17 Nisan, 2026 10:11:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Gwen Rosé Davis  (Okunma sayısı 53 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Gwen Rosé Davis

  • Mekan Sahibi
  • 2. Seviye
  • İleti: 5
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Gwen Rosé Davis
  • Güç Puanı: 19
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: L. Dora
  • Meslek: Sanat Bahçesi Sahibesi
  • Cemiyet: -
  • Biçim Değiştirme Gücü: 14
  • Lanet Gücü: 3
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 3
Gwen Rosé Davis
« : 07 Aralık, 2021 20:36:41 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakter Adı Soy Adı: Gwen Rosé Davis

Karakter Yaşı: 20

Doğum Tarihi: 1845-05-22 (YY-AA-GG)

Kan Durumu: Melez (Melez baba, Muggle doğumlu anne)

Asası: Unicorn kılı, esnek

Mezun Olduğu Okul: Hogwarts (Gryffindor)

Mesleği: Mekan Sahibi

Fiziksel Özellikleri: Ortalamaya yakın boy uzunluğuna sahip Rosé, sarı renk ince saçları ve mavi rengi andıran gözleriyle babasına göre dünyanın en güzel kadınıdır. Tırnaklarını muhtemelen çok az uzatmış olarak görebileceğiniz genç kadının küçük biri yüzü ve ayrıca açık ancak hafif soluksuzluğu andıran güzel bir teni vardır. Alnı geniştir.

Kişisel Özellikleri: Bir çok şeyden önce merakı, hayal gücü, cesareti ve sadakati ile ön plana çıkan genç kadın aslında bir noktasında içe dönüktür. Genelde yaşadığı olayda umursamaz hatta alayla davranır. Duygusallığını belli etmeyi sevmez. Fazlası ile inatçı yönünün yanında, heyecanını asla saklamaz. Kendisinin de bilmediği çok hali vardır ve kararsızdır.

Karakter Hikayesi: 1845 yılının baharında İngiliz bir çiftin dünyasına gözlerini açtı küçük kız. Minik ellerini bırakmayan annesi ve babası ile 7 yaşına kadar Norveç'te resim çizerek, oyun oynayarak hayal kurarak yaşayacağı tüm zorlukları bilmeden yıllarını geçirmişti Gwen Rosé. Büyüdüğünde hafızasında olmayacak bir çok anı ile birlikte tekrardan ülkelerine döndüklerinde, sanata karşı olan aşkının mimari yani babası ile geçirmeye çalıştığı zaman artırmaya çalışmış hatta resim, müzik, kendince dans, takılar onun için nefes almak olmuştu. Bütün bunların dışında yapmayı en çok sevdiği başka bir şey de annesi ile geçen "Çiçek günleriydi". Her hafta çiçekler ile ilgilenerek birlikte zaman geçirmek anne kız ilişkisi için ne güzeldi...

"Ben büyüyünce babam gibi olacağım!"
Bu küçük Rosé'nin en sevdiği sözüydü. Büyücülük dünyasında büyüdüğünü ya da içindeki sihiri her zaman hissettiğini düşününce Hogwarts mektubunun gelmesini sadece sevinmişti. İçinde o tahmin edilen büyük heyecan yoktu. Ancak o heyecanı Dragon yolunu ve kalabalığı gördüğünde görebilirdiniz gözlerinde. İlk mutluluğu ilk asası olmuştu tabi. Her şeye isim takma huyu olunca da unicorn kıllından özünü almış onu ifade eden adasına "Kraliçenin hediyesi"* demeye başladı. Tutma yerinde sarmaşık bir taç gibi yüzük boyutunda 'Sarmaşık halkası' var olan asa gül kurusu renginde ve incedir.
Etrafındaki yontma şekiller ile tam da Gwen'e uygun olan bu tahta parçası yıllarca hiçbir zararı uğramamıştı.

Tabii yaşlı ama hareketli siyah renk kedisi Dayuşka'yı unutmamak gerek. Hogwarts'a giderken birinci en iyi arkadaşı bu yaramaz kedi olmuştu. Gidiş denilince de alışveriş, hazırlanma ve kalan her şeyin tamamlandığı okul haftasında zıplamaktan ayakları ağrısa da kim o kadar insanın içinde bu sevincini saklayabilirdi ki? İlk gördüğü zamanı unutamıyordu yerinde durmayan küçük cadı. Ancak tek bir şeyi unutmuştu. Ayrılık...
Ağlayarak bindiği tren belkide uzun bir süre ona çekici gelmemeye başlamıştı. Bunun doğal mı yoksa anormal mi olduğu bilinmez ancak kısa sürede gülümsediği bir gerçek. Bu gülümsemenin sebebi ise ikinci en yakın arkadaşı ve kompartıman eşi Cyrus!

