü: 3
  • Tılsım Gücü: 13
  • İksir Kabiliyeti: 3
Ynt: Hogsmeade Kermesi Gezisi
« Yanıtla #7 : 03 Şubat, 2022 02:10:33 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Temiz hava. Temiz havanın solurken ciğerlerimde çiçekler açtırdığını hissedebiliyordum. Son zamanlarda çok fazla profesörler tarafından uyarıldığım için ayakkabılarımı çıkartıp çıplak ayak dolaşamıyordum. Beni durduramayacaklardı ama bugünlük arkadaşlarımın hatırı için bir şeyleri gerçekleştirme konusunda diretmeyecektim. Huysuzluğum bu yüzden biraz üzerimdeydi aslında. Ancak Hogsmeade’e varmış olmanın mutluluğuyla dikkatim dağılmıştı. Büyücedünyanın yaşadığı tatsız ve acı olayların sınır tanımadan hala süregeliyor olması yetişkinlerin bile yüzünde korkular tomurcuklandırıyor, endişeyle birlikte her an tetikte olmaya çalışıyorlardı. Yaşıtlarından gözlemlediği kadarıyla en önemsemeyen gözükeni bile yer yer kendini ele veriyordu. Hatta birçoğu aklını bu tarz herkesi ilgilendiren ağır sorunlardan uzaklaştırmak için kendilerini sık sık arkadaş topluluğu ile güvence altına alıp kafa dağıtıyorlardı. Bazıları ise… Pısırıklaşmıştı. Evet. Bu durumdan oldukça rahatsızdım. Trende yaşananların ardından Gryffindor ikizlerinin psikolojisi bozulmuştu. En arkada fark edilmeyecek kadar sessiz adımlarla yürürken konuşmalarına kulak misafiri oldum. Meraklı bir şekilde diktiğim kulaklarımla dayanamayıp aralarına girdim hızlıca. İkisinin arasından kaptığım kollarına sıkıca tutunurken kısık tonda konuşmak için dudaklarını araladım.“Emma ve Thelma. Yapabileceğiniz hiçbir şey yoktu. Onların tercihlerine saygı duymamız gerektiğini düşünüyorum. Lütfen artık kendinizi suçlamayı bırakın. Buraya farklılık olmaması için geldik. Döndüğümüz zaman yine konuşuruz ama… Şimdi sadece anın tadını çıkarmaya bakın. Herkesin içi buruk ama eğlenmeye çalışıyorlar. Biraz çaba, lütfen. Yanınızdayım.” derken tatlı bir gülümseme de yerleşmişti yüzüne. Bir nebze olsun Emma’da gülmeye çalışınca daha iyi hissetmeye başlamıştım hemen kendimi. Başkalarına yardımcı oldukça mutlu oluyordum ben. Şimdi ise dikkatlerini başka yöne çekmek için farklı konulardan konuşmak gerekliydi.


Kermes alanına vardığımızda -ki bunu biraz geç fark etmiştik- sohbet iyice koyulaşmış, uzun zamandır çok nadiren gülen arkadaşlarımı altı dolu bir şekilde güldürmeyi başarabilmiştim. Hiç değilse biraz daha sosyalleşip kendilerini toparlayabilmeleri adına birlikte ders çalışma sözü almıştım. İçim rahat bir şekilde artık kendime vakit ayırabilirdim.“Biraz dolaşayım. Geleceğim yanınıza.” dedikten sonra her zaman yaptığım gibi köşeme çekilmeye hazırlanıyordum. Ara ara kalabalık içinde yalnız kalmak bana iyi geliyordu. En çok böyle zamanlarda insanları gözlemleyebiliyordum çünkü. Kızların yanından ayrılalı ya beş dakika olmuştu ya da on. Bir grup Slytherin öğrencisinin arasından sıyrılırken havada süzülen tatlıları görmemle duraksadım. Yemek savaşı mıydı o? Gerçekten mi? Nasıl böyle pervasız davranabilirlerdi aklım almıyordu. Curcunanın ortasına bir hışımla ilerledim. “Heey! Heey! Ne yapıyorsunuz siz? Onca emeğe yazık ediyorsunuz! Dursanıza!” diye ince ses tonumla bağırmaya çalışıyordum. Kimsenin o karmaşada beni duymadığına emin olduğum zaman boğazımı temizleyip daha hararetli bir şekilde duruma el atmak için hazırlanıyordum ki yüzüme yapışan turta parçalarından nasibimi almıştım. “Hufff…” diyerek gözlerimi kapattım hafif sinirli bir şekilde. Profesörler bir şey yapmayacaklar mıydı? Gömüldüğüm atkıma daha fazla tatlı bulaşmamasını önlemek adına kafamı biraz daha çıkarırken kapalı gözlerle içgüdülerime güvenerek birkaç adım atıp savaş alanından kaçmaya çalışıyordum. Yanan gözümü kırpıştırmaya çalıştım dudaklarımı büzerek. Döndüğüm tarafta birinin varlığını sezebiliyordum ama kim olduğunu görebilecek kadar gözlerimi açamamıştım. Neyse ki yardım eli uzatılmıştı. Tanıdık bir sesti. Kırpıştırdığım gözlerimi aralayabildiğim kadarıyla uzatılan mendili aldım hemen.“Şu yapılana inanabiliyor musun? Zarar ziyan hep. Hayır yani ellerine ne geçti ki şimdi? Eğlenmenin daha güzel yolları olduğuna eminim.” diye söylenmeye başlamıştım ki karşımdakinin canını söylenerek sıkmak istememiştim. “Teşekkür ederim. Sana borçlandım.” Görüşüm açılmıştı nihayet ama hala özenle yüzümü temizlemeye çalışıyordum. Hemen ardından eksik kalan cümlemi tamamlayarak“Samuel.” diye ekledim.“Sanırım birçoğunu silmeyi başarabildim, değil mi?” derken yüzümdeki yapışkanlığı hissedebiliyordum. Belli belirsiz bir rahatsızlıkla mendili de mahvetmiş olmanın tatsızlığıyla devam ettim. Hemen yüzümü yıkamalıydım.“Eğer biraz daha bulunduğumuz yerde kalırsak seni de kurtaramayacağız. Biraz uzaklaşalım mı? Artık balkabağının kendisi olan mendilin için bir çözüm bulmuş olurum belki o esnada.” Cümlemi sonlandırdığımda cevabı beklemeden çocuğu boşta kalan elimle çekiştirmeye çalışıyordum. Hem böylelikle tanıdığım ancak çok fazla sohbetimin olmadığı bir kişiyle de konuşma fırsatı edinmiş olacaktım. Uzaktan gördüğüm kadarıyla onun hakkında düşündüklerimin ne kadarı doğruydu acaba? [/justify]
« Son Düzenleme: 03 Şubat, 2022 21:17:17 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Charlotte Vera Rillian »

