İngiltere Büyücedünyası > VI. Kat
[Bir Garip Hogwarts] Sessiz Koridorlarda Bir Pusu
(1/1)
Locomotor:
Şatonun pek uğranmayacak kadar yüksek katlarından birinde ilerliyorsunuz bir sebepten. Artık seçmeli dersiniz mi vardır yoksa gizli özel mekanınız mı buradadır bilemeyiz tabii ancak sizin için şato her zamanki gibi diyebiliriz. En azından bir noktaya kadar. İki yanında iki tam takım şövalye zırhı bulunan iki buçuk metrelik bir kapının tam önünden geçtiğiniz anda arka tarafınızdan metalik tangırtılar duyuyorsunuz. Dikkatinizi arkanıza yönelttiğinizde iki mızraklı şövalyenin içleri boş bir şekilde hareketlendiğini ve üzerinize doğru saldırgan bir şekilde uçları gerçekten de bir hayli sivri olan mızraklarıyla yürüdüklerini fark ediyorsunuz. Koridor ise şu anda bir hayli boş. Ne yapıyorsunuz?
Bu başlık, anomalilerden bağımsız olan bir "Bir Garip Hogwarts" görevidir. Tek başınıza yahut bir arkadaşınızla beraber yazabilirsiniz. Bu başlıkta GM güncellemesi olmayacaktır: Yaklaşımınız tamamen size kalmıştır. En az 300 kelimelik bir RP ile durumun içerisinden nasıl kurtulduğunuza dair bir RP yazdığınız takdirde +2 Güç Puanı kazanırsınız kişi başına. Ancak iki kişilik bir RP olacak ise RP'lerin 24 saatten kısa bir ara ile yazılması gereklidir, yoksa görev düşer. Bol şans!
Franziska Strömm:
[justify]Yav arkadaşım burayı dizayn eden mimar kör falan mıydı ? Altı senedir bu okuldayım. Alışamıyorum şu merdivenlere ya. Gidip André'nin yaptığı ödevleri alayım diye yola çıktım şimdi okulun kuş uçmaz kervan geçmez bir yerine geldim. Hayır yani sebebi neydi ki arkadaşım? Yap dümdüz okul geç. Bak mesela ben muggle okuluna giderken öyle miydi? Okulun dibine koymuşlar bir tane orman in cin top oynuyor at adamı ayrı acromantulası ayrı muggle biçen karanlık cadısı ayrı. Neyse madem geldik buraya biraz bakalım. Buralarda bir yerlerde ihtiyaç odası olacaktı. Benim de zindanlara dönmeye ihtiyacım var. Cynthia karısı bu saatte ortak salonda olmadığımı duyarsa gene ceza falan uğraştıracak. Irkçı kadın. Galiba buldum odayı. Geniş bir kapı, sağında solunda şövalyeler falan da var. Mızraklarıyla Cynthia'yı deşsem ya ne güzel olur. Yok ama burası değil. Bizim bir arkadaş söylediydi öyle bir anda beliriyormuş falan o oda. Böyle mızraklar falan yok. Gideyim bari merdivenlere doğru.
*şangırt şungurt*
Noluyoruz? Bir şeye dokunmadım noluyor ? Şövalye abiler hareketleniyor. Bunlarda hareketli dimi? Kodumun okulunda hareketli olmayan ne var ki zaten. Şöyle bana bakıyorlar. Kafamla selam veriyorum. Ben kendi yoluma gidicem abilerim bana bulaşmayın. Ha tabi dinliyorlar mı? Asla. Sivri mızraklarını doğrultmuşlar üstüme koşa koşa geliyorlar. Ulan Cynthia karısı duydun mu beni n'aptın? Her yerde gözü kulağı var karının ya. Lan o değilde bunlar harbi harbi koşuyolar üstüme üstüme. Kebap yapacaklar beni. Kaç kaç kaç topuk. Koridordan koşuyorum arkama bakmadan. Koridor sağa dönüyor e haliyle bende dönüyorum. Ara ara arkama bakıyorum ama dayılar hala arkamda. "Lumos Maxima!" arkama doğru çakıyorum büyüyü belki kör olur kaçırırlar beni diye de. Be mal kızım Franziska adamların gözü yok nereye kör oluyorlar. Koş koş!
Ara ara arkama büyü atarak kaçmaya devam ediyorum. Attığım büyüler arkadaşları yavaşlatsa da durdurmuyor. Ama kaçışı görebiliyorum. Merlin'in şanslı kuluymuşum tam koridorun sonuna doğru bir merdiven yanaşıyor. Merdivene doğru atlıyorum. Ben merdivene atladığım zaman şövalyeler duruyor. Bir kaç saniye bakışıyoruz. Bakışmakla durur muyum "Noldu lan dürrükler!" diyorum. Kızım bi kaşınma şimdi fırlatıcak mızrağı falan. Neyse yapmıyorlar öyle bir şey. Hatta benim geçtiğim kapıdan bir şangırtı daha kopuyor. Şövalye abilerde tabana kuvvet sesin olduğu yere doğru koşmaya başlıyorlar. Müdüre söylesem mi böyle böyle oldu diye? Yok ya kesin yasak yere falan gelmişimdir. Boşver. Gidiyim de biraz Eadwig'i kesip uyuyayım.
