İngiltere Büyücedünyası > III. Kat

Rutine binmiş monologlardan

(1/1)

Jimmy Folke:
Soğuk taştan duvarların arasında yankılanacak en küçük sese bile karşı duyarlı olmam gerek. Koşturan ayakların gürültüsüne, yaklaşan fısıldamaların yankılarına özen göstermem gerekiyordu. Bu soğuk yere geldiğimden beri insanlarla olan iletişimimin kırıcılığından kısa sürede bıkmıştım bile ve yeni kırgınlıklardan uzak durmam mantıklıydı. Hava ne durumda olursa olsun üşümeye de devam ediyordum ve bu konuda yakınacağım kimsem olmadığı için susmaya da devam etmem daha akılcıydı. Şimdiden pamuk ipliğine bağlı olan kafa yapımın daha da bozulmasına izin vermemeliydim. "Kendime geldiğim" zaman boyunca şu an bile aynadaki yansımama alışamamıştım, buradaki yaşama hiçbir anlamda alışabileceğimi de sanmıyorum. Geçmişe yönelik anılarım olsa bile yüzümün yarısına artık sahip olamadığım için aynada gördüğüm kişi yabancı olacaktı, değişen bir şey olmadığını düşünmek sinir bozucu. Londra'ya getirildiğim 5 yıl boyunca konuşmayı, insanlar içinde nasıl davranmam gerektiğini ve buna benzer diğer şeyleri öğrenebilmiştim. Yine de buradaki çoğu öğretmen ya da öğrencinin sataşmalarına, aşağılamalarına ve şu an olduğumdan daha da uzağa dışlamalarına alışabileceğimi sanmıyorum.

Hem ne işim vardı benim burada? Öğretmenlerin inatla öğretmeye çalıştıkları hiçbir şeyi başaramıyordum, iksirleri bile! Elime tutuşturdukları asa tahta bir çubuktan başka bir şey değildi benim için, çalışıp çalışmadığını öğrenmek için yaşlı bir asa ustasına bile göstermişlerdi o garip ve yamuk yumuk cadde üzerindeki dükkanda. Olmuyordu ama işte. Bana inat etmişti "Çubuk", çalışmıyordu ben elime aldığımda. Bazı zamanlar derslerine katıldığım ufacık çocuklar bile büyü yapabiliyorlardı ama ben onların yaptıklarının binde birini bile başaramıyordum. Şu ilk geldiğim günlerde asasını salladığında asırlık bir meşeyi alevlendiren 1. sınıf öğrencisi gibi bile olamamıştım. Böyle olunca daha da dışlandım zaten; üstüne öğretmenlerden birinin beni dövme noktasına gelmesi, Rayeharth'ın okula gelip ona tehditler savurması, o günden sonra Vivienne'in beni hastalıklı biri gibi herkesten uzak tutup her gün odasına çağırıp angarya şeylerle uyku saatine dek zaman harcatması... Şu son aylar sanki gazetede okuduğum ve başkasının yaşadığı bir şeymiş gibi geliyordu bana. Hem sonra bir gün yaşıma yakın öğrencilerden birinin uykusunda beni gördüğünü ve yaşayan bir kabus olduğumu söylemesi çok sinirimi bozmuştu. Ben kendimi bildiğim 5 yıldan beri hiç uykumda bir şeyler görmemiştim, her uykum bir göz kırpma gibi bir anda olup bitiyordu; bir düş ya da kabus bile olsa bir şeyler görmeyi öyle çok isterdim ki...