Çevrimdışı Samuel Raymond Boleyn

  • Gryffindor Bina Başkanı
  • 12. Seviye
  • İleti: 77
  • 399 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Samuel Raymond Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Es
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Gryffindor
  • Biçim Değiştirme Gücü: 20
  • Lanet Gücü: 25
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Telepati, 3. Seviye
Ynt: Hogsmeade Kermesi Gezisi
« Yanıtla #8 : 03 Şubat, 2022 21:22:34 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Charlotte uzattığım mendili alıp yüzünü silmeye başladığı sırada aynı anda da hızlı hızlı yemek savaşını eleştiriyordu. “Şu yapılana inanabiliyor musun? Zarar ziyan hep. Hayır yani ellerine ne geçti ki şimdi? Eğlenmenin daha güzel yolları olduğuna eminim.” Güldüm. "Tam olarak aynısını düşünüyordum. Çocukça bir hareket." Aynı şekilde düşünmemize sevinmiştim. Charlotte ilginç ama her zaman doğru noktalara parmak basan bir kız olmuştu. "Yok ne borcu, sen de olsan aynısını yapardın." dedim mahcup bir şekilde ve ellerimi ceplerime koyarak gülümsedim. Ne yapacağımı bilemiyordum şu an. Gitmeli miydim? Arkadaşı falan yok muydu yanında ki? Bir yandan da Clay ve Edward beni bekliyorlardı. Ne yapıyorsun der gibi bakış attıklarını ve kollarını işaret ederek zamanın tükendiğini anlatmaya çalıştıklarını görünce gitmelerini işaret ettim ama pek anlamış gibi durmuyorlardı. Bu sırada Charlotte'un yüzünde bir şey olup olmadığını sormasıyla gözlerimi yüzünde gezdirmeye başladım. "Yani..." Teni ne kadar pürüzsüz... Hiç bu kadar yakından incelememiştim. Aslında dudağının çevresinde de yanaklarında da hala çikolata izleri ve parlayan krema gözüküyordu ama teninin rengini düşünürken bunu nasıl diyeceğimi bilememiştim. Çok da umursamadım desem yeridir yani. Tatlı duruyordu. Elimi cebimden kaldırmış yanağını silmek için uzanıyordum ki tekrar konuşmaya başladı ve cevabımı bile dinlemeden kolumdan tutarak beni çekiştirmeye girişti. Hala mendilimden bahsettiği için konuyu kapatmak istiyordum. "Yok, telafi edilecek bir şey değil. Her zaman böyle durumlarda işe yarayacağını düşünerek bulundururum zaten. Senin için bekliyormuş." Hızlıca düşündüğüm bu söz için de kendimi tebrik ettim tabi. Bu sırada saçlarındaki kek parçaları dikkatimi çekince şapka takmadığını fark ettim. Bu havada şapka takmamak için deli olmak veya saçlarının bir ayı kürkü kadar sıcak tutuyor olması gerekliydi. "Üşümüyor musun neden şapkasız çıktın? Ah bir dakika... Okulda çıplak ayakla gezen kız da sendin değil mi?" dedim aradaki bağlantıyı kurarak ve kahkahayı patlattım bu düşünceyle. Ben görmemiştim ama Edward'ın bir sabah kahvaltıya telaşla gelişini ve koridorda çıplak ayakla yürüyen bir kızdan bahsettiğini hatırlıyorum. Herkes ne kadar garip olduğuyla ilgili dalga geçmeye başlayınca bir tık abarttıklarını düşünmemiştim de değil, özgürlükçü bir ruhu olduğunu anlatıyordu bence bu hareket. Gülmemden rahatsız olabileceğini düşünerek durdurdum kendimi. "Komik değildi, kusura bakma. Sadece alışılagelmişin dışında bir hareket." Alınıp alınmadığını anlayamıyordum, kafamı yana yatırdım gözlerine bakarken. "Alınmadın değil mi?" dedim ve devam ettim. "Yüzünü silmen iyi olabilir. İstersen şu mekana girelim." Konuşmaya devam ederken bana arkadan kaş göz yaptıklarını fark ettiğim kankalarıma da gitmelerini işaret ediyordum elimle. "Hem temizlenirsin hem de üşümemiş olursun."
« Son Düzenleme: 03 Şubat, 2022 21:24:27 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Samuel Raymond Boleyn »