Yolculuğun her geçen zamanı daha ra büyük bir merak hissettiriyordu tüm öğrencilere. Her beklemek sonuç verir mi bilemez ama beklediğine değdiğini söylemişti Rosén. Tüm o merak, hayaller, sohbetler, beklemeler sonunda bitecekti. Çünkü karşılarında o kocaman şato, okul ya da her ne denilirse denilsin Hogwarts vardı.

Nefes almayı hatırlamak gibi sinir bozucu geçmeyen heyecan, eski şapka kafasından bağırmaya hazırlandığında da devam etmişti. Şanssız mı şanslı mı tartışılacak şekilde önceki öğrenciler gibi hızlıca söylenmeyen binası yüzünden o kadar gergindi ki bir an hiçbir yere yerleşemeyinceğini düşündü tatlı cadı. Böyle anlatmış olabilirdi herkese sadece gerçek zamanda bu sadece yaklaşık 1 dakika sürmüştü.
Trende tanıştığı arkadaşı Cyrus Hufflepuff'da sanki onu bekliyor gibi bir heyecandaydı. Yine de Gryffindor binasına koşan Rosé'yi en çok alkışlayan kim derseniz kesinlikle bu küçük oğlandı.

Rosé akademik olarak iyi diyeceğimiz bir öğrenciydi okul yıllarında. Fazla kötü ders yoktu. Biçim değiştirme en sevdiği ve bu yüzden en başarılı olduğu dersti. Öğrenciler arasında geçen ve büyük sayılmayacak küçük olaylar dışında okul hayatında çok olay yaşamış ve hepsi onun için özel birer hatıra sayılmalıydı. Asıl sorun mezuniyeti yaklaştığı dönemdeydi. (Okul hayatı detaylı eklenecek/güncellenecek)

Mezun olacağı yıl aklında hiçbir fikir yoktu. Çünkü kendini kehanete, resime müziğe, satranca yani kısacası sanata vermişti. Seherbazlık gibi meslekler akılından geçmiyor du ki. Tabi profesörler yönlendirme yapmak istediklerinde de bu ergenlik döneminde olan asi Rosé için sanat düşmanlığıydı. Neyse ki babası ve annesi ise onu istediği şey olduğu şekilde sonuna destekleyeceklerini söyledikleri için bu asilikler sadece sınıf kapılarının arkasında unutulmuştu. Mezuniyetinden sonra yaklaşık 2 yıldan fazla zamanı planlandığı şey için harcamış ve aslında sakin 2 yıl geçirmişti. Bu süre onun istediği şey olması için ön hazırlık gibiydi. Aslında çok fazla olay da yaşamıştı. Pembe ev olsun***, kırılan köprü**** olsun her zaman bir olayda yeri vardı. Siyah yaşlı kedi -tabi Rosé yaşlı olduğunu düşünüyor- dışında tam olarak dostum diyebileceği tek kişi Cyrus ise hiç tanımadığı babası Arostehellow'un yaptığını bildiği meslek üzerinde yürümüştü. Neredeyse** hiç oyuncak sahibi olmamış genç adam bu dükkanda ahşap ağırlıklı oyuncaklar yapıp çocuklara dağıtıyor kalan zamanlarını antika büyülü nesnelere ya da düz muggle antikacılığı yapıyordu. Favori mekanı sayılmazdı yine de gidip Cyrus ile uğraşmak genç kadın için bir zevk sayılabilirdi. Fazla erkek düşkünü sayılmasa da arada yaptığı çapkınlıkları bozması hoşuna gidiyordu arkadaşının. Bunun belli bir sebebi de yoktu tabi -genç kadının bilgili erkeklerden etkilenmesi dışında-

Geldiği 20 yaşında hayatı o kadar hızlı geçmiş gibiydi ki sonunda, hayali olan "Rosé'nin Sanat Bahçesi" kapıları sonuna kadar açıldığında oturup bu zamanı düşünme fırsatı olmuştu. Bir süre kendine gelmek için sık sık yaptığı at ile gezmeler, keman çalmalar hatta kendi kendine konuşmalar dışında tanımaya başladığı adam hayatına farklı bir hava katıyordu. Ve zaman gibi Gwen Rosé'nin anıları da hızla devam ediyordur...


Karakter İlişkileri

Ailesi:
Raymond Harvey Davis(Babası)
Jane Davis (Annesi, Npc)
Alpharian/Omegan av Thrawsunblat(Asla tanımlayamadığı iki aile dostu)

Yakınları/Dostları:
Oktaryus Ironheart (Yakını)
Cyrus Glenn Norton (Dostu, Npc)


Karakter İle Yazılan Rp'ler:

Yeni Başlangıçlar: Birinci Adım - Solo

Senin Yerin Benim Yerim - Oktaryus Ironheart

[spoiler]*,**,***,****: Karakter ile yazılacak/karşınıza çıkacak roleplay kurgularına gönderme.[/spoiler]