17 Nisan, 2026 10:17:20 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Gün Olur Asra Bedel  (Okunma sayısı 54 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Oktaryus Ironheart

  • Büyücü
  • 5. Seviye
  • İleti: 15
  • 150 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Oktaryus Ironheart
  • Güç Puanı: 44
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Mesut
  • Meslek: Casus
  • Cemiyet: -
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 15
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 2
Gün Olur Asra Bedel
« : 09 Aralık, 2021 13:51:28 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Çıkar boynundan at o ipi çocuk,
Salıncaklar mı yok sana…
Kalk hadi o soğuk betondan,
Yatacak başka yer mi yok sana…

Ben bu yaşım da gitmenin böylesini görmedim…
Kırılan bir boyun gibi, orta yerinden kırıldığında ömrüm,
Görmedim ademoğlunun, dalından koparılır gibi koparıldığını…
-Nazım Hikmet

Önce uzun süren topçu sesleri, sonra hırıltı bogazdan çıkan ateş! Sesi ve metaldan parlayan güneş, önce toz kaldıran kalabalık şimdi ise ağır bir ıssızlık, çığlıklar, şimdi ise sadece çatırdayan odun parçaları. Semayi aydınlatan ateş, ciğerime dolan duman, gözlerimi karartan kirli vucudum.
En mantıklısı kaçıp gitmekti hayır...
Hiç buraya gelmemekti. Tıpkı merhametimiz gibi görünüyordu enkaz, geriye hiçbir şey kalmamış gibi, ve yine her şey kararıyor, kararıyor ve yine.

Oktaryus yatağından fırladığı gibi asasını genç kızın boynuna dayadı. Nefes nefese kalmış ve gözleri sonuna kadar açılmış bir haldeydi. Alte ise bu karanlık odada sanki tüm bu kargaşaya alışkınmış gibi bakıyordu soğukkanlı.

-Oktaryus

-Alte... sana zarar verebilirdim.

-Bir şey var, bakman lazım korkuyorum.

-Korkuyor musun?

Kesinlikle alışkındı Oktaryus'un kabuslarına ama kesinlikle alışık olmadığı bir şey vardı, Dünya.

"Tamam.. bana izin ver bir saniye"

Oktaryus yatağından atladığı gibi paltosunu giydi ve Alte'ye döndü.

-Ne gördün sorun nedir?

-Görmedim, duydum.

-Nerede?

-Kilerde.

-Senin odanda olman gerekmiyor mu bu saatte?

Hiçbir şey demedi, sadece başını eğdi. Yürümeye başladıgında Oktaryus onun yanına geçti ve eşlik etti. Kilere geldiklerinde odanın karanlığında kalan kısımda bir çatırdı sesi duyuluyordu.
Tehlikenin ne boyutlu olacağını umursamadan yere serilmiş odun parçalarını kaldırdı. Gördüğü şey dünyanın en ama en tehlikeli varlığıydı.
Hayır insan değil.

-Ah Tanrım...

-OKTARYUS BU BİR KÖPEK

-Evet köpek.. e geri kapatıyorum ozaman

-Ne?

-sakin ol sadece şaka yapıyorum.

-Şuna bak!

Bu yavru itçik gözlerini açmış ben bir haltler yedim affedin der gibi onlara bakıyordu.

-Dışarı gönder ya da ilgilen, iyi geceler Alte.

Oktaryus kilerin dolabından eline aldığı şarapla birlikte hızlıca odadan çıkıverdi. Gece lambalarının ışığında çatıya doğru yürüdü. Dışarı çıktıgında üzerine soğukluk hissiyle bir ürpeti gelmişti. Yere düşmüş sandalyeyi kaldırdı ve sürükleyerek konumlandırdı ve oturup Londra'nın manzarasında demlenmeye başladı.
Aradan nekadar olduğu bilinmeyen bir zaman geçmişti, Oktaryus çakırkeyifliğin etkisiyle sanki meditasyon yapar gibi gözlerini kapatmış gecenin sessizliğini dinliyordu. Bu sessizliği bozan yine Alte oldu ve Oktaryus'un yanına oturdu, Oktaryus tek gözünü açarak onu süzdü ve tekrar kapattı. Alte sessizce Londra'yı seyrediyordu.

-Seni de uyku tutmuyor herhalde

-Tek kabus gören sen değilsin Oktaryus.

-hmhm, anlat bakalım.

-Sadece düşünüyordum, benim bir prenses olduğumu söylemiştin degil mi?

-hmhm

-Prensesler böyle mi yaşıyorlar Oktaryus? Ailem yok. Çok yalnızım buraya alışamıyorum. Düzgünce hiçbir şey hatırlayamıyorum bile. Ya yanılıyorsan Oktaryus? Oooof anlatamıyorum. Keşke dönebilsem.. ben ben ben..

İki elini iki başına koyup kendince sinirlenmişti.

Oktaryus başını kaldırarak genç kıza baktı, sakince ellerini tuttu.

"Kanında kimlerin izi olduğu değil, kalbinin kimlerle beraber attığı önemlidir. Bazen aynı evde yaşadığın ailenden çok uzak hissederken, hiç tanımadığın bir insana kendini daha yakın hissedebilirsin. Bu kötü bir şey değil, Alte."

Alte sanki şok geçirmiş olan bitene anlam vermeye çalışır gibi parlak gözlerini Oktaryus'a dikmişti.

"Ben senin yanında yalnız hissetmiyorum Oktaryus"

Oktaryus burukça gülümseyip kızın elini bıraktı ve tekrar önüne yani manzaraya döndü.

"Sence orada bizden başkaları da var mıdır?"

Oktaryus parmağı ile gökyüzünü işaret etti. Alte başını kaldırarak yıldızlara bürünmüş semaya hayranlıkla baktı.

-Bilmiyorum, herhalde.. Oktaryus yıldızların bir sonu var mı?

-Sanırım yok çünkü mesafeler- ah neyse boşver, yok gibi. Sürekli uzaklaşıyorlar.

-O halde... sence biz ne kadar yalnızız

-Bilemem. Sabah çok işimiz var, hadi uyu artık.

Oktaryus Alte'nin omzuna dostanece dokunup kendi odasına çekip gitti.