Çevrimdışı Eadwig Alger Boleyn

  • Slytherin Bina Başkanı
  • 13. Seviye
  • İleti: 93
  • 326 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Eadwig Alger Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: 24
  • Lanet Gücü: 20
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 20
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye
Ynt: Hogsmeade Kermesi Gezisi
« Yanıtla #9 : 03 Şubat, 2022 23:57:34 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[spoiler][youtube]https://youtu.be/ly0tPHjiE18[/youtube][/spoiler]

Bizimkiler bardak getirince tek tek hepsinin bardağını fıçıya takılmış olan musluktan doldurup uzattım. İlk Strömm'den başlayıp, en son Winton'a uzattıktan sonra kendime de doldurdum. Güzel, köpüklü bir bardak bira. Kokladığımda kalitesini puanlayabilecek durumdaydım. Bir yudum aldıktan sonra bıraktığı köpük bıyığını alt dudağımla emdim. Bu sırada da çatmış kaşlarımı aşağıya bakıyordum. Bira dağıtma işi ile ilgilenirken benim Merlin'in belası kuzenim kızın yanında iyice kök salmaya başlamıştı. Kızın yüzünü sildin. Ar-tık sik-tir-git. Yok illa takılıyor yanında. Strömm bir şeyler söylüyor bana ama şahin gibi bakıyorum bu ikiliye sadece üstten. Kitlendim. Kız da bizimkinin koluna girip çekiştirmeye başlayınca benim şalter attı. ÖYLE BİR ATTI Kİ HEM DE! Oturduğum yerden köpük saçıyorum. Birayı üstüme döktüm. Malın sesi geliyor. Kıza yüzünü silme ayağına elleşeyim, mekana götüreyim de başka yerlerini elleyeyim ayağı çekiyor adi şerefsiz! Kızlar ne kadar aptal! APTALLAR! Bu pisliğe nasıl kanabilirsin? Nasıl koluna girebilirsin böyle birinin? Bu herif seni alır dağlara çıkartır, yayan inmek zorunda kalırsın! Lanet herif sen nasıl böyle tatlı, masum, saf bir güzelliği harcamaya kalkabilirsin ya! AKLIM ALMIYOR! Biliyorum bu herifin taktiklerini, ben de yaptım. Birlikte kız düşürdüğümüz oldu. Hiç iyi davrandığı oldu mu? Ulan herif kızları düşürüp düşürüp arkadaşlarına anlatıyor. Adam dediğin sevgisini içinde yaşamaz mı? Birine değer veriyorsa yüreğine gömmez mi? Şerefsizsin oğlum sen. Ben burada oturamayacağım. Bu şerefsiz aşağıda o kızla konuştuğu sürece, doğru düzgün oturamam. O kızı harcamana izin vermeyeceğim şerefsiz!

Bir anda ayaklandım. Bizimkiler ne oldu falan diyorlar. Hiç cevap vermiyorum. Onun yerine "Şimdi, paçanı, yedim, senin, şerefsiz." gibi bir şeyler söyleyerek yanımdaki fıçının üst tarafını çıkarttım zorlayarak. Asamı çıkarttım. Basit büyü. Vingardium Leviosa. Bira fıçısını kaldırdım havaya. Sonra da yanımda uçurarak aşağıya indim balkondan. Bizimkiler de nereye gidiyorsun diyorlar. Fıçıyı nereye götürüyorsun diyorlar. Hiç umrumda değil çevrem. Harbi harbi fıçıyı uçurdum benim kuzenin üstüne. Lavuğun kankaları da gördü fıçıyı. Buna çekil diye el kol yapıyorlar. Zampara da arkadaşları onu çağırıyor sanıyor. Gidin gidin diye el ediyor. Pislik. PİSLİK! Winton'ın yapmamamı söylediği cümleleri ile birlikte fıçıyı çevirdim ve tüm birayı kuzenimin üstüne bocaladım. Oh! Bira banyosu, seversin bad boy'sun ya. Köpek seni. Fıçının içi boşalınca da büyüyü bıraktım kafasına düştü boş fıçı.

