İngiltere Büyücedünyası > Yasak Orman
[Anomali] Kayıplarda
Locomotor:
Karanlık Orman, her zamanki gibi uzun ağaçların gölgelerinin altında mehtaptan mahrum kalmış, zifiri karanlığa bürünmüştü. Yolunu bilmeyenler hatta çoğu zaman bilenler için dahi tehlikeli bu ormanın derinliklerindesiniz ve umarız ki hayırsız işler peşinde değilsinizdir. İşinizi en iyi siz bilirsiniz tabii... Bu ormanda ise bir gariplik, bir eksiklik var: Belki yabancısının bilemeyeceği lakin bu uğursuz ve beklenmedik tehlikelerle dolu geniş araziye hakim olanların bileceği türden. At adam kolonileri yok olmuş. Naaşları dahi yok. Adeta yer yarılmış da içine girmişler. Üstelik bu ırkın onlarca mensubu olan koloniler olarak gezdiklerini düşünürsek bir hayli garip bir durum. Birileri onlara kıydı mı, burayı terk mi ettiler yoksa bazı sebeplerden saklanıyorlar mı? Belki de bambaşka bir şey... Bu garip durumu çözümlemek yahut çözümlememek ise sizin elinizde...
Aethelwulf Ares Caldecott:
[justify]Yasak Orman pek çok farklı şekilde betimlenebilirdi, kasvetli bunun en yaygın örneğiydi, hemen peşinden loş, karanlık, soğuk gibi kavramlar gelirdi. Ancak Ares için hiçbiri aklından geçeni ifade etmiyordu, ona göre burayı betimleyecek tek bir kelime vardı: otuz bir! Bir keresinde Eurus’la buranın adındaki ‘Yasak’ın sebebinin öğrencilerin minik sürprizlerle çıkagelmelerinin önüne geçmek olduğu konusunda hemfikir oldukları bir tartışmaya girmişlerdi. O zamandan beri ne zaman ormanın derinliklerinde biraz zaman geçirmek istese aklında hep aynı düşünce olurdu, ergenlik hayatın ilginç bir evresiydi.
İşin doğrusu Ares maceracı ruhlu bir büyücü sayılmazdı, buna rağmen bir dönemde başını haddinden fazla belaya sokmuştu. Bir noktada kendi kendine tamamen beladan uzak durmak için söz vermiş olsa da kaderin onun için planları başkaydı. Gerçi, sırf aptal bir iddiayı kaybettiği için Yasak Orman’a bodoslama dalmak pek de kader sayılmazdı değil mi?
Karşılaştığı manzara korkunç veyahut dehşete düşürücü türden değildi, daha çok ilginçti, insanda bir merak duygusu uyandırıyordu. Sırf azıcık topraklarına adım attı diye kendisine ölüm tehditleri yağdıran Atadamlardan hiçbir eser yoktu. Genç büyücü onlar için elma bile getirmişti oysa!
İlerlemeye devam etti, ufak da olsa bir ipucu bulma umuduyla. Kaybettiği iddiayı unutmuştu çoktan, merak duygusu daha ağır basıyordu. Bir karaltı görür gibi oldu, hemen asasına davrandı ve kararlı adımlarla karaltıyı gördüğü yere yöneldi. Fakat tam o sırada donup kaldı, yüzündeki bütün renk kaybolmuştu, tam karşısında gazetelerde boy boy resimlerini gördüğü kızıl saçlı bir kadın duruyordu. Kendini çabuk toparladı, parçaları birleştirebilecek kadar zekiydi. “Sen Carmilla’sın!” diye seslendi cesur bir ses tonuyla. “Senden korkmuyorum!”[/justify]
Cwénhild Muirghéal:
[justify]Günlerdir takip ettiği izlerin onu getirdiği durağın Karanlık Orman oluşu nedense kadını şaşırtmamıştı. Nedense büyü dünyasına musibet olan her şey bir şekilde burayla alakalı oluyor ve insanları bir şekilde kendisine getirtmeyi başarıyordu. Bütün İngiltere'yi dolanmıştı şu son bir haftada. Tıpkı burada olduğu gibi, sihirli yaratıklar bir anda ortadan kayboluyordu. Avcıların parmağı olduğunu düşünüyordu ve yanılmamıştı. Bir avcı grubunun, geliştirdikleri bir tür cihaz ile sentorları bir bir topladıkları bir anda denk gelmişti. Kısa bir kapışmanın ardından bitap düşen avcıları akla gelebilecek en vahşi şekilde doğrayıp parçalarını karanlık ormanın derinlerine doğru fırlatmıştı. Geri dönmek için hazırlanıyordu ki Hogwarts Kalesinin kulelerindeki bir ışığa takıldı gözleri. Geçmişin izleri hala bir yerlerde karşısına çıkmaya devam ediyordu. Aldırmadı, cisimlenecek ve gidecekti buradan.
Lakin duyduğu bir ses onun dikkatini ışıklardan alıp genç, yakışıklı bir çocuğa çevirtti. Korkmadığını söyledi genç adam. Aptalcaydı.
"Korkmak için bir sebebin yok. Atadamları avlayanları avladım, şimdide gidiyorum."
Aethelwulf Ares Caldecott:
[justify]Tam karşısındaydı, tüm sakinliği ve tüyleri diken diken eden cazibesiyle annesinin katili. Söylentilere göre son ana kadar direnmiști katiline ancak bu korkunç bir biçimde katledilmesinin önüne geçememiști. Ares içinde bir öfke kıvılcımının tutuștuğunu hissediyordu, kadının yüzüne baktıkça bu küçük kıvılcım korlanıp alevleniyordu. Erken bir karara varmıştı belki, suçsuz olabilirdi karşısındaki fakat Ares adalet istiyordu. Annesinin kanı yerde kalmıştı, kendisi dışında kimse onun ardından yas tutmamıștı. Ve bu fırsat eline bir kez daha geçmeyebilirdi, kazanma ihtimali düşük olsa da içindeki öfkeyi kusacaktı sonuna kadar. Onu kimsesiz bırakandan hırsını çıkaracaktı. " Yalancı!" dedi hiddetle. "Sen bir katilsin! Ne yaptığını biliyorum ve bu yanına kalmayacak. Conjunctivitis! Flipendo!" [/justify]
This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 7, total 7
Destek 1d8 : 3, total 3
Talih 1d10 : 2, total 2
Cwénhild Muirghéal:
[justify]Çocuğun gözlerindeki öfke kendi yaktığı ateşler kadar parlak ve canlıydı. Bu ateşi sadece canı yanmış, acıyı tatmış insanlar yakabilirdi. Kim olduğunu bilmiyordu ancak kim olduğunu asla unutmayacaktı Carmilla. Kadının yalancı olduğunu söyledi çocuk büyük bir hiddetle. Gözlerindeki ateş dışarıya taşıyordu. "Güzel."diye fısıldadı kafasının içindeki ses. "Neler yaptığımı herkes biliyor. Ve eğer yanıma kalmazsa bir gün öldürmediğim her muggle için bana küfredeceksiniz." Lakin ateşiyle yanıp kavrulan çocuk onu dinlemiyordu. Asasını çekti ve kadına doğru saldırmaya başladı. Çocuğa yardımcı olacaktı. Öfkesini kusmasına izin verecekti. Sağ elini kaldırdı ve büyülü sözleri söyledi.
"Protego."
Yetenek 1d10 : 5, total 5
Destek 1d10 : 8, total 8
Talih 1d10 : 5, total 5
Navigasyon
[0] Mesajlar
[#] Sonraki Sayfa
Tam sürüme git