Mirabelle Starlight:
Ben yine bir mallık ettim, gecenin köründe dışarılarda sürtüyorum. Bu saatte koskoca Mirabelle Starlight nereye gidiyor sorgulamayın, biliyorsunuz! Ravenclaw'u koymuşlar okulun en tepesine, Hufflepuff kapısına gidene kadar gece bitiyor zaten. Kuleye kapatılmış prensesler gibi hissediyorum bazen kendimi. Dur, zaten öyleyim. O Slytherin'li yılanlar niye yerin dibinde? Sürüngenler oraya layık olduğu için! Heheh, eğlendim. Hiç sevmiyorum o yeşilli şerefsizleri, zaten bina sorumluları da çomarın önde gideni... Hufflepuff neden ilk katta bilmiyorum, mutfağın yanına koymuşlar bir de. Bari hazır oraya gitmişken bir de mutfağa uğrayayım, ev cini aşkolarımla sohbet edip bir şeyler aşırayım. Ne güzel plan değil mi?
Ama yok... Güzelin yüzü güler mi? İlerden şangır şungur sesler geliyor, bir de birisi bağırıyor. Aklıma uyup odama döneyim, sıcacık yatağıma yatayım, mışıl mışıl uyuyayım... Yok! İlla gidip o Hufflepuff çevresinde dolanıp mutfağa uğrayacağım! İnatçılığım kendime karşı çalışmasaydı dünya çok daha güzel olabilirdi. Şimdi bir de merak ettim bu bağırtı ne, şıngır şıngır metal sesler ne... Tam seslerin geldiği yönü takip ediyordum ki, serçe parmağımı bir şeye geçiriverdim. Üst üste konulmuş metallerden oluşan garip bir yığındı bu, ne olduğunu zerre sorgulamak istemiyorum. Ben çarptığım an hepsi yıkıldı, bütün koridoru inleten bir ses çıktı, beraberinde de küfür eden bir adet Mirabelle... Sonra ilerideki şangır şungur sesler bir yakınlaşır gibi oldu. O an anladım ki... Ben bitmiştim. Hiçbir şey olmamış gibi usul usul sessizce odama dönmeye karar verdim, hızlı ama ses çıkarmadan gidiyordum ki... Kulağımın dibinden bir şey FİYUUUUV diye geçti.
Mızrak lan bu! Şokla arkama döndüm, iki tane dev gibi şövalye üstüme koşuyor, ne oluyor be? Mızrağı yerden aldım, topuklarımı bir yerime vura vura kaçmaya başladım. Ağırmış bir de bu, sağa sola yamula yamula gidiyorum. Gıcığıma gitti aslında, şunlara bir tane çaksam mı? Mızrağı bırakıp asamı çıkarttım, ikisine dönüp 'Immobulus!' diye bağırdım. Durdular bir süreliğine. Yere attığım sivri mızrağı bir güzel aldım, önce şövalyeleri dürttüm, şöyle bir yokladım cidden donmuşlar mı diye. Donmuşlar evet. Bunları birisi delirtmiş, o kişi her kimse ona saldırıyormuşçasına mızrakla vurmaya başladım bunlara. Donnn, donnn diye ses koridorda yankılanıyor, ben yarınlar yokmuşçasına çakıyorum. Zırhları yamulmaya başladı falan derken bir tanesi hareket etmeye başlayınca anladım naneyi yediğimi.
"Ee, iyi geceler abicim size, güzellikuykumualmamlazımhadibaybaaay!" cümlemin sonunu hızlı hızlı, bağırarak bitirdim çünkü yine depar atmaya başlamıştım. Bunlar yine peşimde, şanslıyım ki az öncekine kıyasla biraz daha yavaşlar. Mızrak ağırlık yapıyor ama bırakmak da istemiyorum belki işime yarar diye, zaten kaybolmuşum bulamıyorum yolumu! Arkaya rastgele fırlattım, galiba şövalyelerden birine çarptı çünkü bayağı ses geldi ama bakmadım ne olduğuna. Bilirsiniz normalde korkusuzumdur, mükemmel savaşırım falan ama bir yandan aklım André'de, gidip bakamadım çocuğa, bir yandan da karnım aç ona yanıyorum. Ne güzel gidip yemek pişirecektim... Ben buna üzülürken metal sesler yaklaşmaya başladı, panikle asamı çıkarıp yine ikisine bir büyü savurdum, "Anifors!"
Sesler kesildi bir. Neye dönüştüklerine bakmak için döndüm, bir tanesi kediye dönüşmüş. Çok şekerdi! Yalanıyor falan! Sonra diğerine baktım... Sıçmışım ben. Bu da bir çeşit kediye dönüşmüş, evet, ADAM ASLANA DÖNÜŞMÜŞ! Niye bir işim de rast gitmiyor ki şu okulda? Bakıştık bir süre, sonra bu kükremeye başlayınca ben yine topukladım. Sonra yolumu buldum, canım ortak salonumun önüne gelmişim! Uslu uslu açayım dedim, yok, illa bilmece soracak. 'Yirmi bir gözüm var ama görmem, ben neyim?' diyor. "Zar be, zar!" dedim açtım kapıyı daldım içeri. Son anda girmişim belli ki, çünkü bir şey kapıya vuruyor! Neyse canım, bundan sonrası beni ilgilendirmez. Ortak salondan çıkmak isteyenle düşünsün onu da. Ben yatıyorum.
Navigasyon
[0] Mesajlar
Tam sürüme git