"Sen nasıl oluyor da-" diye konuşmaya başladım Rillian'a doğru. "Büyük salonda kızları nasıl tavladığını, can yaktığını, onlarla oynadığını anlatan bir herif bu! Koluna giriyor- Biliyor musun? NEYSE! Umrumda değilsin." diye atarlandım cümle ortasında 2 kere diyeceğime karar veremediğim için hiçbir şey dememeye karar verip. Sonra bira ile kaplanmış kuzenime döndüm. "Sana ise söyleyecek bir şey yok zaten. Köpek dediğin ısırır, şaşırtacak bir hareket değil. Çekil kızın yanından. Kendine harcayacak başka kurban bul. Bak itlerin çağırıyor gidin avlanın başka yerde."


Çevrimdışı Charlotte Vera Rillian

  • Hufflepuff
  • 8. Seviye
  • İleti: 39
  • 295 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Charlotte Vera Rillian
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 7
  • Lanet Gücü: 3
  • Tılsım Gücü: 13
  • İksir Kabiliyeti: 3
Ynt: Hogsmeade Kermesi Gezisi
« Yanıtla #10 : 04 Şubat, 2022 02:46:34 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Samuel eğreti durmayan bir kibarlıkla konuşuyordu. Ne hoş. Yine de ben mahcup hissetmekten alıkoyamacaktım kendimi. Genelde insanlar benim için bir şey yapmazdı, ben onlar için yapardım ve koşulsuz şartsız bir şekilde yapardım bunu. Böyle ufak bir konuda dahi ihtiyacım olduğunda bana yardım edildiğine şahit olmak beni inanılmaz derece mutlu etmişti. Bu nedenle ilk işim yatakhaneye döner dönmez Samuel’e minik gerçekten minik bir şey hazırlamaktı. Yerinde kim olsa aynısını yapardım. O yüzden üstelemedim. Onu çekiştirmeye başlayıp biraz daha kalabalığın azaldığı bir yerde durunca mendilinin benim için beklediğini söyleyince gülümsemem yüzümde fırtınanın ardından çıkan güneş gibi doğmuştu. “Tekrar teşekkür ederim diyerek konuyu kapatıyorum, anlaşılmıştır. Son teşekkürdü, cidden.” dedim ve mendilin temiz kaşan bir yeri var mı diye göz atmaya çalıştım. Kalmamış. Merlin bacaklarına tükürsün bunu yapanların yahu. Son derecede şanssız bir günümdeyim. Bazen hastalık derecesinde olduğunu düşündüğüm pozitifliğimi bastırmaya çalışmadım bile. Çocuğun söylediklerine kulak verdim. Bakıyordu bana öylece. Tamam yani yüzümde krema falan var. Çok çirkin gözüktüğümden eminim ama detaylı detaylı incelenecek kadar değildi herhalde. “Hıhım.” dedim usulca. Nam salmışım ama çoğu ne anlar ki? Doğal yaşam destekçisiyim ben. “Şapkamı ortak salonda ya da herhangi bir yerde unuttuğuma eminim. Acele çıkınca da yatakhaneden bakamadım. Yani… Soğuk hava güzel bence. Diri tutuyor bizi.” diyerek düşüncemi dile getirmiştim. Çocuğun gülmesi hoşuma gitmişti. Çıplak ayak dolaşmalarımı komik mi bulmuştu ki? Yaptığımda yanlış veyahut komik bir şey göremediğimden anlam aranmayacak kadar karmaşık bir yüz ifadesine çalınmıştı yüzüm. Hem her zaman çıplak ayaklarla dolaşmıyordum. Üşütürdüm öyle. Sağlığım konusunda da takıntılı olabiliyordum yer yer. Bazen kalın çoraplarımla dolaşıyorum ortalıkta. Bir güzel kirletiyordum onları ama değiyordu. Rahatsız olmuşum gibi tepki alınca atılıverdim konuşmak için. “Yok yok, önemli değil. Gülmen de bir sakınca görmüyorum. Bir eylemim sonucunda bir başkasının gülme sebebi olabiliyorsam ne mutlu bana.” dedim bütün samimiyetimle. Yüzümdeki karmaşadan eser kalmamıştı çünkü çoktan dikkatim dağılmıştı. El kol hareketi yapan Samuel’in arkadaşlarını gördüğümde onu çağırdıklarını düşünerek söyleyecektim ama alınıp alınmadığımı sorunca tekrardan dikkatim dağıldı. Ne olmuştu? Alınmak falan. Ayaklar. Eylemlerim. Hah şimdi hatırladım. Benim için o kadar sıradan bir şeydi ki… Garipsemiyordum. “Öyle diyorsun… İçin rahat olsun. Kolay kolay alınmam. Ayrıca; alışılagelmiş olmaması için her şeyi yapıyorum ben de.” Başımı salladım kararlılıkla. Evet, yapıyordum bunu ve yapmaya herkesi alıştırana kadar devam edecektim. Fazla ütopik davrandığımı biliyorum. Her neyse… Çocuğun önerisiyle gitmeye yeltendim. Yüzümü görebilirsem ve yıkayabilirsem çok iyi olurdu. “Hadi gidelim o zaman.” Gösterdiği yöne doğru çevirdim vücudumu ve bir iki adımda duraksamak zorunda kaldım.