Ayrıca yalnız kalmak biraz da olsa iyi gibiydi sanki, belki kendimi daha fazla tanıyabilirdim. Belki de bir anda kim olduğumu, neler yaşadığımı anımsayabilirdim. Bugüne dek memur Dagenham ve müdire Bates'in bu konuda denemediği şey kalmamıştır diye düşünüyorum, çünkü adlarını unutmayacağım biçimde zaman geçirdiğim ve tanıyabildiğim tek insanlar onlardı. Diğer herkes de her anlamda geçiciydi benim için işte... Yemek yiyebilmek için boş bir sınıf bulmak zorunda olmam ve mutfağın girişinde bana dolu bir tabak getirip boş tabaklarımı gizlice götüren Ev Cinleri olmasa ne yapardım bilmiyorum. İlk günlerde yüzüm nedeniyle diğer öğrencilerin midelerinin bulanacağını bağırarak ve açık açık dile getiren o öğretmen olmasaydı kimsenin önemsemeyeceği böyle bir şey için saklanmak zorunda kalmazdım belki. Aptal insan; yüzümü kapatan ve arkasını göstermeyen kumaştan bir maskem var işte, bu iyileşmeyen ve kapanmayan yara ile ilgili daha ne yapabilirdim ki? Bu maskeyi yapan aptal terzinin gözüm için bir delik açmamış olması da ayrı bir sorundu zaten; ders çalışmak ya da yemek yemek istediğim zaman yüzümden yırtarcasına çıkarmak istiyorum her zaman için. Belki bir gün yırtılır da! Kimse yüzüme bakmak zorunda kalmadan rahat bırakırdı beni. Adım sesleri yaklaşıyor, olması gerektiğinden daha da az rahatsız edilmem için maskemi takmak gerekli. Hem de hemen!

"Hey! Jeremy, Jimmy, Jimbo!" ve kısa bir duraksamadan sonra gülüşmelerle birlikte gelen, "J-Yıkık..."
Bana böyle saçma sapan seslenen kişiyi tanımasam da, sesini tanıyabiliyordum. 7. sınıflardan bir züppe çocuğuydu, Büyücü babası Muggle işçileri olan ve Muggle'lar için eşyalar yapan bir fabrikatör olan çocuktu sanırım. Bu detayı unutmamış olduğuma şaşırdım doğrusu.
"Belki seni duymuyordur bu yarım kafalı!"
diye söze karıştı aptallığı ses tonundan anlaşılabilecek serserilerden biri, diğer kızlı erkekli grup da bu söze gülüşleriyle destek olmuşlardı. Ben zaten daha fazla yemeği düşünmediğim patates püresi ve bezelyeyle dolu olan tabağımı toparlamaya çalışırken, ayvalı turtamın olduğu tabağa yeltenen ilk oğlan konuşmaya devam etti sözcüklerini uzata uzata:
"Sana sesleniyorum Yarım-Yüzlü! Ne geziyorsun sınıfımızda? Slytherin'ler için Sihir Tarihi dersine ayırılmış bir yer burası!"

Ah; Muggle işleriyle çok içli-dışlı olan ama Sihir Tarihi derslerine tutkuyla sarılan bir züppe çocuğuydu işte. Uğraşmaya gerek yoktu bunun gibileriyle, yalnızca kalkıp gitmem en iyisiydi. Yine de bana yardımcı olan Ev Cinleri için tabaklarımı burada bırakmamın uygun olmayacağını düşünerek tabaklarımı almaya çalıştığımda turtamın elden ele uzaklaştırıldığını gördüğümde tepkisiz kalmakla yetindim. Bana iyi davranan tek canlılar olan Ev Cinleri de bu durum nedeniyle bana küsmezlerdi umarım, yapacak bir şey yok. Adımlarımı hızlandırmadan sınıfın kapısına doğru ilerledim ve müdire ile Seherbaz'ın "Elimde durdukça belki bana alışabilir" dedikleri "Çubuk" olarak nitelendirdiğim ve üzerindeki H. W. J. harfleri dışında bir detayı olmayan asam ile, artık son zamanlarda onu böyle bayağı ve fazla sıradan işler için kullandığım gibi tahta kapıyı iterek açıp ortamı terk ettim. Keşke o çocuğa "Başka insanların yemekten vazgeçtiği artıklara ilgi duymana karışmak istemem, tabak sende kalsın." diyebilmek şimdi aklıma gelmeseydi. Işık almayacak ve karanlıkta bulunmayacak koridorlardan ilerleyerek gelecek dersime çıkacan bir yol arıyordum şimdi de. Konuşma sesleri, adımlar... Daha fazla insanla uğraşmak istemiyorum, keşke bu koridorda saklanabileceğim bir yer olsaydı.


[Açık RP’dir, karakterleri tanıştırmak isteyen ya da "Bu karakterle arası iyiymiş" kurgusu yaratmak isteyen tüm öğrenci oyunculara açık davet olarak görülebilir.]

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git