Büyük bir patırtı -ya da şarıltı mı demeliyim?- koptu. Elime damla damla ıslaklık gelince çevik bir şekilde arkamı döndüm. Gözlerime inanamıyordum artık. Ellerimi ağzıma götürüp şaşkınlıkla kapatırken gülme sesleriyle birlikte hararetli bir biçimde yanımıza yaklaşan Eadwig doğrudan bana bakıyordu. Yardım edip fıçıyı kaldırmak için ellerimi kullanmalıydım. “Yardım ets-…” Bir sonuca vardıramadım cümlemi. Koca fıçıydı yahu. Asamı kullanmak aklımın ucundan geçmemişti. Geçecekse bile önce aklımın dolambaçlı bahçelerinde tuzaklara yakalanmadan elini çabuk tutmalıydı. Kaşlarım çatıldı sözümün bölünmesiyle. Saydırmaya başladı bana Eadwig. Söyledikleriyle suratım bin parçaya bölündü. Umrunda mı değilim? Zahmet etmiş Boleyn paşası buraya kadar bana sırf zevkine söylenmeye gelmiş. Öyle mi!? Yumruklarımı sıktım. O özenle yaptığı saçına kuş yuvası yaparım ben. Damarıma basıldı. Burnumdan soludum solayacağım da o an da Samuel için bilmediğim bir şey söylememişti. Hufflepufflı bir kızın söylemlerini çok net hatırlıyordum. Üzmüştü güzelim Freya’yı. Kimsenin özeli ile ilgilenmiyordum ben. Tek tarafı dinlemekle yargılamazdım hiç kimseyi. Kızın üzülmesi ise somut bir şeydi. Kuzen kavgasının arasında mı kaldım? Emin olamıyordum. Altın çocuğun söylediklerine bakınca da… Samuel ve kurbanı olmak mı? Bana bir şey yapmıyordu ki o. Ne yani şimdi Eadwig beni korumaya mı çalışmıştı? Umurunda değildim hani. Öff, ben ne yapacağımı şaşırdım şimdi. Ne yapacağımı bilememekle basan sinir yüzümü kıpkırmızı yapacak seviyeye gelmişti çoktan. Eadwig’e doğru yaklaştım öfkeyle. İşaret parmağımı diktiğim gibi böğrüne böğrüne bastırıp söylenmeye başladım.“Bana baksana sen! Yaptığının ne kadar çirkin bir şey olduğunun farkında mısın?” diyordum ama bir taraftan dönüp Eadwig’in tayfasındaki tiplere yönelip“Çabuk ona yardım edin. Etmezseniz başınıza ne tür bela alacağınızı tahmin bile edemezsiniz!” diyerek emretmeye çalıştım. İnce sesim tok çıkmıştı. Mavi gözlerim hiddetle tsunamiler salabilirdi ortalığa. Tatlı bir cadı olabilirdim lakin kimseye haksızlık yapılmasına izin vermezdim. Ölümcül bir bakış daha attım. Çocukların hareketlendiklerini görünce Eadwig ile yarım kalan konuşmamı tamamlamaya niyetliydim.“Beni ne zannediyorsun sen? Umrunda değilim ha! Kurban ha! Saçma hareketlerinin kurbanı benim, evet. Olduğum tek şey bu şuan. Beni düşürdüğün duruma bak! Bir daha bana ve yanımdaki herhangi birine böyle bir hareket daha yaparsan… Yaparsan…” Duraksadım. İyi niyetle yapmış olma ihtimali var mıydı? İyi de o zaman niye kendini anlamsız bir şekilde ifade etsin ki? İletişim sıkıntısı mı var ki? Hayır, yumuşamak yok. Narsist ve sert görünüşüne rağmen özünde iyi birisi olduğuna inancımı hiç yitirmiyordum nedense. Toparladım o noktada düşüncelerimi. “Yaparsan… Seni her gün avlarım. Her gün. Ve bu senin az önce ima ettiğin şekilde olmaz ‘Boleyn’. Anladın mı beni?” dedikten sonra hemen Samuel’e bakmak için kafamı çevirdim. Cümlenin bir noktasında sesim titremiş olabilir. Söylerken ben de inanmadım dediklerime ama acı çıkarma konusunda kendi çapımda oldukça yaratıcıyımdır. Dolan gözlerimi tutamadım. Saklamaya çalışmaya lüzum yoktu. Ağlayan bir kişi de güçlü olabilirdi gayet. İçini dışına yansıtacak kadar güçlü biri. Atkımın temiz tarafına süzülen yaşla birlikte turtanın yüzümde kalan kremayı sildim yumuşak bir tavırla. Fıçıdan kurtulmuş olan çocukla ilgilenmeliydim. “İyi misin Samuel?” [/justify]


« Son Düzenleme: 04 Şubat, 2022 17:29:23 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Charlotte Vera Rillian »

Çevrimdışı Samuel Raymond Boleyn

  • Gryffindor Bina Başkanı
  • 12. Seviye
  • İleti: 77
  • 399 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Samuel Raymond Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Es
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Gryffindor
  • Biçim Değiştirme Gücü: 20
  • Lanet Gücü: 25
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Telepati, 3. Seviye
Ynt: Hogsmeade Kermesi Gezisi
« Yanıtla #11 : 04 Şubat, 2022 04:05:00 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Çok zor alınırmış, herkesi mutlu etmeye çalışırmış, gidelim diyorum tamam diyor... Gökte ararken yerde mi buldum bu kız melek mi ya? Trip atmayan bir kadın türü, uzun süredir karşılaşmadığım bir tarz. İnanılmaz da tatlı... Önden ilerlemeye başladı, ben de gülümseyerek peşinden ilerliyordum ki kuzenimi gördüm ileride. Bizim de girmek üzere hareketlendiğimiz mekanın merdivenlerinden aşağı iniyordu yanımıza doğru. Elimi kaldırıp selam verecektim ki... Sırılsıklam oldum bir anda. Yağmur değil hayır, sanki üzerime şelale yağıyordu. Bir türlü de bitmiyordu, herkeste mi var yahu bu? Bir bana oluyor sanki. Kokusu da... Anlam veremiyordum hiçbir şeye. Kafama ağır bir kutunun geçmesi ve görüntümün kararması öncesi en son gördüğüm görüntü de sinirli bir Eadwig suratıydı. Kafama düşen sert cismin etkisiyle acıya dayanamayıp yere yığılmıştım. "Ahh!" diye bir inleme de çıkmıştı ağzımdan istemeden. Neydi bu şimdi? Üfff, leş gibi bira kokuyordu. Kot pantolonumun içine sızan sıvıyı hissediyordum, inanılmaz rahatsız ediciydi. Hem de soğuk. Bu şaka olmalıydı herhalde.Değil mi? Başka ne olabilir? Kalkmak istiyordum ama kafamın tepesinde ağrı bunu engelleyecek kadar fazla derecedeydi. Tek yapabildiğim karlar arasında yatmak oldu bir süre.

Bu sırada Eadwig'in sesi geliyordu kulağıma. Büyük salonda ne ne ne? Kurban mı? Bu kadarı da fazla ama. Ben kimi kullanmışım şimdiye kadar? Denedik olmadı, hepsi bu. Zorluyor muyum, kandırıyor muyum? İstemeyen gider abicim. Sana hesap mı vereceğiz. Bir de gelmiş beni kızın yanında rezil etmeye çalışıyor öyle mi? Hayırdır acaba ya, n'oluyor? Doğrulmaya çalıştım ancak kafamın üzerinde öyle büyük bir ağırlık vardı ki kaldırmam imkansız gibi bir şeydi. Zaten sızlamadan dolayı çok da zorlayamıyordum. Charlotte'un sesi geliyordu, kavga mı ediyordu o benim için? Bu kızın içinden neler çıkacak acaba ya? Ama gerek yok hani, benim konuşmamla uslanır o... Ağzımı bozmayacağım "ALOO?" dedim niye hala birinin yanıma gelmediğini sorgulayarak. "Biri şunu kafamdan alacak mı?" Kara saplandım mal gibi kaldım Merlin belanızı versin gerçekten ya. "Geldik abi ya, doğrulsana tutuyoruz." Edward'ın sesini duyunca "Yarın gelseydiniz kardeşim." dedim sinirle.

Oturur pozisyona geldiğimde onlar da kafamdan, artık ne olduğunu anladığım, fıçıyı kaldırmışlardı. Gözüm kararır gibi oldu aydınlıkla beraber, gözlerimi ovuşturdum. "Biz dedik sana çekil ordan diye ama..."  "Aga ben ne bileyim ya bunu kast ettiğinizi?" Sırılsıklam olmuştum. Beremi çıkardım sinirle, artık beni ısıtmaktan çok üşütüyordu. Bu sırada Charlotte ve Eadwig hala tartışıyorlardı. Ayağa kalktım karlara gömülmemeye çalışarak. Yanlarına doğru birkaç adım attım. Kavga edeceğim etmesine de kız bırakmıyor kuzenimi. Bildiğin ağzına etti. Bu malın gerçekten amacı neydi peki? Birkaç adım attım yanlarına doğru, Charlotte'u kenara alıp kuzenimden sorardım bunun hesabını ama bana dönen yaşlı gözlerle karşılaşınca ilgilendiğim konunun değişmesi gerekti tabii. Neden ağlıyordu şimdi? Bir de kızı mı ağlattın şerefsiz? "Charlotte..." dedim ilgiyle ona yaklaşırken. "İyiyim ben, sorun yok." Halim pek de öyle gözükmüyordu yüksek ihtimalle. Burnumdan bira damlaları süzülürken ve kirpiklerimdeki damlacıkları görebilirken... "Bir anda çok fazla şey üzerine geldi. Üzgünüm böyle bir durumda kaldığın için. Önemli değil ama benim için. Hadi içeri geçelim, olur mu? Geliyorum hemen." dedim ve Clayton'a bir bakış attım. Böyle konularda çok iyiyizdir, nerde ne yapmaları gerektiğini hemen anlarlar. Özellikle Edward, kzılarla müthiş iletişim kurar. Yanına geldiler ve, "Gel yüzünü yıka istersen." "Bir şey olmaz ya, onlar akraba. Hallederler şimdi hemen." şeklinde ikna ederek içeri sürüklediler.

Onlar içeri geçene kadar üzerimdekileri çıkarıyor ve ıslak kıyafetlerimden olabildiğinde sıyrılmaya çalışıyordum. Atkım, eldivenler, mont, montun içindeki hırka... Pantolonum ve üstümdeki kazak ile tişört dışında çoğu şeyi çıkardım. Kapıya geldiklerinde de içeri geçeceklerine güvenerek daha fazla dayanamayıp Eadwig'in üzerine yürümeye başladım ve göğsünden tuttuğum gibi arkaya fırlattım. "Derdin ne söyle şimdi?" Çöktüm üzerine. "Bunu mu istiyorsun? İlla kavga mı edelim!"



Evet yüzünü yumruklamak istiyorum. Kekoyuz biz napalım. Kavgasız gürültüsüz karaktere başlanmıyomuş, sağ ayakla diyelim sdklfjsd
Yetenek 1d10 : 6, total 6
Destek 1d10 : 10, total 10
Talih 1d10 : 7, total 7

Çevrimdışı Eadwig Alger Boleyn

  • Slytherin Bina Başkanı
  • 13. Seviye
  • İleti: 93
  • 326 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Eadwig Alger Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: 24
  • Lanet Gücü: 20
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 20
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye
Ynt: Hogsmeade Kermesi Gezisi
« Yanıtla #12 : 04 Şubat, 2022 15:02:58 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kız bir anda yüzünde aşırı sinirli bir ifade ile üstüme yürümeye başlayınca ben de çattım kaşlarımı. Boyu da kısa, elini kaldırdı böğrüme işaret parmağını bastırıyor. Yaptığımın çok çirkin bir şey olduğunu söyledi ciyaklayarak. Yaptığım aşırı güzel bir şeydi demedim ben de. Sen de girmeseydin koluna! Gerçekten bu şerefsiz için bana mı bağırıyordu? Ciddi ciddi bu herifi koruyacak mıydı? Gözlerimi kısmıştım kıskançlıktan. Dudaklarım bir çizgi haline gelmişti. Karşımda, saf temiz korunmalı diye düşündüğüm kız, bok kafalı kuzenim için böyle cıngar çıkarıyordu. Arkadaşlarıma Samuel’e yardım etmelerini emrettiğinde çocuklar bana baktı. Ben de kafamı onaylayan bir şekilde öne indirdim dediğini yapmaları için. Charlotte da bana döndü tekrardan. Onu ne zannettiğimi bağırdı yüzüme. Aptalsın, bunu zannediyorum işte. Sonra kalbin kırıldığında tekrar burada olacak mıyım? Asıl düşünmen gereken şey bu! Charlotte, cümlesinin sonunda beni tehdit edince “Rillian!” dedim tıslamaya yakın bir sesle. “Dikkatli ol.” Kızların beni azarlamasını, tehdit etmesini, bağırmasını hiç sevmem. Gördüğünüz gibi; koruyorsunuz, koruyorsunuz, horoz gibi dikleniyor size. Tehditini bitirdiğinde daha da çattım kaşlarını. Çünkü beni her gün avlayacağını söyledi. Hem de benim kastettiğim şekilde avlama değilmiş. Ben o cümleyi ona karşı kurmadım ki. Şeref yoksunu kuzenime söyledim. Ne yani? Ona söylediğim lafları kendi sorumluluğu sayacak kadar sahiplenmiş miydi? Sinirlenince ağlamış, gözleri boncuk boncuk akmaya başlamıştı. O göz yaşları ciddi ciddi kuzenim için mi akmıştı? Kız kafasını önümden kaçırıp kuzenime yardım etmeye koştuğunda da sabit kalıp gözlerimle takip ettim kızı. Kuzenimin yanına gidip bana bağırdığı tondan fersah fersah uzak bir sesle iyi olup olmadığını soruyordu. Dişlerimi sıkmaktan çenem ağrımaya başlamıştı.

Şu, zampara için bana bunu yaptın ya Rillian... Daha doğru düzgün konuştuğunuzu bile sanmıyorum onunla.

Beni böyle azarladıktan sonra onla ilgileniyorsun ya şimdi... Samuel’e saldırıp ağzını yüzünü kırasım geliyor.

Kuzenim bunu da skora döndürmek için hemen kıza koşup ağlamasının sebebini, üst üste çok şey geldiği için olduğunu söylediğinde artık izleyecek bir şey kalmamıştı benim için. Şu hareketleri midemi bulandırıyordu. Arkadaşlarım yanıma gelince Gage kızın ruh hastası gibi bağırdığını söyledi gülerek. “Gidelim.” dedim donuk bir sesle. “Salak bir kız işte. Kurtlara yem olacak.“ O an Gryffindor tayfası kızı bahsettikleri mekana sokuyordu. Cyneric ise bunu neden umursadığımı sordu. Cevap veremedim buna. Zaten vermeyecektim ancak arkamdan koşan bir ruh hastası beni yere deviriverdi. Tüm gücüyle üstüme çullanınca yere düştüm sırtüstü. Bu da ağzından salyalar saça saça derdimin ne olduğunu bağırıyordu yüzüme. “Ya sen ne alakasın koyduğumun aslanı? Al! Kızı götürdün mekana! Harcasana! Bana neden saldırıyorsun?” diye hırladım söylediği şeylere. Kendimi korumak için sol kolumu yüzümün önüne getirdim. Zaten kızı ilk içeri sokmuş, sonra saldırmıştı kötü gözükmemek için. Bu da ne demektir? Bu herif bir *mcı demektir. Kız var diye şekilden şekile girer demektir.

“Lan!“ diye hırladım. “Sik-tir-git!” Neyse ki deminki büyüden sonra asamı yerine koymamıştım. Lavuğa doğru tutup "Everte Statum" büyülü sözlerini söyledim.

Hadi bakalm biz de sağ ayakla yumruk kavgasına asa getirelim.
Yetenek 1d10 : 2, total 2
Destek 1d10 : 2, total 2
Talih 1d10 : 5, total 5


Çevrimiçi Locomotor

Ynt: Hogsmeade Kermesi Gezisi
« Yanıtla #13 : 04 Şubat, 2022 17:16:25 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Sağ ayak çıktı yumruk dövüşünde mertlik bozuldu mu? Hayır ama asa çekildiyse bir sıkıntı var demektir. Ne var ki büyülü sözleri zikretmeyi denediyse de Eadwig, asa eline yediği sağ ayakla daha sözleri bitemeden karşısındaki kuzeni yerine elindeki asa havalanıyor ve sağ bacağının bir adım ötesindeki karların üzerine devriliyor. Belki de surata tekme gelirken iki kelimelik bir büyü kullanmayı denemek ve büyülü sözleri zikredebilmeyi ummak pek iyi bir fikir değildi... Soğuk da hava, biraz yanmıştır sarışın oğlanın eli botu yemesiyle.
« Son Düzenleme: 04 Şubat, 2022 17:18:31 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Locomotor »

Çevrimdışı Eadwig Alger Boleyn

  • Slytherin Bina Başkanı
  • 13. Seviye
  • İleti: 93
  • 326 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Eadwig Alger Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: 24
  • Lanet Gücü: 20
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 20
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye
Ynt: Hogsmeade Kermesi Gezisi
« Yanıtla #14 : 04 Şubat, 2022 23:53:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Büyüyü yapamadan bu kolumun üstüne basarak asayı elimden düşürmeme neden oldu. "YA BIRAK!" diye bağırarak tepindim altında. Bizim çocuklar da gelip kafayı yemiş kuzenimin omzundan tutarak kaldırdılar üstümden. Ben de kalktım ayağa. Yandan, karların üstünden aldım asamı. Ceketimin içine koydum tekrardan. Hayvan adam koluma bastığı için montumun kolunu sıyırıp kızarmış koluma baktım. Morarsın da yedireyim bu kolu ona. Bir de çocuklara zaten bir şey yapmayacağını bırakmalarını söyleyerek kurtuldu ellerinden. "Ne aptal adamsın sen ya." dedim. O da yoluna çıkmamamı havladı. Senin yolun yol değil ki önüne çıkayım. Güzelim kızı içeride kim bilir ne yapacaksın. Ciğerim yanıyor ama işte. Charlotte mekanın içindeyken beni duyabilsin diye bağırarak; "Umrumda değil o kız. Ne yaparsan yap. Zaten belli baya istekli." dedim. Sonra da bizimkilere "Gidelim şuradan." dedim ve bayan Urswick'in yanına doğru yürümeye başladım. Tüm bu sinir stresi işe vurmak en mantıklısı. Gidip düzeni sağlayayım.

Çıkıyom konudan bye